|
||
Alıntı insan kazandıklarının kölesidir.. insan kazandıklarının efendisidir.. budur... |
||
|
||
| İnsan kazandıklarına efendilik yapamaz... Kazanmak için; emek harcamak gerekir, zaman harcamak gerekir, belki birilerinin sırtına basmak gerekir, başka insanlara zarar vermek gerekir vs... Bu koşullarda kazanılan madi ve manevi hiç bir şeye efendilik yapılamaz. tam tersine korumak için, kaybetmemek için, ki buna daha fazlasını isteme arzusunu da ekleyince, kazandıklarınız efendiniz olacaktır. |
||
|
||
| Palahniuk : Her şeyi yapabilecek kadar özgür olabilmen için her şeyini kaybetmen lazım. Yukarıda gördüğüm anda kapıp geldim, konuya katılımı olsun palahniuk'un da
|
||
|
||
| bide,herseye sahipken özgür olmayı başaranlar var ki bence onların özgürlüğü daha kıymetli..eğer öle kıstas varsa tabii.. | ||
|
||
| her şeye sahip olanlar da ellerindekini kaybetme kabusuna mahkumlar ve o korkuyla tam özgür olamıyorlar sanırım. | ||
|
||
| zaten bu bağlamda,onların özgürlükleri daha kıymetli demiştim asya..bunu başaranlarda var sanırım,her ne kadar,yüzdeye vurursak,çok çok küçük bi rakam cıksa da.. şimdi aklıma rahmi koç geldi nedense,dünya turu falan yaptığı,şirketi oğluna bıraktığı felan..acaba dedim,her,her,herseye sahip olmak da özgürleştirir mi? düşünmeden soruyorum tabii
|
||
|
||
her, her, her şeye sahip olanlar öncelikle kendilerinden medet umanlar tarafından kısıtlanıyor olamazlar mı? malını mülkünü oğluna teslim etse de rahmi koç gerçekten özgür müdür, bunu ben de merak ediyorum ama bir de şöyle düşünelim: kazandığı malvarlığının sorumluluğunu oğluna bıraktıkça özgürleşiyor değil mi? kendisinde kalan mal varlığı, ne olursa olsun ona birtakım sorumluluk ve yükümlülükler getiriyordur ve bu da ayak bağı oluyordur diye düşünüyorum. |
||
|
||
aslında haklısın galiba,kazandıklarını birine emanet,teslim etmek de bi çeşit kaybetme olarak görülebilir..gerci bu daha kurnazca ama sonuç pek değişmiyor
|
||
|
||
tabii, bu durumda "ille de özgür olmalıyım" diyebilir mi insan her şeyi teperek, bu da ayrı bir konu.
|
||
|
||
çok alakasız görünse de özgürlük-kölelikten aklıma geldi de..insanlar sevdikçe köleleşiyor olabilir mi? aslında kadınlar dicektim..de kızmasınlar diye diyemedim
|
||
|
||
| yok yok, korkmadan söyle tango. belki bu şekilde şapkamızı önümüze alır biraz düşünürüz. bence de kadınlar sevdiklerinin kölesi oluyor genelde; kişiliklerini, özgürlük ve bilinçlerini yok sayarak erkeğinin yörüngesinde dolaşıp duran uydulara dönüşüyor. bunun nedenlerine girmeyelim burada ama, konu sapmasın. ![]() yaaanii tangocum, sana da bravo. hangi başlığa girsen dönüp dolaşıp kadınlara vardırıyorsun muhabbeti.
|
||
|
||
Alıntı Kazanmak için; emek harcamak gerekir, zaman harcamak gerekir, belki birilerinin sırtına basmak gerekir, başka insanlara zarar vermek gerekir vs... Niçin kazanmayı bu kadar olumsuzlamışsın? |
||
|
||
Alıntı Kazanmak için; emek harcamak gerekir, zaman harcamak gerekir, belki birilerinin sırtına basmak gerekir, başka insanlara zarar vermek gerekir vs... Niçin kazanmayı bu kadar olumsuzlamışsın? Kazanmak için sizce başka neler yapılıyor? Emek ve zaman harcamak zaruri, diğerleri ise insanın doyumsuzluğu değil mi? |
||
|
||
Önce bahsedilen kazanımlar konusunda anlaşmamız gerekiyor sanırım. Genellikle madde bağlamında düşünülmüş konu, dolayısıyla akla şer yöntemler gelmiş. ![]() Ben daha farklı bir bakış açısıyla düşünmüştüm; bilgiyi,sevgiyi kazanbilirsin mesela ve onların hem kölesi hem efendisi olursun. Mesela "bilgi"ye ulaşırsın öğrendiğinin kölesi olursun aynı zamanda bilgi ile yönetmeyi öğrenirsin ya da çocuğunun sevgisini kazanırsın, bu sevgi seni hem çocuğa -mecaz anlamda-köle yapar hem de seni çocuğa hakim kılar... bunun gibi |
||
|
||
Aslında bir mesajımda "maddi ve manevi" vurgusunu yapmıştım. ![]() Sizin saydığınız; sevgi, bilgi gibi kavramlarda ise eğer, kazanım karşılıklıysa ne efendilik yaptırır ne de kölelik. Doğal ve insani olanı da budur, diye düşünüyorum. Sevgi karşılıklı değilse kaybedilmelidir, sonunda kölesi yapar insanı... Bilgi ise doğru kullanılmazsa, yine kölesi yapar insanı. |
||