|
||
| Sence... Sanatsal eserlerin yetkinliğini metodsal bir işleyişle ortaya çıkartılışı mı sağlar gerçekten.. Sanatta metodsuzluk dehaya işaret eder mi.. yoksa üslupsuz-metodsuz bir yaratım arayışı boş bir heves midir? bütün biçimlerin dışına çıkmak isteği biçimlerin yapılanmasına mı yarar sadece? |
||
|
||
| Metodların ikinci ayağı eleştiriyi mümkün kılmaktır... Kendi anlamanı geliştirmek için bir eleştiri değil ortada olanı biçimlemek ve düzenlemek için bir eleştiri sözkonusudur. Güzel değişir.Bu güzel kendi başına olamyan demek olabilir.Her ne demek olursa olsun güzel ve ya ona yöneliş dizginlenemez..Eleştiri güzeli denetlemek ve yönünü tayin etmek ister. Saant eleştirilebildiğinde ,eleştiriyi taşıyabildiğinde yani kendi olmayan ve kendini geriye çekmek isteyene bükülebildiğinde -kamburlaştığında artık gömülmesi gereken bir fazlalıktır. Duyarlılığa izin vermeyen ölü bir yapıdan sanat değil insansı garip bir ilim olarak bahsetmek mantıklı olaiblir. Sanat bahsetmek için midir... sanatın kendinden bahsediş sanatsal bir eylem midir yoksa felsefi mi... sanatın kendisinden sanatsız bahsedilebilir mi... |
||
|
||
| metot, belki sanat yapanlara ait bişey değil de.. o sanattan bahsedenlerin uydurduğu bir kavram. sanat izlemeyi sanatsal sananlar, -halbuki entellik diyorlar ya ona daha çok benzer- bir de kandi yapamayıp-ya da yapabilip güzellerine hayran olunma vardır. ama sanatsal olan bir şey değil de. hayran gözleri kamaşmış bakma gibi. zevk almadan-iş olsun diye sanat eleştirmek. bilmem. anlamıyorum .. sanat bahsetmek için midir.. ? .. belki sanatçı olarak düşünsem, yaptığın - kendini parçalayıp uğraştığın bir resim mesela. küçük bir ayrıntısı istediğin gibi olmadı diye kafan bozulan bir şey. ya da bir yazı-metin. tam uygun kelime olmadı diye başında oturup düşündüğün.. bunlar şeyi gösterir gibi sanat yapan, yaa bakın işte bende bunları çektim. demek ister gibi. yani bahsedilmek olmasa bile farkedilmek için. ama sanat yapmayanın açısından.. sanattan bahsetmek, hoş bir sohbet konusu olabilir. ama sanat bundan çok daha hoş ağzın açık bakılası bir şeydir.. |
||
|
||
| metod yaratımını yenilemek durumunda kaldığında sanatçının gündemine geliyordur belki.. kötü bir hastalık. Öte yandan yaptığının farkında oluşu da elindekinin anlamı için önemli.Ama metodik bir farkındalık olmamalı bu tarif edilemez kader kavramına da benzememeli. sadece elindeki tarafından ele geçirilmeksizin ,tesadüflerin yarattığı güzellikten faydalanmaksızın neyin içinde olduğunu bilmesi ya da sezmesi. yetkinlik bununla ilintili olmalı. ama şu dediğin..."ama sanat bundan çok daha hoş ağzın açık bakılası bir şeydir.." evet ya.. |
||
|
||
| Yaratan açısından mühendislik harikası bir bina gibi oluşturulmuş bir sanat yapıtı - eseri ? niteliği , değeri , ölçülebilirliği , tartışmasının niteliği vs , vs , vs ...hepsi içiçe geçmiş vaziyette...Öncelikle bi eserde kimin tanımından bakıldığı veya ne taraftan atıp tutulduğuna bağlı olmak üzere eserin sahibi eleştirinin oluşumunda söz sahibidir. İlk olarak oluşum ve sergilenim aşamasında neye ve kime hizmet edeceğini belirleyerek . Üzerinde emek harcanmış - yoğun emek harcanmış - her eser ille de hayranlıkla bakılmak zorunda değildir . Günü geldiğinde tüm harikuladelikler yerle bir edilir..... | ||
|
||
| emek ve sanat arasındaki ilişkinin bağlarının ben de zayıf olduğuna inanıyorum.üstelik emeğin için bir bedele dönüştürdüğünde sanat dediğin şeyin de içeriğini tüketiyorsun. emek harcanmasını gerektiren hiç bir eser sanat olamaz.çünkü emek deyişini kendi dışında kalan şeyler için harcadığın güce yakıştırırsın..sanat senin içinden kopmak zorundadır ve onun için harcadığın çaba zaten haz almak için kendine verdiğin ödüldür. üstelik emek için saygı talebi, kendinle diğer insanlar arasında kafanda kurduğun sanal ilişkiye de işaret eder ki...sanat bireysel bir eylem olmalıdır. |
||
|
||
| metot söylem gibi düşünülebilir. daha çok bilinçsiz yani.. mesela ben serim-düğüm-çözüm düzeninde bir roman yazacağımdır. ama bunu oturup-düşünüp yok yok hayır, modern tarzda yazmayayım, böyle yazayım dememişimdir de ( bu şekliyle düşünenler de vardır da, ) bilinçsiz bir şekilde, roman dendiğinde aklıma bu geldiği için, benim hikayemin tam da bu şekilde anlatılması gerektiği için - uyduğu için yani, yazarken biliçsizce buna adapte ettiğin için ya da ben yeni şeyler deneyeceğim. sıkıldım- bu sıra nasıl olacak dediğin için belki. yapılmışları istifleyip-ayırıp düzenledikten sonra ayrı kutulara koyup ayrı kutuların üzerine metotların, tekniklerin, farklılıkların ismini yazıp yeni gelen çocuklara: ''her kutunun içinde ne var ezberleyeceksin. eğer sen de çok yazmak istiyorsan bu kutuların birine gireceksin. ya da.. daha da deliysen kendin bir kutu yapar üstüne de adını yazarsın'' demek için . bu iş işte böyle kutusuz olmaz. demeye çalışıyorlardır belki. farklılıkları, bir yönden benzerleriyle birleştirip paketleyip etiketlemek? |
||
|
||
| günümüzde artık çoğu sanat eseri metodsuzca - rast gele yapılıyor |
||