|
||
| Bu bir evrim süreci olduğu için süresi önceden kestirilemez. Bence yüzyıllar sürmesidir ütopik olan. Gerekli farkediş sağlandığında aksine bu süreci durdurmak pek mümkün gözükmüyor... |
||
|
||
| hem evrim surecinden bahsediyorsun hemde yuzyillar utopik diyorsun black..evrim surecleri ne kadar surer sana gore peki?? hic kisa suren evrim biliyormusun insanliga dair? | ||
|
||
| Süresinin önceden kestirilemeyeceğini cümle başında belirtmiştim sanırım. Bahsedilen zorlanımlı bir süreç olmayacağı içinde devrim yenide evrim kelimesinin anlatılmak istenene daha uygun olduğunu düşünüyorum. Yapılması gerekenlere ütopik diyip işin içinden çıkanlar nedeniylede bu noktada olduğumuzu düşünüyorum... |
||
|
||
gercekleri soylemek ne zamandan beri kabahat oluyor? yapilmasi gerekeni sadece kendin ve cevren kadar yaparsin.senin benim gibi dusunen sayisi az oldugu muddetce dedigim gibi sadece utopya olur.bu yuzdende uzerime yuklenmek istenen duruma kesinlikle itiraz ediyorum.ayrica niye devrim degilde evrim kelimesini kullandin diye sordugumu hatirlayamiyorum.niye boyle gereksiz bi aciklama yaptin onuda anlamis degilim??herhalde evrimlerin uzun surdugunu sende biliyorsun devrim yapip sureyi kisaltmak istiyorsun,fakat bunuda kullanamayacagin icin boyle bi aciklama yaptin gibi geldi
|
||
|
||
| Öncelikle tartışmanın konu odağından çıkarılıp kişi odağına taşınmasının bir faydası olmadığını düşünüyorum. Devrim kelimesi yerine evrim kelimesi kullanımını uygun gördüğümü açıklamamın nedeni sadece bu sürecin kendiliğindenci ve sadece dış olağan koşullar tarafından belirlenen bir devinimden ibaret olmadığını açıklamaktı. Ve evet sen ben gibi düşünenlerin sayısı az ve aslında tartıştığımız şeyde tam olarak insanlarda nasıl gerekli farkedişin sağlanıp bu satının arttırılacağıdır. Elinden geleni yapmadığın sürece farklı düşünmenin hiçbir anlamı ve çıkarı olmadığını düşünüyorum... |
||
|
||
| Ahlak..... Herkes ahlaktan bahsediyor...herkesin bir ahlakı var...ben ahlaksızım diyeni hiç görmüyoruz... Peki gerçekte ahlakın günüzümüz de bireyin üzerinde pratik bir etkisi var mı? Bana bu pek inandırıcı gelmiyor. Ahlakın günlük hayatta yeri gerçekten var mı? Bana varmış gibi gelmiyor... sağlıcakla, |
||
|
||
| Oluşturulmuş yapay genel-geçer ahlak kuralları bence fazlasıyla etkili yaşamımızda... Bireysel ahlakı konudışında tutuyorum, çünkü onu oluşturabilmek için yeterli özgürlük alanımız bile yok... |
||
|
||
| ahlak nedir? ahlak bir kuralmıdır? ahlak kuralları dediğimiz şey, insanın içinde var olduğuna inandığımız değerlermidir yoksa ahlak yapay mıdır? toplum mu belirler? evrensel ahlak varmıdır? eğer toplum belirliyorsa evrensel olamaz çünkü her toplumda değişken olabilir... peki evrensel bir "iyi" varmıdır? mesela muhtaç birine yardım etmek evrensel bir iyilikmidir? eğer evrensel bir "iyi" var ise, toplumun belirledikleri dışında, insanın kendi içinde var olan evrensel bir ahlak da vardır diyebilirmiyiz? bunları cidden merak ediyorum. |
||
|
||
| Evrensel ahlak yoktur. Her bireyin diğerlerinden yaşantıladıkları farklı ise değerleride doğal olarak farklı olacaktır. Toplumun her "doğru" su yanlıştır demekde sadece basit bir tepkinin ötesine gidemez. Ancak bu doğrular dayatma biçimindeyse bu kez ahlakın kısıtlayısı yönünden bahsedebiliriz. Önemli olan neyin iyi olduğuna salt bireysel yargılarla varabilmek ve bunun yugulamaya geçirilmesinde bir kısıtlamaya tabi tutulmamaktır... | ||
|
||
| Ahlakın herkes için genel geçer bir şey olduğunu söylemek koca bir yalandır... Ahlak bu haliyle bile farklı kültürlerde büyük özellik farklılıkları benzemezlikler gösterir...Bu bakımdan ahlakın kültürle, mevcut yaşam tarzı ve koşullarıyla doğrudan ilintili olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu birincisi... İkincisi ahlakı bireysel anlamda ele almak birey adına özgürleştirici, varedici (ontolojik) bir yolun açılmasına temel olur ki bunu bireyin kendi adına tanımlayarak kendi iç evreninde bir hesaplaşmaya gitmesi onun VİCDAN'ının temellerini oluşturur...aynı şeyi içten dışa doğru etik kavramlarla yapmak ise BİREYSEL AHLAKI (bireyin toplumsal duruşunu) oluşturur... :maske: |
||
|
||
| Ahlak, toplumda güçlü ve güçsüzün birlikte yaşaması zorunluluğunun düzeltilme çabasıdır. Toplumdaki bu eşitsizlik, genel anlamda bir baskı unsuru yaratma çabasına dönüşmüştür. Bu kavramın kardeşi olan din de aynı amaçla ortaya çıkmasına karşın, dinin bir peygamber, bir tanrı ve bir kitaba gereksinimi olması, durumu biraz daha karmaşık hale getirmiştir. Ahlak kavramının coğrafya ile ilgisi olduğu gibi o coğrafyada daha önce yaşayanların da etkisiyle yeni bir duruma dönüşmüş de olabilir. Başka bir etken de toplumların feodal yapıdan kurtulup kurtulmadığı, kentsel yaşama geçip geçmediği ile de bağlantısı olduğudur. Başka bir açıdan bakıldığında ahlak kavramı, dinlerin doğrudan etkisi altında kalmıştır. Görüldüğü gibi bu kavramı çok bilinmeyenli ve çok etkileşimli bir denklem olarak kabul edebiliriz. |
||
|
||
| ben ahlak ve etik kavramlarını daima ayırmaya çalışırım. ahlak dinden beslenirken etik sosyo-evrimsel bir zorunluluk gibidir. bu yüzden ahlak sunidir ve referanslarını dinden ve yerleşik etik değerlerden bulmaya çalışır. bu yüzden karmadır. benzer şekilde salt etik de bulunması zor bir durumdur. o da ideolojilerden, felsefi düşüncelereden ve dinlerden etkileşim içinde olabilir. görüleceği gibi her iki kavramda bulanıklık içerir. ancak toplumsal evrimle gelen düzen sağlayıcı kuralları "etik" kavramını kullanarak ifade etmek hedefi daha netleştirir ve bize seküler bir bakış kazandırır. bu yüzden "ahlak" değil "etik" diyorum. etik, evrensel midir ? evrensel olmalı mıdır ? |
||
|
||
| Görünürde çok ahlak bulunmaz görünürde ahlak çok bulunur ahlaksal olanda en ahlaklı olanı seçme açma haklısınız sayın deniz |
||
|
||
| ahlak ve vicdan arasında ayrım yapmak güzel olmuş. ancan ben vicdana etik demiyorum. etiğin seküler (din dışı) ahlakın ise tanrı bağımlı (dinsel) bir kavram olduğunu söylüyorum. geçmiş zamanlarda insan toplulukları yazılı yasalar kullanmaz iken ve bilinmeyen güç "tanrı" iktidarını kurarak sistemi tamamlarken ahlak ortaya çıktı. daha sonra inlarlar arası ilişkilerin düzenlenmesinde gereksinimler ve zaruretlere bağlı yazılı yasalar uygulanmaya başlanması ile yasa koyucu iktadarın da ekmeğine yağ sürecek kayıt dışı yasal alanlar doğdu. mesela burnunu karıştırmak gibi durumların yasaklanabilmesi, hem yasa koyucunun prestiji açısından hem de pratik uygulamasının yapılamaması gibi sebeplerle etik diyebileceğimiz kavramla ve sistemlerle karşılandı. ancak etiğin yazılı yasalar ve ahlaktan ayrılan başka bir yönü de var. o da toplum gereksinimlerini evrimsel bir sonuç olarak gidermeyi sağlaması. yani toplumsal ilişkiler 'genellikle' hep şikayet ettiğimiz devlet veya ilahi iktidarlar tarafından değil bizzat toplumun kendi içinden ve ona uygun düzenlenir. bu yüzden etik kavramını olumluyorum. |
||
|
||
| evet blöf senin de dediğin gibi aslında ahlak kavramı insanların beklentileri ile şekilleniyor. | ||