SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Ergenekon Saçmalığı/Fiyaskosu

Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ]

asya 15.07.2008 12:53:58
İyi de ice, geçmişte yaşanılan olayların perde arkası ortaya çıktığında utanabilecek kadar farkındalığı olanların zaten bugün Ergenekon'u savunmaları olası değil kanımca. Dün onları savunanlar bugün Ergenekon'u, yarın ise altı karanlık ve kirli (ama üstü ilgililerin sahte kremayla kapladığı) başka olayları da savunacaklardır. Onların gözlerini ve zihinlerini açmak adına hiçbir umudum kalmadı benim ve gittikçe daha da gerçeklere kapandıklarını düşünüyorum.


conan 15.07.2008 16:12:15
‘2009 yılında gerçekleştirilecek darbe için zemin hazırlamaya çalışmakla’ suçlanan ve savcının hazırladığı iddianamede ‘Ergenekon Terör Örgütü’ olarak adlandırılan yapıya, Engin Bağbars’ın ifadeleri sonucu ulaşıldığı ileri sürülüyor. Peki, bu nasıl bir yapılanmaydı? Kim neyle suçlanıyordu? Operasyon nasıl başlamış ve sürmüştü? Kendilerine neden Ergenekon ismini vermişlerdi? İşte yeni başlayanlar için ‘Ergenekon olayı’.

Öncelikle milliyetçi çevreler, Türklüğün var oluş destanı Ergenekon’un böyle bir operasyonla gündeme gelmesinden rahatsız. Destanın adının, bu örgütle ilişkilendirilmesinin özellikle yapıldığına ilişkin iddialar bulunuyor. Ergenekon adının, bu örgütle nasıl yan yana geldiğini anlamak için resmi belgelere bakmakta fayda var.

Her şey 12 Haziran 2007’de, Ümraniye’deki bir evde 27 el bombası bulunmasıyla başladı. Bu kapsamda gözaltına alınanlardan biri, piyade komando astsubaylığından, paraşüt atlayışında diz kapağında oluşan sakatlık nedeniyle emekliye ayrılan Oktay Yıldırım’dı. Yıldırım’ın evinde ve çalıştığı işyerinde ele geçirilen belgelerden biri, ‘Lobi’ adını taşıyor. Üzerinde ‘çok gizli’ yazan bu dosyada, ‘Ergenekon’un ‘Lobi’ örgütlenmesinden söz ediliyordu. Bu yüzden Ümraniye operasyonundan sonra yürütülen soruşturmada gözaltına alınanlara, bu dosyadaki bilgilere dayanılarak, “Şu anda size gösterilen Ergenekon organizasyonu nedir, lideri kimdir, ast-üst ilişkileri, silahları, eğitimleri, eylemleri ve faaliyetleri hakkında detaylı bilgi veriniz. Bu dokümanda adı geçen şahıslar ve gruplarla ilişkilerinizi anlatınız” dendi. Buradan, Ergenekon adının ele geçirilen bu belgelere dayanılarak örgüt ismi olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

22 Ocak 2008 günü sabaha karşı gözaltılar başladı; aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de bulunduğu 33 kişi sorgulanmaya başlandı. ‘Ergenekon’ adı verilen operasyonda, altı ayrı ilde 24 farklı adrese eş zamanlı baskın yapıldı. Küçük’ün yanı sıra avukat Kemal Kerinçsiz, Fuat Turgut, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Yöneticisi Sevgi Erenerol, Mersin’de silah üzerine ‘ölme-öldürme yemini’ ettiren emekli Albay Fikri Karadağ ile Susurluk skandalının kilit isimlerinden Sami Hoştan ve ‘Drej Ali’ lakaplı Ali Yasak’ın gözaltına alınması dikkat çekti.

Sonuç itibariyle ‘Ergenekon’ operasyonu, aslında 22 Ocak’ta başlamamıştı. Resmen 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen 27 el bombası soruşturmasının devamı niteliğindeydi. Ama gayri resmi olarak, Engin Bağbars’ın 2006’da verdiği ifadeden bu yana soruşturma gizlice sürdürülüyordu. 
Konuya ilişkin yöneltilen bir soruya Başbakan Tayyip Erdoğan, “Devlet çalışıyor arkadaşlar” cevabını verirken; İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Gelişmeleri takip ediyoruz. Her şey savcılığın kontrolü altında” dedi. Operasyonla ilgili ilk resmi açıklama ise İstanbul Valisi Muammer Güler’den geldi. Güler, operasyonun İstanbul’un dışındaki illeri de kapsadığını belirtirken; savcı, göz altıların Ümraniye soruşturmasıyla ilgili olduğunu açıkladı.

Üç günlük gözaltı süresinin sonunda, 26 ve 27 Ocak’ta; emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Kuvvayi Milliye Derneği Genel Başkanı Fikri Karadağ, Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol ve Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Avukat Kemal Kerinçsiz’in de aralarında bulunduğu dokuz kişi tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi hakime ifade veren Güler Kömürcü serbest kalırken, diğerleri tutuklandı.

“Ordu el koyacaktı”

Ergenekon örgütü, savcılık tarafından ‘2009'da yapılacak darbeye zemin hazırlamak’la suçlandı. Hatta bu amaçla, PKK ve DHKP-C terör örgütlerini tetikçi olarak kullanacaktı. Yani bir tarafta milliyetçi, Atatürk ilkelerini tam anlamıyla hayata geçireceklerini ileri süren Ergenekon, ülkeyi bölme hedefindeki teröristlerle işbirliğine giriyordu. Ayrıca 2009 tarihi de önemliydi. Hedef olarak neden bu tarih konulmuştu? Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın görev süresinin Ağustos 2008’de dolacağı ve yerine Orgeneral İlker Başbuğ’un geçeceğine dikkat çekiliyor.

Taraf gazetesinde Neşe Düzel’e ‘2009 darbesi’ni yorumlayan gazeteci Murat Belge, “2009’da planlanan darbe, 12 Eylül’den beter olacaktı” görüşünü savundu: “O darbe planında kıyamet gibi kan akacaktı. Linçler yaşanacaktı. Dört beş gün sonra ordu kardeş kavgasına son vermek üzere gelip bu kanı durduracaktı. Ama ordu, bu saldırıları durduruncaya kadar, istenmeyen unsurlar zaten temizlenmiş olacaktı.”

Bu arada operasyonun perde arkasında Fethullah Gülen Cemaati’nin de adı geçti. Konuya ilişkin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Eşref Bitlis’i, ABD güdümlü gladionun katlettiğini açıklayan general tutuklandı. Operasyon merkezine Fethullahçı polis şefleri oturtuldu” açıklamasında bulundu.

 
 
 

kelime 15.07.2008 16:28:42
baykal darbecilerin avukatı olduğunu ifade etti.
peki baykal bir sosyal demokrat olarak neden insan hakları ihlallerinde, azınlıklara yönelik baskılarda, açlık sınırında yaşamak zorunda bırakılan emekçilerin, iş kazalarında ölen tersane işçilerinin avukatı olmadı da bu konuda ön plana çıkarak avukatlığa soyundu.
peki anayasa mahkemesi kararının akp yi kapatma ile sonuçlanması durumunda iktidara yerleşeceklerini söylemesi hangi demokrat yüzüyle (yüzsüzlüğü) ile açıklanabilr.
ice ın bahsettiği kesimlerin samimiyetlerinden şüphe duymak artık geride kaldı. onlar için net olarak art niyetliler diyebilyoruz artık. daolayısıyla onlar için endişeye gerek yok.

ice 16.07.2008 01:13:49
Arkadaşlar ben sözümü söylerken kendini iyi niyetle solcu, sosyal demokrat, atatürkçü, laik, yurtsever, ulusalcı, milliyetçi vs. olarak adlandıran sıradan insanlara söylüyorum. Bunların hepsinin bir darbeden yada komplodan bir çıkarı bulunuyor olamaz. Kaldıki benim çevremde çeşitli görüşlerden bu tür bir sürü insanlar hatta dostlarım var. Onların bu tutumlarını medyanın dezenfermasyonuna bağlıyorum. Bu insanların pek çoğu samimi olarak fetullahın devleti ele geçirip bir şeriat rejimi kuracağına, ABD'nin ve AB'nin türkiyeyi sömürmek için bu işleri başımıza bela ettiğne ve iktidarda ulusalcı birazda otoriter bir hükümet olsa işlerin daha düzgün gideceğine (sanki sömürü, pahalılık, işkence, insan hakları ihlalleri olmayacakmış gibi), ulusal onurun peynir ekmek davasından daha önemli olduğuna, devletçi yada ulusal bir kapitalistin küresellemiş bir kapitalistten daha iyi olacağına inanıyorlar.

Benim bu sözüm  gündelik hayatta samimiyetinden kuşku duymadığım bu insanlara. Onlarla tartışmağa hep devam edeceğim.

hulasa 16.07.2008 10:57:28
İddaname teknik bir şekilde basına açıklandı. Detaylarıda daha mahkeme kabul etmeden basına sızmış durumda. Sızdırılan bölümleride şimdilik malum medya için bir umut ışığı gibi durmakta. tam metni zaten yakında yayınlanacak. bu kadar sabırsız olan malum medya ya gerçekten üzülüyorum. Demokratik huhuk devletinde onu özümseyen samimi olanlar zaten kayıtsız şartsız, adı üstünde iddaname denmiş oradaki suç unsurlarını haber yapmakla mükelleftir. Kaygılarına göre savunduğu ideoloji dünya görüsüne ters olabilir. Samimiyetsizlikleri o kadar meşhurlaştı ki, artık toplum nazarında güvenirlikleri azalıyor. Sonra da bu toplum niye bizi sevmiyor diye üzülürler. Bilmelilerki toplum en son kertede samimiyete pirim verir.bu gün trajı istikrarlı şekilde artan gazeteler işte bu samimiyetlerinden ötürü yükseliyor.birgün bakmışıski samimiyet  en büyük erdem olacak bir gün medya nın yazdığı haberler acaba yalanmı diye şüpelere gark olmayacağımız bir basın gurubu hakim olacak. Birde Sivas olaylarının cereyan ettiği dönemde yapılan yayınlarda keşke samimi olsalardı. Gerçek gün yüzüne çıktıktan sonra artık bu samimiyetsiz malum medyanın toplum önünde özür dilemeye vakti olmayacak. Şu an ki görüntü bu yönde.

Fuzuli 16.07.2008 11:37:11
Ergenekon soruşturmasında iddianame 13 ay (aslen 8 yıl) sonra nihayet hazırlanıp mahkemeye sunulabildi.
İddianame gizemli savcılar ve yalancı dinci basın tarafından hazırlanırken ortadaki iddiaların saçmalığı ve anlamsızlığı üzerine yazıp durduk.
İddianameye bir tür mesih-mehdi gözüyle bakan dinci basın, bu süreç boyunca, yalan haber-dezenformasyon üretip aleni bir psikolojik harp yürütmeye kalkıştı.

İddianame hazırlanırken, iddianamenin ihtiva ettiği tüm iddialar içinde kuşkusuz en ciddileri olarak emekli amiral Özden Örnek'e ait olduğu söylenen (Özden Örnek mütemadiyen reddediyor bu iddiaları) "Darbe Günlükleri" vesikasının içerdiği darbe girişimleri ve danıştay saldırısı-Ergenekon örgütü bağlantısı olduğu göze çarpıyordu.

İddianame açıklanınca ne gördük! 600 senedir yaşayan "Ergenekon terör örgütü" (soytarılığı) davasının iddianamesi, Darbe Günlükleri ile bağlantısızdı.
kime ait olduğu bilinmeyen Darbe Günlükleri vesikası, iddianame tarafından delil ve yeni suç isnadı için muteber kabul edilmiyodu.
Dinci basın feci çuvallamıştı.
Dava iddianamesi, 2003'te muvazzaf subaylar tarafından Sarıkız, Ayışığı ismiyle anılan bir darbe örgütlendiği iddiasına yer vermiyordu.
Henüz ek iddianame ortada yok. Ancak Eruygur Paşa tarafından emekliliği döneminde hazırlandığı iddia edilen Eldiven darbesi türünden bir darbe hazırlığına yer verileceğini de düşünmüyorum.
Dinci basının bu yönde yaptığı haberlerin alayı zırva çıktı.
Uydurmuş da uydurmuşlar.

Geriye ciddi bir itham olarak danıştay saldırısı meselesi kaldı.
Allahtan bu saldırı iddianamede yer aldı.
Şayet savcı ve dinci basın (SABAH-VAKİT-ZAMAN-YENİ ŞAFAK-STAR-BUGÜN) bu iddialarında da çuvallarsa uzun süre -belki bin yıl- fıkralarda da olsa milletin hafızasında yaşamayı garanti eder; ölümsüzleşir.

Veli Küçük ve kontra eylemler arasında bağlantı olduğu ve bu yönde iddianamede pek çok gizli tanığın ifadesi bulunduğu söyleniyor .
Sorun şu ki; Veli Küçük veya herhangi bir kişi Maraş-Sivas-Gazi olaylarının çıkmasına neden olacak kontrgerilla eylemleri örgütlemiş olsa bile, bu, 600 senelik bir Ergenekon terör örgütü sonucuna bizi ulaştırır mı acaba!

İŞte Örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen Veli Küçük ve Doğu Perinçek, Doğu Perinçek ve Kemal Kerinçsiz, hakkında örgüt yöneticiliği suçlaması bulunan diğer pek çok insan gibi birbirlerini tanımıyorlar bile.
Böyle komedi olmaz.

emet 16.07.2008 16:55:53
soruşturma genişletilerek tamamlandığında inanıyorum ki, tüm terör örgütlerinin arkasındaki kişiler ve onların arkasındaki güçler, tüm faili mechuller aydınlanacaktır..
ülkede yıllardır o yada bu ideolojik yada etnik nedenlerden ötürü akmış olan kanın gerçek sorumluları net tanımlanmışken, hakettikleri cezayı bulacaklar..

yok o, onu tanımıyormuş, yok beş yılda ideaname hazırlanırmıymış mış, bunlar koca paşalarmışmış, fetonun şefleri varmış mış vs vs..kimi kandırmaya çalışıyorsunuz..ideanamedeki somut delilleri karartabilirmisiniz? eee dolayısıyla hukuk bürosundaki eleman ağzıyla bıdı bıdı konuşmak gülünç sadece Smiley evet neden bıdı bıdı dedim, bunu rahmetli khaos çok kullanırdı, benimde hoşuma giderdi, bi onu yad etmek istedim Tongue bu elbette ki yan neden , asıl neden çocuklarımızın gülen gözlerine, geleceklerine düşmanlık kast ediyorsunuz!!!
ortada ülke insanın akan kanları var ve bu kanın sorumluları var!!!hesap verecekler..
evet kanaatimce fettonun ve AB nin  gladyosuda çok etkin, o yüzden (abd ve israil maşalarının) hainlerin ipi çekilecek gibi bu sefer Smiley
 
durmak yok yola devam Smiley


Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ]