bişey daha eklemek istiyorum Genler ve canlılık bağlantısında iki unsur arasında netleşmiş bir korelasyon, neredeyse zihinlere kazınmış gibidir. Canlılık olayının, canlı hücreler içinde yer alan DNA molekülü şifrelerinin, proteinler şeklinde deşifre edilmesi ile oluştuğu düşünülür. Bu bakış açısı canlılığı, tamamen sebep-sonuç bağlantısı çerçevesinde cereyan eden mekanik bir işleyiş olarak görür. DNA, genlerin yapıldığı maddedir. Genler ise, biyolojik bilgiyi taşır; canlıların özelliklerini oluşturur ve nesilden nesile aktarılır. Yani bir kelebeğin kanatlarının rengini, bir gülün kokusunu ya da bir bebeğin cinsiyetini hep genler belirler. "DNA kromozom veya hücre gibi karmaşık yapılardan farklı olarak, sadece kimyasal bir maddedir ve canlılığın moleküler imzası özelliğini de yalnızca biyolojik bağlamda kazanabilir"1 diyen Susan Aldridge'in ifadeleri de bu tarz bir yaklaşımın dile getirilmesi şeklinde algılanabilir.
|