SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Atatürkçülük

Konu: ataürk hikayeleri (!)

Sayfa: [ 1 ]

deniz 21.04.2005 10:07:12
Bana gelen bir power point sunusundan kopyaladım:

"Kıbrıs'ı verelim de kurtulalım" diyenlere... Atatürk'ten bir anı

Günlerden bir gün İtalyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir.

O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, büyükelçi :
"Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der.

Odada bir an sessizlik olur.

Ata büyükelçiye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır.
Döndüğünde ayağında  çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır.

Doğru  masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasini ister ve Çakmak'a:
"Paşa! İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?" der.

Fevzi Çakmak durumu anlar ve
"Biz hazırız Paşam" diye yanıtlar.

Ata büyükelçiye döner ve:
"Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler"



(kendi senaryolarına kendileri de inanmya başladı  idiot2)

21.04.2005 21:02:22
yine de ölçülü sallamışlar valla... ben Atatürk'ün o olaydan sonra Roma'yı yaktığını anlatmalarını beklerdim  ;D ;D

21.04.2005 22:06:54

Ben bu olayi anlamadim. Sabahtan beri,
biri biraz acar diye bekliyorum ama  Smiley

Biraz acabilirmisiniz? Ne ile ilgili bu..

21.04.2005 22:24:44
bence hatayı almak ıcın bu kadar ugrasan bır adam bunuda yapmıstır dıyebılırım...

torq 21.04.2005 22:45:54
 Misakı milli sınırları içinde bulunmayan bir bölge olmasına karşın, Fransız işgalinden karşılıklı anlaşma ile Türkiye sınırlarına dahil edilmesine Hatay'ın ilhakı deniliyor.
Tarihsel, kültürel, demografik yapısı ile Arap coğrafyasının bir parçası olan, o dönemki adıyla Liva El İskenderun -İskenderun Sancağı-, (Hatay ismi, bölgenin aristokratları tarafından sonradan uydurulmuş) o dönem Halep’e bağlıydı. 1937’de paravan “Hatay devleti” kurulmuş, başkanlığa Türkiye’nin ajanı Tayfur Sökmen getirilmiştir. “Hatay devleti”nin 23 üyeli meclisi, (üyelerin 18’i Türk kökenli aristokratlardan oluşuyordu) açılışından kısa süre sonra göstermelik/hileli bir seçim yaptırarak Hatay halklarının Türkiye’ye katılma yönünde karar aldığını iddia etmiştir. Bu iddiaya dayanan meclis, Türk ordusunu bölgeye davet etmek suretiyle ilhakın gerçekleşmesi için bir basamak işlevi görmüştür. Zaten “Hatay devleti”nin kuruluş amacı da buydu.

Batılılar bu oldu-bittiye pek sıcak bakmadıkları için Hatay'ın geri alınması konusunda Atatürk'e baskı yapmaya çalışmışlar, ancak M. Kemal vermeye yanaşmadığı için vazgeçmişlerdir. Leke'nin yazısında anlatılan İtalyanlar'ın geri adım atmalarının nedeni, silah zoruyla geri almak zorunda kalacaklarını anlamış olmalarıdır.

deniz 22.04.2005 10:25:18
köylü milletin efendisidir (!)

Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.

-         Merhaba nine

Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

-         Merhaba dedi.

-         Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,

-         Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.

-         Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.

-         Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.

-         Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?

-         Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da....Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

-         Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti.

-         Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki...O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,

-         Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır...Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının  elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;

-         Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.

Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;

"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."



22.04.2005 21:10:02
Alışık olduğumuz gereksiz dini hikayeler risalelerini aratır gibi değil valla... Sunay Akın'ın böyle binbir masalı vardır...

deniz 22.04.2005 21:12:11
Wink

22.04.2005 21:25:28
Güzel hikayeler, ben cok sevdim.
torq'un güzel acilamasi icinde ayrica tesekkür ederim.

Hatay meclisi gecenlerde Tv'de cikmisti. Türk tarihini ile ilgili
pek bilgim yok.. Sizler gibi sinifta oturturup ezberletmiyorlar
herseyi.  Smiley

22.04.2005 21:58:38
bende bi atatürk fıkrası anlatayım bu hikayeleri görünce aklıma geldi:)

ata,ege nin bi köyüne gidecek bütün efeler onu bekliyor ve o güne kadar atayı hiç görmemişler,iri yarı,cüsseli bi şey bekliyorlar.neyse,bi müddet sonra atanın arabası uzaktan görünür başta çakır efe toplanırlar,araba yanaşır,içinden 1.65_70 boylarında ata inince efeler hafif bi hayal kırıklığına uğrar,ama bozuntuya vermezler,sonra çakır efe,paşam ben çakır der,ata da o ince sessiyle çok memnun oldum diyince büsbütün hayal kırıklığı olur_atanın sesi kalın olmalı ya:)_yine bozuntuya vermeden paşam ni yorgunluk kahvesi içrsiniz herhalde,kahveniz nasıl olsun derler,ata çok şekerli olsun der demez,bari bunu yapmasaydınız derler...hehe..

22.04.2005 22:01:48
Fatih>

Bunu cok sevdim  ;D ;D ;D

22.04.2005 22:23:17
hehe,hele konuşma imkanı olsaydı da anlataral dinleseydin çok daha şık olacaktı_hafif argolarla süsleyerek.bende dinlediğimde gülmekten yerlere yatmıştım:)

28.04.2005 14:10:08
mustafa kemal neyzen tevfiğin içkiyi çok sevdiğini duyar ve bir gün onu konağına davet eder. aynı masaa otururlar, neyzen tevfik hizmetkarlardan bir tas ve bir parça ekmek ister, hizmetkarlar getirir.
neyzen tevfik ekmeği tasa doğramaya başlar.
mustafa kemal "eee neyzen e hadi içmiyormuyuz? " der
neyzen tvfik doğradığı ekmeğin üzerine rakıyı döker ve
" dur hele komutanım, önce bir kahvaltı edelim bakalım da" der.

28.04.2005 20:10:33
Konusu annesi olan hikayelerde revacta.

torq 06.05.2005 01:18:00
 Türk tarihini ile ilgili
pek bilgim yok.. Sizler gibi sinifta oturturup ezberletmiyorlar
herseyi.  Smiley
Alıntı

Ben okulda öğretilen tarihten hiç bir şey hatırlamıyordum çünkü hepsini ezberleyip unutmuştum. Daha sonra yeniden tarihi okuyup resmi olmayan yorumlarıyla  öğrenmeye başladım. Hiç bir tarih kitabında benim  yukarıda yazdığım yazıyı bulamazsın. Milliyetçilik gözlüğüyle yazdırılan tarih, şimdilerde yeniden yazdırılmaya çalışılıyor.


Sayfa: [ 1 ]