SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Freud Ve Talebeleri Hakkında..

Sayfa: [ 1 ]

18.04.2005 10:47:07
Öğretmen

Sigmund Freud



1887 yılında uygulamalarında hipnotik telkini kullanmaya başladı. 1888 tarihinde Histerinin katartik sağaltımında hipnozu kullanarak, Breuer’i izlemeye başladı. Giderek hipnozu bıraktı ve onun yerine serbest çağrışımı geçirdi.1889da Telkin tekniğini incelemek üzere, Nancy’de Bernheim’ı ziyaret etti. Aynı yıl en büyük oğlu Martin doğdu. 1891 yılında Afazi üzerine monografi yaptı. Bir yıl sonra küçük oğlu Ernst doğdu. 1893 ile 1898 ylları arasnda Histeri, obsesyonlar ve anksiyete üzerine araştırma ve kısa makaleler yazdı.

1895 yılında Breuer ile birlikte, “Histeri Üzerine Çalışmalar”; olgu öyküleri ve Freud’un kendi tekniği betimlemesi çalışmalarını yayınladı. 1893 ile 1896 yıllarında Freud’la Breuer arasında giderek artan görüş ayrılığı oluştu. Freud, savunma ve bastırma kavramlarını ve de nevrozun, ego ile libido arasında bir çatışmanın sonucu olduğunu getirdi. 1895 yılında Bilimsel bir ruh bilim projesi oluştu ve Freud’un Fliess’e mektupları arasında bulundu. İlk kez 1950’de basıldı. Ruhbilimi nöroloji terimleri ile anlatmak için başarısız bir girişimdi, ama Freud’un daha sonraki çoğu kuramının habercisiydi. 1896 “Ruh çözümleme” teriminin ortaya çıkış tarihi ve aynı zamanda babasının (80 yaşında) ölüm yılıdır.

1914 tarihinde Jung Freud ile çalışmalarına son verdi. Böylece “Ruhçözümsel Devinimin Tarihi Üzerine”. Adler ve jung hakkında polemik yapılan bir kesimi de içerdi. Freud Son büyük olgu öyküsü olan, “Kurt Adam”ı yazdı. (1918’e dek yayınlanmamıştır). 1915de Günümüze yalnızca beş tanesi gelmiş temel kuramsal sorularla ilgili oniki “metapsikolojik” makaleden oluşan dizi yayınlandı. 1915-17 yıllarında “Giriş Konferansları” yayınlandı.

Bu, Freud’un görüşlerinin birinci Dünya Savaşı’na kadarki durumunun kapsamlı genel bir değerlendirmesiydi. 1919 Narsisizm kuramının savaş nevrozlarına uygulanması ve ikinci kızının ölüm yılı oldu. 1920'da ”Haz İlkesinin ötesinde”: “yineleme takıntısı” ve “ölüm iç güdüsü” kuramını ilk kez açık olarak tanıttı. 1921 yılı “Grup Ruhbilimi”. Egonun sistematik bir çözümsel incelenmesinin başlangıcı oldu. İki yıl sonra “Ego ve İd”.

Bir id, bir ego ve bir de süperegoya bölünmesiyle aklın yapı ve işleyişinin büyük ölçüde düzeltilmiş tanımını yaptı. Ve kanser hastalığı ilk kez ortaya çıktı. 1925 yılında
kadınların cinsel gelişimi üzerine düzeltilmiş görüşler sundu. Bir yıl sonra “Ketvurmalar, Belirtiler ve Anksiyete”. Anksiyete sorunu üzerine düzeltilmiş görüşler sundu. 1927de “Bir yanılsamanın geleceği”. Bir din tartışması: Freud’un geriye kalan yıllarının çoğunu adadığı bir dizi toplum bilimsel çalışmanın birincisini yayınladı.  

1930yılında “Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları”nı yayınladı. Bu, Freud’un yıkıcı iç güdüler (ki ölüm iç güdüsünün bir görünümü sayılmıştır) üzerine ilk kapsamlı çalışmasını içerdi. Freud, Frankfurt kenti tarafından Goethe ödülü ile ödüllendirildi.1933 tarihinde
Hitler Almanya’da güç kazandı. Freud’un kitapları Berlin’de halk önünde Naziler tarafından yakıldı. 1934 ile 1938 yılları arasnda yayınlanan “Musa ve Tek Tanrıcılık”. Freud’un yaşarken yayımlanan son kitabı oldu.

1936 yılında Hitler Avusturya’yı işgal etti. Freud, Londra’ya gitmek üzere, Viyana’yı terk etti.
O dönemde üzerinde çalıştğı “Ruhçözümlemenin Bir Taslağı”, Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı idi.

23 Eylül 1939 da Londra'da öldü.

Talebeleri

Caren Horney (1885- 1952)



1885'te Hammbur'da doğdu. 1904'te anne ve babası ayrıldı. Bu durum Karen'in stressli yaşamının başlangıcı oldu. 1906'da tıp fakültesine girdi. 1909'da hukuk öğrencisi Oscar Horney ile evlendi. 1910'da annesi vefat etti. Ailesiyle yaşadığı çatışmalar ve zor koşullar onu psikanalize yöneltti. Freud, "evlendiği adam babasından farklı biri değil" demişti. Caren Horney, tıp öğreniminden sonra Berlin Psikanaliz Enstitüsü'ne girdi. Bir çok enstitüde görev alan Horney, New York Psikanaliz Enstitüsü'ndeki görevine son verildikten sonra "Association for the Advancement of Psychoanalysis"i kurdu. Psikanalizin ilerlemesine ve bireyler arası ilişkilerin incelenmesine önemli katkıları olmuştur.



C.G.Jung




İsviçreli Jung Freud'un öğrencisiydi ve 1912'de Freud'dan ayrıldı. Jung, ruhsal dinamikleri anlamak için, hastanın kendisini değerlendirmesini dinlemenin yeterli olmadığını, ortak (toplumsal) bir bilinç altının da olduğunu öne sürdü. Bu toplumsal bilinç altının öğeleri, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana tüm insanların bilinçaltında tek tek taşıdıkları kültürel ilk örneklerdi. Jung, ortak bilinçaltından yola çıkarak düşleri yorumladı.



Melanie Klein



Temelde Freud’un izinde olan ve Budapeste’den Berlin’e, oradan da 1926 yılında İngiltere’ye göç eden Klein, çocuklarla sürdürdüğü psikanalitik çalışmalarında ilgisini içleştirilmiş objelere odaklaştırarak psikanaliz kuramına farklı bir boyut getirmiştir. Yaşamın ilk yılının ruhsal gelişimin en belirleyici dönemi olduğunu vurgulayan Klein, 3-6 yaşları arasında yaşandığı düşünülen Oediepus Kompleksinin aslında yaşamın ilk ayının ikinci yarısında yaşanan memeden kesilme süreci içinde yer aldığı görüşündedir. Klein’a göre iç güdüsel dürtüler, spesifik obje ilişkileri içine geçişmiş karmaşık ruhsal fenomenlerdir. Klein’in görüşleri başlangıçta İngiliz Psikanaliz Derneği’nde sert tartışmaların yaşanmasına neden olmuştur. Zamanla kuruluş içinde Klein’i destekleyenler, ona karşı olanlar ve tarafsızlar olmak üzere 3 grup olmuştur. Klein ve Fairbairn’in çalışmaları ile “Şizoid İnsan” tipi tanımlanmıştır.

Otto Rank (1884 - 1939)



Freud'un gözde oğullarından biriydi. Çok yoksul bir aileden geliyordu. 25 yaşına kadar çilingirlik yapmıştı. Ancak öğrenim yaşamına devam etmeye karar vererek 25 yaşından sonra okulunu dışardan bitirdi. Tıp mezunu olmayan psikanalistlerdendir. 28 yaşında Viyana Psikanaliz Derneğinin Sekreterliğine başladı. 1924'te Amerikan Psikanaliz Derneğinin fahri üyesi oldu. Sandor Ferenezi ile birlikte daha az otoriter, daha çok eşitlikçi, psikoterapi odaklı, burada ve şimdi ilkesiyle hareket eden, gerçek ilişkiye dayanan, daha çok, geçmis öykü, karşı aktarım, bilinçaltı üzerinde yoğunlaşan bir terapi ilişkisi geliştirdi. Rank'ın "Doğum Travması" (1924) adlı kitabı üzerine çıkan tartışmalar Freud'dan ayrılmasıyla sonuçlandı. Otto Rank, görüşlerinde anne-çocuk ilişkisi ve oediepus kompleksi üzerine yoğunlaşıyordu.

Leonardo 18.04.2005 20:59:04
brrrr...

 bak ürküyorum. demek ki şizoid değilim.

18.04.2005 21:57:19
Freud'a öğretmen kimliği ile bakmak... Smiley

Öğrencilerini nasıl seçtiği biliniyor mu...

Ve öğretme metodlarında kendi teoremlerinden nasıl yararlandığı?

19.04.2005 08:35:35
Freudun bi dersine girmiş olsaydım bu soruyu cevaplardım ama Freudun ders anılarını içeren bi kitap okumadım. Aslında aradım da tarzını öğrenmek için ama yok. Yanlızca öğrencilerinin freudu anlatan kitapları var. Ondada aşık olanından tut da bilmem nesine kadar her şey mevcut Smiley

Freuda öğretmen gözüyle bakmak mı , Bir öğrencinin , bu adam benim öğretmenimdir demesi için illede onun dersine girmesi mi lazım. Bence değil ... Bu suretle bende kendimi freudun bi öğrencisi olarak görebilirim aslında. Ne kadar biraz sitemkar olsamda genede bu böyle.

Bir extraordinaryus profesörle tanışmak da henüz nasip olmadı . Sadece ordinaryus olanıyla bi merhabalaşmışlığımız vardır diğerleri ancak rüyamızda ders anlatıyolar bize Smiley..


Sayfa: [ 1 ]