|
||
| ''Uçur Diye Ey Aşk'' şair Ataol Behramoğlu'nun kendi hazırladığı şiir antolojisi. Parantez içindeki alt başlığı da ''Türk ve Dünya Edebiyatından Tematik Aşk Şiirleri Seçkisi'' Şair bu antolojiyi hazırlarken çok zorlanmış . Sebebi de çağdaş Türk şairlerinin sevişmeyi anlatan şiirlerinin azlığıymış . Bir tv programında anlatırken bunları , resmen şikayet ediyordu sanki ve gerek Halk Edebiyatı'nda , gerekse Divan Edebiyatı'nda asla utanılmadan her türlü aşkın anlatıldığını vurguluyordu. ''Uçur Diye Ey Aşk'' ; Bir aşkın bütün evrelerini şairlerin şiirleriyle nasıl anlattığını gösteren bir antoloji. Şiirlerle başlayan ve şiirlerle biten bir aşk hikayesi. Kitabın bölümleri ise şöyle : Sezişler , Ürperişler , Buluşmalar , Sevişmeler , Ayrılışlar-Yitirişler , Özleyişler-Anımsayışlar Bir kızı ya da bir erkeği uzaktan hislenmeyle başlayıp , tanışıp sevişmeyle, oradan da ayrılık ve özlemlerle sona eren aşk serüveninin her aşamasını anlatan şiirleri seçmiş Behramoğlu. Sadece Türk Edebiyatı'ndan değil , dünya edebiyatının ünlü isimlerinin de şiirleri var . Aşkın sevişmeye kadar ki bölümüne ayrılan şiirler 84 sayfa sevişme kısmı 35 sayfa ayrılışlar-yitirişler , özleyişler-anımsayışlar 110 sayfa ''Hüzün ki en çok yakışandır bize'' diyen Hilmi Yavuz'un tespitini de doğruluyor bu sonuç . Türk şairi de acı çekmeyi ve bunu yazmayı seviyor çıkan sonuca göre ![]() Kitaptan küçük bir alıntı ile son vakti ; ...''Vakit yok artık öğrenmeye hayatı Ağlasın birlikte yüreklerimiz gün ışıyıncaya dek Küçümencik bir şarkı için bile nice mutsuzluk gerek Bir ürperişi bile nice mutsuzlukla ödemek Bir ezgi için bile nice gözyaşları dökmek Mutlu aşk yoktur Hüsranla bitmeyen aşk yoktur Yara açmayan aşk yoktur kalpte İz bırakmayan aşk yoktur insanda Mutlu aşk yoktur İkimizin aşkıdır bu gene de''... ''Bütün şairler aynı hızla nasıl seviştiğini anlatıyordu, Birinciliği Cemal Süreyya'ya verdiler .'' diyen Özdemir Asaf'tan ilhamla ; KIRMIZI BİR KUŞTUR Kırmızı bir kuştur soluğum Kumral göklerinde saçlarının Seni kucağıma alıyorum Tarifsiz uzuyor bacakların Kırmızı bir at oluyor soluğum Yüzünün yanmasından anlıyorum Yoksuluz gecelerimiz çok kısa Dört nala sevişmek lazım CEMAL SÜREYA |
||
|
||
| Ataaol behramoğlu geneli baz alarak konuşmuş,şairlerin hası İsmet özel bu konuda çok cesur davranmış,kendisini hiç baskı altında hissetmeden,duygularına ket vurmadan yazmış doğruluğu kişisine göre tartışılabilir fakat gerçek bir şairin duygularının kaleme dökülmesi aşamasında bir duygu hırsızlığı yapmaması gerekiyor.İsmet Özel den bazı örnekler verelim şimdi... Geceleyin Bir Koşu Hirliyim, böylece büyüyor baldirlarim ve boynumun öpülen yeri iri bir kus kendini agartiyor koltukaltlarimda geceyi hor görüyorum böylece gecenin bütün itligini irkilip terliyerek bir erkek sesi olarak yatagimda tanrim, Pekos Bil'im gözet beni Beni çünkü buram agrir, bacaklarimi hor görürüm aynalarda bagrima bir gül tünemistir, kanar yanaklari bir oglanin yagmurdan hüznü hor görürüm çürütür çünkü o kusu koltukaltlarimda hirliyim böylece büyür askin bir salgidan öteye geçemedigi tanrim, Pekos Bil'im üsüt beni. Üsüt, yirtsin öpüslerimi pasli tenekeler, soyunup org çalayim ceketimle örteyim gecenin bütün itligini tanrim, Pekos Bil'im uçur beni. İnce Sızı Var mıdır nalçaları sevincin gün tene değince kanatları uzar mı derin bir secde gibi rüzgara aşılanmak dostları düşünmenin çarpıntısından mı Yokum arkadaş düşünmekle varılan tada hayata yalnızca kafanı banmak gövdende namusluca güdebilmek sevinci elbet burkulup kalmaktan iyi. Kara gözlerimde uğuldayan bu değil ancak elde tüfek, elde alet, yürekte kor cebelleşmek yalanla, kirle, tahvilatlarla damarlarına papatyalar doldurarak bir serinlik olup dünyaya sokulmak ben bir deli fışkın değil miyim sahibim Köroğlu'nun da sahibi değil mi ve çocukların ezbere bildiği gömleğimin kendirini kendim ekmedim mi Öyleyse arkadaşım sinem kanayadursun ta ki sürgün ya da mahpus kırışıklar yerine yüzümüz köylü ve gurbetçi yanıklığa dursun sevmekle doğrulanmıyor madem kalbimiz girelim yarimizin avlusuna tam tekmil ve mürdüm erikleri ve dopdolgun elmalarıyla o bahçede o geniş kalçalı yarimizi dört kere. (1968) . İsmet Özel Sabah Ayartmasi Bağrı çok savruk da olsa sabah günün en çıplak vaktidir günün en çıplak kuşları gezinir orda ve ilkin loş bir yürek çarpıntısıyla uyur göğsümün bedenimin çaşıtları bütün çaşıtları uyutur sabah kuşların, kuşların uçuşlarını da. Sabah ki aklını çeler bir kuzgunun götürür ıssız bir sorumluluğa ama gitmeyen o simsiyah tad ağzımda ve buramda coşkun göğertisi orospuluğun bulanık, aç ve sonuna kadar cesur Buramı öpesi gelir kuşların kuşların heryerimi öpesi gelir uzanırım aç ve sonuna kadar cesur sabah günün en kıskanç vaktidir. Akıtıp beyaz bir bedeni boğazıma yakıp çağlardan artan iniltileri ağlayışlar ve bakışlar üstüne getirilen sabahtan sonra getirilen nedir? Kamyon tadında ve dağınık olan nedir? Çaşıtlar uyudu, kuşlar çıplak.. Sabah ormanın ağza bıraktığı ıssızlık gibidir sabah günün el değmemiş bir vaktidir (1964) . İsmet Özel .Örnek çok var fakat bu kadar yeterli sanırım.. |
||
|
||
Şimdi raks zamanıdır konu başlığı adına .Teşekkürler gobilibozo |
||
|
||
ne demek efenim Üstadı zikretmeden geçmek istemedim
|
||