|
||
| emeği fütursuzluk sananlara, kendilerine bile sygı duymayanlara, çok sesli yerine her kafadan boş sesi savunanlara,özgürüğü ucuz ahkamla karıştıranlara, elitizme, ve goşist dangalaklığa hayırrr | ||
|
||
Alıntı Kapitalizmin bize dayattığı işbölümüne, mesleki uzmanlaşmaya, uzmanlar oligarşisine ve her türlü elitizme hayır diyorum. Faturaları nasıl ödeyeceğimizi de söylersin herhalde :please:
|
||
|
||
| sloganist cümlelerle romantik solculuk yapmayın burda | ||
|
||
| şu anda 9 buçuk ve ben 24 saattir çalışıyorum. bilincim kayboldu ve ülserim tuttu. neden.. aşkla bağlı olduğum işten karnımı doyurmak çin. diğer işleriden para kazanırsam kendimi fahişe gibi hissedceğim çin. hiçbişey burada salak salak ahkam kesmeye benzemez. bu işin her cefasını daha 21 tyaşında yaşıyosam bunlara da hakkım var. bişey bilmeden ahkam ksenlere de kıçımla gülmeye | ||
|
||
| Üzgünüm ama benim buradan kimse için herhangi bir reçetem yok. Sloganlar hiçbir şeyi çözmez biliyorum ama kısa ve özlü oldukları için bazen gereksiz gevezeliklerin önünü keserler ve bazı şeyleri net olarak deklare ederler. Sevgili emel, bu sloganı kullanmış olmam senin emeğine saygı duymadığım anlamına hiç gelmez. Sen emeğine saygı duyulmasını sağlamak durumunda da değilsin. Kim ne derse desin sonuçta bunu kendin için yapıyor olmalısın. Hakeden emek kendi değerini zaten bir biçimde bulur önemli olan bunun ölçütlerini nasıl belirlediğinizdir. Fikirler paylaşmak içindir. İnsanlar bir fikir karşısında kendi fikirlerini söylemekten alıkonamazlar öyle veya böyle kimse kimseyi konuşmaktan men edemez. Sonuçta sinema konusunda eğitim aldığın ve bu işin içinde olduğun için kimse sana apolet takmıyor. Bu bakımdan sürekli ders verme had bildirme tavrı içinde olman bir özgüven eksikliğini mi ifade ediyor? Bu konuda bilgi sahibi olan birinin ben bunun eğitimini aldım sen de kimsin türünden bir had bildirme ya da uzmanlık alanının altını çizme durumunda olması gerekmez. Gerekli olanı alan alır, alamayan için yapacak bir şey yoktur zaten. Dilin kışkırtıcı olmasına da itirazım yok, ama kışkırtıcılık kendi egolarımızın bir aracı haline dönüşmemeli...Senin demek istediğini tercüme edeyim; bu boku bilmeyen konuşmasın diyorsun. Birileri belki de gerçekten saçmalıyor da olabilir ama saçmalamak da mı yasak? Sen işini yap ve onu ifade et saygı duyan duyar duymayanın da canı cehenneme.... Ama herkese had bildirerek bu işi ne kadar iyi bildiğini kanıtlamaya kalkarsan ülserin de azar psikolojin de bozulur. Sevgili üstat senna, dediğim gibi hiçkimseye bir reçete sunmuyorum bunu bilecek kadar yaşam deneyimim var. Faturalarına gelince bu faturalı hayatı birileri sana dayatmış olsa da ondan kaçma şansın var. Bunu kullanmak istemezsen ya faturaları bir şekilde ödeyeceksin yada yırtıp atacaksın... Bir de üzerine alındığına göre bir konunun uzmanısın uzmanlık sahanı da samimiyetle bilmek isterdim. Son olarak söylemek istediğim şudur ki benim attığım slogan kimsenin kişiliğine karşı bir saldırı içermez sadece olaylarla ve kişilerle doğrudan ilintili olmamakla birlikte kendi duruşumu özetler. Hepsi bu....polemiği sevmem onun vereceği doyuma ihtiyacım yok. Amaç tartışmaktır.... Sağlıcakla, :maske: |
||
|
||
| olağan şüpheliler,fight club,komşu kızı,kil bill 1-2,gemide,milyon dolarlık bebek | ||
|
||
| "sevgili yengem" isimli o sanat şaheserini izlemeden burda atıp tutan sanat oligarşisine yazıklar olsun. kamerayı sabitleme teknikleri diye birşey vardır, inanmayan olanaksızlıklar içinde alman porno sektörüyle rekabet etmeye çalışan bizim porno filmlerimize bi baksınlar. eğer kamerayı hareket ettirecek aparatınız yoksa onu (bari) sabit tutmaya çalışırsınız bu budur. ayrıca emel sen hayatta bir sinemacı olamazsın sana daha kolay bir meslek öneririm: gevezelik... | ||
|
||
| Sevgili Ateş Hırsızı, "keşke para olmasaydı" çok sevdiğim bir cümle, ama "ne yazık ki para şart" da çok doğru bir cümle beni daha iyi anladığından eminim. Uzmanlık konusunda ise bambaşka düşünüyorum. Bence memleketi bu hale mesleksizlik getirmiştir. Okuma yazma bilmeyen müteahhidler, imam olmaya niyetlenmiş ama sonra ülkeyi yönetmeye karar vermiş yöneticiler, politikacı askerler, militer politikacılar, manken yazarlar, işadamı gazeteciler, futbol yorumcusu ekonomi profösörleri, sinema yönetmeni türkücüler, vesaire vesaire ben elektrik ve elektronik mühendisiyim |
||
|
||
| 21lik gençkızımız romantik solculukla suçlarken bazılarını kendi aynı tuzağa düşmekten geri kalmıyor emek veriyorum,hakkımdır savunmak emeğimi! |
||
|
||
| mutlaka ki verdiğim emeği savunurum, bu iş için okul kantinlerinde dünyayı ve dünya sinemasını kurtaran gerzekliklere karşı emeğimi savunurum. nazik poplarınızı koltuğundan kaldırmadan efendim sinema şudur demek ne kadar doğru. ve kuşkusuz ki bu romantik solculuk değil, benim hakkım.hakkı olmayan kimler biliyomusunuz, bu iş için hiçbişey yapmadığı halde buradaki böyle bir platformda atıp tutanlar. ve benim ne demek istediğimi anlayamayacak kadar da dar beyinliler. emek vermiyosan susarsın. ahkam kesmezsin. hiçbişey yapmadan slogan atmak romantik solculuktur. emek veriyosan bunun adı oolmaz artık. ha bu arada benim sinemacı olma yada olamama konusuna gelincei ben bu konuda benimle aynı işi yapan ustalarımın ağzından çıkanlara kulak veriyorum. ve etrafımda biçok da ustam var. onların söyledikleri beni bağlar gerisi buradaki beyhude ahkamlarınızdan öte gidemez. yine söylüyorum buradaki goşist ahkamlarınız beni bağlamıyor. bu iş için emek veriyosanız işte o zaman sizi ciddiye alırım. ötesi sizi okul kantinlerinde dünyayı kutaran romantik öğrencilerden öteye götürmez |
||
|
||
| Ya kız ne demiş, bu işin okulunu okudum - terminolojisini bilirim,olay şudur demiş..Kimse sinemayı konuşmasın ,sinema asillerin işi vs dememiş ki. Bildiğini paylaşmasa snop olurdu ya da aa okuluna gitmiş ama göz yumuyor çünkü bilmiyor. Yani eninde sonunda bir sorun olurdu.. Ateş'e katılıyorum..Sanatta hatta bilim de kanun gibi insanın boynuna asılmamalı. Ama herhangi bir alandaki bilgisini ilettiği için bir insanın üstüne gitmek ve söylemini istemeyerek de olsa çarpıtmak da garip bir hassasiyet ya da aşırı-körlemesine ..
|
||
|
||
| sanatçılar "yarattığını" zanneder konumlarından kaynaklı bu megalomanlıkları kronik bir rahatsızlıktır bu gibilerine reçete olarak barton fink'i önerebilirim |
||
|
||
| işte harika bir örnek.. ben ise o filmde barton fink den öte jonh mahoney'in yarattığı karakter açısından daha yaşadığını düşünüyorum. o kadar aşağılık insanlar varki tıpkı john gibi. sen yaptığın işe saygı duyup arkasında duruyosan, bu seni john olmaktan kurtaracak işte.bu elitizm değil asla. hatta tam tersi. kendine ve yaptığın işe saygı duymak bu. duymadığın an hollywood'a satılan finkten ne farkın kalıcak.barton fink'in yaşadığı paradoksları yaşamaktan başka çaren de kalmayacak. barton kesin ve kati ahlak kurallarıyla kitapları ve derin hayatını neden yok sayarak hollywood'a gitti. barton sanatın sıradan halk için olmasını savunmuyordu yoksa. neden bu paradoksa düştü.yüksek sanata hayır demiyormuydu. sonra çelişkilere neden düştüğü anda herşeyi bırakıp dönmedi ulvi yaşamına.hollywood tüm yaratıcı akılları sonsuz ün ve para vaadiyle tüm erdemlerini satın almıyormu yoksa. sinemaya o yapımcı gibi bi karakterde daha gelmeyecek.ve o duvar kağıtlarının yarattığı boktan etki..herşeyi bırakıp gitmeli..bu adamın bu boktan otelde ne işi var, neden diye sorduğunuzda nasıl bi cevap buluyorsunuz.. bu arada sormadan edemeyeceğim. barton fink size shinnig'i hatırlatmıyormu.. |
||
|
||
| jack lipnick ve w.p.mayhew karakterleri,otel,hollywood eleştirileri her biri ayrı ayrı keyifli birer sohbet konusu olabilir fakat barton fink'in çelişkileri konuyla ilgili olduğu için bu filmi önerdim.fink'in standart insanın yaşamındaki düşlerin,ümitlerin,gelgitlerin kısaca sanatsal malzemenin yazar tarafından somutlanıp sunulduğunda halk tarafından değil de sadece sanatsal elitist çevre tarafından beğeni görmesini garipsemesi ve bu noktada tıkanması kişisel bir sorundan çok bir paradoksun ortaya konuşudur.kutusuyla beraber saflığını,nefretini,kötülüğünü,acılarını bırakan ruh tamamlayıcısını masasına koyarak hayallerinin,sıkıntılarının,varlığının yoğunlaştığı otel odasında aklındakileri daktilosunda somutlayan fink "yarattığını" zannetmektedir,fakat yüzüne denizcinin yumruğu gibi çarpan gerçeği daha sonra farkedicektir.sanat zaten yaşamı ortaya koymaktadır,yaratılan yeni bir şey yoktur,sanatsal dehanın sınır noktası yaşamın gerçekliğindedir,paradokslar yaşamın bir parçasıysa çözümü de ancak yaşamın içinde varolabilir. | ||
|
||
| siklemeyebilite yeteneğini mi kullanıyorsun yoksa film üzerine yorumlarımın senin yazmadığın ama düşündüklerinle hiçbir ortak noktası olmadığı için sohbetin gereksizliği üzerinde mi karar kıldın? | ||