SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Yan Yaratı ve Eğri Bakış (Anket)

Sayfa: [ 1 ] 2 3

eldiven 10.07.2008 10:01:10
Öyküler
Genel Öykü Ödülleri

Öykülerin beğeni belirlenimi oylamaya sunulmuştur.
Bu gerekli miydi, evet!
Anket yorumlarınızı ve oylamanızı buradan yapın!
Sadece 2 gün var ve anket süresi de 2 gün ile sınırlandırıldı.

Öykü değerlendirmelerini yine Yan Yaratı ve Eğri Bakış başlığı altından yapabilirsiniz. Kanaatimce aslolan değerlendirmedir. Ama anket hedefimize ulaşmamızda bize zaman tayin edecektir.

geçici 10.07.2008 10:16:21
sayın eldiven
anket sonuçlarını takip edebileceğimiz bir bölüm ekleyebilir misiniz.
elinize sağlık tekrar   Smiley

depresif 10.07.2008 10:35:59
pissen in oykusu nerde

eldiven 10.07.2008 11:29:12
depresif;

Öykü yazarları kendi öykülerini oluştururken ayrıca kendi sorumluluklarında olan öykü değerlendirmelerini de gözönünde bulundurmalıdırlar. Lütfen yazarlar için kesif derece önemi olan değerlendirmeleri, kritikleri veya eleştirileri yapalım.

Önemli bir not: Pissen kendi isteği ile öyküsünü çekti. Bazı yazarlarımız bu konu hakkında geri dönüşte bulundular... "neden yok" "oluşturulan formatta üstte adı görünmemesine rağmen altta öyküsü duruyor, neden?" gibi. Öykünün orda kalmasını istedim. Çünkü bu maratona katılım sağlayan bir öyküydü ve yok edilmesine göz yumamazdım.  pissen için değerlendirmeler maratonun (maraton kelimesi hiç hoşuma gitmedi doğrusu, ama yerine koyabileceğim bir kelime bulursanız onu kullanacağım) dışında kalacaktır. Ama yine de değerlendirmelerin yapılması pissen için olumlu neticeler doğuracaktır.

Bu sorulara cevap niteliğinde olsun...

Teşekkürler...

sayın eldiven
anket sonuçlarını takip edebileceğimiz bir bölüm ekleyebilir misiniz.
elinize sağlık tekrar   Smiley

Anket sonuçlarını oy verme işlemi bittikten sonra görebilirsiniz...

fikir 10.07.2008 17:38:47
Öykü maratonunun öyküsü

Bu öyküde yer alan kişiler tamamen gerçek dışıdır. Sıfır Forum’daki benzer isimlerle hiç bir ilgisi bulunmamaktadır.

Düğünümüz var veya haydi son minübüs...

“Bir öykü yazacaksanız.”

Haydi durmayın bir öykü yazın, öyküler alırım, siparişle öyküler yazdırırım. Yarıştırırım sizi, “maratoncu” gibi. Yarışma var, ödül de verilecek, yazın bir öykü siparişimdir. Bakın start verdim gecikmeyin yazın öykünüzü.
Ben de mi yazacağım?
Siz yazın keyfim gelirse yazarım, belki de vazgeçerim.

Ve birden mekan bir düğün salonuna dönüşür.

Ortalık toz duman, eğlenenler, kavga edenler, oynayanlar, dans edenler. Tam bu sırada anons yapılır;

Dostlar hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bakın efendim kimler var aramızda.

İşte ilk olarak “idareten” aramızda “seda”sıyla, hoş geldiniz sevgili idareten, geçin efendim size ayrılmış koltuğunuza.

Ah sevgili “Ayla” nerelerdesin, göndermişsin “.........” aramıza, ama sen yoksun, garip bıraktın koltuğunu.

Şimdi salonumuza “gün kızı” giriyor, “Bir Antika Bakır AnahtaR..”yla. Hoş geldiniz aramıza.

Ve tüm dikkatler, “bayankahvemsi” ve “Vira”nın üzerinde.

Şimdi 19 yüzyıl roman kahramanlarından Rodion’un eşi “bayan_rodion”, “şizofreniye tutulmuş aşk”ıyla katıldı uzun bir zamandan geçip gelerek.

Sevgili dostlar bir telgrafımız var; “Assuva” aramıza katılamayacağını bildiriyor ve mutluluklar diliyor.

Afrika’nın  kanayan çizgisi “ulu nehir”, “yere düşen yeldirme”yle coşkumuza katıldı.

Beklenen bekletmez gelir; “naylon canavar”, “Telebati” saçmalığıyla aramızda.

Şimdi bir cümbüşle “renklerindansı”, “karamuk”larını savurdu aramıza.

Gelmez diyenlere inat, “değişkenruh”, “yaş 34 yolun sonu” diyor da, başka bir şey demiyor.

Kanayan yaramızdan bir çığlık; “78’li matematikçi”, bir “tokat” gibi katılıyor aramıza.

Sokakların usanmaz çocuğu “kirliben”, “ivedik” geliyor fakat, onun yeri burası değil, geldiği gibi geri gidiyor.

Gel vatandaş sen de gel, elinde ne varsa onunla gel. Hiç bir şeyin yoksa, konuştuğunla gel.

Aman tanrım, gelmez diyorlardı geldi. Otoriteme boyun eğdi. “Anarşist”, “Ulu Akhen’in Hizmetkerları”nı getirdi aramıza.

Şimdi kimi görüyorum “ahmed”, “yansıtma”yla aramızda, bakalım hangi duyguyu kazıyacak yüreklerimize.

Işıltılı giysileriyle, “mücevher_r”, “naz” yaparak geliyor.

Ağır misafir en son gelir; “yıkılmayanhükümdar”, “Karga”sıyla renk katıyor.

Ve ben “elgiysisi”, “Şahidi öldür!” dediğim için buradayım.

Yok mu başka gelen, niçin gelmiyorsunuz. Kırmızı elma mı gönderelim illaki. Yarışın, kazanın, yenin... Hala yazamadınız mı bir şeyler. Ne beceriksiz insanlarsınız siz. Kapris yapmayın, davetiye göndermedik diye. Bu bir halk düğünüdür herkes katılabilir. Davetiye yazdıklarımız sizden  farklı değil. Öylemesine aklıma geldi gönderdim onlara davetiye. Zaten bazı davetiye gönderdiklerim bile gelmedi canım sıkkın. O “düşünce”midir ne karın ağrısı, geçen bana mektup yazmış gelmeyecekmiş diye. Neymiş neymiş işleri yoğunmuş. Yalan söylüyor. Her yere gitmesini biliyor. Başka uzun şeylerde yapıyor. bana gelince işleri yoğunmuş. Hadi bee. Gelmezsen gelme. Yazmasını bilmiyorsunuz, yok efendim davetiye gelmemiş, yok efendim juri kimmiş, yok efendim kuralları neymiş, yok efendim ben tek seçiciymişim, daha neler neler.
 
Şurda size bir şans verdik, değerinizi bilin, akıllı olun. Bu işin kuralı mı olurmuş, şartları mı olurmuş. Ben ne diyorsam o. O anki ruh halime bağlı, tepemi attırmayın. Tabii ki sipariş vereceğim, yıllarca sizin keyfinizin gelip öykü yazmasını mı bekleyeceğim. Bana ne bu işin ruhundan, öykün varsa ver, yoksa yaz, yazamıyorsan mır mır etme.

Ben zamanında gelemediğim için değil, siz daha çok katılasınız diye 2-3 defa erteledim durdum. Neresi bunu ciddiyetsizlikmiş. Hem size ne ben ister katılırım, ister katılmam, burası benim evim değil mi?. Misafirseniz misafirliğinizi bilin, gelenler akıllıca otursun, gelmeyenler pencereden içeri laf atmasın. Hey sen, “naylon canavar” çok yaramazsın, al “telebati”ni ve git, gözüm görmesin. Sağda solda da konuşup durma. Aaaaa, olmaz ki!...


........

Naaaannnn, naaannnn....
Haydi son minübüs kalkıyor, kaçırmayın bu minübüsü, yoksa sokakta kalırsınız...
Naaaannnn, naaannnn....

“Ama şoför bey, tam 15 gündür, kalkıyor diyorsunuz, naaaaannn, naaaaannn yapıyorsunuz, bir türlü kalkmıyorsunuz. Yeter arttık sabrımız kalmadı, gidelim yarışalım, kazanalım, çok kazanalım... Hadiii kaptaaaan...”

Dur be ablacım be, acelen ne, bilerek öyle yapıyorum ki, dışarıda bekleyenler kalktığımı düşünüp, minübüsüme binsinler. Daha saatim gelmedi zaten...

Naaaannnn, naaannnn...

..........

Efendim, düğününüz hayırlı uğurlu olsun, cümleten hayırlı yoculuklar... Smiley

MrsBrown 10.07.2008 18:11:20
Öykü yazmayı denediğim, yetmeyip bir de gönderdiğim için, nerdeyse özür dileyeceğim. Öyle bir hissiyat.

Bir yandan, eldivenin isim vererek çağırmasının ardında kötü niyet aranmasını, kötü niyetli buluyorum. Bir taraftan, çocuğun bunu neden yaptığını açıklamasını, hata olarak görüp özür dilemesini düşünüyorum.

Öykü "yarışmaları"nın devam etmesini isterken, ilk etabın bu kadar kırgınlık ve kızgınlıkla sonuçlanması nasıl etkiler diye düşünüyorum.

İnsanların orda isimlerini görmediğinde, neden o an tepki vermediğini ve hatta inadına öykü göndermek yerine, biriktirip biriktirip patlamalarını anlayamıyorum.

Kırıcı olmadan nasıl cevap yazsam diye kırk takla atmam da cabası.

Öyküler güzeldi. İlk kez deneyenler için heyecan vericiydi. Fikir güzeldi. Başlığı okuyanların çoğunun, öykülerden zevk aldığını düşünüyorum.
Rekabet içindeki yarışmacılar olarak görülmeleri, öykü yazanlara yapılan büyük bir haksızlık. Kitap için birbirimizi yiyoruz, eldiven de bunu başlattı ve çanak tutuyor, imajı ise, tersten bakış bile değil. Bakış değil. Hayal kırıklığı yarattı bu kısım bende.

Geçer ama.

10.07.2008 19:00:40
Kırıcı olunması gereken yerde kırıcı olunur.


Rahatça hem de ataraktan....çanaktan.
Bu arada ben oyumu kullandım açıkça belirteyim "MrsBrown" tarafına ulaşıyor çok uzaktan! O kadar yakın ki bu aşındırmalardan etkilenmeyecek denli de samimi.

gobilibozo 11.07.2008 11:14:24
Bu nedir şimdi?Ortada bir kötü niyet olduğunu düşünmek kötü niyetin kendisidir ben yazımda da belirtim eldivenin bunu kötü niyetle yapmadığından eminim fakat niyete göre değil zahire göre hareket etmek durumundayız,ne yani ne niyetle isim ziktetiğini öte taraftan haber alıp ona göre davranmamız gerektiğinimi düşünüyorsunuz?Ne gördüm ise odur, sizlerin keyfini kaçırmak istemediğimden ve kimsenin bu konuda rahatsız olmadığını düşündüğümden hiç duyduğum rahatsızlığı belli etmedim fakat xantippi bu konuda şikayetini dile getirdiğinde ve tepki aldığında yapım gereği ortada olan bir haksızlığa müdahele etme gereği duydum üzerine bir de yam yam ın,pissenin yazılarının kayda alınmaması(neden se sanki her yazı öykü niteliğinde) cabası oldu,asıl ben bu durumda tüm öykü yazarlarının ortada olan bir yanlışlığı susmak yahut desteklemek yerine karşı durmalarını beklerdim,şu anda eldivenden çok size kızıyorum açıkçası hem yanlışı görmüyorsunuz çanak tutuyorsunuz hemde bizi kötü niyetlilikle suçluyorsunuz,niye efendim neden kötü niyetliyiz?Mantıklı bir cevap verirmisiniz ne gibi bir art niyetimiz olabilir?Bir soru da yarışma bitince neden konuşulmuş,ne zaman gerekiyorsa o zaman konuşulur,er yada geç rahatsızlığımızı belli ettik,ayrıca neden moraliniz bozuluyorki?Yarışmanın mahiyeti nedir?Neyse dediğim gibi öykü yazarlarının bu tepkiden rencide olmalarını istemiyordum fakat artık istiyorum,çünkü bir hataya ses çıkarmadınız(isim zikredilmesi,ki bu hiç etik bir davranış değil)ikinci hataya(yam yamın ve pissenin yazılarının yok sayılması)gerektiği tepkiyi vermediniz.
 

MrsBrown 11.07.2008 12:03:13
bozo, haksızlık görünce dellenen yapına bayılıyorum.

Gerçekten de kimsenin keyfi kaçmasın. Öykü maratonunun hoşa gidenleri belki de gitmeyen yanlarından çoktur. "Neden ben" ya da "neden ben değil" kısmından sıyrılabilirsek, güzel olan yanını görebiliriz.

Ben de, söylenen rahatsızlıkların bir kısmına katılıyorum. Hem senin haksızlık görene kadar yazmama nedenlerinin bazılarını paylaştığım hem de işin güzelliği gölgelenmesin daha fazla diye, diğer başlıktaki tartışmaya katılmadım. O başlığa öyküsünü koyan- koymayanların çoğu da bence benimle aynı durumda.

Meselemiz ortak. Haksızlık yapıldığını düşündüğüm için yazdım üstteki mesajı. "fikir"in özellikle son 3 paragrafı haksızlıktı. Cevap yazmasam içime sinmeyecekti, sen anlarsın.

Daha fazla da konuşup, işin güzelliğini gölgelemek istemiyorum.

Ayrıca o ne öyle, siz -  biz ayrımı. Smiley


eldiven 11.07.2008 12:31:01
Öykü değerlendirmelerini bu akşam yapmaya çalışacağım...

Yarın ise ... Smiley

11.07.2008 15:21:17
Alıntı
Ama asıl olan insanın alın teri ve bilek gücü ile kimseyi ezmeden kendini ortaya koyması ve çevresindekileri güzel şeyler için yüreklendirmesidir.LEBİDERYA

Teşekkürler Smiley

gobilibozo 11.07.2008 16:14:22
Haklısın MrsBrown bende gölgelemek ve tat kaçırmak istemiyorum artık,böyle dellenmek te istemiyorum ama bünye, oluyor işte  ayrıca siz, biz'mi demişim biber sürün çabuk ağzıma  Tongue huy işte bırak herkes kendi hesabını görsün,yok içim rahat etmez  Sad ayrım yaptığımdan değil yani böyle düşünürsen üzülürüm Smiley
 

11.07.2008 16:31:18
gobili'M benim seni seviyorum kısss hem de çoook Smiley smitten

MrsBrown 11.07.2008 16:58:00
Ben de seviyorum bu kızı, güneşinkızı. Öfkeli ya, bayılıyorum. Ver buna bir kaç silah, dünyayı yakar, yemin ederim. Ben de arkasında Smiley

Yok be ya, bozo, boşver. Siz biz öyle birden ağızdan kaçırıveriyor bazen. Demli bir çay içelim, güzelleşelim. Hadi,  hobaaa. Smiley

eldiven 12.07.2008 00:33:49
Forumdaki gerginliklerden  dolayı yazabileceklerimi toparlayamadım. Bir örümceğin karadan bu gemiye ağ çekmesi kafidir. Daha sağlam halatlara hacet yok ama o örümcek de yok şu an...

Bazen duydukların geriyor seni, güvenilmez bir deniz inşa edilmiş gibi... Deniz karaya yaslanıyor, kiremitler kertenkele hışırtısı ve bilge sanısı ile duruyor, fısıldıyor bize: duyduğun bir küfür halbuki.

Akıllı deliler daha iyi konuşur.

Az şeylerdir yaratan en iyi saadeti! Az şeyleri bekliyorum, lakin anketimizin süresi yarın bitiyor... Çok mu kısa tuttuk ki? Sad
Şu ana kadar toplan 12 kişi oy vermiş... Onu da belirteyim... 2 günlük uzun! bir zamanda  12 kişi!


Sayfa: [ 1 ] 2 3