|
||
| dişin ağrıdığında güdüsel olarak soğuk suyla ağrıyı uyuşturmayı keşfedersin. Suyun etkisi çabuk geçer...Bu yüzden sıklıkla bu uygulamayı tekrar etmen gerekir...Uyuyamazsın çünkü uykuda ağrını uyuşturman imkansızdır. Bir gün ağrın tel örgüleri yırtarak hanesinde zor zaptedilen varlığını üzerine yağdırır..Artık okyanusu yutsan ağrı uyuşmaz. Yazmak bazen budur işte...Ağrıyı uyuşturan soğuk su.Ve bunun imkansız olduğu zamanı beklemek. Hayat ağrı oluşturur. Yüzüne vuran ve hayat gibi kokan her rüzgar yüzünden- benliğinden bir şeyleri de yaralamaksızın geri dönmez. İnsanın zihinsel ilerleyişini sağlayan uzuvları işleyişini tıkayan engeller ve de açan destekleyiciler yüzünden çok erken romatizmaya yakalanır ve düşünmek sancılanmaksızın imkansızdır. Acıyı içselleştirmek zorunda kalır insan.Çilekeşhanesi evrende arada da olsa uyuşarak mutlu olabilmek için acının-ağrının doruk noktalarındaki sersemliği övmek durumunda kalır,kalabilir. İçsel ağrı sanki ebedidir.. varlığının malzemesiyle ağrın aynılaşır.varlığın geçse gene de sanki ağrın geçmeyecektir... Zihinsel ağrı- ruhsal ağrı-içsel ağrı ya da ağrı ...sana bir şeyler anlatıyor mu... |
||
|
||
şeyyyy, bir de rakıyı denesene ![]() |
||
|
||
|
||
|
||
| insan fiziksel ve ruhsal milyonlarca ağrı ile yaşar. ancak bunlardan bazıları biraz daha belirginleşir. dikkat çekici olur. mesela yanarken dişinin ağrıdığını hisstemezsin. burda daha etkin bir ağrı diğerinin yerini almıştır. bunun gibi ağrılar yaşandıkça sıradanlaşır/normalleşir. ağrı eşiği yükselir. bu yüzden ağrı algılama kişilere ve ortamlara göre değişkendir. |
||
|
||
| iç ağrını dindirmek için bedensel ağrı yaratırsın...iç ağrını dindirmek için dışarıda diğerlerinde ağrı yaratırsın..iç ağrını dindirmek için içindeki ağrıyı dibe vurdurtup artık şuurlu kalamayacağın bir seviyeye çekersin..vs..vs..vs.. | ||
|
||
Alıntı bunun gibi ağrılar yaşandıkça sıradanlaşır/normalleşir. ağrı eşiği yükselir. bu yüzden ağrı algılama kişilere ve ortamlara göre değişkendir. bir yerden sonra o ağrıyla o kadar bütünleşirsin, o kadar senin ayrılmaz bir parçan olur ki evet kanıksarsın, farketmemeye başlarsın taaa ki en şiddetli halini alıncaya kadar. Ama işte belki de en kötüsü en tehlikelisi bu. yılanın başını küçükten ezmediğin için bir anda karşına başedilmez haliyle dikiliverir. Çırpın dur o zaman sancını dindirmek için
|
||
|
||
İçsel ağrılara karşı gücünüz oranınca direnç geliştirirsiniz.Ağrılar çoğaldıkça gücünüz tükenir depresyona girersiniz.Depresyonda dipsiz bir kuyu gibidir ,indikçe inmek istersiniz.Sizi yavaş yavaş herşeyden uzaklaştırır ve uyuşursunuz.Evet artık depresyondasınız hayırlı olsunnn...
|
||
|
||
| Ağrı eşiğinin ağrıyla paralel bir yükselmesi yoktur ki..Ağrı dayanırlığı zorlar ve geliştirir ancak zihin de beden gibi ölümsüz değildir Şubat'ın dediği gibi her zihnin kırlma noktası vardır ve bir yerden sonra ağrı bildiği tek mekandır ve yukarı çıkışsızlık aşağısını diblemek arzusu yaratır.Hem belki tersten çıkış mümkündür. | ||
|
||
| içsel ağrı...ımm,tanıdık geliyor...şöyle bi dokunsam parmak ucumla,kabuğunu kırıp kendini ortaya seriverecekmiş gibi sanki..dişi gedik bi kurt gibi içini kan be kan kemiren şey olsa gerek..benim tanımlar arasında yer beğenemdeğim tasvirim mi yoksa bu? a,bilmiyorum... : ) |
||
|
||
| kalbin ağırdığında ne yaparsın buz_? | ||
|
||
| içsel ağrılar yolun henüz başlarında yapılan bir tercihten yadigardır sanırım insana.. çocuk dizlerinde açılan ilk yaradan sızan kan gibi.. önce hissetmezsin.. dur deyişini duymazsın.. yol düştür.. düşersin.. adımlarının sesi daha uzaklarda yankılandığında yeniden yoklar inceden bir sızı.. söz dinler bir çocuk olmayı öğrenebilir misin.. sonra artan şiddetiyle yeniden.. dönebilir misin sırtını gördüğüne.. sonra bir daha.. gölgen peşine düşsün ister misin.. bıçak gibi saplanır nihayet boşluğuna.. acıyla dolar için.. ve taşırsın.. giderken yükünü sırtında.. paslı bir kan dolaşır gibi damarlarında yol boyu.. . ama olur da dönersen.. kolay iyileşmez bıçak yarası.. utangaçtır.. kabuklarından soyulması zaman alır.. .. ağrı.. içsel ağrı.. kimi kör bir bıçaktan, kimi kapanmış bir yaradan sızan kan gibi birşey.. sıcak.. ve soğuk.. |
||
|
||
| içine hapsedilir çıkamazsın | ||
|
||
Ahh depresyonlarım, nasıl da koparsın yavaş yavaş hayattan... Önce sinyalleri alırsın ve kendi kendini motive edersin, başarırsın da ama aldanmayın bu daha başlangıç. Sonra ancak sokağa çıktığında ya da başka insanlarla birlikte olduğun zaman unutursun içsel ağrılarını, sonra zehir gibi yayılır vücuduna...Nereye gidersen -istersen uzaya git- yada kiminle olursan ol nafile... Artık batmışsındır. Gözlerinde hep o anlamsız bakış... Aynaya bakmaktan korkarsın. Kendin dahil herşeyden küsersin. Varsın ya da yoksun, varlar ya da yoklar... Hiç olmanın mutluluğunu yaşarsın... Depresyona bir kez girdim tüm hayatım boyunca, bazen yine aynı derinliklere inip kendimle kalmak ive orada kendimi lanetlemek istiyorum... Ama Allah kahretsin bu ara çok mutluyum...
|
||
|
||
| İşTe bu En zoru bu İçsel aĞRılarımın aĞıRLığı İçte bir değirmen Ne atsan öğütür durur Yavaş yavaş tüketirken sen zamanı Ve büyütürken zaman seni... aĞRı kanatırken içteki yarayı İrade çerçevesinin güzel resim bulma çabası boşşş Süreç tamamlanmadan dinmiyor sızı... içsel aĞRılar derinleştiriyor insanı Kandırmadan kabul edebiliyorsan eĞer ACINI... |
||
|
||
| Ağrının en derini, en zor iyileşeni... Çöker içinde bir yerlere; bir yumruktur midende, Ya da bir zonklama beyninde... Soluk almak istersin alamazsın, O yeri söküp atmak istersin tüm içindekilerle, yapamazsın, Dokunsan eline gelecek bir yumru gibi durur inatla Yakar, kavurur, bir burgaç gibi deştikçe deşer içini Dindiremezsin... |
||