|
||
| Etik, kökü antik Atina'ya değin uzanan bir sözcüktür. Esas olarak toplumsal ilişkilerde uyulacak davranış normlarının akıl yürüterek, tartışarak geliştirilmesi anlamına gelir. Yani seküler bir kavramdır. Ahlak ise toplumsal ilişkilerin hukuk normları dışında kalan kısmını düzenlemede teis bilginin kullanılmasıdır. Yani kökeni tanrı kanunlarına dayanır. Ahlak kanunları tanrı buyrukları gibi olduklarından tabudur ve değiştirilmesi güçtür. Etik kanunlar ise insan yapısıdır ve modern gereksinimler sonucu üretilip güncellenir. Her nekadar birileri çıkıp yok öle şey filan diyebilir ama gerçekte de böle bir ayrım yapıp bu iki durumu birbirinden ayırmak gerekir. ETİK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER HUME Ahlak bireyin kişisel bir görüş sorunudur. Ahlak her birey için kendi formüle ettiği ilkelerden ya da değerlerden oluşur. Ahlaksal ilkeler kamuoyu ile görelidirler. Toplumun onayladığı törel ölçütler ahlaksaldır, onaylamadığı ahlak dışı . KANT İyi ya da kötü, meydana gelen eylem değildir. İstenç iyi ya da kötü olur. Bu istek ussal, özerk bir istenç aracılığıyla anlığın içinde saptanabilir. FICHTE Tanrı evrenin ahlaksal düzenini oluşturur ve düzenler Tanrı evrensel "ben"dir. HEGEL Toplumsal törellik üç aşamada gelişir. 1- Aile 2- Toplum 3- Devlet Ailede iki kişi, bir kişilik olur. Bir birey gerçek doğasını ve varlığını ancak başkalarında bulur. İlk olarak eşinde, ve sonra daha büyük toplumda, eşdeyişle aile, topluluk ve devlette ilişkileri genişledikçe yaşamı öncekine göre daha doyum verici ve tam olacaktır. Bir birey gizil bir kişidir. Aile, topluluk ve devlet ile ilişkiye girdikçe gerçek kişi olacaktır. SCHOPENHAUER Dünyanın etkin çabası iyi değil kötüdür. Mutluluk, kötülüğün ve acının geçici yokluğunda oluşur. Örnek hayvanlar dünyasındaki yaygın yabanilik, evrende kötülüğün ağır bastığını gösterir, çünkü bir hayvanın bir başkasını yemeden aldığı haz kurban tarafından çekilen acı ile orantılıdır. JOHN STUART MILL Hazları sadece nicelik olarak sınıflandırıyor, ayrıca nitelik olarak da ayırıyordu. Üstelik hazzın niteliği, niceliğinden daha önemlidir. Niteliği daha çok, haz, niceliği daha çok haz yerine tercih edilebilir. Örnek: 1- İnsan-domuz 2- Budala-anlıklı insan Bu iki örnekte de, hangi hazzın daha iyi olduğuna daha bilinçli olan karar verecekti. SPENCER 1800'lerin sonu Yaşam, içsel ilişkilerin, dışsal ilişkilere sürekli ayarlanışıdır. İnsan toplum halinde örgütlenerek, ilişkilerini belirler. Bu kuşaklar boyu aktarılarak o toplumun ırasalı olur. Bu süreç her toplumda farklı olduğu için, her toplumun ahlaksal değerleri de farklıdır. Yabanıllar bu etmen nedeniyle ahlaksal olarak Avrupalılardan daha aşağıdırlar. NİETZSCHE İki ahlak tipi tanımladı 1- Efendi Ahlakı: Aristokratik ırkların (örn; Romalılar) ahlakı 2- Köle Ahlakı : Aristokratik sınıfa köle ya da boyun eğme biçiminde yaşamış sınıfların ahlakı (örn; Yahudiler) Aristokratlar diyordu Nıetzsche, doğal üstün yeteneklerini ve saldırgan içgüdü ya da dürtülerini uygulayarak egemenler olmuşlardır. Cinsiyet içgüdüsüne ve erk istencine büyük değer verirler. Saldırgan içgüdülerini gizlemek ya da sınırlamaz ama onları açık eylemde anlatırlar. Saldırgan dürtülerini açığa vurdukları için düşmanlarına karşı diş bilemez ama onları kolayca bağışlarlar. Gerçekte bağışlayacakları hiçbir şeyleri yoktur çünkü bağışkanlığı gerektirecek hiçbir kötü duygu barındırmaz ve gerçek aristokratlar ve üstün kişiler olarak, giderek onalar zarar verenleri bile onlara zarar verenleri bile sevebilirler. Açık kavgayı severek karşılar, onun kişiliği geliştirdiğini ve düşmanlarından çok şey öğrendiklerini kavrarlar; iki yandan birini kötü değil ama ya üstün ya da aşağı olarak görürler. Köle yada boyun eğen sınıf ise aristokrat sınıfla eşit terimlerde dövüşme yeteneksizliğine içerlemeden doğan bir törel anlayışı benimsemiştir. Üstün sınıfın gücüne direnebilmek için, kölelerin sincice ve çapraşık taktiklere başvurmaları gerekmiştir. Üstün aristokratları kendi aşağılık düzeylerine indirebilmek için demokrasiyi, kadınsı ölçünleri ve eşitlik ilkesini geliştirmişlerdir. Başkaları üzerine dayatmaya çalıştıkları gelişmiş dinler uydurmuşlar, bu yolla günah ve kötülük kavramlarına başvurarak ve Tanrının sözcüleri pozuna giren ve üstün aristokratlardan boyun eğmelerini isteyen rahiplerin hizmetlerini kullanarak onları denetlemeyi amaçlamışlardır. Bu aşağı insanlar kötü gördükleri tüm yaşam verici iç güdüleri bastırırlar; cinsiyet iç güdüsünü bayağılaştırır ve erk için saygı yerine alçak gönüllük aşılarlar. Her edimleri baskılanmış içerlemelerini anlatır. Üstün-İnsan Üstün insan; iyinin ve kötünün ötesindedir. " " ; mevcut ahlaksal düzeni yadsıyarak, kendi değerlerini yaratır. BERGSON İki tip ahlak vardır. 1-Kapalı: Birey toplum içinde geçerli olan tüm ahlaksal değerlere boyun eğer ve tam uyum içine girer. 3- Açık: Birey kendisi için, özgür bir ahlak anlayışı gösterir. Devrimsel bir ahlaktır ki katı, duruk, dışsal olarak dayatılmış kapalı biçimde daha yüksel bir düzeyde esin ve sezgi tarafından güdülür. MARXİZM Marxzim ahlaka ilişkin görüşü paradoksaldır. Bir yanda ahlakın ideolojinin bir biçimi olduğu söylenir, öte yandan Marxizmi benimseyen çoğu insanın, (kapitalist ülkelerde) ahlaki nedenlerle Marxist olduğu ileri sürülebilir. Ahlak konusunda Marxizm dine bakışının tamamen benzeri bir görüş savunur. Ahlaksızlığı oluşturan koşullar terk edilirse, ahlaksızlıkta yok olur. Kıtlık ve sınıf çatışmasını ortadan kaldırır, ahlaksızlıkta ortadan kalksın. Denebilir ki Marxizmin bir öğretisinden çok, Marxizme ulaşma yöntemi anlamında bir ahlak öğretisi vardır. Bunun bir istisnası vardır. Bunun bir istisnası sapkın Marxistlerdir. (Bu sapkınlar; Alm ve Avus. Kantçılık etkisindeki Marxistler, ve etik sosyalistler, varoluşçuluğun etkisindeki marxistler, Doğu Avrupadaki özellikle Polonya ve Yugoslavyadaki muhalif Marxistler) PRAGMATİZM Ahlakın hedefi, insan gereksinim ve isteklerinin karşılanması, insanların ahlaksal duyarlıkta sürekli olarak gelişmesi ve daha iyi bir toplumun oluşmasıdır. Saltık iyi ve saltık kötü yoktur. Önceden ahlaksal yasalar belirlenim, bunlara ulaşmak için çalışılmalıdır. Ahlaksal yasalar fiziksel yasalara benzetilebilir, çünkü formüller olarak hizmet ederek verili koşullar altında, belli karşılıkları vermede bize yol gösterirler. "Tüm ahlak toplumsaldır" İnsan ahlaksal yükümlülükler üstlenmeksizin bir toplumda yaşayamaz. İDEALİZM & BRADLEY Törel hedef "kendi"nin, yüksek ya da evrensel "kendi"ye ulaşılmasıdır. İnsan kendini sonsuz bir bütünün öz-bilinçli bir üyesi olarak, o bütünü kendi içinde olgusallaştırarak olgusallaştırır. YENİ TOMİSTİZM & MARİTAİN İnsan doğal olarak arama eğiliminde olduğu iyi bir ereğe yönelir ve insan çabasının hedefi iyilik ve kötülükten bütünüyle arı olan Tanrıyı sevmektir İnsan ahlaksal edimlerini akılla kontrol etmeli ve sağgörü ile yönlendirmelidir. İnsan bu yolla Tanrıya ulaşabilir ve buda son hedeftir çünkü Tanrı yalnızca iyilik taşır. kaynak: http://www.filozof.tripod.com/etik.html |
||
|
||
| aslında iyi ve kötü yoktur. her birey kendisi için ve türü için ister, yaşar. ahlak, doğanın vahşiliğinde çıkarlarını korumak için canlıların uydurduğu çözümdür, çıkar yoldur, anlaşmadır. demek ki yararlı bir şeydir ki, herkes bunu birbirine işler, kabul ettirir, mutlak iyi olduğunu düşünür. iyi ve kötü var zanneder. |
||
|
||
| kabullenmeler,toplum kültürleri vs vs ...neye göre doğru neye göre yanlış ,o neye göre dediğimiz ne ??%900 göreceli ama içinde bulunduğun fanusa göre mantıklı ... | ||
|
||
| peki hiç ahlaksız olmanın, günümüz için en büyük ahlak olduğunu düşündüğünüz oldu mu_? |
||
|
||
| iyi bir insan olmak sadece seçimdir. ahlakla bağlantılı değil. nefret ile sevgi arasındaki farkı herkes biliyor. | ||
|
||
| bence ahlakın iyi ya da kötü olmakal bir ilgisi yoktur. ahlak bir yaşamı kolaylaştırma yoludur. |
||
|
||
Alıntı ahlak bir yaşamı kolaylaştırma yoludur. ne açıdan? |
||
|
||
Alıntı Bende ahlak sadece sawunmadığım we benimsemediğim we hatta we hatta zorladığım bir dürtü nedense başaramıyorum yada ahlaklı olmayı sewmiyor hayır ahlak (etik) ve saygı kavramlarını aşmadın. doğru tanımladın.acaba yaşam tarzımdan mı yoksa doğamdan gelen bir olgu mu ama sewmediğimi iyi biliyorum. Ahlaklı olanlarıda sewmiyorum. Neyin ahlakını we neyin saygısını göstercek ki insan oğlu Neden yapmmaması gereken tepkilere karsılık wersin ki yada neden herkesin yaptığı bir takım anlamsız saygı we ahlak kawramı nı göstermeli ki Neyse anlaşılan gene ahlak we saygı kawramını aştım ahlak ve saygı doğru şekliyle değil de kurallar kullanılarak kişilerin tatminleri için kullanılırsa senin yaşadığın isyanlar haklı ve kaçınılmaz olur. mevcut saygı ve ahlak özgürlükleri daraltıyor. |
||
|
||
Alıntı Alıntı ahlak bir yaşamı kolaylaştırma yoludur. ne açıdan? onun gibi. karþýlýklý yani. bireyin ve toplumun yararýna olduðu için ahlak var. |
||
|
||
Alıntı herkes birbirine kendisine davranýlmasýný istediði gibi davransýn diye bir söz var ya, onun gibi. karþýlýklý yani. bireyin ve toplumun yararýna olduðu için ahlak var. ![]() çok güzel bir yazı sanki bana yazılmış
|
||
|
||
| haklısın hiçbirşey anlaşılmıyor. bir kez daha anlatayım; öncelikle ahlak,ahlaki davranış:bir kişinin iyi ve kötüden iyi diye nitelediğini seçmesi ahlaki davranıştır. yani kısmen görecelidir.. ama benim önemsediğim, / mantıklı bulduğum ahlak öğretlerinde bir karşılıklı çıkar/talep dengesi var. hmm.mesela, kant ın ahlak öğretisinde kurallar şöyleydi; -her zaman öyle davran ki istencine temel olarak aldığın ilkeyi herkes için genel bir yasa olarak isteyebilesin, -her zaman öyle davran ki istencini evrensel bir yasa koyucusu gibi saygın tutabilesin.. vs.. yine ünlü bir laf var, başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran'' şeklinde. yani ahlaki dediğimiz şey aslında ''iyi'' olan değil. birey ve toplum için faydalı olan. insan türü hayatını/türünün devamını kolaylaştırmak ve/ya garantiye almak için ahlakı İCAT etti. demek istiyorum leo cum. .................... not: aslında yazdıklarımı kendim için yazarım. ama beğendiysen senin olsun
|
||
|
||
| peki insanın doğası iyi mi kötü mü? tanrıdanmıyız iblisten mi? ikisine de inanmıyorsanız o zaman insan doğası iyi olmak zorunda. yani kendi içimizdeki iyiliği açığa çıkartırsak, bastırıp engelemek yerine. o zaman ahlak tümüyle gereksiz. kurallara gerek yok. insan doğasında zarar verme dürtüsü var mı yok mu? |
||
|
||
| insan doğası iyi ya da kötü diyemem.. tanrı & şaytana inanmadığım için onlardan kaynaklanan birşey olamadığını söyleyebilirim. ama bence insan doğasında zarar verme dürtüsü yok. zarar veriyor olabiliriz ama nihai amaç bu olamaz. bir şeylere zarar veriyoruzdur, çünkü bunu yapmak bize fayda getirecektir. mesela yemek için hırsızlık yapabilirsin. ama karşılığında aynı şeyin sana da yapılabileceğini düşünerek yapmazsın. ama bunu iyi olduğundan değil. senin için ve toplum için faydalı olduğundan yaparsın. anlatamıyor muyum? |
||
|
||
| neyin iyi neyin kötü olduğunun temelleri bize öğretiliyor. iyi ve kötüler de toplum insan ve efendilerin çıkarlarına göre belirleniyor. yani bunların statik pozisyonları yok. zaman kültüre efendilerin keyiflerine göre değişirler. ahlak/etik yazılı olmayan cezai hükümlerden başka bişey değil. |
||
|
||
| (Ar. Törebilim) Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarını saptayan ve inceleyen bilim... Bir insanın yaradılışı gereği gerçekleştirdiği davarnış'ı dilegetiren Arapça hulk sözcüğünün çoğulu olan ahlak terimi, huy, seciye, mizaç anlamlarını çoğul olarak kapsar. Dilimizde kişisel ahlak olarak aktöre, toplumsal ahlak olarak töre ve bilim olarak törebilim terimleriyle karşılanmıştır. Bu bakımdan bilim ve felsefe olarak törebilim terimi Fransızcadaki éthique ve morale terimlerinin her ikisini de karşılar. Ethique karşılığı olarak kuramsal törebilim (Os. Nazari Ahlak, Fr. Morale théorique), morale karşılığı olarak kılgın törebilim (Os. Ameli ahlak, Fr. Morale pratique) deyimleri de kullanılmıştır. Morale karşılığı olarak ahlak ve éthique karlşılığı olarak ahlak felsefesi ya da Türkçe yazımıyla etik diyenler de vardır. Eski düşünürler bütün bu anlamlarda Yunanca ethik deyimini kullanırlardı. Yunaca éthé deyimi, töre (Os. Örf ve adetler, Fr. Les moeurs) anlamını dile getiriyordu. Daha sonra felsefesel-bilimsel ahlak anlamında éthique ve kılgın-toplumsal ahlak anlamında morale deyimleri kullanılmaya başlandığı gibi Lévy-Bruhl tarafından science des moeurs (Os. Örf ve adat ilmi) ortaya atıldı. Törebilim'den ayırmak için törebilim olarak karşılayabileceğimiz bu yeni bilim, bizzat Lévy-Bruhl'ün de söylediği gibi, ahlakı da kapsamaktadır. Gerçekte Arapça ahlak deyimi, tümüyle, moeurs deyiminin karşılığıdır ve bir toplumda gelenek, görenek, aktöre ve alışkılarca belirlenmiş toplumsal kurallar'ı dilegetirir. Bkz. Töre, Törebilim. Ahlakçılık: Törelcilik. Ahlak Öğretisi: Törebilim. |
||