|
||
| SS I. Esas yol üzerinde bir esans esans renk olur, gökkuşağı sekans sekans ne! bakışımsız frekans frekans da âdemin hıncı.... II. Isa Mesih: çekinme basss parmağını yarama havai thomassss Güneşinkızı. Değerli yorumlarınızı bekliyorum. |
||
|
||
| Gerçeğin sürekli değişimi ve maddenin, özüne ters düşmemesi noktasından hareketle insanın hıncına olan zayıflığına göndermede bulunulmuş... Bir sıçrayışla ikiz öğreti kendi içinde şaire dem vurmuş! Bir zaman gelir, çekilir an! İpini fırlatıp atar. Ayağına takılan, bir çift el değil(?) Değirmenler dönerken sürekli, Yel savrulur akar, Don Kişot neyin derdindedir? |
||
|
||
| Bunu nasıl yaptığını bilmiyorum Güneşinkızı ama hep onikiden vuruyorsun. Uzun süredir şiir çalışıyor olmalısın. İpini koparmış, özgürleşmiş anlara iki el kadeh, iki tek... Don kişot "haklılığın inadını" sürdürüyor. Yel ve değirmen memnun olsa da hayatlarından; biz değirmenciden memnun değiliz. Ha bir de ben de ortada değirmen görmüyorum; bunlar dev değil mi? |
||
|
||
| Vurgunum onikiden olmalı, onikiden olmamalı vuruşum. İnatlaşmak yorar insanı, kararlılık başka bundan; hem de çok uzak, gülerken herkes sana...hak-sızılar daima... Onlar dev değil ki "Fuzuli", devleştirdiklerimiz cüceleştiriyor giderek bizi! Bir soruyla kan oluyor tek yudum, çengel; üstünde dolaşıyor daima çünkü noktanın. Bir son uğruna koyulan bütün noktalar, bundan habersiz mi sanıyorlar büyük harfle başlayanları(?=!) |
||
|
||
| Vuruluş, diriliş gibi bir şeydir. Domurtarak insanı bir çiçek gibi tomurcuklandırır. Domurmuş insan özü. Sporlanır. Çengel, bulmacalardaki soruların bitiminde neden yok. Noktalar. Külli bi şey'in alim... Noktanın sonrası yok. Büyük harfle başlayanlara da üflüyor ruh; nokta. Asil/dev düşman, soysuz/cüce yardan evladır. Devleştirmek bir yana....devletleştirmektir; şu tarih denilenin sırrı. |
||
|
||
| İlintisizce... Kendi kanımı içiyorum ben, Yok! dudaklarımın kenarında izim... Kaburgalarımın içinde çatlaklar, İliklerimde kör TEK düğüm! Çözüldükçe devleşen kim? Devrildikçe evrilen bir Çiğlik! Offf kaynağından sapan su gibiyim, Çığlığım şaşırtmaz kulaklarımı, Kendi sesine Sağır! Başını önüne eğip ilerleyen, Durduğunda çok vahşi! Hecelenen kelimeler, gibi olabilseydim anda keşke bir çocuğun dilinde öyle masum............... |
||
|
||
| PARALANMIŞ ISTILAH I. Kamu ömrünü yemiştir. “Bir yakın ölünün giysilerini” demiştir. “Giyünüben dolaştım nice. Nice giyünüben cebimde ellerim. Yıllar yıllar boyu bu caddelerde. II. “Daha dayanamayıp da el ettiğimde” demiştir. “Anlayamadığım, bir yol kenarından. Aslında iyi anladığım. Duran bir cenaze arabasıydı. Zincifre atlara koşulmuş, soluğundan dumanlar çıkaran bir cenaze arabası. Kişneyen bir araba ve mil. ‘Artık mermerden bir nehrolup da olsa sıvışıp gitmesini bil’ dedi ‘buralardan’ ölü benizli İmam Azrail. Kara kurucusu mezhebimin. İnip atından. Alarak koltuğunun altına beni çıktı bir lacivert taşına. Ağarken göğe indirdi şu ayeti: ‘Ey konuşanlar kendine! Gözünü kırpmadan büyüyüp büyüyüp kendi üstüne çökenler, görünmeyenler ey!, göstermeyenler, hey ait olamayanlar!, sahip olmayanlar size bu yakada da yer yapılmadı, affedin, affedin ’” 2003 Yani ki insan icabında kendi kendinin vampiridir. Bir de şu var: "Homo homini lipus" Çatlaklar sıvanmayacak. İcabında tektonik hareketlere büyük bir alınla karşı durmayı bilecek insan. |
||
|
||
Alıntı Yani ki insan icabında kendi kendinin vampiridir. Bir de şu var: "Homo homini lipus" Çatlaklar sıvanmayacak. İcabında tektonik hareketlere büyük bir alınla karşı durmayı bilecek insan. Teşekürler "Fuzuli" iki dize daha yazılsa çözülerek ayan edecek kendini ifadeler, sağırlığından kurtularak duymayı deneyecek yeniden, yeniden, yeniden... Diğerlerine; sonraki bir zaman diliminde hatırlatma yapılarak, -işaretsiz- belirlenecek bir kaç dize var. |
||
|
||
| Teşekkür bizden efendim. İlhamlar için de... Dimağımı bu denli kullanmayalı hayli zaman olmuştu. |
||
|
||
| Bazen dimağ damağa yapışıyor. Bazen de damak hiç tad almıyor, Hiç! |
||
|
||
| Ağzının tadı kaçmaya görsün insanın. | ||
|
||
| Kimdir bizi men' eyleyecek bâğ-ı cinândan Mevrûs-ı pederdir gireriz hâne bizimdir... NÂBÎ "Razı oldum rızana" dedi. Fuzûlî değil elbet! Bu bitmeyen işkence(?=!) İçin koparanlar kendinden Parçaları. Tamlanırlar durmadan Bu Hiçlikte...............................................! |
||
|
||
| Yansı-kôr! Yaralara merhem Olmaya mı andın Elemin kendisidir Merhem Fuzûlî Şiirler Suya akıyor Bak Su ateşe dönüşüyor Ateş suya gark oluyor Ah! Bu dem! İçinde balık Astrolojik bir his Aslanın esneyen coşkusuna Bakışımını saçıyor Tahtından bihaber Kral Suya dönüşen Gözbebeklerinden yansıyor Yansıyor...Yansıyor...Yansı-kôr! |
||