|
||
| Maddi kazanimlarini kaybettikce ozgurlesir,zincirlerinden kurtulur insan bu dogru.. Ama o insanin kafasinin ici ne kadar ozgurdur? | ||
|
||
| İnsanın kafası içinin özgürlüğünü, bir çok dış etken belirliyor gibi gözükse de, aslında kendisine biçtiği kadar özgürdür. Bunun sınırlarını veya sınırsızlığını kendisi belirleyebilir. Bunu belirleyen de yaşam felsefesi ve bunu uygulayabilme gücüdür. |
||
|
||
sonuçta ise ellerimizle hazırladığımız bir tutsaklık... insan kazandıklarının kölesidir ancak her şeyi kaybettiğinde istediğini yapma özgürlüğüne ulaşır asyanın kızı dikkatimi bişey çektide, affına sığınarak sormak istedim. burada demişsinki kaybettikçe özgürleşeksin. sen eyle dedin diye bende kaybetmeyi marifet bildim. malı mülkü yok bahasına elden çıkarmaya başladım. ammaaaa elde ettiğimiz, sahip olduğumuz, bizimle olan şey ya da kişilerin bizi terk etmesini istemeyiz. korkarız onları kaybetmekten. kaybetmekten korktuğumuz bir kişi de olabilir, eşya da... ya da elde ettiğimiz bir başarı, kariyer... sağlığımız ya da girdiğimiz bir yarış... sahiplenmeyle birlikte içimize yerleşen, bazılarında saplantı, bazılarında ise sadece sıradan bir korku, “kaybetme korkusu”. belki bencillik, belki hırs... belki de özgüven eksikliği ya da ölüm korkusu... ya da çok daha farklı bir neden. kaybetme korkusu nedir sizce, neden olur? böyle bir korkunuz var mı? buradada demişsinki, kaybetmekten korktuğunu söylemissin. yani şimdi ne olacak. o zaman nasıl özgür olacağız. ben o kadar malı mülkü boşuna mı elden çıkardım. hatta bizim avradın ölmüş olduğuna kaybedilmiş olarakda sevinmiştim. hangisi doğru, ben ne yapacam şimdi. nolur bana bi izahat verde rahatlayam. |
||
|
||
| kaybetmek ve özgürlük bir çerçevenin iki ayrı köşesi, özgürlük kazanmanın doyum tadıydı, kaybetmek tutsaklğın.... | ||
|
||
| davar çobanı, ne yaptın sen? sen akıllı bir adamsın, şehirli ukalaların lafına bakarak malı mülkü elden niye çıkarıyorsun? hem ayrıca, bu iki konu birbiriyle çelişiyor gibi duruyor, ama değil. kaybetme korkusunu yaşayan kişi o başlıkta da söylediğimiz gibi, kendini yetersiz hisseden, özgüvensiz biri. yani güçsüz... kaybettikçe özgürleşen kişi ise zaten kendisinden başka kimseye veya şeye güvenme gereği duymayan, kaybetme korkusu yaşayacağı değerleri hiçleyecek güçte biri. başkalarına ya da şeylere dayanarak yaşamak ona göre değil, onun amacı zaten bunlardan kurtulmak, özgürleşmek. sen şimdi kaybetme korkusu yaşıyorsan bu başlıktaki gibi özgürleşmeye kalkma ve mallarına sahip çık, davarlarına da gözün gibi bak çoban. hem zaten, kim elindekini satıp savar ki bu dünyada? tersine onları kazanmak için kırk takla atıyor insanlar. dedim ya bakma sen ukalalık yaptığımıza. hani böyle de düşünelim diyoruz işte.
|
||
|
||
| asyanın kızı, bişey söylendiğinde eğer kafama uyduysa, az düşünüp hemen yaparım. kafama yatmazsada duymazdan gelirim valla. izahatinden çok memnun oldum, hemde faydalandım. demek maldan mülkten kurtularak doğru bişey yapmışım, özgürleşmek için. amma asyanın kızı, özgürleşmek hep yalnızmı olur. orası biraz kafama takıldı. çünkü gençliğimizde bizi yetiştirenler demişlerdiki, bak hiç unutmuyorum bugünkü gibim aklımda. toplum özgür olmadıkça, tek başına özgürlük yok... ukalılık olurmu hiç asyanın kızı, bek ne güzel siz şeherliler düşünüyorsunuz, biz köylüler yaşıyoruz. |
||
|
||
eski kulağı kesik solculardan, hııı? sen işini de, gerçeği de bilirsin çoban, konuşturma beni şimdi. ![]() toplumsal özgürlük hepimizin dilediği, bu uğurda çabalar harcadığı, hayal kırıklıkları yaşadığı bir ideal. yani, sizi yetiştirenler bence de doğru söylemiş çoban. doğru olmasına doğru da burada sözünü ettiğimiz bireysel özgürlük, kişinin 'ben'ine ulaşma çabaları belki de. ayrıca "şehirli düşünür, köylü uygular, yaşar" düşüncesi de çok doğru gelmiyor bana. bilinçlenme kişisel çabaların katkısıyla olur. örneğini sende gördüğümüz gibi çok şehirliyi cebinden çıkarabilen köylüler olduğu gibi, şehirde doğup büyüyen ama kör, sağır, dilsiz kalmaya kararlı olanlar da çok var. senin o güttüğün davarların bile anladığını anlamayan çok şehirli bilirim
|
||