SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Sosyalistlerle Muslumanlar arasinda bi ittifak mumkun mudur?

Sayfa: [ 1 ] 2

24.04.2005 19:57:49
ya sanirim once konuyu acanin dusuncelerini bi miktar belirtmesi adettendir ama bu seferlik ben -tabi konu tartisilirsa- biraz tartismayi izlemek istiyorum. ama soyle sorular sorulabilir;

1- mumkun degilse neden?
2- mumkunse imkanlar nasil yaratilabilir?
3- hangi zeminlerde bir araya gelinebilir?
4- latin amerikadaki "kurtulus teolojisi" ile baslayan katolik-marksist ittifaki Turkiye'de gerceklestirilebilir mi?

yeni sorular ve tabiki yanitlar sizi bekliyor; saygilarla...

24.04.2005 20:02:32
ya bi anda aklima bi yanlis anlasilma olabilecegi geldi ve onu acmak istedim. burada "musluman" derken dunyaya islamin penceresinden bakan ve siyasal, toplumsal tercihlerini islamin olcutleriyle yerine getiren bi insani kastediyorum. yoksa bi sosyalist bana gore pek tabi musluman olabilir. benim asil kastim kapitalizme karsi orgutsel duzeyde birlesme olup olamayacagi! saygilarla...

25.04.2005 22:16:27
din de kapitalizm içi bir olgu olduğunu belirtirsek, bahsettiğin böylesi bir ittifağın mümkünatı hakkında bir cevap almış olur muyuz sence?

deniz 25.04.2005 23:22:23
sosyalistlerle müslümanlar, cartlarla curtlar,...

hepsi birşeylerin üzerine ittifak kurabilirler.

öenmli olan ne üzerine ittifak kurulacağını tesit etmek.

torq 25.04.2005 23:36:14
Böyle bir ittifak yapılsa bile, ancak geçici ve tek bir amaca yönelik olarak bir araya gelebilirler. Her iki düşünce sisteminin de olmazsa olmazlarını sıraladığınız zaman, son analizde tümüyle birbirlerini yok etmeye yönelik hareket etme zorunluluklarını farkedersiniz.

Bu duruma örnek vermek gerekirse 1979 İran Devriminden söz edebiliriz. O dönemde iran şahı rıza pehlevi, askeri diktatörlükle yönettiği ülkesinde her çeşit muhalefeti sindiren ve insan haklarına karşı acımasız bir baskı yöntemi izleyen bir adamdı. Humeyni de mollaların desteklediği dinsel lider olarak Fransa'da sürgünde yaşıyordu ve uygun bir anı kollayıp ülkesine dönmek istiyordu. İran'daki solcular ve komünistler mollalarla bir araya gelerek rıza pehleviyi düşürdüler ve Humeyni ülkesine dönerek cumhurbaşkanı oldu. Doğal olarak kendisini destekleyen mollaların istediği şekilde bir islam cumhuriyeti kurdu. İlk yaptığı icraat da devrim için kendilerini destekleyen komünist TUDEH partisinin tüm üyelerini kurşuna dizmek oldu. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur diyerek bir araya gelinse de bunun  çok kısa ömürlü olması kaçınılmazdır, çünkü düşünsel bazda hiç bir ortak payda yoktur.

02.05.2005 22:16:22
kendimden alıntılıyorum Smiley :

temel olarak kabul edilen şartlardan biraz daha derine ve bütüne baktığımızda pek mümkün görünmeyen bir düşünce.

islamiyet sınıf uzlaşmacılığından yanadır, eşitsizlik ve savaşlara karşı bir mücadeleyi değil, islamiyet dininin yayılmasını ve mümin/kafir savaşını temele alır.

erkek ve kadın konusunda tavrı son derece açıktır, toplumcu, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anlayışla kesişmesi mümkün değildir.

sınıflar konusunda islamiyetin tavrı, "insanları sınıf ayrımı yapmadan eşit kabul etmek"tir, bu "halkçı" anlayış, sınıf mücadelelerinin derinleşmemesi için iktidarlar tarafından empoze edilen bir anlayıştır, insanları sınıf ayrımı yapmadan eşit saymak, insanları eşit ya da özgür yapmaz.

diğer ayrım noktası, eğitim ve toplumsal yaşantıda seküler anlayış konusundadır.

sosyalizmin ve islamiyetin adalet vurgusu, zaman zaman yakınlaşmalarına sebep olsa da tarihte görülen örnekler bu yakınlaşmaların çokta hayırlı olmadığı yönünde, ekim devrimi sonrası inananların durumu ve iran devrimi sonrası solcuların durumu düşünülürse..elbete her zaman böyle olmak zorunda değil fakat pratikler önemlidir.

belki sosyalizmi, yalnızca bir ekonomik sistem olarak ele alırsak, islamiyetle yakın düşmesini sağlayabiliriz ki, sanıyorum ne islamcıların, ne de sosyalistlerin böyle bir dert veya arayışı söz konusu değil. zira islamiyet, insanlığın ihtiyacı olan ve doğruluğu kesin olan bilgilerin, kutsal kitabında, peygamberinin uygulamalarında ve din büyüklerinin çeşitli alanlardaki -hukuk, siyaset vs- çalışmalarında var olduğunu düşünür.

02.05.2005 22:42:14
İttifak mümkün değilse  o zaman bütün gruplardan biri geride kalana kadar savaş sürecek demek ki..

Geçici olarak ittifaksa grupların tümünün yanyana yaşayabileceği bir gelecek için yapılırsa anlamlı olacaktır.Aynı yeri istediklerinde uzlaşmaları bu iki kesimin bence de mümkün değil.İdeolojilerinden çok benliklerinden-egolarından dolayı  ama.

03.05.2005 20:12:43
tartismanin evrildigi noktada sanirim soz konusu bi ittifakin pek de mumkun olamayacagi dusunuluyor. ama ozellikle Sodhym'in soyledigi bi kac sey cok onemli! islamiyetin, bu dininin yayilmasini ve mumin/kafir  savasini temele almasi Max Weber'in yaklasimini ortaya koyuyor. ancak bu yaklasim yanlis olmasa da eksik bir yaklasimdir da! ben, din-disi biri olarak islamin bu denli dar bir kategoriye sigdirilamayacagini dusunuyorum. soyle ki, katolikler icin de mumin/kafir karsitligi son derece belirgindir. ancak latin amerikadaki kurtulus teolojisini ortaya cikartan katolik rahiplerin pek cogu bu konuyu vurgular ve soyle ekler: "dunya asil olarak ezenlere ve ezilenlere ayrilir. hristiyanlarin savasi ezenlerledir". (bunu yazarken benim de kaygim olumlu pratiklerden ornekler verebilmek.) islamin ve aslinda hemen her semavi dinin ortaya cikisi alt siniflara dayalidir. o nedenle islamin mayasinda da sinifsal bir karsi cikisi bulabilirz.

ama bu noktada su soru cikiyor ortaya, turkiyede muslumanlarin veya sosyalistlerin bir ittifak derdi var mi? bu, turkiyede 70lerde belli donemlerde mumkun olabilmis. ornegin islamci bir dergi kapagina Mahir Cayan'in fotografini basarak soyle yazmis "taraf olmayan bertaraf olur!". ozellikle Cayan'a ciddi saygi duyarlarmis. cunku Cayan her gittigi yerde islama olan saygi ve sevgisini vurgular ve alttan alta bir ittifaki ararmis! bugun ise muslumanlarin pek boyle bi derdi yok gibi gorunuyor. AKP ve REFAH cizgisi hic sola yakin hissetmedi kendini. hele ki AKP kapitalizme tam uyumu gerceklestirebilmek icin tam gaz ilerliyor. ama tabanda ne var bilinmez. sosyalistlere gelince, bilindigi gibi sosyalistler arasinda da bu konuda fikir birligi yok. daha somutta soylemek gerekirse, TKP tum dinsel hareketleri dinci-gerici olarak kodlama egilimindeyken, ODP ve SDP (ve belki biraz EMEP ve DEHAP) muslumanlarla bi ittifak arayisina sicak bakiyorlar. tum islami gerici olarak kodlamiyorlar. yani sosyalistlerin bi cabasi var.

su konuda teorik bi hataya dusmemek gerekir. sinif soyut bir kategori, bir kurgu degil, somutta kendini hissettiren maddi (ve hatta manevi) yasam kosullaridir. sinif bu anlamda "vardir". bir iscinin ya da issizin kendini musluman olarak ifade etmesi, onun sinifsal yapisini degistirmez! yalnizca sinif bilinci yoktur denebilir! bu nedenle Marx'in o unlu sozlerinde diyalektik bicimde vurguladigi gibi, din hem afyon hem de o yasam kosullarina karsi bir protestodur! bugun turkiyede AKP'ye oy veren ve kendini musluman olarak tanimlayan insanlar da 2 gun once isci bayraminda su slogani attilar "gun glecek, devran donecek, AKP halka hersap verecek". yani sunu demek istiyorum, muslumanlarin ittifak gibi bir derdinin bugun olmamasi aslinda cok da buyuk bi sorun degil, cunku nihai olarak, kapitalizmin ilerledigi noktada bu sorunla yuzlesmek zorunda kalacaklardir. tabi o gun ne olur bilemem. cevap bence bugunde sakli!

islamin tavrinin "insanlari sinif ayrimi yapmadan esit kabul etmek" olsa bile, maddi yasam kosullari ve kapitalizmin her tur duyguyu (dayanisma, kardeslik, yardimlasma vd.) metalastirma gudusu muslumanlarin bu esitligi saglayabilmek adina harekete gecmelerini saglayabilir diye dusunuyorum.

buz'un dedigi uzlasmaz egolar aslinda her tur kurumsal yapinin icinde var. o nedenle bence hakli ancak bu konuyu biraz acmak gerek!

bir de torq'un bi cumlesine pek katilmiyorum. muhakkak ki iki grubun da kimi olmazsa olmazlari bi ittifaki zorlastirabilir ancak, birbirlerini yok etme amaci tasidigini pek dusunmuyorum. ornegin Fidel Castro'nun guzel bi sozunu aktarmak isterim: "bizim, oldugunde, sehit olan oglunun yanina gidecegine inanan bir annenin inanciyla ne sorunumuz olabilir ki?". bu cumle basit ama cok anlamli bence. bu cumle, insanlarin inanclarina karismamak gerektigini vurguladigi gibi, ustu kapali bicimde bu inanclari siyasal alanda kullanmanin sorun yaratabilecegini de ima ediyor. Sovyetlerde Stalinin bi donem sag kolu olan ama sonra idam edilen Galiyev de inanclara baski uygulamamak gerektigini, zamanla sonumlenmesinin beklenebilecegi siyasetini dillendirmistir. ama bu yok etme imasi tasimamaktadir. bugun kemalistler bile bu denli acik goruslu degildirler. turbana karsi olduklari gibi, kimi kemalistler turban takilmasinin bile yasaklanmasi gerektigini ifade edebilmektedirler!

arkadaslar bu tartismanin cok verimli oldugunu dusunuyorum. bence tartismaya devam edelim. saygiyla...

deniz 03.05.2005 20:56:05
işin aslı, temel felsefe sorusu "iyi-kötü" ye dayanıyor.

arafın verdiği örneklerde iyi ve kötü kavramlarına ortak yaklaşım gösteren çevrelerin işbirliğinden bahsedilebilir. ve genelde de 'maalesef' her fikir hemen hemen benzer iyileri savunur.

halbuki tüm bu ideolojiler harekete geçtikleri andan itibaren hedef sapmasına uğrarlar.

araç olması gereken ideolojinin kendisinin, eylem format ve araçlarının kutsallaşmasıyla yol ayrımları ve karşılıklı saflaşmalar ortaya çıkmaya başlar.

ben bu yüzden tüm insanların üzerinde uzlaştığı asgari iyilikleri gerçekleştirmek için farklı ideolojilerin üniformalarının çıkarılıp herkesin kendi özgün bireysel üslubu ile cemaatler yaratmadan birşeyler yapması taraftarıyım.

bu durumda ideolojiler düşmanlıklar üreten fikirler yerine herkesin kendi bireysel üslubunu üretmesine yarddım edecek kaynaklar haline dönüşecektir.

bahsettiğim formatta üdeoloji algılama neticesinde insanlar ortak çalışmalar gerçekleştirebilirler.

çok da güzel olur bu  Smiley

torq 15.05.2005 03:52:12
Olaya ideolojik açıdan yaklaşıldığında sonuçlar bizi yanlış yerlere götürür, bu nedenle tüm olguların perde arkasındaki gerçekleri ortaya koyarak tartışmanın yararlı olacağını düşünüyorum.
Yukarıda sayılan islamiyet, sosyalizm gibi kavramlar yerine başka kavramlar koyduğumuzda durumda bir değişiklik olur muydu? Örneğin islamiyet yerine hıristiyanlık, sosyalizm yerine faşizmi oturtsak varılmak istenen noktada ne kadar değişiklik olurdu?

Tüm ideolojiler (dinler de birer ideoloji sayılabilir), sonuçsal açıdan bakıldığında, insanları kullanarak gücün belirli bir düzen içinde ele geçirilmesi ilkesine dayanır. Böylece karşı görüşte olanların yok edilmesiyle oluşacak alana kendi egemenliğini kurma olanağını bulmuş olacak, başka bir deyişle kaynakları ele geçirerek rahat yaşamayı seçecektir.
Bu duruma biraz güvenlik açısından da yaklaşabiliriz. Kişinin yaşama içgüdüsü, toplumsal hale geldiğinden devlet, ulus ya da ümmete dönüşür. Bu içgüdü ile hareket eden kitleler, karşı kitleyi yok ettiğinde kendi yaşama alanını garantilemiş böylece kaynakları elinde bulundurarak daha uzun süre yaşamasını garanti altına almış olur.

17.05.2005 15:55:51
sosyalizmin içinde olsa olsa bozulmuş bir din olabilir(gerçy bu da imkansız ama) ,kapitalizm ve müslümanlık he... aman da aman... ona da hristiyanlık filan girebilir  Wink komikk
      müslümanlşığı gerçek müslümanlığı niye sosyalizm ve ya başka bir izmle bağdaştırma ihtiyacı hissediyorsun ki... senn müslümanlığın beslendiği kaynaklar o kadar basitt mi veya bu kaynakları sosyalizm ne ölçüde ikame edebilir...
     gerçy müslümanlığın şu andaki uygulanabilirliği(veya benim aklımda ky müslümanlığın) ütopya ama ütopyamın bile böyle yargılanmasına veya yargılanmadan birleştirilmesi garip...

17.05.2005 16:00:51
yazmayı unnnutumm sözünü ettiğin sosyalistler kim ?

21.06.2005 02:53:39
plastigin de torqunda dedikleri  dogru aslında.

aklıyla müslümanlıgı yaşayan (yani safsatalara inanmayan,yada pragmatik bi amaç için inanmayan gönülden inanan) biri bnce rahatlıkla sosyalizmle bütünleşebilir ama 2si farklı şeyler biri bi üst kimlik  ırk gibi bunun sosyalizmle uyuşmayacak bi yönü yok bnce müslümanlık açısından düşünürsek devrim mücadelesiyle, cihatda çok farklı degildir.2side karşı çıkıştır  cihat hernekdr faşistçe ve adaletsiz görülsede bi manada insanlıgın iiligi için degilmidir(dogru yolu göstemekgibi) bi müslümanın gözüyle diger manadada eşitsizlige karşı dogmazmı cihat(putperestlerin müslümanları ezmesi gibi).
birey açısından dünyaya müslümanlık penceresinden bakan bi insan eşitlik,adalet, güçsüzün ezilmemesi gibi konularda sosyalizme ilgi duyabilir.tabi bunlar birey açısından düşünürsek.

ama toplumsal açıdan düşünürsek kendini müslüman olarak gören bi topluluk yada olusummu denir nese onun sosyalist fikirleri benimsemesi bnce daha zor olur.
enolası cevap ortak bi amaç için "stratejik ortaklık" yapma olurdu heralde. (emperyalist güçlerden kurtulmak gibi)

deniz 21.06.2005 09:05:47
temel dürtüler aynıdır.
ideolojiler sadece bunlara farklı isimler takar ve moda trendlere eklemlerler.

hepsi farklı lügatlarda yazılmış aynı hikayeler.

07.07.2007 20:58:44
ABD’ye karşı “ittifak hattı”

Hugo Chavez, ABD’nin “şeytan hattı” nitelemesine karşı “ittifak hattı” kurulacağını, “birleşmek ve çok kutuplu bir dünya kurmak istediklerini” söyledi. İran’la Venezuela arasında yapılan ticari anlaşmaların sayısı 181’e, hacmiyse 20 milyar dolara ulaştı.

DIŞ HABERLER Dün biraraya gelen İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, ABD'ye karşı iki ülke arasındaki ittifakı güçlendirmeye karar verdi. Ekonomik işbirliğini artırma konusunda bir dizi anlaşmaya imza atan devlet başkanları ortak bir petrokimya tesisi kurulacağının haberini verdi.
Rusya ve Belarus'a yaptığı gezilerden sonra İran'a gelen Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, ABD'nin "şeytan hattı"nın bir parçası olarak tarif ettiği İran'da gazetecilere verdiği demeçte "Birlik içinde olacak bu iki ülke Kuzey Amerika emperyalizmini yenecek" dedi. ABD'nin İran'la işbirliği yapmasına gösterdiği tepkiden bahseden Chavez "Ben İran'a geldiğimde Washington üzülüyor" dedi.

ABD'nin Irak'a yaptığı işgalden bahseden Chavez, işgalcileri yüzyıllar önce Latin Amerika'yı işgal eden Avrupalı sömürgeciler gibi olduklarını söyleyerek "barbarlar" olarak nitelendirdi. Chavez "İran'ı barbar olarak suçlayanların kendileri barbar" şeklinde konuştu.

OPEC üyesi olan iki ülkenin devlet başkanları günün erken saatlerinde İran'ın Körfez sahilinde yıllık 1,65 milyon ton üretme kapasitesiyle yeni bir metanol tesisinin temel atma törenine katıldı. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad törende yaptığı konuşmada "İran ve Venezuela ülkelerini kalkındırmaya karar verdi ve kendileri ve diğer özgür ülkeler için yeni bir dünya kurmaya çalışıyor" dedi. Chavez ise "Birleşmek ve çok kutuplu bir dünya kurmak istiyoruz" şeklinde devam etti.

Ortak bir tesis olan bu işletmenin yüzde 51'i İran'a yüzde 49'u ise Venezuela'ya ait olacak. İranlı yetkililer ikinci bir metanol tesisinin de Venezuela'da kurulacağını açıkladı. Her biri 650 ila 700 milyon dolar değerindeki tesislerin dört yıl içinde tamamlanması bekleniyor. Bu proje sayesinde İran'ın Latin Amerika pazarına Venezuela'nın da Hindistan ve Pakistan'a ulaşması bekleniyor.

Chavez'in gezisi esnasında iki ülke 20 ekonomi ve ticaret anlaşması imzaladı. 2001'den beriyse yapılan ticaret anlaşmalarının hacmi yaklaşık 20 milyar dolara, sayısı ise 181'e ulaştı.


Sayfa: [ 1 ] 2