|
||
| ya,bu ülkede bırak ateşi sudan bile duman cıkarırlar valla..ama neticede daha iddianemesi bile olmayan olay için birilerini ne suclu nede masum ilan etmeliyiz..mahkeme bi başlasın,hersey cok daha netleşecek.. | ||
|
||
söylenmesi gerekenleri yam yam söylemiş gerisi demokratik teselliler bana göre. Yani ergenekon yoktur demek biraz saçma kim ki bir askeri tutukladı kesin bir haklılık payı vardır bu ülkede . Evet önyargılıyım çünkü hala kutsal Türk ordusu yalanına inanılıyor bu ülkede. Kemalizm noktası da aynen öyle evet egemenlik kayıtsız şartsız sermayenindir ki kapitalist sistemde halk denirken aslında daima bu kast edilir. Yahu hadi siyaseti bırakın basit bir mantık kurun asgari ücretliye karşı kullanılan hukuk ile işadamına uygulanan hukuk aynı mıdır hukukun bile ücreti var tamamen mi kör bu insanlar anlamıyorum bazen. Sonra da medyanın vitrin süsü olarak kullandığı cahil bir kız benim oyum niye çobanınkiyle bir dedi diye galeyana gelir Halk. EE? Onu o mantıkla yetiştirip oraya sen çıkardın izliyosun kimle yatmış kalkmış diye başka işin yokmuş gibi nooldu şimdi götü kalkmış diye kızdın mı Ayrıca askeri dayatmayla yönetilen bu ülkede kemalistler kuvayi milliyenin devamıymış gibi konuşuyor ama saçma. Bu ülkede ekonomi ve üretim tamamen dışa bağımlı olduğundan Din daima politika aracıdır ve daha ilk çok partili sisteme geçilirken başlanmıştır din in iktidar savaşı aracına dönüşümü AKP nin şu anki politikaları da Adnan Menderes dönemindeki zihniyetin birebir taklididir ve bu nedenle Halk dan onay almıştır. Haa şimdi bağırıyorlar bazıları ülke elden gidiyor ordu lazım ayar vermek lazım diyor. Ulen 60 da ordu daha demokratik rejim getirdi de noldu? Kimse Adnan Menderes in yediği haltları sivil kadrolaşma faşizmini konuşmadı, hala daha konuşmuyor. Bazıları şimdi Tayyip in Türkiyeyi kurtardığını söylüyor neden? Çünkü herif bu misyondan yani gerekirse babamı satarım önemli olan para gelsin. E peki bu kemalistler ne istiyor? Hiç. Saçmalayıp duruyorlar. Ülke kapitalist bunlar bi bakıyorsun sanki komünist olmuş devlet de devlet diyor, bir bakıyorsun AB dir, çağdaşlamadır bilmemnedir diyip sol söylemlere ve farklı fraksiyonlara da bölücülük diyorlar. Ülkede kemalist işçi partisi var var mı böyle saçma birşey dünyada başka? Bu devlet kimin devleti? Pratikte kimin olduğu belli de öyle bir manipülasyon var ki teoride ne olduğu belli değil. İktidar ilk defa değişmiyor Türkiyede elbette 80 sonrası politik figürlerin ve devlet içi gizli örgütlenmelerin tasfiyesi süreci yaşanacak bundan önce de oldu bundan sonra da olacak. Siz hala annenizin siyasi sistemini düşünüyorsunuz model olarak sorun bu Daha tayyip de çukura düşşecek de emekçi kesim sosyal haklarını kullanmayı akıl etmeye başlayacak da 80 ler unutulup onun tamamen tasfiyesinden sonra sermayenin vahşi rekabet uygulamalarına karşı meslek ve sendika örgütlenmeleri ve gerilimler olacak da, o gerilimler isyan bastırır gibi asker-plis devletinin ben ne dersem o olur mantalitesini yıkacak da,bu sefer darbe olmadan sivilleşecek devlet de, ooo hoo ölme eşepğim ölme hala biz laiklik elden gidiyor mu,toplum ahlaksızlaşıyor hıristiyanlaşıyor mu gibisinden saçma tartışmalarla uğraşalım daha nasıl olcaksa bunlar
|
||
|
||
| Gerçekten de buraya yorum yazanların çok dikkatlice Hukuksal sürecin sonucuna kadar kendi dünya görüşlerine göre yorum yapmalalarında o kadar güzellik olacakki inanın bu bir alışkanlık olması dileğimle saygılar arkadaşlar. | ||
|
||
lütfen yargıyı etkilemeyelim ![]() anayasa mahkemesi bizi izliyor... sawcıda zate sıfır forum uyesi ... gecen serefe başığında takıldıkta birazz |
||
|
||
| İşlerim dolayısıyla başlıkla pek ilgilenemediğim için özür dilerim. Özellikle sayın Plastic yam yam'ın sorusuna cevap vermekte biraz geciktim. Sayın Plastic Yam yam Çatlı'yı öven Tansu Çiller'in sözünü alıntılamıştı. Sağ kulağımı sol elimle göstereceğim için şimdiden özür diliyorum. Biraz lafı dolandıracağım. Şöyle başlamak gerek: Türkiye Cumhuriyeti Ordusu, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kurumdur. T.C. belli prensipler üzerine bina edilmiştir. Kurucu prensiplerin köklerini burada irdeleyecek değilim. "Türkiye'de Modernizme geçiş" serlevhalı bir araştırma, elbette, Türkiye'de modernizmin köklerini, halkın "Gavur Padişah" dediği 2. Mahmut'un hükümdarlık döneminde; Fransız devrimleri, Aydınlanma, Reform, Rönesans dönemlerind ve hatta Doğu'nun önemli bilim adamları ve düşünürler yetiştirdiği dönemlerde arayabilir; bulabilir de... Ben buralara girmiyorum. Ben işin başka bir yanına değinmek istiyorum. Atatürk devrimlerinde somutlaşan, türk toplumunun yaşadığı ufuk genişlemesine. Atatürk, herşeyden evvel medeniyet aksımızın eksenini kaydırmıştır. Anadolu'nun işgali, bizim gibi uzun süreler dünya siyasetini domine eden bir toplumu derinden etkilemiştir. Çok mühim bir meseledir. Atatürk'ün faili olduğu eksen kaydırması, türk ulusunu içine düştüğü halden kurtarma girişimidir; yeniden düşmemecesine. Yani yaşamak için ölmek -eskiyi belli ölçüde öldürmek- gerekmiştir. Çünkü bizim o dönemki klasik paradigmamız, çağını açıklamaz, çağa uygun ekonomik ve siyasi çerçeve çatmaya müsade etmez hale gelmiştir. Osmanlı klasik paradigması, medeniyet yürüyüşümüzde adeta bir kastanyola rolü oynamaya başlamıştır. Bu "yetmezlik", "yetersizlik", "ufuk darlığı", Osmanlı'nın siyasi-ekonomik ve teknolojik açıdan geri kalmışlığının en önemli sebebidir. Atatürk, bu eksen kaydırmasını kısa, etkili ve kalıcı bir biçimde yaptığından dolayı önemli bir liderdir. Bu eksen kaydırması, daha başka deyişle, Osmanlı toplumunda neşet etmiş paralaks hatasını düzeltme operasyonu, yeniden işgale uğrayıp bir istiklal harbi daha vermek zorunda kalmayalım diye yapılmıştır, dedim; Atatürk batı hayranı olduğu için değil. Aksi takdirde Atatürk'ün millilik/bağımsızlık vurgularını açıklayamayız. Şimdi ki ve yani ki; Her şeyin nakdi/akçalı dile çevrildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyada millici/bağımsızlıkçı bir tutum takınmak, emperyal kurumların kucağına düşmeden memleket idare etmek her babayiğidin harcı değildir. Milleti, en yorgun ve dağınık olduğu zamanda bir çatı altında toplamak, iç savaş tehditlerini bertaraf etmek zor iştir. Çünkü toplumların içine düştüğü buhran dönemlerinde herkes bir liderlik bayrağı açar. Bu durumdan memleketi en az zaiyatla kurtarmasını bilmiş bir liderdir Atatürk. Bunun bir örneği tarihte Yıldırım Bayezid öldüğünde yaşanmıştır. Bayezid'in şehzadeleri yaşanan iktidar boşluğunun etkisyle taht için birbirine girmiştir. Bu ülkeyi fetret devrinden kurtaran Çelebi Mehmet'in yaptığı da küçümsenecek iş değildir. Ancak Çelebi Mehmet'in işi daha kolaydır; çünkü o dönem yıkık bir memlekti mamur etmek ile 1920'lerde yıkık bir ülkeyi yeniden imar etmek arasında, zaman, sermaye, eğitim, insan kaynağı kriterleri gözönünde bulundurulduğunda, ciddi fark olduğu söylenebilir. Daha da önemlisi ve üstelik, Çelebi Mehmet, ana aksın eksenine, yani kurucu paradigmaya dokunmak zorunda da kalmamıştır. Onun dönemi arızidir. Mustafa Kemal Atatürk ise Çelebi Mehmet'ten farklı olarak, doğu toplumlarına has yapısal (ekonomik-siyasi) bir sorunun gelip düğümlendiği bir noktada tarihsel rolünü oynamak üzere zuhur etmiştir. M. Kemal'i var eden koşullar bu yapısal sorunlarla karakterizedir. Binaenaleyh Atatürk'ün döneminde, ulusal ve uluslararası arenada oynanan siyaset oyunu; çok daha kompleks, sayısız varyantları olan, müstakbel olayların önceden kestirilmesinin neredeyse imkansız olduğu bir hal almıştır. Bunlar neden anlatıyorum! Atatürk'ün önderliğinde tesis edilmiş cumhuriyetin kurucu paradigması bugün saldırı altındadır. Cumhuriyetle birlikte yerinden oynatılmış aks, Cumhuriyet öncesi duruma getirilmek isteniyor. Osmanlı'nın son dönemindeki “hasta adam”lık zilleti, ekonomik açıdan tam bağımlılık, siyasi ufuksuzluk yeniden bu ülke halkına giydirilkmek isteniyor. Bu saldırıyı ABD ve İsrail yönetiyor Arkadaşlar. Ordu içinde Amerikancı-İsrailci olmayan subayların tasfiye edilmesiyle sonuçlanacak bir süreçtir bu. Bu ordu, İstiklal Harbi, ardından Cumuhriyet'in ilanı ve 27 Mayıs 1960 devrimine imza atmış bir ordudur. Onun bu potansiyeli bazılarını korkutuyor. 12 Eylül 1980 ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti, ABD'nin ve küresel sermayenin tam güdümüne girmiştir. Komünizm tehlikesine karşı “dinci” akımlar desteklenmiştir. T.C Ordusu, kurucu paradigmadan 1980'de tam manasıyla vazgeçmiştir. Devrimci-solcu-alevi-demokrat-kürtlere yönelik faili meçhuller, kontrgerilla faaliyetleri, bizzat yabancı servislerin teşvikiyle bu dönemde örgütlemiş ve ivme kazanmıştır. Bunun dışında dini cemaat ve tarikatların önleri açılmış; bunlar desteklenmiştir. Bugün, Cumhuriyetin son kazanımlarına da saldırılar başlamıştır. Bugün, bu koşullarda, gözaltına alınanların şahsi kimliği dahi önemli değildir. Aleni bir biçimde bağımsızlık-laiklik-devletçilik ilkelerinden vazgeçilmek istenmektedir. Demokrasi havarileri ilk fırsatta "Reichstag"ı tasfiye etmeye kalkacaklardır. Türkiye BOP'a angaje edilmek, küresel güçlerin, ÇUŞ'ların kontrolüne sokulmak, halk yahudiye köle edilmek istenmektedir. Yaşananlar ile kontrgerillacılar arasında bağlantı kurmak doğru değildir. Saygılar... |
||
|
||
| içi bos bir sacmalık maksat yıne halkı uyutmak | ||
|
||
| Sorduğunuz sorulara cevap verdiğimi düşünüyorum. Ordu içinde hep farklı eğilimler oldu. 27 Mayıs ertesi Talat Aydemir, Fethi Gürcan fraksiyoun, 9 Mart cemal Madanoğlu-doğan Avcıoğlu girişimleri iyi örneklerdir. Hatta yakın tarihimizde 14'ler ismiyle meşhur sürgünler. Size tavsiyem yakın tarihimizi daha detaylı incelemeniz. Yalçın Küçük'ün geçenlerde bir açıklaması vardı. Aynen katılıyorum. "Ben ordusuz bir devrimin olabileceğine ihtimal vermiyroum". Bugün ordunun, Ergenekocular ve Natocular olarak ikiye ayrıldığını yazdı mesela basın. Ben Ergenekon'un bir örgüt veya çete olmadığını dillendirdim. Benim için bağımsızlık ve anti emperyalizm vurgusu ilerici olmak için kafidir. bunu tartışmam bile. |
||
|
||
| Demogojiye gerek yok. Alakasız şeyler yazmamanızı istirham edeceğim bu başlığa. Son onbeş gün içinde olanlar: 1-Emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan'ın oğlu gazeteci BEhiç Gürcihan (Kıvanç Değirmenli) tutuklandı. Behiç Gürcihan acikistihbarat.com sitesinde AkP ve Fethullah Gülen aleyhinde korkusuz yazılar yazıyordu. 2-Fethullah Gülen Beraat etti. Aynı gün, 9 senedir sorunsuz kaldığı ABD'den "rahat ve sorunsuz" ayrılabilmesi için Yeşil KArt başvurusunun reddedildiği haberi geçti basından. YEşil Kart alabilmesi için pek çok itibarlı şahsın kefil olduğu Fethullah Gülen, her ne hikmetse (!) bir ay içinde ABD'yi terk etmek zorunda kaldı böylece. Güzel bir oyun değil mi! Kimse Fethullah Gülen ve ABD arasında gizli ilişkiler olduğunu iddia edemez artık. NE de olsa ABD'nin yeşil kart bile vermediği birisi O!!! 3- Ergenekon savcısının haberi olmaksızın 2. büyük Ergenekon operasyonu yapıldı. Üstelik operasyon tarihi 29 Haziran idi. Ancak Operasyon, Yargıtay başsavcısının AKP'nin kapatılması için mütalaasını vermek üzere Anayasa Mahkmesine çağrıldığı güne ertelendi. Bu açık bir çatışma ilanıdır. Aksini düşünen saflar varsa gitsin yüzüne su atsın. Bu operasyon ile ilkdefa bir emekli orgeneral gözaltına alınmış oldu. Hurşit Tolon'un evini basmaya gelen polisler, evin kapısını kırdı. Bu da bir mesajdır. Almasını bilene... Operasyonla GAzeteci Mustafa BAlbay ve ADD eski başkanı emekli orgeneral Şener Eruygur da gözaltına alınanlar arasında. Şener Eruygur kim? Cumhuriyet Mitinglerini örgütleyen ADD'nin aynı dönemde başında bulunan isim. Daha önce defalarca yazdım bu başlıkta. Ortalıkta Ergenekon gibi kompleks/ne yaptığı belli olmayan/başıbozuk bir suç örgütü olamaz. Derin devlet bu kadar sığ olamaz. Ergenekon diye bir suç çetesi yoktur ortada. Böyle bir suç çetesi olmadığı için savcılar, 8 senedir Ergenekon ile ilgili bir iddianame bile hazırlayamadılar. Öğretim üyeleri, sivil toplum örgütü liderleri, gazeteciler, siyasi parti başkanları neyle suçlandıklarını bilmeksizin ve hiç bir delil olmadığı halde aylardır tutuklular. Çünkü ortada ididaname yok. Savcıların elindeki en büyük delil, Veli Küçük ile ALparslan Aslan'ın birlikte çektirdiği iddia edilen fotoğraflar fos çıktı. Resimdeki zatın, Danıştay cinayeti faili Alparslan Aslan değil, İsveç'te yaşayan bir azeri olduğu anlaşıldı. Tüm bunlar neden oluyor? 25 milyar dolarlık bir servete sahip olan Cemaatin Lideri memlekete teşrif edecek de ondan. Arkadaşlar, bu odaklar yabancı güçlerden icazet almış ve yeterli ekonomik büyüklüğe ulaşmıştır. Sayıları yurtiçinde azımsanmayacak kadardır. Yurtdışındaki bağlantıları, hegemonyaları yurtiçini aratmayacak ölçüde büyüktür. O halde bu cemaat için, bir kaç kurumu ve kişiyi tasfiye ettikten sonra, geriye sadece iktidar devir teslim töreni kalmıştır. Cumhuriyet gözümüzün önünde yıkılıyor. Ve maalesef ortada buna dur diyecek bir örgütlü güç bulunmamaktadır. T.C Ordusu Atatürkçü olmaktan çoktan çıkmıştır. Bunun en büyük kanıtları 12 eylül darbesi ve benim şiddetle karşı çıktığım 28 Şubat Muhtırasıdır. Ordudan medet bekleyenler yanılıyorlar. Belki genç subaylar bu süreçte görev üstlenebilir. Ancak bu ihtimal bence diğer bütün ihtimallerden daha zayıf. |
||
|
||
Alıntı Bu operasyon ile ilkdefa bir emekli orgeneral gözaltına alınmış oldu. Hurşit Tolon'un evini basmaya gelen polisler, evin kapısını kırdı. Bu da bir mesajdır. Almasını bilene... Hurşit tolonun avukat arkadaşı chp milletvekili -adını hatırlamıyorum- yaptığı telefon görüşmesini açıklarken, Açıkça kapısının kırılmadığını belirtmişti, Gidip yüzüne bi su atıp, haberleri oku istersen. Olmayan yerlerden olmayan mesajlar alınca haliyle böyle absürd ergenekon yorumları geliyormuş demek. Alıntı Fetullahçı gladyo ve çetenin tüm operasyonları, ilişkileri, hukuksuz dinlemeleri Kara Kuvvetleri Komutanlığınca dosyalanarak saklanmaktadır. Yakında her şey ortaya çıkar. Kara kuvvetleri komutanlığının elinde belge olsa, çoktan ortaya koyar, fiili olarak fettullahhın cirit atmasına izin vermez, tasviye sürecine geçerdi. Yapamıyor, yapamayacak da. Bu elinde hiçbirşey olmadığına tek başına yeter sebeptir. Yok biliyorsa "neden ortaya koymuyor?" sorusu geliyor akla.. Fuzuli de bakalım: bir, O zaman kara kuvvetleri konutanı ne diye ortaya çıkarmıyor. SAtıyor mu vatanı, Fettullahçımı kendisi. İki, sen nereden biliyorsun ajanmısın sen. Üç, bilmiyorda sallıyorsan ne diye itham altında bırakıyorsun, soğuk savaş mı yapıyorsun bize.. |
||
|
||
| bence geregınden fazla buyutuldu ıcı bombos bsı tarafalrın guc gosterısı ortalıgı karıstırmak halkı uyutmak yıne tum mesele darbe su an kı trkyede ımkansız bunu o ergenekoncularda cok ı blıyodur | ||
|
||
Hee Sana soğuk savaş yapıyorum - 459. )Bu yazıyı operasyonun ilk günü başka bir forumda yayınlamıştım. Birkaç gün boyunca Hurşit Tolon'un evinin kapısının kırıldığı yazıldı. Sonra yalanlandı bu haber. Benim de gözümden kaçmış bu kısım. Sana tavsiyem meselenin künhüyle uğraş. Çeperlerde gezme. |
||
|
||
| Meseleye anti emperyalist açıdan yaklaşıldı mı da onları konu dışı bırakıyorsunuz güncel siyasi figürlerle uğraştırıyorsunuz ama fuzuli o nolacak peki? Olmaz öyle biraz devletçi biraz gerçekçi politika. | ||
|
||
Hangi anti-emperyalizm? Ordu zaten başlı başına emperyalist bir kurum. Bu son dönem çok karıştırdı ortamı. Sovyetler yıkıldı böyle oldu işte, kimin eli kimin götünde belli değil artık. Neyse. Bakıp görücez. Biz zamları yemeye devam edelim, tuzlada insanlar ölsün ama devleti sorgulamadan teğet geçeriz gene bu noktadan. zaten amacları o zam yapldı kımse ses cıkaramadan ergenekon cıktı fetullah yasagı kalaktı ma kımse bsı dıemdı uzerı ergenekonla ortuldu haa bırde kapatma davası var smdı tm tr ergenekon ıle ugrasıor zam falan hıkaye artık kımsnen umru degl ne zamalar ne olen ınsanlar |
||
|
||
| Konunun kühnü ile ilgili diyorsun ki : Alıntı AKPnin muhaliflere "Ergenekoncu" yaftası yapıştırarak onları zapt-u rapt altına alma gayreti... Ortada muhalif varmı ki zaptu rapt altına alınsın... Hadi onu geçelim Muhalif olarak gördüğün savcıya "Fettullahçı" yaftası yapıştırarak soruşturmanın yönünü saptırma çabası değil mi bu yaptığın.. Soğuk savaşın, soğuk yazısı işte... |
||
|
||
zemin bölaşan ve aynı menşei taşıyan medya gurplarının ( en başta zaber kürt mü neydi adı, tam olaak hatırlayamadım şimdi) gündemi oluşturmak ve kamuoyunu yanıltmak için, psikolojik savaş sürdürenlerin de bir ayağı çukurdadır. ülkenin ayağına sekte vurmaya çalışanların, adımlarını bin düşünüp bir atacakları günler çok yakın gibi geliyor bana.. ![]() |
||