SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Fuzuli Şiirler

Sayfa: [ 1 ] 2 3

Fuzuli 26.06.2008 11:34:47
To Be Able Not To Be Hamlet

Der; mârifet, bab; hüzün
Açsa derban hob yüzün
et mağfiret, sat beni
der bir gül, biter bir gün

To be able not to be hamlet

Ver cander, ver nefes
çile canfes, yol yaman
Dar dünya, bu dar ağaç
gaddar söyler, der zaman

To be able not to be hamlet

Der; hakikat, bab; küssuf
ol gayet bir Süleyman
acı olsun yola masruf
Gelse artık ol mihman

To be able not to be hamlet

Nice kebâb oldun ey Fuzûli bugün dîlin nâşad
hep haykır herkes bilsin lâ felâhe bilâ irşad

Der, bir kadına aşkını
teslim itmek dir gaflet!
Son sözü hep der ölüm:
was more difficult
to be “able“ not to be hamlet

Fuzûlî Rind İlke
Riskli Rakkaseler

Ve bariz damarıma rekz ettiğim
ikinci el bir enjektörün ihtiva ettiği
bir kaç gram kloral hidrat ve biraz melatoninnn
Vücudumda gezinir kana zerk olunurken
Ve her çağda ben o biçim ölümlerin yalçın kenarında
Böyle rizikolu rizikolu rrrrakssss ederekten nereye kadar canım,
hımm?

Kin ve nefretten yargılanıyor toplu bir kâtilim çok seri
Belli değil hiç niye bunca öldürüyor
dışardan hunharca hiç neden anlaşılmıyorum!/?

Bir gaç gram kloral hidrattt ve biraz melatonin
Derinliğine bir aşkı icra ederken damarlarında gezinir kanla
Kesinlikle kesig kasıg kasılmalarıyla
Seziyorum her çağda niye bana böyle riskli riskli rrakkaseler canım,
seziyorum...

İşüstünde yakalanıyorum ve sorular, flaşlar ardarda patlıyor:

-Cinayetlerinizi işlerken neler hissedersiniz?
- maşuktan özgedir aşk
- dediklerinizden Hiçbir şey anlaşılmıyor!
-O an celbnameler, mahkeme kararları, mübaşirler, kolluk kuvvetleri hiç umrumda
değil yavrum
-Neden öldürüyorsunuz?
-kafasına sert bir cisimle vurulmadan insan, bazı gerçekleri sindiremeyebilir; ya da bıçaklanmadan...
-Neyinize güveniyorsunuz?
-cebimde her an patlamaya hazır iki el intihar mektubum var; ona...

Bir yumruk aşkedip kaçıyorum kendime
Kapılarr! Eyy Kapılaar!
Allah için Açılınn!

Yükleniyorum, kapılar açılıyor
Hepsi değil
Alacakmışım gibi canını
Işıklı bir geceye Giriyorum

Adım bile unuttuğun gibi mi artık?
Belli değil

Fuzuli Rind İlke

SOLARİS

Gidersen solaris,
söner mâzi, kalır is
ses yok, süs yok ve 
anla artık yok bensiz sis

Var olmak yokluk nedir bilmemektir.

Keserler ahkâmlarını şu sevişin baronları
ve müdhiş süvari terkedişler  eteklerinde zil
ile  birlikte tanış hükmünü icra eder aşk

biz seni sildik ey! dünya
durma sen de bizi sil

F. Rind İlke
RÜYA

Herkes işkilli ve bir uğraş üzere iken
işgal ve meşguliyet evrensel bir değer olduğunda
şehrin altına defnettiği zaman ayarlı şuur bombası ile Katil,
dev balina şarkıları gibi gerilimli,
dip balıkları gibi garib,
fırtına ıslığı gibi tehditkar,
kara denizaltılar gibi ürkütücü düşman üstüne
baş üstünde kavs çizen bir kılıcı
mütemadiyen sallayarak yol alırken

ölümüme mi abanıyorum
diye durup bir lahza tefekkür etti.

Bir ses geliyordu, geliyordu ama net değildi...

Süresiz kurbanım eyy şehir!
senle ne zaman karşılaşsam
tınlayan, deri askılığımda bilediğim bir kasatura
her seferinde belirip elimde
giriyorken parçalayarak arsız damarlarını
fahişe etine
kısa, kesif, en az balina şarkıları kadar dokunaklı
orgazm yüklü fırtına ıslığın ile
yığılıveriyorsun işte üzerime.

Sonra bir an dalıyor denizaltı filosu gözlerim
aslanım deniz atlarının geçtiği yere

Şehrin altına medfun zaman gibi ayar tutmaz şu şuur bombası 
nifak tohumları saçıyor
İnfilak ederken ma’şerin zarif dokusuna

meftûnunum ey! Mahşer...

buralar yokistan
hiçistan bu aralar....

Fuzûlî Rind İlke

26.06.2008 11:41:25
Buralar, "demlendikçe ayan".

Buralar tekrarsız,

Arsız bu aralar...

Fuzuli 27.06.2008 10:20:26
Öğüt

 Geliyor sesi dirlik
kumsallarından annemin:
bırakıp ardında taptıklarını
depresyon bir denizdir yavrum
korkma çırp ayaklarını

Karışık, derişik ve değişik hesapları var
üzerime zamanın
son şahsiyet kıpısı da intihar fırsatı kolluyor
sur’a çoktan üflendi belki
ne acıklı! Acıklı olan ne!?
kıyamet üzerine kopacağı bir insan arıyor....

F. Rind İlke

          UZAT

Kerametim yoktur şifa veremem
Talihim kapalı balım acıdır
Düşmüşüm gayyaya gayrı çıkamam
Uzat elin yârım sevdan hanıdır

Bağından o dostun güller derilir
Bir sözünden ulunun gerçek belirir
Çaresiz dertlere derman bulunur
Bu derdime yârım derman hanıdır

Hayat ifna bulsun şikest iyidür
Aşksız galib olsan iblis diridür
Korkudan yüz çevir Er Hak Rahimdir
Kazandın da yârım aşkın hanıdır

Derdinle bu yolu teper aşarım
Konak monak bilmem serhoş gezerim
Gece yol süremem durdum korkarım
Yaksana ah yârım nurun hanıdır

Fuzuli yolunda dürüst durasın
Aşk saffet işidür dem-mest olasın
İkrarın tutasın, sadık kalasın
Cennet istemezem yârım hanıdır

Fuzûlî Rind İlke
Bulanımlı Bunalım
Bulanım denizine doğurmuş annem
beni değil, hepinizi
bir bulantı ve deniz...

Gittiğinde yavrum, bozardı dağlar gittiğinde
yüzler büzüldü biraz
Depserdi su
Şimdi bütün kuyular kurgaz
Çiçekler sam vuruğu
Gittiğinde, bozardı dağlar gittiğinde

Bunalım denizine doğurmuş annem
beni değil, hepinizi

bir bunaltı ve deniz...

Fuzûlî Rind İlke

27.06.2008 13:14:08
Alıntı
kıyamet üzerine kopacağı bir insan arıyor....



Ben, niçin bir şiiri okurken hep aynı yere gelip takılyorum acaba..?!(bu durum, kendi kendine konuşma hali, ben bunu hep yapıyorum)

"Öğüt" şiirinde, bu ifadeye takıldım kaldım işte!


Fuzuli 27.06.2008 13:24:19
Aslında o ifadeyi değiştirmeyi düşünüyorum güneşinkızı.
Dizeyi, "Kıyamet insan arıyor" biçiminde basitleştirmeyi.
Kafka'nın "ne hazin... kafesin biri bir kuş aramaya çıkmış" aforizmazısına  yakın bir ifade.

Sağol ilgilendiğin için.

27.06.2008 13:42:23
Bence değiştirmeyin, bu haliyle "bütünselliği çok iyi pekiştiriyor" ve okuyucusuna da parçalanabilme fırsatını sunuyor.

Fuzuli 27.06.2008 14:05:52
Tavsiyenizi aklımda tutacağım. Bu haliyle de fazla kalabalık gibi geliyor bana. Bakalım.
ÖLÜLERİN SÖYLEDİĞİ MORGDA
Requiem mor

I.
Sabahtan gelir ölülerevine. Çeker çekmeceleri.
Bırakır başuçlarımıza birer bağ mor diken.
Başlar harpiscord ile çalmaya “dirliğe ersinleri”

II.
Salıya tesadüf eden günlerden biri
Mutluluk karşısında durmuş
Ayakları üzerinde bir insan gibi
Dimdik
Ve
Yine
Salıya tesadüf eden günlerden biri
Gördüğünde uçkunları şıçrarken
Bitimsiz çocukluklar gibi
Büzürg kızıl saçlarından mutluluğun
Atar kendine bir
çimdik
Ve
Yine
Atar iki geriye bir adım

Söndürüp gözlerini haykırır:
Kimse kıpırdamasın! ben yalnızım...
Kıpırdamasın ve konuşmasın
ki dağılmasın mutsuzluk
dağılmasın...

III.
“Neyse” der toparlanıp.
“Denize ulaşınca daha büyük bir gemi yaparız kendimize
Bıktım tatlı sulardan
Sallardan…”

2003

                                                        Fuzûlî Rind İlke

27.06.2008 14:22:45
"Bıktım!", diyebilme lüksüne sahip miyiz?

"Hep aynı sonlar, başlangıçlar" diyorlar(!)

Neden, her zaman başlara ve sonlara takılıyorlar?

Bir süreç ki var ederken kendini,

yalıtır mı -hiç!- içinden geçenleri?

Fuzuli 27.06.2008 14:32:32
Bıkılan, sığ tatlı sularda, belasız-manevrasız yaşamak-lar.
Baş ve sonun birbirini takip etmesinden rahatsız olmlak-lar.
Önce son isterim, başlangıç sonra gelsin.
Hatta bir ara bir kırlangıç uçsun.


27.06.2008 14:44:43
O zaman marifet denizde sal-la kalabilmeyi göze alabilmek.

Fuzuli 27.06.2008 14:54:14
Marifet o ise;
Hakikat, denizde kulaç atmadan, denize mukavemet göstermeden kalabilmek midir!
İcab ederse tavır adına, yılana-sala bile sarılmayacaksın.
Sal-la-mamak lazım hiç.

27.06.2008 15:12:07
Olabilemez Smiley

Fuzuli 27.06.2008 15:13:43
Smiley
niye olmasın?

27.06.2008 15:16:32
Sal-la ilerlemeyi göze alabilmek lazım gelir, o da yoksa kulaç atmayı, ama büyük bir gemi düşüncesi baştır, sonu başa çekmek değil. Smiley

Fuzuli 27.06.2008 15:20:18
Doğru. Ya daha çok kişiyi götürebilmek için gemi gerekiyorsa? Ulvi bir amaç yani...


Sayfa: [ 1 ] 2 3