|
||
![]() Balıkların gözleri yoktur..yüzünün iki yanındaki iki yuvarlak levha özel bir sırla hazırlanmış ve ışığı yutarak karanlık parçalarına ayrıştıran birer prizmadır…ya da doğmadan önce gördükleri, gözlerini yanlarına almamaya karar vermelerine neden olmuştur… İkisi de mümkün. Su için yürümenin ,su için uçmanın, su için yüzmenin hiçbir anlamı yoktur…bütün bu eylemler bir ortamın içini doldurmanız ve o ortamdan da sonsuza kadar kopmanız demektir..çünkü ortamınız hava dahi olsa sizin kendi başına kaldığında gelişebilecek yanlarınıza baskı uygular ve kemikleriniz zamanla eğrilmeye alışır… Su için mümkün olan tek şey akmaktır. Balıklar suyun içinde yüzmezler…Yüzen tuhaf yaratığa insan adı verilir. Balıklar suyla akar…su olur..suyu özler…bir gün hücrelerinin ayrışıp suya dönüşeceğini bilir ve o günü özleyişleri yüzgeçlerinin ucunda arasıra yanıp sönen ama kimsenin yakalyamadığı kan topaklanmasından belli olur.. Çünkü balıklar ağlayamaz..su gözyaşlarını saran görünmez bir zarla başkalarının gözü önünde ağlayarak vurulmaktan korur. Sadece güldüklerinde ama çok çok güldüklerinde kahkahalarının yükselen tonlarının bir içhaykırışını hatırlattığı rivayet edilir ama kimse net hatırlamıyor. İyi bir balık yemeği yapmanın ana koşulu en lezzetli balığı bulmakla mümkündür... Oysa balıklar aralarında iyi balıklar ve kötü balıklar olarak ayrılmazlar…Su onların her yönde yol almalarına izin verir..her türlü dişi geliştirip her türlü kendine direnişte yaralanabilmelerine de izin verir…büyük balık küçük balığı yutmaz..cam birer küredirler ve yere düşmeleri her an; an meselesidir… İyi balık yemeği herhangi bir balıkla ….pişirilebilir. Balık ayıklamak, insan yaratığının asırlar boyunca katlanarak anlamsızlaşan ama görsel olarak da iç okşayan denklemlerle kıyasıya zirvesine vurmaya çalıştığı başedilemez güzellikte ama bir o kadar da zorlu bir eylemdir..balık ayıklamaya çıkıp da gözüne ve alnına dikiş atılmak zorunda kalmayan yoktur..ellere ise büyük kan gölgelerinin izi vurmuştur..hayır balığın değil…kendi kendini yoluşun. Tavsiye edilen canlı canlı ayıklanmasıdır balığın..Bıçak ,etini balık olmasını sağlayan pullarındanayırırken ve artık salak saçma yürümeleri akmak yerine yapmak zorunda kalacakken balık ayıklamak gerçek bir lütfa dönüşecektir… Sorun şu ki…balıklar pullarını ve yüzgeçlerini içlerinde saklar ve içleri ise bedenlerinde değildir. İyi bir balık yemeği balık ayıklanmaksızın yapılabilir ancak.Keşke aksi mümkün olsa. oysa. Anatomi yargılanamaz..Ona sadece bakılır. Ancak balıkların sıklıkla kendilerini kılçıklarına dek suyun neşter gibi kesen dalgalarına tuttukları ve yetinmeyip pullarıyla alınlarını ortasından ikiye ayırarak akıllarını suya akıttıkları ..sırf daha uzağa kadar gidebilmek için yüzgeçlerini kendi tırnaklarıyla –evet tabi ki tırnakları var,nereye bakıyorsun balığa mı yoksa uydurma biyoloji bilgilerine mi- kemirdikleri ve sabahlayarak onca yırtılma-yolunma işlemine rağmen havası hala ışığı kötü niyetli bir savunuyla kıracak kadar incelip bükülen suyun ciğerine oturmak için delice taşlara bağırlarını vurdukları bilinir. Av…bu balıkları avlamak iyi balık yemeği yapmanın esas koşuludur. Ama balılar kaygandır.Kimse onların mı suyun içinde yoksa suyun mu onların içinde olduğunu bilemez.ı Tutulan her balık suyuna daha derin gömülür..giderek tutulamayacağı kadar derine. Demek ki… İyi balık yemeği yapmanın tek koşulu okyanusa bir güneşin düşmesidir. Düşer de… Çünkü her bir balık pullarının takıldığı taşlara farkında olmaksızın güneşe yakarışı, kışkırtıcı bir davetle karışmış bir yakarışın izini bırakır. Eninde sonunda güneş bu zülüm davetine boyun eğecek ve düşecektir. Ama ziyafete sadece balıların kendisi davetlidir. İyi balık yemeği asla yenilemez ![]()
|
||