|
||
| ahlak değil de etik üzerinden konuşursak. 1. her kişinin, toplumun, kurumun etiği kendine ait olmalı. 2. genel bir etik kavramı değil de nesneye özel etik olmalı. 3. her şey kendi etiğini belirleme hakkına sahip olmalı. 4. kimse kimseye belirli bir etik anlayışını dayatmamalı. bu durumda etiğin evrimini belirlemekten çok etik alanında özgürlüğün yaratılması evriminden bahsetmek gerekir. |
||
|
||
| evet .. bunu yapabilecek olanlar için uğraşılabilir/uğraşılmalı.. ahlakını-bunun her kuralını-hiç tartışmadığını bile sorgulamaya, en azından düşünmeye başlayan değiştirebileceğini de kabul edecektir. ama tabi öyleleri de vardır ki kafasını kopartabilirsin ama kafasında soru işareti oluşturamazsın. mesela şu töre cinayetleri var.. doğuda kadınları eğitelim kampanyaları düzenliyorlar.belki onların vizyonu genişliyor. ama sonuç değişmiyor. eğitilmiş kadın kafaları da kesilebiliyor .. mesela bunun için erkekleri eğitelim kampanyası düzenlense yayarı olur mu sence.. yani sonuçta kapasite meselesi. . . |
||
|
||
| etik eğitimi de dahil tüm eğitimler için benim düşüncem şu: insanlara temel hayat görüşü kazandırmak. işin ruhunu üflemek. sonra da gerisine karışmamak. yani kadınlar kesilmeli mi kesilmemeli mi ( ) filan bunları tartışamaya değer görmüyorum eğitim adına.
|
||
|
||
| kazandırılacak temel hayat görüşünün ne olduğuna kim karar verecek? | ||
|
||
| sen, ben .. yani insanlar
|
||
|
||
herkesin temel dünya görüşü farklı ![]() eğitimde verilecek olan hakkında nasıl uzlaşılır.. olmaz. |
||
|
||
| insanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır
|
||
|
||
| yine aynı hesap.. bu konuda uzlaşmaya çalıştığında ortalama birşeyler çıkar. şimdiki ahlak gibi yani.. o da farklı insanların bir şekilde uzlaşmasıyla ortaya çıkmadı mı.. |
||
|
||
| hayır bu farklı. genel ahlakın oluşturulmasından bahsetmiyorum. herkesin kendi etik değerlerini belirleyebileceği ve yaşayabileceği bir özgür ortamdan bahsediyorum. kaos da etik yoktur. ama insanların hepsi kaçınılmaz bir şekilde bir etiğe sahipler. |
||
|
||
| Daha önce böyle bir ayrım dikkatimi çekmemişti ama amadeusun yaptığı etik/ahlak ayrımı gerçekten faydalı gözüküyor. İki kavram ayrı ayrı ele alınırsa kişinin etik kurallarının oluşumu doğal olarak ahlaki kurallardan yalıtılmış olur. Peki gerçekten ahlaki kuralların bireysel bir etiğin oluşmuna etkisiz hale gelmesi sözkonusu olabilir mi? Bireysel bir etik çerçevesi oluşturmak için ahlaki kurallarında topyekün reddi gerekmez mi? |
||
|
||
| bence bu süreç içinde olmalı. devrim niteliğinde bir reddediş bireyi toplumdan soyutlar. süreç içinde toplumun bireyin haklarını ve kimliğini tanıması gerekir. bundan sonra zaten toplumun ahlaksal bir dayatması ortadan kalkar. ben mesela bu süreci yaşamaya çalışıyorum
|
||
|
||
| son iki sayfayi okudum,ama maalesef fazla utopik oldugunu gordum,bunlarin olusmasi icin dunyanin yok olup insanligin daha sonra tekrar var olmasi lazim,ya da bu surec yuzyillar surer | ||
|
||
| hayır. hiç bir ütopyaya inanmıyorum. her düşüncenin bir adım ötede faaliyete geçirilebileceğini düşünüyorum. bu yüzden de hemen eyleme sokam taraftarıyım. burada kendi örneğinde verdiğim süreç yaşanan ve uygulamada olan bir süreçtir. bunu başkaları da yapıyor olabilir bilmeden. |
||
|
||
| hicbir utopyaya inanmaman yanilgilarinin baslangici olabilir amadeus,halbuki etrafa dikkatli baktigin zaman ne kadar cok seyin sadece utopya oldugunu goreceksin | ||
|
||
| bu benim bakış açım. etraftaki ütopyaları yaratan insanlar kendi ütopyalarının sorunlarını yaşarlar. bu arada her türlü ütopya açıklığa kavuşturulur. ağadan beleş
|
||