SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: İdam cezası uygulansın mı?

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 [ 10 ] 11 12 13 14 15 16 17 18

05.02.2008 00:53:26
Yazdigim son derece acik aslinda apoptozis.. Yaptirimdan kastim da son derece acik bir iki ornekleme yaptim zaten yukarda..Hayir oyle bir mubahliktan bahsetmedim bu sizin kisisel fikriniz sadece...

Insan kopek degildir ancak her toplumun bir kurali vardir bunu inkar edebilir misiniz? Kuralsiz yasayan bir toplum gosterebilir misiniz bana?
Bence siz bir daha dusunun sonra yorum yapin.


05.02.2008 00:54:05
Kuzey Amerika'dan USA mi Canada mı kast edildiğini bilmediğimden ikisini de almak istedim.

Amerika 2006 verileri;

http://www.disastercenter.com/crime/uscrime.htm

Canada (2004 yılını bulabildim ve canadanın en düşük suç oranına sahip olduğu yılmış)

http://www.statcan.ca/Daily/English/050721/d050721a.htm

Canada hakkında parantez açmak gerekir liberalizmin kalesi gibidir ve yasaların boyunduruğu ile değil insana verilen önemle dünyada adını duyurur. Buradan insana verilen değer arttıkça suç oranı da düşecektir diyebiliriz -ekonomik şartların aynı olduğunu fazederek.

Örneğinize gelince gene yanlış bir örnek seçtiniz yasaları uygulayamıyorsanız bu yasaların etkisiz olduğunu göstermez.


05.02.2008 00:54:35
Ben yaptırımların doğruluğunu savunan bir insan değilim ve bir insanın yaptırımlarla sonuç beklemesini de insancıl bir davranış bulmuyorum.Kural demişsiniz, kurallar olmadan elbetteki bir yapının yönetilmesi zor sonuçta kompleks bir yapının işlemesi için belirli kurallar dahilinde yürümesi şart.Ancak savunduğunuz kural kendi fikrimce yanlış zira yaptırımların işe yaradığını söylemişsiniz  yaptırım sözcüğü gibi ucu açık bir sözcük yerine daha somut bir kelime seçin ki tam olarak neyi savunduğunuzu anlayabilelim.Yoksa yaptırım sözcüğü üzerine verdiğim örneklere bahane bulmayın.Saygılarımla...

05.02.2008 00:56:12
Ölüme Oy vermek... İdam adın kalleş olsun!
 04-05-2004     
sesonline.net
Cumhuriyet Gazetesi’nin parlamento şefi gazeteci Türey Köse imzası artık bir kitapta yer alıyor. Köse “İdam Tarih oldu Utancı Kaldı: Ölüme oy vermek…“ isimli kitapta, idam cezasının, meclisin açıldığı ilk günden TBMM’de oylanarak kaldırıldığı güne kadarki acı serüvenini irdeliyor.

Ölüm herkes için “soğuk'' bir sözcük. Ve yine “ölüm''; kutsal kitapların da söylediği gibi, her ölümlünün kaçamayacağı ve ne zaman gerçekleşeceğini bilemediği “akıbeti''. Ancak, idam cezası almış bir mahkum için, durum hiç de böyle değil. Onun, yaşamının ne zaman son bulacağını, mahkemelerin kestiği ceza sonrası, onayı veren merciler belirliyor.

Bizim ülkemizde ölüm cezaları TBMM’de yada işlevi aynı olan meclislerce, oylanıyor ve kesinleştiriliyordu. Artık, Türkiye’de ölüm cezaları kaldırıldı. Savaş hali hariç, ölüm cezaları verilemeyecek. Ancak,Türkiye bu aşamaya gelene değin, çok acılar çekti. Çok bedeller ödedi. Utanç verici, bir çok olay yaşadı. Utanması gereken, bir çok insanı, yakından tanıdı…

Gazeteci Türey Köse Cumhuriyet Gazetesi’nin parlamento şefi. Köse, “İdam Tarih oldu Utancı Kaldı: Ölüme oy vermek…“ isimli kitabında, idam cezasının, meclisin açıldığı ilk günden TBMM’de oylanarak kaldırıldığı güne kadar ki acı serüvenini irdeliyor.

Türey Köse kitabını hazırlarken kara kaplı defterlere başvurmuş. Ölüme oy verenlere niye “evet'' dedin? diye soruyor. “Valla ben nasıl oy verdim bilmiyorum?'' diyenlere verdikleri oyu hatırlatıyor… “Asmayalım da besleyelim mi ?''diyenlerin AB’nin hatırına hangi çizgiye geldiklerini gösteriyor.

Kuvayı Tedibiye Harp Divanı’nın kararı ile idam edilen Hacı Abdülvehap Ömer Bey’den, İstiklal Mahkemesi’nin kararı ile infaz edilen Rüştü Paşa’ya, Yüksek Adalet Mahkemesi’nin kararı ile idam edilen Adnan Menderes’ten, TBMM’ den çıkarılan kanunla idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına ,12 Eylül Askerî Mahkemeleri’nde kalemi kırılan Erdal Eren’den, Hıdır Aslan’a onlarca insanın, sonu ölümle biten yolculuğu, parlamentonun tutanakları, başka bazı belgeler ve oylamalara katılanların tanıklıkları ile gün ışığına çıkarılmaya çalışılmış.
Ortaya çıkan sonuçlar oldukça ilginç. Geçtiğimiz yıllarda adı Çiçek sulaması ile gündeme gelen DYP’li eski üye Kamer Genç’in Danışma Meclisi üyesi iken; Ertuğrul Alatlı ile beraber idam kararlarına ret oyu kullanan, iki üyeden biri olduğunu bu belgeler gösteriyor. Yine bu belgeler, nice demokrasi havarisi ismin; idamların gerçekleştirilmesi lehinde nasıl çırpındığını ve evet dediğini de açıkça ortaya koyuyor.
Nice insanımızın adlî yada siyasî suçlu olarak yaşamına son veren idam cezasını ve Türk Parlamentosunun ölüm karşısındaki sınavını izlemek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun.

Türey Köse. İdam tarih Oldu, Utancı Kaldı: Ölüme oy vermek…,Ankara, Ümit Yayıncılık, Mayıs 2004, 155 s.


Tutuklandığında 19 yaşındaydı. 1.85 boylarında, sarışın, mavi gözlü, sırım gibi delikanlıydı Necdet. Çok iyi top oynuyor, voleyboldan anlıyor, kitap okumayı çok seviyor, hayatı bitmek bilmeyen bir enerjiyle yaşıyordu.
Arkadaşlık çok önemliydi onun için. Uğruna ölmeyi bile göze aldığı halkın inanç değerlerine de olabildiğince saygılı davranıyordu.

Ankara'nın İsmetpaşa semtinde iki kişinin ölümüyle sonuçlanan, bir kahvehanenin taranması suçundan tutuklanmış, 1980 yılına kadar cezaevinde kalmıştı. Bir gün cezaevinden firar etme imkanı doğduğunda, "Ben suçsuzum neden kaçayım?" diyerek içeride kalmıştı. Diğer arkadaşları firar etmesine rağmen Necdet, suçsuz olduğunu düşündüğü için kaçmamıştı. Necdet o olayla bir ilgisinin bulunmadığını, suçsuz olduğunu sonuna kadar söyleyecek ve suçu asla kabul etmeyecekti. Nitekim yargılandığı mahkemenin reisi Albay Hamdi Sevinç de idam kararına şerh koyacak ve Necdet'in suçsuz olduğunu belirtecekti. Necdet Adalı, 7 Ekim'i 8 Ekim'e bağlayan gece, 12 Eylül'ün ilk idam edileni olarak asılacaktı. Kahveyi tarayanların başkaları olduğu da sonradan ortaya çıkacaktı tabiî ki.

Kolayca idam edildiğinden de anlaşılacağı gibi Ankara'nın Altındağ ilçesindeki gecekondulardan birinde oturan yoksul bir ailenin çocuğuydu, ancak şans ona öldükten sonra gülecek, uzun zaman herkesin ağzında dolaşan bir şarkı olacaktı. Ahmet Kaya'nın şarkı haline getirdiği "Saçlarına yıldız düşmüş koparma annem ağlama" şiiri onun için yazılmıştı. Necdet Adalı'nın idamından sonra 12 Eylül cuntası, dengelensin diye bir ülkücüyü de idam sehpasına gönderdi. Mustafa Pehlivanoğlu idam edildiğinde daha 22 yaşındaydı. 10 Ağustos 1978 gecesi, Ramazan ayında, teravih vaktinde, Balgat'ta mahalledeki 5 kahvehane, kimliği belirsiz kişilerce tabancalarla taranmıştı. Sol görüşlü üç kahvehanede 3, ülkücülere ait iki kahvehanede ise 2 kişi açılan ateş sonucu hayatlarını kaybetmişlerdi. 12 Eylül'den önce şartlar olgunlaşsın diye hep böyle yapılırdı zaten, birileri aynı tabancayla solcuları öldürür sonra da gider sağcıları öldürürdü. Bu da öyle bir "şartlar olgunlaşsın" çabasına benziyordu.

Olaydan sonra operasyonlara başlayan polis, ülkücülerin yoğun olarak oturduğu Karapınar Mahallesi'ne baskın düzenledi ve bir grup genci gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında 22 yaşındaki Mustafa Pehlivanoğlu da vardı. Mustafa, işkenceyle aldıkları ifadesini daha sonra idamına kadar reddedecekti. Suçsuz olduğunu ısrarla söylemesine rağmen bir ihbarı doğru kabul eden mahkeme, idamına karar verdi. 12 Eylül'den hemen sonra, solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye aynı gün, aynı saatlerde, aynı yerde idam edildi.

Anne ve babası oğullarının idam edildiğini üç gün sonra, onu ziyarete gittiklerinde öğreneceklerdi. Ailesine yazdığı mektupta kendileriyle helalleşmeden gitmekten dolayı üzüntüsünü dile getiriyor ve haksız yere idam kararı verenleri Allah'a şikayet ediyordu. Ve evlenemeden idam sehpasına gittiği nişanlısına selam söylüyordu. Necdet ve Mustafa, ikisi de yoksul aile çocuklarıydı. Senaryo onlara iki ayrı kampta rol vermişti. Kimsesiz ve gariban oldukları için büyüklerin "Power Game"inde onlara ölüm rolü düşmüştü. Ama büyükler iktidar olabilsinler diye onlar aynı mezarlıktan yer ayırmışlardı. Her şey senaryo idi; ama onların ölümleri öylesine gerçekti ki.

Hukuk nedir ki, biraz askıya alınsa ne önemi var ki? Sadece 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat'ta değil bütün zamanlarda askıya alınsa bir kıymeti var mı ki? Hatta iktidar karşısında hayatların ne önemi var ki? Yeter ki büyüklerin iktidarı daim olsun. Kendi iktidarları için sabah akşam hukuku askıya almak isteyenler, siz hiç bir kerecik öldünüz mü?

NEJDET ADALI VE TÜM DEVRİM ŞEHİTLERİNİ SAYGIYLA ANIYORUZ.
            İDAMA HAYIR.
 


 


05.02.2008 00:56:45
uygulansın
halk jürisi belirlesin ama

05.02.2008 00:57:21
Kuzey Amerika'dan USA mi Canada mı kast edildiğini bilmediğimden ikisini de almak istedim.

Amerika 2006 verileri;

http://www.disastercenter.com/crime/uscrime.htm

Canada (2004 yılını bulabildim ve canadanın en düşük suç oranına sahip olduğu yılmış)

http://www.statcan.ca/Daily/English/050721/d050721a.htm

Canada hakkında parantez açmak gerekir liberalizmin kalesi gibidir ve yasaların boyunduruğu ile değil insana verilen önemle dünyada adını duyurur. Buradan insana verilen değer arttıkça suç oranı da düşecektir diyebiliriz -ekonomik şartların aynı olduğunu fazederek.

Örneğinize gelince gene yanlış bir örnek seçtiniz yasaları uygulayamıyorsanız bu yasaların etkisiz olduğunu göstermez.


Kanada ve Amerika Kuzey Amerika diye gecer. Simdi buldugunuz istatistikleri bir de Turkiye ile karsilastirin. Ben de zaten ustteki mesajimin birinde, bakarsaniz goreceksiniz insana tekabul ettigi icin seviyorum demistim. Insana tekabul etmesi insana verilen degerdir zaten.

Yine yukaridaki mesajlarimin birinde yasalar herkes icin esit olmali demistim bakan ve vatandas ornegini birarada vererek sanirim gozunuzden kacti.

Yasalari kisi gozetmeksizin insana dair esit kilarsaniz, adam kayirmassaniz statusunden dolayi ne rusvet, ne de suc oraninda artis kalir. Kuskusuz suc'u sifira indirmez, suc orani olmayan ulke  yoktur ama bizim ulkemizdeki suc oranina bakarsaniz  hayli inecegi muhakkaktir.

Bugun bizim ulkemizde yasalarin gerektirdigi sekilde uygulanmayisin en buyuk sebebi cifte standart ve rusvettir. Baklava calan cocugun yillarca ceza alip vergi kaciran holding patronunun elini kolunu sallayarak gezmesi gibi...

Diger bir yandan size sadece basit ornekle trafik kazalarindaki olum oranini ornekledim. Sizce ornegin trafik yasalarindaki, suc karsiligi cezalar bizim ulkemiz icin yeterli midir? Bence yeterli olmayacaktir zira bizler insan uzerine insa edilmis yasalarla buyumedik, bizim icin hep once toprak vatan gelmistir.

Yasalari uyguladiginiza varsayarak cevaplayin.




Ben yaptırımların doğruluğunu savunan bir insan değilim ve bir insanın yaptırımlarla sonuç beklemesini de insancıl bir davranış bulmuyorum.Kural demişsiniz, kurallar olmadan elbetteki bir yapının yönetilmesi zor sonuçta kompleks bir yapının işlemesi için belirli kurallar dahilinde yürümesi şart.Ancak savunduğunuz kural kendi fikrimce yanlış zira yaptırımların işe yaradığını söylemişsiniz  yaptırım sözcüğü gibi ucu açık bir sözcük yerine daha somut bir kelime seçin ki tam olarak neyi savunduğunuzu anlayabilelim.Yoksa yaptırım sözcüğü üzerine verdiğim örneklere bahane bulmayın.Saygılarımla...

Orneginize bahane buldugum filan yok aksine yaptirim sozcugunu de orneklerimle desteklemistim. Neyi savundugum son derece acik mesajlarimdaki ornekleri okursaniz. Yok anlamadiysaniz veya ben anlatamadimsa son kez bir ornek daha vereyim. 45 kisinin olumune sebep olmus bir insan uyudum gerekcesi ile toplum onune cikmamali, bu insan cok uzun sureli trafikten men edilmeli. Vergi kaciran insana son derece agir cezalar verilmeli keza cocuk yasta isci calistiran ve sosyal haklarini odemeyen isverenlere de is yeri kapama, suresiz kapama vs seklinde .. Umarim aciklayici olmustur. Ilaveten ucu acik sozcuk dediginizin anlami da sanirim gayet acik;

1 .     Yaptırma işi.
2 .    hukuk  Kanun, ahlak gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlama, müeyyide.

TDK


05.02.2008 00:58:11
İdam cezası kesinlikle insanlık dışı bir uygulamadır ve insanın yaşama hakkının elinden alınması nedeniyle çağdışıdır.

İdam cezasının uygulanmasını isteyenler genellikle bu cezanın caydırıcılığını gerekçe olarak gösterirler ama buna örnek veremezler. İdam cezasının uygulandığı ülkelerde, bu arada Türkiye'de hangi idam cezası, kimleri yolundan çevirmiş, caydırmıştır? Tersine, örneğin bir hareketin içindeki kişilerden birinin idamı, yandaşlarının daha da bilenmesine ya da yeraltından da olsa yandaş sayısının artmasına neden olmuştur.

Ayrıca idam cezası savunucularının sıklıkla başvurdukları bir soru var: "Sizin çocuğunuz veya ailenizden biri öldürülse ya da tecavüze uğrasa onun öldürülmesini istemez misiniz?" Hayır arkadaşlar öldürülmesini istemem, yaşamını cezaevinde geçirmesini, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasını ve hapishanelerde ömrünü çürütmesini yeğlerim. İdamla, kurtulmasını neden isteyeyim ki?

Bu durumda da karşı tez olarak suçlunun, "birkaç yıl yatıp çıkması" öne sürülür. Evet işte buna hak verebilirim ama yine de idam cezasını savunmam. Çünkü kararı verecek olan ister ülkemizdeki gibi bir heyet, isterse ABD'deki gibi bir jüri olsun, sonuçta insan faktörü egemendir ve yanılgı her zaman için olasıdır. Doğru karar verildiğinin hiçbir zaman kesinliği, garantisi olamaz. O an, o gün için doğru görünen kararların zaman içinde yanlışlığı ve haksız idam uygulamaları hepimizin belleğinde yer etmiştir.

O zaman çözüm ne? Tek çözüm adalet sisteminin baştan sona elden geçirilmesinin yanısıra, eğitim ve sosyoekonomik düzenlemelerin/uygulamaların yapılmasıdır. İnsanın psikolojik, ekonomik ve sosyal durumu düzeltilmedikçe her konuda her mahkeme idam cezası verse de inanın hiçbir değişiklik olmayacaktır.

05.02.2008 01:05:22
@nisan

Ben bu istatistikleri Türkiye ile karşılaştırın diye vermedim sadece cezaların yüksek olduğu yerlerde de suç oranının pozitif ivmeli ve nicel olarak da fazla olduğunu göstermek için verdim. Yani cezaları arttırarak suçun engelleneceği tezinizi çürütmek için verdim keza istatistiki verileri baz alacaksak -ki bu sizin gözlemlerinizle alakalı değildir- çürüttüm de.

Örnekleriniz gözümden kaçmıyor ama konuyla alakasız. Normal insanlar idam cezası alıyorsa bakanlarda almalı mı demeliyiz? Yasaların önünde herkes aynı muameleyi görmüyor diye idam cezasını desteklemeli miyiz? Siz böyle söylüyorsunuz demiyorum ama bu örneklerden tartışacaksak bu örnekler ancak konuya bu şekilde bağlanır. Başta belirtmiştim alakasız.

@asya

Söylediklerinize genel anlamda katılmakla beraber kişisel intikam üzerinden tetiklenen reaksiyonlar ıslah -burada bahsettiğim beyin yıkama değil- noktasında pek bir sonuç vermez. Yani bir insanı müebbet hapse mahkum edebilirsiniz ama bu insanın değişeceğinin garantisini veremezsiniz çünkü  saldırganlık saldırganlığı doğurur. Aslına bakarsanız cezaevlerinin ıslah edici olduğunu düşünmüyorum ne Türkiye'de ne de başka bir yerde.

05.02.2008 01:06:47
@nisan

Ben bu istatistikleri Türkiye ile karşılaştırın diye vermedim sadece cezaların yüksek olduğu yerlerde de suç oranının pozitif ivmeli ve nicel olarak da fazla olduğunu göstermek için verdim. Yani cezaları arttırarak suçun engelleneceği tezinizi çürütmek için verdim keza istatistiki verileri baz alacaksak -ki bu sizin gözlemlerinizle alakalı değildir- çürüttüm de.

Örnekleriniz gözümden kaçmıyor ama konuyla alakasız. Normal insanlar idam cezası alıyorsa bakanlarda almalı mı demeliyiz? Yasaların önünde herkes aynı muameleyi görmüyor diye idam cezasını desteklemeli miyiz? Siz böyle söylüyorsunuz demiyorum ama bu örneklerden tartışacaksak bu örnekler ancak konuya bu şekilde bağlanır. Başta belirtmiştim alakasız.



Hayret!! Oysa ben sizden karsilastirmaniz icin koymanizi rica etmistim. Aksi takdirde cumlelerimin hicbir yerinde gelismis ulkelerde kesinlikle suc olmadigindan filan bahsetmedim, sadece agirlastirilan cezalarin suc oranini dusurdugunu iddia ettim.Sanirim yanlis hatirlamiyorsam sizdiniz(yanlissa bagislayin) agirlastirmanin suc oranini dusurmeyecegini soyleyen.. Madem curuttunuz, oyleyse bana trafik kazasi sonucu olum oranlarini karsilastirir misiniz? Verdigim ornek bu konu uzerindendi zira..Agirlastirilmis ceza uygulanan ulke ile uygulamayan ulke arasindaki farkin yuzdesini bir alir misiniz?

Kendinize gore curuttunuz ,ama olmayan bir iddia uzerinden farkinda misiniz? 0 (18)

Penniless siz iyi misiniz? Bir iki sayfa onceki ilk mesajimda zaten idamin cagdisi olduguna dair dusuncemi yazdim. Bu bolumde "idami destekliyor musunuz" gibi bir soru sormanin bana mantikli tarafini aciklar misiniz? Aksine idam yerine agirlastirilmis muebbet vs. secenegini destekledim.

Lutfen ya okuduklarinizi iyi okuyun veya okumadan yazmayin.Bakan ornegini nerede ne sekilde verdigim yeterince asikar ve anlasilir sekilde cunku... Cifte standart olmamali dedim yasa onunde bunu da idam'a iliskin soylemedigim son derece acik.. Ornekledigim zaten trafik, rusvet vs. olaylardir.

Siz hep kendi dusunce yapinizda ornekleme istiyorsunuz sanirim ama ben buna karsiyim.

Asagidaki link tarih olarak daha yenidir  siz bulamamistiniz ben ekliyorum.

http://www.statcan.ca/Daily/English/070718/d070718b.htm

05.02.2008 01:07:09
X ülkesinde cezalar ağır Y ülkesinde cezalar hafif olsun.

X ülkesinde suç artış oranı -bu oran Y ülkesi ile karşılaştırma ile bulunan oran değil X ülkesi içinde bir yıl önceye göre işlenmiş suç sayısındaki artış oranıdır- ve suç oranı -X ülkesindeki suçlu ve suçsuz kişiler arasındaki oran- yüksek ise Y ülkesinde suç artış oranının ve suç oranının yüksek veya düşük olması cezaların sertliği ile suçun düşmeyeceği tezini doğrular bu nokta da Anglosakson hukuk sisteminin -sizin iyi bulduğunuz- de aslında suç ve suç artış oranlarını ve suç oranlarını düşürmediğini gösterir. Anlaşılmayan bir yer var mı?

05.02.2008 01:08:02
X ülkesinde cezalar ağır Y ülkesinde cezalar hafif olsun.

X ülkesinde suç artış oranı -bu oran Y ülkesi ile karşılaştırma ile bulunan oran değil X ülkesi içinde bir yıl önceye göre işlenmiş suç sayısındaki artış oranıdır- ve suç oranı -X ülkesindeki suçlu ve suçsuz kişiler arasındaki oran- yüksek ise Y ülkesinde suç artış oranının ve suç oranının yüksek veya düşük olması cezaların sertliği ile suçun düşmeyeceği tezini doğrular bu nokta da Anglosakson hukuk sisteminin -sizin iyi bulduğunuz- de aslında suç ve suç artış oranlarını ve suç oranlarını düşürmediğini gösterir. Anlaşılmayan bir yer var mı?

Hala soylenmeyen, yazilmayan bir dusunce uzerine kendi kendinize cikarimlarda bulunuyorsunuz penniless..

Suc'un olmadigi bir ulke gosterebilir misiniz? Gosteremessiniz.

X ulkesinde(agir ceza uygulamayan) suc orani %80 leri bulmussa (atiyorum), Y ulkesinde(agir ceza uygulayan) suc orani % 30'larda geziyorsa artisa ragmen karsilastirma yapildiginda , hala buna ragmen kalkip agirlastirilmis cezalar suc oranini dusurmez derseniz havanda su dovuyorsunuz diyecegim size... Neden bahsettigimi anladiginizi veya inatla anlamadiginizi dusunuyorum artik.

Daha rahat anlayabilmeniz icin cok cok basit bir ornek verecegim.

Ben ulkemde gun basina 20'den fazla cinayet, hirsizlik, kapkac vs. haber izliyorum. Ama baska ulkede bu haberleri 20-30 gunde bir 1 tane olarak izliyorum. Anlayabildiniz mi simdi ne demek istedigimi?

05.02.2008 01:09:00
Kafayı duvarlara vurma ikonu yok mu burada?

Himm bir konuda katilmiyorum sana.Cezalarin agirlastirilmasi suc oranini ciddi sekilde dusurur. Niye gelismis toplumlarda ornegin ehliyetsiz araba kullanan kisi miktari bizim toplumumuza gore cok cok daha dusuktur? Niye biz her bayramda binlerce insan kaybederiz mesela oyle ki artik yadirgamayiz?Anglo sakson hukukunun bu yonuyle iyidir bence..

Bu ne?

Sözlerimi de manipüle etmeyin ben her toplumda suçun olacağını söylemiştim zaten ama benim yazılarımı değil kendi yazdıklarınızı dahi hatırlamıyorsunuz! Çileden çıkarttınız beni.

O bahsettiğiniz oranlar yok gösterdiğim oranlar var sizin hayali dünyanıza  veya varsayımlarınıza göre mi ceza ölçüleri suçu artırır veya düşürür diyeceğiz? Kamera şakası mısınız anlamadım ki!

05.02.2008 01:09:55
Kafayı duvarlara vurma ikonu yok mu burada?

Himm bir konuda katilmiyorum sana.Cezalarin agirlastirilmasi suc oranini ciddi sekilde dusurur. Niye gelismis toplumlarda ornegin ehliyetsiz araba kullanan kisi miktari bizim toplumumuza gore cok cok daha dusuktur? Niye biz her bayramda binlerce insan kaybederiz mesela oyle ki artik yadirgamayiz?Anglo sakson hukukunun bu yonuyle iyidir bence..

Bu ne?

Sözlerimi de manipüle etmeyin ben her toplumda suçun olacağını söylemiştim zaten ama benim yazılarımı değil kendi yazdıklarınızı dahi hatırlamıyorsunuz! Çileden çıkarttınız beni.

O bahsettiğiniz oranlar yok gösterdiğim oranlar var sizin hayali dünyanıza  veya varsayımlarınıza göre mi ceza ölçüleri suçu artırır veya düşürür diyeceğiz? Kamera şakası mısınız anlamadım ki!



Ikon yok ama oldugunuz yerde su an vurabilirsiniz. Benim yazdiklarim da orada duruyor haydi ne icin kopyalamiyor sunuz? Neyi unutmusum? Idami mi desteklemisim? Agir cezalar suc oranini 0 a mi indirir demisim? nedir? Size yardimci olmak maksatli 2006 linkini de ekledim.

05.02.2008 01:10:50
Son kez söylüyorum. En son mesajımda alıntıladığım yazında suç oranlarının cezaların ağırlığıyla ters orantılı olduğunu belirtiyorsun ve anglosakson hukukunun bu yönüyle iyi olduğunu söylüyorsun. Tartışmada bu yüzden uzuyor zaten. Elli mesajdır Anglosakson hukukunun da bunu başaramadığını istatistiki verilere dayandırarak kanıtlıyorum. Ne zaman dedim sen idamı destekliyorsun diye yok öyle bir şey. Bir şeyi de yanlış söylediğinizi veya bildiğinizi kabul edin de bu kadar da sapmayın kendinizden -egolarınız sarsılmaz merak etmeyin.

05.02.2008 01:12:15
Son kez söylüyorum. En son mesajımda alıntıladığım yazında suç oranlarının cezaların ağırlığıyla ters orantılı olduğunu belirtiyorsun ve anglosakson hukukunun bu yönüyle iyi olduğunu söylüyorsun. Tartışmada bu yüzden uzuyor zaten. Elli mesajdır Anglosakson hukukunun da bunu başaramadığını istatistiki verilere dayandırarak kanıtlıyorum. Ne zaman dedim sen idamı destekliyorsun diye yok öyle bir şey. Bir şeyi de yanlış söylediğinizi veya bildiğinizi kabul edin de bu kadar da sapmayın kendinizden -egolarınız sarsılmaz merak etmeyin.

Dunyada hicbir hukuk sisteminin yuzde yuz basariyla istedigi sonucu elde ettigi iddia edilemez. Bunu en dunyadan bi haber insan dahi bilir.Bahsettigim hukuk sekli ,bizim hukukumuza gore daha iyidir. Mesajimda son derece acik, agir cezalar suc oranlarini tamamen yok etmese de indirir.


Size yukarda en basit sekliyle televizyonda izlenilen haberlerden bahsettim hic degilse bunu esgecmeseydiniz.
Yasadigim seyi yanlis bilmemi veya yanlis soyledigimi kabul etmemi  istemeniz sizin egonuzu mu yukseltecek?

Sirf kendi soylediginizin dogrulugu kanitlansin diye neredeyse ornegin bir Kanada ile Turkiye suc oranlarini bir tutacaksiniz. Her dort saatte bir kisinin cinayete kurban gittigini goremessiniz bahsettigim ilgili ulkede...Yok boyle birsey...Buyrun bir de bu linklere bakin...

http://www.egm.gov.tr/akkm/akkm_web/asayis.htm
http://www.atonet.org.tr/yeni/index.php?p=816&l=1

Daha birkac mesaj once suc oranlari dusecektir diyebildiniz ama simdi oyle birsey yok diyorsunuz.

Canada hakkında parantez açmak gerekir liberalizmin kalesi gibidir ve yasaların boyunduruğu ile değil insana verilen önemle dünyada adını duyurur. Buradan insana verilen değer arttıkça suç oranı da düşecektir diyebiliriz -ekonomik şartların aynı olduğunu fazederek.



Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 [ 10 ] 11 12 13 14 15 16 17 18