SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Nabi Yağcı: Darbeye karşı cephe kurulmalı

Sayfa: [ 1 ]

ice 10.07.2008 15:30:40
Taraf/NEŞE DÜZEL - Istanbul - 01.07.2008
 

Türkiye solunun en parlak beyinlerinden eski Türkiye Komünist Partisi’nin Genel Sekreteri Nabi Yağcı’yla yaptığımız konuşmanın ikinci bölümüne kaldığımız yerden devam ediyoruz...
 

Türkiye’de ‘sol’ ismini taşıyan bazı grupların ulusalcı olduğunu görüyoruz. Sol için ulusalcı olmak mümkün mü?
Hayır, kendine sol diyen ulusalcı olamaz. Bugün bizde sol, oportünist bir şekilde antiemperyalizm diyor ama hepsi de Lenin’i yok ettiler. Hiçbir sol grup ya da siyasi parti bugün Lenin’den söz etmiyor. Oysa emperyalizm, Lenin’in zamanında kapitalizmin geldiği biçimdi. Lenin, emperyalizmi ‘kapitalizmin sonu’ olarak gördü ve ona ‘çürüyen kapitalizm’ dedi. Ama kapitalizm çürümedi, aksine devletçi sosyalizm çürüdü.

Peki kapitalizm ne oldu?
Kapitalizmin potansiyeli bitmedi, üretici güçleri geliştirdi. Devletçi sosyalizm ise geliştiremedi. ?imdi bizde solcular, Lenin’i çıkarıp, onun yerine milliyetçiliği koydular ve milliyetçi oldular. Ellerinde antiemperyalizm diye de içi boş bir kavram var. Aslında antiemperyalizm dedikleri milliyetçilik. Çünkü bugünün dünyasında bağımsızlık milliyetçiliktir. Dün ise bağımsızlık, sosyalist dünyayla birlikte kapitalizme karşı mücadele demekti.

Neden eskiden sol olan ya da kendini sol sanan bazı gruplar bugün böylesine sağa kayabiliyor?
İlerleyemeyen geriler. Eğer ileriye doğru gidemiyorsanız ve yeni düşünceler üretemiyorsanız, eski düşünceleri alırsınız. Bu düşünceler de antiemperyalizm, bağımsızlık gibi artık eski bildik, çürümüş düşünceler olur. Bakın... Türkiye’de vesayetçi sisteme karşı üç tarihsel muhalefet vardı. İslamcı muhalefet, Kürt muhalefeti ve sol muhalefet. Bugün eksik olan sol muhalefettir. Düzene karşı sol muhalefet yok.

Bugün Türkiye’de gerçek solu temsil eden bir örgüt ya da grup var mı?
Olsaydı duyardık herhalde.

Türkiye’de önemli bir kesimin solculuğu, ‘günlük politika’ düzeyinde ele aldığını görüyoruz. Örneğin, AKP’ye karşı olmanın solcu olmak için yeterli bulunduğuna inanılıyor. Bu, solcu olmak için yeterli mi?
Değil. Bu bir takıntı. Dine ve dindara karşı olmayı ilericilik olarak gören sol bir zihniyet var. Bu zihniyet AKP’ye karşı olmayı solculuk olarak değerlendiriyor. Solculuğun bununla alakası yok. Solculuk değişime bakar. Kim değişimden yanaysa ondan yana olur. Kim demokrasiye ve değişime karşıysa ona karşı çıkar. Vesayet rejimine, devletçi ideolojiye, devleti elinde tutan asker sivil bürokratik mekanizmaya karşı olur solcu.
 
Hem AKP’nin politikalarını eleştiren, hem darbeye karşı çıkan, hem de Türkiye için yeni çözümler öneren bir sol örgüt çıkabilecek mi?
Örgüt çıkar mı bilmiyorum ama bir fikir hareketi çıkacak. Çünkü Türkiye’de sivil tepkiler gelişiyor. Bunlar, bütün siyasi partileri etkilemeye başladılar. Sol partilere gelince, onlar hâlâ krizdeler. Bölünmeleri, çatışmaları sürüyor. Kemalizm’in piyasa, devlet, din takıntıları yüzünden donup kaldılar, politika yapamıyorlar. Mesela 28 ?ubat’ta ÖDP’nin politikası “ne şeriat ne darbe”ydi. ‘Peki, ne?’ sorusuna cevap yoksa orada politika yoktur. Siz sol bir partisiniz ve somut duruma bakacaksınız. Hangisi geliyor? ?eriat mı, darbe mi? Sonra da tercih edeceksiniz. Tercih etmeden politika yapamazsınız. Hem o, hem bu olmaz. Sol partiler, meseleye doğru bakmıyorlar.
 
Nasıl bakıyorlar?
Meseleye, ‘AKP’ye karşı sol blok ya da parti’ diye bakıyorlar. Böyle bakılınca, asıl mücadele edilmesi gereken taraf görünmüyor. Bugün darbe tehlikesi var mı, yok mu?  Bu darbe kime karşı yapılıyor? Sol partiler önce buna karar vermeliler. Bugün Türkiye’de bir darbe tehlikesi var. Darbe olacaksa kime karşı olacak? İktidara karşı olacak. Bugün iktidarda kim var? AKP var. Eğer sol olarak siz hâlâ darbe tehlikesi yok diye düşünüyorsanız ve şimdi seçimler için küskünlerle, dargınlarla oy hesapları yapıyorsanız, siz sol politika uygulayamazsınız. Zaten sol bizde politika yapmıyor ya...
 
Politika yerine ne yapıyor?
Sol, politik ilkeleri söylüyor ve bunu da politika zannediyor. ?eriata ve darbeye karşı olmak elbette doğrudur ama bu bir ilkedir. Bu, politika değildir.
 
Geçenlerde Ahmet Altan, “Muhafazakârlar, solcular ve Kürtler, darbeye karşı yeni bir cephe oluşturmalı” diye yazdı. Böyle bir birliktelik için ne düşünüyorsunuz?
Ben de sürekli bunu söylüyorum, ve yazıyorum. Gerçi bu dönemde solda, yeni oluşumlar, bloklar yaratmak için çabalar var ama... Önemli olan bunun politikasının ne olacağıdır. Çünkü Türkiye’de bir darbe süreci yaşanıyor. AB sürecini, anayasa değişikliğini, demokratik reformları destekleyen, darbeye açıkça karşı çıkan bir ‘kararlı demokrasi cephesi’ oluşturulmalı. Darbeye karşı demokrasiyi savunan bu demokratik blogun içinde muhafazakâr demokratlar, liberal demokratlar ve sol bulunmalı. Sosyal demokratlar da bir ihtimal bulunabilir. Zaten sol da ancak böyle bir demokratik blok içinde büyüyebilir. Yoksa sadece yerel seçimleri dikkate alarak küskünlerden ve umutsuzlardan bir sol inşa etmek mümkün değildir.
 
Peki darbe karşıtı bir saf oluşturulabilir mi?
Oluşuyor. Darbeye karşı son yapılan mitingin fotoğraflarında bu vardı. Aslında şunu sormalıyız. Acaba AKP kapatırlarsa demokrasiyi savunma kararlılığı daha mı yükselecek yoksa gerileyecek mi? Benim politik sezgilerim daha yükseleceğini söylüyor. Türkiye’de şu anda bir apoletsiz darbe süreci yaşanıyor. Fiili darbenin koşulları hazırlanıyor. Eğer AKP kapatılır da, onun yerine kurulan parti seçimlerde daha güçlü bir biçimde tekrar iktidara gelirse, 22 Temmuz’dan önceki Cumhuriyet mitingleri tekrar başlayabilir. Dikkat edilirse AKP dikkatli bir politika izliyor. Bu kutuplaşmadan korktuğu için kendi yandaşlarını sokağa hiç dökmedi. Ama kapatılan bir AKP bunu kontrol edemeyebilir. Bu tehlike var. Bu çatışmayı durdurmak için de darbe yapılabilir. Zaten darbeler hep bu gerekçeyle gelmedi mi?
 
Peki... Sol, muhafazakâr kesimi tanıyor mu?
Büyük bir çoğunluğu hâlâ tanımıyor. İslamı tanımıyor. Anadolu İslamıyla Arap İslamı arasındaki farkı da bilmiyor. Tasavvuftan ise haberi yok. Nâzım Hikmet ?eyh Bedrettin Destanı’nı yazdı. Sol bu destanı biliyor. ?eyh Bedrettin’in bir felsefesi olduğunu ise bilmiyor. Nâzım bunu niye yazdı, hiç düşünmüyor... ?eyh Bedrettin’i isyan eden bir şeyh diye biliyor sadece. O isyan bizim hoşumuza gidiyor. Oysa ?eyh Bedrettin bir tasavvufçudur, bir filozoftur. Son derece ileri düşünceleri vardır ve ilk komünistlerden biridir.
 
Muhafazakârlar solu tanıyor mu?
Her ikisi de birbirini tanımıyor. Tanımak için iç içe olmak lazım, diyalog lazım. Yakın zamana kadar İslamî çevreler solu dinsiz, Moskova uşağı diye görüyorlardı. Kanlı Pazar’da öldürmek için üzerimize geldiler. Oysa sol da, İslamcılar da devletçi yapının mağdurları. Kullanılmışlar hep. Ama şimdi birbirlerini tanımaları için bir fırsat var. Artık birlikte sempozyumlar yapıyorlar ve mitinglerde de bir araya geliyorlar.
 
Türkiye yeniden şekilleniyor. Bu şekillenişinde yeni ittifakların oluşmasını bekleyebilir miyiz?
Beklemeliyiz ve oluyor da zaten. Eğer bugün Anadolu’da bir burjuvazi var ise, yeni ittifaklar zaten söz konusu olabilir.
 
Niye?
Çünkü Anadolu’daki burjuvalar nesnel anlamda demokratlar. Gelişmek ve önlerinin açılmasını istiyorlar. Avrupa Birliği’ni istiyorlar. AB’nin de Türkiye’den demokrasi, hukuk, istediğini görüyorlar. Bütün bunlar tabii ki demokratik bir kültürü Anadolu burjuvazisinde de geliştirecek. O zaman demokrasi meselesi sadece aydınların konusu olmaktan çıkacak. Demokrasi talebi bir sınıfsal temele dayanacak. Orta sınıfların demokrasiye kayması Türkiye için çok önemli olacak. Ben bir Marksist olarak sınıfsal analiz yaparak zaten Türkiye’den çok ümitliyim.
 
Değişik fikirlerden ve inançlardan insanlar arasında nasıl bir ortak payda bulunabilir?
Bunun için oturalım Anadolu tarihini öğrenelim. Hoşgörünün edebiyatını yapmaya hiç gerek yok. Eğer Anadolu tarihini, tasavvufunu ve Anadolu hümanizmasını bilirsek bu ortak paydanın bir arada yaşama kültürü olduğunu görürüz.
 
Sınıfların ortadan kalktığı söyleniyor. Sınıflar ortadan kalkıyor mu?
Hayır. Kapitalizm varsa sınıflar da vardır. Sınıflar ancak kapitalizm aşıldığında yok olur. ?u anda kapitalizm aşılmıyor. Kapitalizm üretim güçlerini hâlâ geliştiriyor. Biliyorsunuz Sovyetler’de devletçi sosyalizm üretim güçlerini geliştiremedi ve Sovyetler çöktü. Kapitalizm ise üretim güçlerini geliştirdi. Hatırlayın... Sovyetler’de emek yoğun teknoloji sürerken, kapitalizm bilim yoğun teknolojiye geçti.
 
Nasıl bir dünyaya doğru gittiğimizi düşünüyorsunuz?
Dünyanın nasıl şekilleneceği konusunda Amerika’da başkanlık seçimi çok önemli. Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasındaki mücadele Silikon Vadisi’yle Teksas’ın savaşı aslında. Yani bilişim endüstrisiyle, silah ve petrolcülerin savaşı bu aslında. Eğer mücadeleyi Obama, yani bilişim sanayii kazanırsa, dünyanın önü açılacak. Dünyada değişim demokrasi yönünde olacak.
 
Niye?
Çünkü küresel kapitalizmin devlete ve savaşa ihtiyacı yoktur. Tam tersine onlar için devlet, kapitalizmin gelişmesinin önünde bir frendir. Eğer kavgayı petrol ve silah fabrikatörleri kazanırsa, dünyada gerginlik ve çatışma daha da yayılacak. Çünkü büyük silah fabrikatörleri bu silahları nereye satacak? Eğer silah üretiyorsanız onu satacaksınız. Silahın pazarı da savaş alanıdır. Yeni savaş alanları açılacak ki o silahlar satılsın.
 
Peki... Türk solu bir gelecek tasavvur edebiliyor mu?
ÖDP’de, SHP’de bir arayış var. CHP ise sol değil. Zaten sol derken, onu hiç kastetmiyorum. Bugün Sosyalist Enternasyonal’den ihracı tartışılıyor. Avrupa Parlamentosu’nda bizi, Avrupa solu savunuyor, CHP ise Türkiye’nin AB üyeliğine karşı tutum alıyor. Eğer sol, yaşadığımız darbe sürecinde hâlâ kavganın içinde yer almıyorsa, açıkça bağırarak darbeye karşı çıkanların tarafında değilse, bu duruşun solun kendisini yenileyememesiyle alakası yoktur. Çünkü gördüğünü anlamlandırmak diye bir şey vardır. Bugün Türkiye’ye bakarsınız ve baskılar nereden geliyor açıkça görürsünüz. Baskılar devletten geliyor ve gerisinde asker var, Anayasa Mahkemesi var, Yargıtay var. Bütün bunlar belgelerle açığa çıktığı halde eğer sol hâlâ bunu görmüyorsa, bunun, solun ülkedeki kavganın dışında kalmasıyla ve devrimci enerjisi yitirmesiyle alakası vardır.
 
Türkiye’de sol kendini yeniden yeni koşullara göre var edebilecek mi sizce?
Bence edecek. Olaya sol örgütler diye bakmayalım. Ama seçim hesaplarıyla, bir tarafın küskünleriyle ve diğer tarafın dargınlarıyla birleşme hesapları yapan bir solun hiç şansı yok. Ama bugün Türkiye’de kendini sol sayan, bütün bunların dışında birçok çevre ve insan var. Fikrî canlılık ve arayışlar var. Bu sol, Türkiye’nin içinde bulunduğu bıçak sırtı durumda demokrasiden yana tavır aldıkça, devrimci enerjisini yakalayacak. Dirilecek. Zaten sol hiçbir zaman ezilmişler üzerinden ciddi bir güce sahip olmadı. 
 
Anlamadım...
Ezilenler yıkar fakat kuramazlar. Sol, yeni yükselenle bir araya gelir ve kurar. Şimdi de, insanı merkeze almış bir demokrasi ve özgürlük tasavvuruyla sol yeniden dirilebilir.

dares 10.07.2008 18:12:09
paylaşımın  için  teşekkür....herkesin okuması lazım

11.07.2008 00:55:54
Sol kıçını parmaklamaktan hiç vaz geçmeyecek sanırım.Bir dönem halk'a ve kitlere inebilmek için yumuşattıkları ve evcilleştirdikleri M-L politikaların içine ettikten sonra bu tarz savunma ve temizlenme politikaları çok hoş doğrusu. Halk'a inemiyoruz kitleyle iletişim kuramıyoruz diyen zihniyet M-L literatül'e ait kavramları toplumun sığ yapısına göre tanımlarsa böyle bir sonuç doğması kaçınılmaz. Siz köylü mehmet, hasan efendiyi değiştiremediniz ama onlar sizi değiştirdi. Son dönemlerde okuduğum en güzel yazılardan biri olmasına rağmen kimse günah çıkarmaya kalkmasın herkesin koymuş olduğu pratik ortadadır.

Sayın NEŞE DÜZEL ne diyor !

Türkiye’de sol kendini yeniden yeni koşullara göre var edebilecek mi sizce?
Bence edecek. Olaya sol örgütler diye bakmayalım.
Ama seçim hesaplarıyla, bir tarafın küskünleriyle ve diğer tarafın dargınlarıyla birleşme hesapları yapan bir solun hiç şansı yok. Ama bugün Türkiye’de kendini sol sayan, bütün bunların dışında birçok çevre ve insan var. Fikrî canlılık ve arayışlar var. Bu sol, Türkiye’nin içinde bulunduğu bıçak sırtı durumda demokrasiden yana tavır aldıkça, devrimci enerjisini yakalayacak. Dirilecek. Zaten sol hiçbir zaman ezilmişler üzerinden ciddi bir güce sahip olmadı.


Olaya sol örgütler olarak bakalım hatta sadece olaya değil salt sol örgütlere bakalım!

Onları nasıl susturdunuz,nasıl imha ettiniz, nasıl ırzına geçip tecavüzleri savundunuz bunları değerlendirelim.(M-L) kütüphaneyi derleyip inceleyip günümüze uyarlayacak bu dinamikleri nasıl, ne gibi politikalarla yok ettik NEŞE'li hanım bunlara bir bakalım ilk önce.Solda bağımsızlığın bile çarpıtıldığını,  bugünün dünyasında bağımsızlık milliyetçiliktir derken bu günün ve dünün dünyasında Türkiye’nin içinde bulunduğu bıçak sırtı durumda demokrasiden yana tavır aldıkça, devrimci enerjisini yakalayacak. nasıl bu sözleri söyletip demokrasiden dem vurabiliyorsun.Demokrasi nedir? Sen sol adına yorum yapıp iki sınıfın uzlaşma biçimini bir savaş aracı olarak mı görüyorsun? Ben buna oportünizm diyeceğim ama değil dediğiniz gibi günümüzün şartlarında oportünizmde sarsıcı bir kavram değil, alt üstü uzlaşmacılık, ee uzlaşmak güzeldir zaten.Ben eskilerden bir deyimle amiyane olarak buna politik orospuluk diyeceğim. Bu yazının niteliği ve gidişatı amacı hedeften saptırmaktır.Ve bu nitelik bahar eylemliklerinden 98'e kadar örgüt kaçkınlarında bulunmaktadır.Zira günümüz şartlarında orospulukta artık beden emekçiliği olarak gözükmemekte, fikir ve düşünce kalleşliği olarak nitelendirilmektedir.


Sayfa: [ 1 ]