|
||
| Bir idam mangasının nasıl işlediğini size anlatayım: Ölüm mahkumuna ateş etmeleri için yedi asker seçilir. Askerlere yedi silah verilir, bunların altısında gerçek kurşun vardır; birinde ise talim fişeği. Onun içindeki barut da ötekilerde olduğu gibi patlar, çıkardığı ses de aynıdır, ama kurbanın bedenine ateş ederken o silahın içinden kurşun çıkmaz. Hangi silahta talim fişeği olduğunu askerlerden hiçbiri bilmez. Her biri kendi silahında talim fişeği olduğuna ve tanımadıkları ama öldürmek zoruda oldukları mahkumun ölümünden ötekilerin sorumlu olduğuna inanır." |
||
|
||
şu anda benim idam konusundaki fikrime katılmıosun ve bunu bana gayet yumuşak ve insancıl bi biçimde açıklıyosun.En azından fikrime katılmadığını nazikçe belli ediosun böle olduğ taktirde sana diebiliceğim tek şey tşkr ederim.Ama böle olmadığı zaman insn ister istemez duraksıyo.Her neyse konuyu kendimle kaynatmıyım:) haklı olabilirsin ama günümüzde o kadar çok acımasız ve yabanice suçlar işlenio ki... ve en kötüsüde suçllar yapmak istediklerini yapıp cezalarını çektikten sonra bile pişmanlık hissetmioalr.ben bundan yana değilim.Ve eğer isam cezasıyla bu giderilicekse uygulanmalı die düşünüorum ama tekrar sölüyorum eğitilerek yada bi başka yöntemle insnlar vazgeçirilebilirse bu suçlardan o yöntemler uygulansın. Umarım anlaşılıyorumdur:( yoksa susucam yani ![]() |
||
|
||
| Anliyorum senin demek istedigini ama idamla pismanlik dersi verilemez insanlara neden dersen nefes alman kesildiginde zaten pismanlik duygusunu tadacak bir beden kalmaz ortada..Aslina bakarsan idam cezasi uygulamak yerine varolan cezalari agirlastirmak daha akilci. Ornegin adam uyudum diyor direksiyonda gayet masum sekilde ama 45 kisiyi obur tarafa yolcu ediyor bu uykunun bedeli.. Mesela bu adamin ehliyeti iptal edilmeli ama ne oluyor bir sure sonra adam gene sefere cikiyor. Yani varolan cezalar agirlastirilsa idam cezasina gerek kalmayacak zaten.. |
||
|
||
| bi bakıma anlatmak istediğim şeyde bu yani hani diorum ya eğer idam yerine uygulanabilicek bi başka ceza varsa die işte bundan bahsediorum ama sanırım anlatamamışım.Nisan anlayışın için gerçekten tşkr ederim. |
||
|
||
| Yasalar (devlet tarafından yapılan, yorumlanan ve uygulanan), düzenin korunması ve toplum karşıtı davranışların önlenmesi için gerekli görülür. Antropolojik çalışmalar yazılı hukuku olmayan bütün sanayi öncesi toplumlar, Hobbes’un söylediği gibi sürekli savaş durumunda değildir. Bunlar kendilerini genellikle adetler temelinde yönetirler ve sorunları anlaşarak çözümlerler. Modern devletlerdeki yönetim ve hukuk sisteminin genellikle karışıklığın çaresi değil, nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Batılı demokrasilerde yasalar yurttaş haklarından çok özel mülkiyeti ve iktisadi eşitsizliği korur. Baskıcı bir ahlakı benimseyen otoriter bir toplum, tecavüz, cinayet ve saldırıya yol açan psikolojik bozuklukları teşvik eder. Ve cezalandırma, doğası gereği reform ya da caydırmadan çok yabancılaşma ve küskünlüğe yol açar. Öncelikle suçun ortadan kaldırılabileceğini düşünmek bir hayaldir. En ileri toplumlarda bile mülkiyete karşı işlenen suçlar (daha özgür ve daha eşit bir toplumda) azalsa da tutku suçlarını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir seyrek de olsa suç işlenebilir. Bu nedenle suçu ortadan kaldırmak için cezaları ağırlaştırmak bir çözüm değildir. İdam cezası da çözüm değildir keza verilebilecek en ağır cezadır. Cezalandırma ne caydırıcı ne düzelticidir. Hata yapanlar beyinleri yıkanarak ya da yeniden eğitilerek değil, onların insanlıklarına, bireyselliklerine ve iradelerine saygı gösteren dostça ve onurlu bir davranışla iyileştirilebilirler. Eski tip cezalandırma kültürü ile “deliliği” bir hastalık olarak algılayan ve bireyleri itaatkâr, uysal yurttaşlar haline getirmeye çalışan modern “tedavi” teknikleri arasındaki benzerlikleri işaret eden bir çok insan vardır. (Bkz. Foucault) |
||
|
||
Yasalar (devlet tarafından yapılan, yorumlanan ve uygulanan), düzenin korunması ve toplum karşıtı davranışların önlenmesi için gerekli görülür. Antropolojik çalışmalar yazılı hukuku olmayan bütün sanayi öncesi toplumlar, Hobbes’un söylediği gibi sürekli savaş durumunda değildir. Bunlar kendilerini genellikle adetler temelinde yönetirler ve sorunları anlaşarak çözümlerler. Modern devletlerdeki yönetim ve hukuk sisteminin genellikle karışıklığın çaresi değil, nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Batılı demokrasilerde yasalar yurttaş haklarından çok özel mülkiyeti ve iktisadi eşitsizliği korur. Baskıcı bir ahlakı benimseyen otoriter bir toplum, tecavüz, cinayet ve saldırıya yol açan psikolojik bozuklukları teşvik eder. Ve cezalandırma, doğası gereği reform ya da caydırmadan çok yabancılaşma ve küskünlüğe yol açar. Öncelikle suçun ortadan kaldırılabileceğini düşünmek bir hayaldir. En ileri toplumlarda bile mülkiyete karşı işlenen suçlar (daha özgür ve daha eşit bir toplumda) azalsa da tutku suçlarını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir seyrek de olsa suç işlenebilir. Bu nedenle suçu ortadan kaldırmak için cezaları ağırlaştırmak bir çözüm değildir. İdam cezası da çözüm değildir keza verilebilecek en ağır cezadır. Cezalandırma ne caydırıcı ne düzelticidir. Hata yapanlar beyinleri yıkanarak ya da yeniden eğitilerek değil, onların insanlıklarına, bireyselliklerine ve iradelerine saygı gösteren dostça ve onurlu bir davranışla iyileştirilebilirler. Eski tip cezalandırma kültürü ile “deliliği” bir hastalık olarak algılayan ve bireyleri itaatkâr, uysal yurttaşlar haline getirmeye çalışan modern “tedavi” teknikleri arasındaki benzerlikleri işaret eden bir çok insan vardır. (Bkz. Foucault) Himm bir konuda katilmiyorum sana.Cezalarin agirlastirilmasi suc oranini ciddi sekilde dusurur. Niye gelismis toplumlarda ornegin ehliyetsiz araba kullanan kisi miktari bizim toplumumuza gore cok cok daha dusuktur? Niye biz her bayramda binlerce insan kaybederiz mesela oyle ki artik yadirgamayiz?Anglo sakson hukukunun bu yonuyle iyidir bence.. |
||
|
||
| @nisan Aslında sorunun cevabını sorarken verdiğini düşünüyorum gelişmiş ülkelerde böyle sıklıkta kazaların yaşanmaması bence verilen cezanın ağırlığından değil de insan hayatına duyulan saygıdan ve bilinçten kaynaklanıyor.Ama eğer bu bilinciniz yoksa da bu cezalarla da gününüzü gösteririz diyorlar.Yani bir bakıma böyle ülkelerde yaşayan "deve" ler varsa eğer o develeri güdüyolar. |
||
|
||
| Gene hiç bir şeye dayanmayan sözler bunlar... Anglosakson hukuku mu buyrun bakın... http://www.homeoffice.gov.uk/rds/crimeew0607.html |
||
|
||
| toplum biran önce kaybettiği ahlaki değer yargılarını yeniden kazansa çok ii olucak.umarım bunun nasıl yapılableceği insanların düşüncelerine ve uygulamalarına biran önce yerleşir.Böle olmadığı taktirde toplumun kendini daha da kaybedeceğini düşünüorum:( |
||
|
||
| Bilinclenme cok kere yaptirimla olur apoptozis.. Anglo Sakson hukukunu bireye tekabul ettiginden bu yuzden seviyorum.Hata yapiyorsan cezasini cekeceksin veya cekecek herkes esit sekilde bu bakan da olur vatandas da olur. Dusun ki henuz ilkokulda sana hakaret eden varsa aile bireylerinden hemen polisi aramalisin dusuncesi enjekte ediliyor. Yani en basindan yaptirim ve haklar ogretiliyor. Bu bir cesit deve gutme olayi degil kaldi ki bu kadar sucun bu kadar ne hak yere olen insanin yaninda boyle bir deve gutme olayi daha evladir bana gore.. Insaat malzemesinden caldigi icin binlerce kisiyi olume yollayan adam, disarda gezebiliyorsa develeri tercih etmek abdurrahman celebiyi bulana kadar daha akillica.. ![]() Gene hiç bir şeye dayanmayan sözler bunlar... Anglosakson hukuku mu buyrun bakın... http://www.homeoffice.gov.uk/rds/crimeew0607.html Ben yasadigimi soyluyorum penniless.. Karsi fikrin varsa kisisel, paylasmaktan memnun olurum. |
||
|
||
| Anglosakson hukuku çözüm olabilir gibi bir ima da bulundunuz bende suç oranlarını gösterdim. Bunun üzerine yaşadığınızı söylüyorsun kaç yerde birden yaşıyorsunuz ya da bu kıstas mıdır? Benim fikrim değil bu dikkatinizi çekerim bu istatistiki bir gerçek ve eğip bükülemez. |
||
|
||
| burda nisanın kaç yerde birden yaşadığını sorgulayamazsın sorgulasanda bu çok saçma olur!!! suç oranları ve işlenilen suç türleri her geçen gün artıyor ve her geçen gün birazd daha acımasızlaşıyor:( buna sebep olan ne insanlar her geçen gün neden biraz daha vahşileşiyolar? |
||
|
||
| Birkac yerde birden yasamiyorum sevgili penniless Kuzey Amerika yasadigim yer. Eger istatistiklerle ilgileniyorsan Kanadaya dair bir istatistik de ekleyiver bizim ulke istatistikleriyle bir karsilastirma yapalim. Bu kistas midir? Herkes yasadigini bir kanit olarak sunmakta ozgur sanirim. Ornegin ben burada alkollu iken araba kullanip okul otobusune bodoslama girersem bunun cinayete tesebbus ile esdegerde degerlendirilecegini bilirim. Olayin gerceklemesi sonucunda hapse girecegimi de bilirim. Ama kendi ulkemde alkollu araba kullanabilir, ayni sekilde servis aracina carpabilirim. Fakat yargi surecinde bir sekilde hamili kart yakinimdir olayindan dolayi yirtacagimi da bilirim. Elimi kolumu sallayarak da tekrar direksiyon basina gecebilirim. Kistas budur.Buyrun kendiniz yorum yapin. |
||
|
||
Alıntı Bilinclenme cok kere yaptirimla olur apoptozis o zaman amaca ulaştıran her yol mübahtır dicez bu fikre göre.Hiç bir canlının yaptırımla bir şey öğrenmesine razı değilim.Zira köpekleri de itaat etsinler diye ölesiye döverler.Sonucta itaat ederler mi ederler peki başka yolu yok mudur itaatin sağlanmasında elbette vardır.Bu yüzden son yazdığınızı tekrar okumanızı ve bir daha değerlendirmenizi öneriyorum.Saygılarımla. |
||
|
||
| İnsanların üzerinde ittifakla anlaştıkları tek konu, çocukların toplumun geleceği olduğu gerçeğidir. İnsanın en çok sevdiği şey çocukları olmasına karşın yeryüzünde milyonlarca çocuk açlığın ve yokluğun pençesinde kıvranıp can vermekte, savaşlarda ölmekte ve çocukluğunu yaşamadan suça, cezaevlerine düşmektedir. Yapılan araştırmalar “Suçlu çocuk yok, ancak suça itilmiş çocuk var” tarzını doğruluyor. O halde hayatının baharında kırağı yiyen çocukların durumu nasıl düzeltilecek. İnsan sosyal bir varlıklar. Sosyal bir çevrede doğar çevrenin şartlarıyla şekillenir Toplumca kazılmış din, ahlak ve hukuk gibi üstyapı kurallarına uyar. Toplumca kedine verilen görevleri yerine getirir. Hiçbir çocuk sosyal veya sosyal olarak dünyaya gelmez. Çocuk üç aylıkken anlam vermeye başlar. Çocuğun bu seviyeden sonraki gelişimi ailenin kendisine vereceği telkinlerle eğitimle; terbiyeyle, motivasyonla şekillenir. Ailede sosyali ilişki iyiyse, çocuk da motize ediliyorsa çocuk sosyal bir insan olarak büyür. Ama ailede sosyal ilişkiler çok zayıf ve çocuğun aktivitelerini örnek alabileceği kimse yoksa çocuk körelir. Böyle çocukların yardıma ve rehberliğe ihtiyaçları vardır. Her toplumda anti-sosyal davranışlarda bulunanlara toplumsal yada hukuksal müeyyideler uygulanır. Suçluluk kişini, bireylerin karşısına çıkaran bir çatışmadır. İstenmeyen bu çatışma yani suç olgusu, Kriminolojisi, yani suç olanı incelenen ve suçluyu topluma kazandıran bilimi doğurdu. Sanayileşmenin bir neticesi olarak suç oranları, nüfus artış oranlarının önüne geçmiştir. Çocukluk döneminde fert sosyalleşmeyi tamamlayamadığı için suç işlenebilir. Çünkü henüz neyin suç neyin suç olmadığını bilmiyordur. Çocukların çoğu komşuların bahçesindeki meyvelerden izinsiz koparmıştır. Ergenlik döneminde ise suça yönelten etkenler hızlı bir bedensel ve ruhsal değişimden, kalıtımsal nedenlerden, zekadan kaynaklanacağı gibi, yanlış eğitim, yetersiz sevgi ve şefkat de olabilir. Değişen diğer yargıları, ahlak kurallarının bozulması, düzensiz kentleşme ve sanayileşme, güçler ve ekonomik bunalımlar gibi sosyo-ekonomik nedenlerde ergeni suça iten etkenler arasında sayılabilir. |
||