SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Antropoloji

Konu: Materyalist Felsefeye Göre İlk Çocuk Nasıl Doğdu ?

Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6

20.06.2008 15:41:47
Ben çok merak ediyorum acaba nasıl başardılar, nasıl anladılar şeyleri, bütün o olayları. Bilen var mı?

sirelis 21.06.2008 22:47:45
Ne demek istediğiniz bütünüyle anlaşılmaz olmuş. Bunu varolan bir başlıkda da sorabilirdiniz.

humanist_ 21.06.2008 22:50:53
materyalizmin zaten bir suru sorunu var baska sorun acmayalım beyler ilk once onlar cozulsun laugh laugh laugh laugh

22.06.2008 00:06:47
İlahi inançların pırt diye topraktan, çamurdan ilahi bir meleğin,ruhun,heykel yapma mantığıyla hem de ilkin canlılar dünyasında sonradan hiç rastlanmamış biçimde erkeği sonra da onun kaburgasından dişiyi yarattığı şeklindeki fantastik kurgularından elbet daha mantıklı birçok şey söylemiştir. Materyalizm ilk insan diye birşey ile uğraşmaz ama ilk Allah ı kim yaratmıştır bilir.

22.06.2008 00:35:09
cevap istiyorum çamur değil. nasıl anladılar o işi yapınca kendilerinden küçük böyle minik yaratıklar çıkacağını. hayvanlara mı baktılar acaba ? hayır yani çocuk doğarsa bir de şu göbek kesilmesi meselesi var, ha bir de ölmez mi bu çocuk dağda bayırda ne bileyim bebek hali ile.

22.06.2008 00:38:12
yok yahu, nerden bilsin adam. zaten başında dinazorlar yılanlar büyük canavarlar filan var bir ortasında sallanıp duran şeyi mi merak etsin. yok yok başka bir açıklaması olmalı.

RDX 22.06.2008 00:49:11
sen raslantıları eşek mi sanıyorsun nohut. Raslantıların işi öle bi rast gittiki sorma, insanın üremesi rast geldi, onun içinde cinsel itekleyiciler rast geldi felan filan.
Bilimsel otoriteler bangır bangır bilinçli tasarımdan bahsediyor, biz halen buradamıyız yav. yağdı yağmur, çaktı şimşek felan filan. laugh

22.06.2008 01:57:03
tamam fil doğru veya değil bana açıklama lazım. bu çocuk nasıl doğdu nasıl büyüdü onu merak ediyorum.

22.06.2008 13:41:11
Dinozorlar 65 milyon yıl önce yok oldular. İnsan yoktu. Canavar diye birşey de yoktur onları insan hayali  uydurmuştur. İnsanlar zekidir canavardan korkmazlar çünkü doğada ölümsüz ve demir derili ejderhalar hiç olmamıştır. Bunlar yaratıcı masallardır. Bilim literatöründe akıllı tasarım diye bir teori mevcut değildir, Harun Yahya gibilşeri alim yapan yurdum insanı onun gibilerin bilim hakkındaki doğruları konuştuğunu zannetmektedir. Akıl insan beynidir. İnsan beyni sadece ön lobu şişkin olan ve diğer primatlardan zeka farkının buna bağlı olduğu bir organizmadır. Yağmur yağar şimşek çakar hidrojen oksijenle birleşir karbon azot ile bağ yapar bunlar normaldir biri tasarlamasa da olurlar kişisel arzuya bağlı değildir. Doğa insan pırtlasın diye oluşmamıştır insanın zekası da doğal işleyiş ilkelerinin bir sonucudur. Eklektik biçimde kan yapılarından sinir sistemine kadar ortak olan bu yapının içinden çıkamayan hurafe üstatları saçmalayarak bilimi reddettiklerinde komik duruma düştükleri için bu sefer de akıl ı insan dışı bir mutlakiyete dönüştürüp logos dini yaratmaya kalkışmıştır peygamberleri de aslında bunu ilk söyleyen yunanlı Herakleitos dur ama diğer söylediklerini dikkate almazlar. Robotlar insanlar tarafından kendi ihtiyaçları için yaratılmış tasarımlardır. Tasarım odur belli ihtiyaçlar için belli işlevlerle sınırlandırılmıştır. İnsan ve doğa ise ondan türeyenlerin tasarım mantığına göre çalışmaz tam tersine tasarım yapabilmek için doğayı kavrayabilmek gereklidir,tasarım olduğundan doğa kavranmaz asıl robotluk da böyle düşünmek,ezbere atıp tutmak, işkembeden bilim otoriteliği yapıp literatürden bir haber olmaktır.

İnsanlar da hayvanlar da sex yaparlar. Sex yaparsan çocuk olur. Eski insanlar çocuğun sex den olduğunu öğrenmemişlerdi, çünkü zaten bu normal olarak gerçekleştirdikleri birşeydi. O yüzden çocuğun kadın tarafından yaratıldığını sandılar uzun süre zaten çocuklara canı gibi bakan da onlar olmuştur ilkin doğal olarak. Entellektüel saçmalamak böyle birşey olsa gerektir. Sen nasıl hala o zekayla yaşayabiliyorsan eski insanlar ve çocukları da hiç birşey bilmedikleri halde hayatta kalmanın yolunu bulabiliyorlardı. Zaten bulamamış olanlar öldü. Çocuk ölümleri eskiden daha fazlaydı ama insan aklı doğanın karşılıklı dengesini kendi lehine bozma gücüne sahip. Hala maymunlar var zekası tasarım yaratacak kadar gelişmemiş olan. O yüzden nüfusları milyar olmuyor, bazılarını çevre bazılarını vahşi hayvanlar alıyor. Entellektüel geçinen pişkin uygar a karşıt olarak çıplak insanlar başlarına gelen her durumun niyesini sormazlar. Öyledir o. İnsan sonuçta diğer memelilerden daha aptal olan amaçsız bir robot değildir. Çita bile yavru fare bile bir sürü yavru yapıp büyütüyor ne var bunda insanın özelliği ne de düşünecek bulamayacak eyvah bu ne ne yapacağım şimdi diye beyinsiz bir varlık mı bu. Fil yazmışın orada fil işte nasıl doğmuş büyümüş ise elbet insan da doğar büyür bir acaiplik yok bunda; sende var bi acaiplik sadece nohut. laugh

flzf 22.06.2008 13:42:18
sevgili nohut materyalistlerin çoğuda aynı idealistler gibi aptaldır onlar bu soruya evrim teorisiyle cevap veriyorlar ki ilk çocuğu sormadan önce üreme faliyetini gerçekleştiren ilk canlıyı sorarsn mal olup kalıyolar yoksa ilk bebek maymundan geldi demek kolay tabi Tongue

22.06.2008 13:56:25
Üreme faliyetini gerçekleştiren ilk canlı diye birşey yoktur. İlkin canlının büyümesini ve yaşasmasını sağlayan klonlama mekanizmasının  doğal sonucu olarak amitoz bölünen organizmalar ortaya çıkmışlardır. Klonlama mekanizması kimyasal bir reaksiyondur ve makro moleküllerde gerçekleşir. Yani nasıl ki Oksijen ile hidrojen tepkimeye girip enerji açığa çıkarıyorsa makro moleküllerdeki kararsızlık çok daha fazla olduğu için durmadan yapım yıkım gerçekleşir. Dolayısıyla yıkılanların yerini ortamdaki diğer elementler alarak karalı yapı sürdürülmeye yani en az enerji hali korunmaya çalışılır. Bu bir fizik kanunudur. Türlü makro moleküller bir araya geldiklerinde zamanla kendini eşleyen mekanizmalar halinde örgütlenirler.

Bu konudaki asıl mallık, birtakım açıklamalar ve merak etmek ve olanı doğal biöçimiyle olduğu gibi kabul etmek yerine uyduruk ruhların kişisel arzusu nedeniyle böyle olduğu noktasında saçmalamaktır. Kişisel arzu insanın kendi öznel ihtiyaçlarına yönelikttir,birtakım hayali ve ruhani kişilikler de onun bu halinin abartılmış biçimidir. Doğa bilinmeyen bir tasarı mantığında işlemez o ne hale gelmiş ise kurallarını da yaratır. Su denize ulaşacak yolu kendi açar ve akıntının biçimi de böyle oluşur biri proje çizip şuyu şuradan akıtayım denize de şöyle ulaşsın demez bu insanın kendi ihtiyacuına yönelik kazanmış oldupğu mühendisliktir ve sadece insan içindir. Doğanın ise öncesi sonrası yoktur bir kişi olmadığından plan yapmaz. Onu anlayabilmek için kategorilere ayırarak planlı biçimlerde ve sınırlarda düşünmek zorunda olan insan aklıdır sadece çünkü herşeyi birden bilip göremez. Zekası da bu imgeleme sayesinde daha avantajlı olmasını sağlar o kadar sadece başka ve farklı bir adaptasyondur, pençesi ve kası gelişseydi zekası oluşmazdı. Neyin avantaj neyin dezavantaj olduğunu da çevre,uyum ve zaman belirler. Eski insanlar pek de avantajlı hissetmediklerinden kendilerini kartalları,şahinleri,aslanları,tanrıları gibi görür onlar tarafından saldırıya uğramaktan korkarlar ve rahatsız etmekten sakınırlardı.

RDX 22.06.2008 14:50:14
hayır hayır

Bizler sayısal lotodan ikramiye çıkma olasılığının kaçta kaç ihtimal olduğunu konuşmuyoruz. Belirli amaçlar doğrultusunda varlıklarını sürdüren, biribirleri ile ilişki içerisinde milyonlarca farklı canlı organizma yada yaşam formunun nasıl oluşmuş olabileciğini anlamaya çalışıyoruz. Ve bu noktada  basit bir hüzreye baktığımızda dahi komleks ve oranlı işlemlerle hayat bulan, simetrik bir yapı ile  karşılaşıyoruz. Ve dahi oluşan canlı yapı, davamlılığını sürdürmek gibi bir amacı kendine misyon edinmişken!

Belki de canlı kavramını tanımlarken olayı kopartıyoruz! canlıdan kasıt, üremek ve çoğalmak gibi amaçlar edinmiş yapılar olmamalı sadece. Basit bir h2 otomu dahi belirli kurallar çerçevesinde varlığını sürdürüyor. Atom altı parçacıklarda öyle. Herşey gibi. Sonra biz evrendeki varlıkların biri birile ile ilişkilerinin belirlenmiş kesin karallar çerçevesinde sürdüğünü görüyor ve bu ilişkileri tanımlıyoruz. İlişkilerin oluşturduğu sonuçlara ise varlığın nedeni olarak bakıyoruz. Oysa hiç bir "neden", ordata hiç bir neden yokken, neden belirli amaçlar doğrultusunda sonuçlar oluştursun ki?
Kimse bana kurallarla çevrelenmiş ilişkiler yumağından oluşan sonuçların nedenini açıklayarak, varoluşu, tasarımcının belirlediği sonuçları oluşturan nedenlere bağlamasın!
Çünki tasarımcı, oyun alanında oyunun kurallarının dışına çıkıp, yeni kurallar ve koyduğu kurallarla yeni bir sistem oluşturandır. Belirlenmiş yasalara mutlak iteat eden, köle gibi varlığını sürdüren bir varlık değildir!

Yani komplek canlı yaşamının ince hesaplar ve denklemler sonucunda oluşmuş olması ve kendiliğinden oluşma ihitimalinin imkansız kabul edilmesi tasarımcının varlığına delildir meselesi değil.. mesele yasaların(fizik, kimya, matematik, geometri, psikoloji,sosyloji vs. vs ile açıklanan ve açıklanacak olan) dışına çıkamıyor olmamızdır!

Evet tasarımcı vardır. İnsanı ve onun yaşaması için hassas dengeleri ile ince ayarlar verilmiş evreni, o tasarlamıştır.


gobilibozo 22.06.2008 15:13:42
İlahi inançların pırt diye topraktan, çamurdan ilahi bir meleğin,ruhun,heykel yapma mantığıyla hem de ilkin canlılar dünyasında sonradan hiç rastlanmamış biçimde erkeği sonra da onun kaburgasından dişiyi yarattığı şeklindeki fantastik kurgularından elbet daha mantıklı birçok şey söylemiştir. Materyalizm ilk insan diye birşey ile uğraşmaz ama ilk Allah ı kim yaratmıştır bilir.

Tanrı inancı taşıyanlar zaten gayb'a(bilinmeyene)iman eder,insanın ve kainatın tesadüflerle gerçekleşmeyecek kadar mükemmel olduğunu gördüklerinden,bu mükemmelliğin aklın alamıyacağı bir kudretin eseri olduğuna ikna olmuşlardır,yaratılışı açıklayamazlar fakat,tesadüflerle açıklanacak kadar basit birşey olmadığından da eminidirler,o sebeple bizim yaradılışı mantıklı bir biçimde izah etmemiz gerekmiyor zira mantığın alamıyacağı kadar bir mükemmellik söz konusu sadece elimizdeki verilere göre bir yorum yapabiliyoruz,oysa yaratılışa inanmayan biri bu soruları mantıklı bir biçimde açıklamak zorunda,öyle ya neden inamıyor mantıklı bir izahı olmalı...

Çok yerinde güzel bir soru bence,biz bu tür meselelerin açıklanamayacak kadar,mucizevi olduğunun farkındayız ve diyoruzki,elektrik denilen şey ve ardından oluşan sevgi ve ardından vuku bulan cinsel birleşme,nesillerin meydana gelmesini sağlayan bu silsilenin insanın programında olduğunu söyleriz,sonradan oluşan gelişen bir şey değildir,Allah nesillerin devamını murad ettiğinden insanın içine bu tür arzu,şehvet,sevgi gibi duyguları yerleştirmiştir,insan kendisinde varolan programı aklı çerçevesinde uygulamaya sokuyor,bu eylemi herkesle değil,aklının ve gönlünün arzuladığı kişilerle gerçekleştiriyor,hayvanlarda bu programa akıl dahil değil,onlar sadece şehvetle programlanmışlar,şehvetleri gereği bu eylemi yerine getiriyorlar ve nesillerinin devam etmesine ''aracı''oluyorlar insanda olduğu gibi...

Şimdi tanrı inancı taşıyanlar nesillerin devamını,size göre mantıksız ve fazlaca teslimiyetçi gelen(bize göre başka izahının mümkün olmadığı)bu açıklamayla yaparlar,çünkü zaten gayba iman ederler,oysa siz zahire göre iman ediyorsunuz ve açıklamanızın son derece mantıklı olması şart fakat ben bu açıklamalarda mantığa uygun hiçbir veri göremedim,nasıl oluyor,insan elektrik sonucu sevebiliyor ve nasıl sonra o kişiye karşı şehvet duyabiliyor?Bu silsile tamamen nesillerin devamı için hazırlanmış bir senaryo oyuncuları kadın ve erkek yani insan,şimdi dolandırmadan yavruyu meydana getirecek olan bu duygu dürtü silsilesini nasıl açıklayabilirsiniz?

Ayrıca khaos doğanın bir kişi olmadığından plan yapamıyacağını söylemişsin,peki plan yapmaktan aciz olan bir doğa nasıl bu mükemmel tamamen üstün bir aklın ürünü olan silsileyi gerçekleştiriyor?

potdehid 22.06.2008 17:03:17
sevgili nohut materyalistlerin çoğuda aynı idealistler gibi aptaldır

İdealistleri aptal görenlerin önce kendi zekalarını test etmeleri gereklidir.




http://www.dehidizm.tr.gg

22.06.2008 17:41:32
tesadüfü bu kadar aşağılamanız sizin hiç birşeyi bilmediğinizin kanıtıdır. Amaç,araç,eylem,istek,arzu,sevgi,his bunların nereden geldiğini sanıyorsunuz? Hayvanlşarın da bir zekası olduğunun bilincinde misimniz yoksa tanrıbilimci sözde rasyonalist Descartes gibi onların bir nevi robot olduğunu mu sanmaktasınız.

Şimdi bir de şu tasarım mantıksızlığı var. 10 000 yıl önce bu denklem ve düzenin farkında mıydık? Bu denkelemleri niçin oluşturduk? Yani rüzgarın estiğini biliyorsun,suyun aktığını da. Ama senin ihtiyaçların var. Örneğin suyun kendi ektiğin toprağa akmasını istiyorsun. O zaman da bir çark koyuyorsun, bir set yapıyorsun suyun yönünü değiştiriyorsun. O suyu sen yapmıyorsun veyya o suyu senin toprağına getiren ilahi tasarı değil, senin eylemin. Hücre senin hücren bakıyorsun kuralı var. Kuralı var ne demektir? Hidrojen ve oksijen reaksiyona girer bu musddur kural önceden belirlenmiş? Peki hidrojen oksijenle reaksiyona girmeseydi? O zaman da daha farklı olacaktın çünkü hücrelerinde bunlar var.

Yani sizin mantıksızlığınız içinde bulunduğunuz düzeni algılayıp şekillendirebiliyor olmak ile bu algılama düzeninin varlığının, aslında aynı şey olduğunu farkedememiz. n Suyun içinde katı madde kanunları geçerli değildir. Düzen dediğiniz şey sizi de oluşturan çevrenin tamamıdır. Dolayısıyla içinde bulunduğunuz ve tamamen onun unsuru olduğunuz bir sistemin şaşırtıcı istikrarından ötürü hayrete düşmek biraz saçma bir durum ortaya çıkarmaktadır. Çünkü bu reaksiyonlardan biri dursa siz de ölürsünüz. Bunun adı ince ayar değildir işte, makinacı düşünmekten kurtulamıyorsunuz bir türlü, beyinlere iyice çakılmış durumda bu maalesef. İnce ve mükemmel ayarlanmış bir saat değil mevzu edilen. Başka türlü olması mümkün değil, tek bir doğa tek bir evren var etkilendiğimiz. Yani su damlasının okyanusa bakıp ne mükemmel ayarlanmış demesi buradaki saçmalık. Ayarlama yapması gereken su damlası çünkü o özerk bir başka birlik. Fakat tamamıyla da okyanusu oluşturan dizgenin bir parçası. Sonuçta ne olursa olsun o okyanus kendisinden çok daha mükemmel gelecektir çünkü o belirler yasaları senin o anki ihtiyaç ve arzun değil. Sen ne kadar mükemmel tasarı dersen de o sürekli karşılaşma ve etkileşmelerle değişecektir. Bir su damlası misali 70 yıllık ömründe bu değişimi algılayamazsın bile.  Tasarımın manası nedir? Tasarım şekillendirmektir ve bunun için zihinsel bir form a, o formu yaratabilecek maddeye ve onu şekillendirecek eyleme gereksinim vardır ve de tamamı özneldir. Oysa doğa oluşur ve örgütlenir. Tesadüfler sonsuzdur tesadüf diyince bilyeleri salladım niye adım yazmadı,elementleri karıştırdım niye canlı olmadı diye sorulmaz. Çünkü her özerk dizgenin kendi özerk hareketi vardır. Bir basit karmaşık makro molekülün o derece özerkleşmesi için 4,5 milyar yıl gerekir. 4,5 milyar yılda oluşmuş bir canlıyı öyle sen istedin o an diye sallamanla havaya oluşmasını beklemen ve bu beklentinin olmamasını ulu bir ruh a yani kendi tasarım mantığın ile şekil yapan varlığa bağlaman kendi zekana taptığının göstergesidir başka bir şeye dair bir inanç da değil. Çünkü bu 4,5 milyar yıllık organizma tüm kazandığı yeteneklere rağmen hala kendi unsuru olduğu çevreye bağımlıdır onu yoktan var edemez çünkü sınırlıdır. O nedenle içine girdikçe şaşırır. Sonsuz sayıda etken vardır ve bir türlü genelleyemez. Hala mekanik yollarla gerçek bir ağaç tasarlayamaz. Hep açıktır. Oysa onun tasarımı belirlenmiş olduğundan yani bir amacı olduğundan sınırlıdır. Kayayı alır insan yaparsın heykel olur ve sınırı bellidir. Kendini klonlarsın bir yerde kayaya. Peki kaya hangi tasarım amacıyla kim tarafından tasarlanmıştır? Tanrı mı? Tanrı bu noktada sadece insanın gerçek yaşama amacının ters çevrilmiş biçimidir ve bu bir dayatmadır. Kişisel amaçlar için insanları araç edinme etkinliğidir. Yani aslında insan parçası olduğu doğa ve çevreye uyum sağlarken en başta; sonradan bir şekilde özgürlüğünü yitirip, araç olduğunu düşünmeye başlamıştır. Tabi bu noktada doğaya uyumu da yitirdiği için doğayı bir öznenin belli bir amaca yönelik tasarımına indirgeyerek hem kendi öznel yeteneklerini dışlamış,hem de tüm doğayı pasif bir cansızlığa indirgeyerek öldürmüştür.

Canlılar çok kısa zamanlarda çok az madde ile ve çok az enerji ile yaşayan özerk sistemlerdir. Bir canlının varlığını sürdürme dinamiklerinin tamamı makro evrendeki dinamikler tarafından oluşturulur. Eğer biraz sınırlandırır isek bir canlının olabilmesi tammamen Dünyaya bağlıdır. Örneğin venüs de yoktur,Mars da ya da bilinen başka bir yerde şimdilik. Dolayısıyla canlının oluşabilme koşulları vardır. Bu ise öncelikle sudur. Su her enerjiyi absorbe eder ve çoğu maddeyi çözer. Tüm canlıların görebildikleri renk aralığı, suyun absorbe etmediği dalga boyundaki renklerdir. Dolayısıyla göremediğimiz renklerin varlığı, aslında temel yapıtaşımızın bir özelliğidir. Aynı şekilde evrende olmayıp da tamamen bizde ortaya çıkmış hiç bir özelliğimiz mevcut değildir.

Uygar insanın tanrılarla iletişimi konusu tam anlamıyla bir hafıza kaybından ibarettir. Puta tapar insanlar ve adını yüce tek yaratıcı koymuşlardır. Çünkü insan da geliştirdiği akıl yeteneği ile doğa ile iletişimdedir daima. Eğer kendini tabi gördüğü birşey varsa bu doğanın dışındaki bir çift göz ya da yargıç değil,tamamen doğanın kendisidir. O olmadan varolamaz. Onu anlamadan kendi yaşam alanını oluşturamaz. Dolayısıyla hayal gücünde bir hata yapmıştır. İnsan doğanın ona cevap vermesini ve istediğimni yapmasını istemiş onu kendiyle konuşan bir hale getirip kişiselleştirerek andropomorfize etmiştir. Bunun nedeni öleceğini bilmesidir. Öyleyse neden yaşamaktadır, tüm bunların manası nedir diye sorar durur. Manası bireysel değildir. Yani bulunacak mana Ahmet i Mehmet i ihya edecek bir mana olmayacaktır. Bu bir devamlılıktır. Mağaradaki atalarımızdan henüz zekada bilinen bir fark oluşturamamış görünsek de epeyce farklıyız. 10 000 yıl sonraki çocuklarımız da belki bize oranla pek zeki görünmeyecek beyin hacmi olarak ancak mağaradakilere hiç benzemeyecekleri de muhakkaktır. Bunu yüzbin yıllara milyon yıllara ilerletirseniz bambaşka seçeneklerin örgütlenmiş olduğunu görürsünüz. Hiç bir çocuk dedesinin kopyası doğmaz. Dolayısıyla da bahsedilen tasarım zaten eylem halinde oluşmaktadır önceden planlanmış değildir. Eğer Dünyaya koca bir meteor çarparsa varolduğu düşünülen tasarım tamamen değişir, sonraki tasarımın ortaya çıkması için meteor çarpması gerektiğinden çarpmaz. Yani dinozorlar insan oluşsun diye yok olmamıştır,dinozorlar yokolduktan sonra memeliler geniş yaşam alanına kavuşup hayatta kalarak çeşitlenme şansı bulmuşlardır. Doğa asla yok olmaz. Dolayısıyla biz insanlar Dünyayı yok etsekde kıyamet kopmaz, sadece biz ölürüz. Muhtemelen de boşalan alanı yeni şartlara adapte olmuş başkaları doldurur. İnsanın geçmişteki tanrıları da topyekün olarak ortaklaşa bir ideal halinde hayatta kalabilme arzusunun bir tasarımıdır. Bilgisizliği azaldıkça bilmesi gerekenler çoğaldığı gibi aynı zamanda herşeyi kendine göre yorumlayıp ilahileştirme mitolojilerinin sayısı da azalmaktadır.

Sonuç olarak tanrı denen özne aslında sadece insanın kendi öznesini sürdürme arzusudur. Ancak hayatı oluşturan dinamikler aslında insan zekasıyla birlikte tanrının da oluşturucularıdır. Yani uygar bireyler her şeyi tersinden düşünmektedir. Aklının nerden geldiğini bilmediğinden onun evrenin en önemli ve en sabit olgusu sanarak kendi aklının putunu yapıp tüm doğayı da anlamadığı halde bir içi boş cansız kutu gibi düşünüp bu kişiselleştirilmiş hayali öznenin elinne teslim ederek çaresizliğini reddetmektedir. Aslında çaresiz değildir, ancak uygarlıktan beri çoğunluk buna inandığı ve özgür olamadığı için birtakım büyük ruhların nesnesi olarak hem doğayı düşünmeyerek hem de kendini en yüce varlık ilan ederek mutsuzluğunu yok saymaya çalışmöaktadır. Bunun aksini düşünecek olursa zincirlerle yaşamayı ver düşünmeyi kabullenemez. Dolayısıyla herşeyi baştan kurması gerekeceği ve ömrünün buna yetmeyeceğini düşünerek çoğunluğun fikrrine göre imgelemlerde bulunarak doğayı kavramaya uğraşır ancak tek yaptığı şey aslında, genellemedir. Genellemelerle düşünür,genel tanımlarla tüm doğayı anladığını var sayar. Tıpkı olmasa da diyelim ya varsa dediği inançları gibi. Bu durum ise onun dün olduğu gibi bugün de kendine karşı ve doğanın dinamiklerine karşı kayıtsız kalmasına ve yabancılaşmasına neden olur. Dolayısıyla da fazla bilmekten hoşlanmaz ve imanım var diyerek ölümü ve sonrasını merak ederek kaygı içinde bir uyruk olarak yaşamını sürdürür. Sürekli kendi yapıtlarını yüceltir,daima doğayı da makineci açıklamalarla irdeler. Doğa da böyle bir fizik hareket varmış gibi kendi gürültülü ve kaba makinesi otomobilin yapılmış olduğundan hareketle evreni de makine sanıp onu da başkası yapmış ama çok daha zeki ve mükemmel der. Bir kunduz da muhtemelen evreni ilahi kunduzun karanlığa set çekmek maksadıyla yarattığını söylerdi. Bir balık da dev balık olarak düşlerdi. İnsan da tek farkı bunları tasarlayıp imgeleyen aklı olduğundan ötürü aklı en tepeye koyup düzenin düzenli olma nedeninin akıl olduğunu iddia etmek gibi bir çelişki yaratır. Oysa onun düzenli olduğunu düşünmenin nedeni senin yarattıklarının kalıcı olmaması ve bozulmaması için sürekli kontrol edilmesi gerekmesidir. İnsan öğrenir,imgeler,öykünür ve tasarlar. Bunun nedeni tasarım olması değildir insan bununla yaşar bu sayede doyar. Tasarım kendi putlarıdır. Ancak onlara tapındığı her gün asıl özünü kaybeder ve yaratıcılığı ölmeye başlar. Bir tanrı aramaya lüzum yoktur, zaten tüm herşey siz de dahil olmaktadır. Her varlık alıp verdikleri ile bir yol çizer ve dolayısıyla kendi yaşamının yaratıcısıdır. Şu anki varlığım bir oyundur, dolayısıyla ben ne benim ne de ben değilim. Yani beni oluşturan hareket bu gezegendeki 4,5 milyar yıllık bir makro molekülün öyküsüdür,onun öncesinde de yıldızların öyküsü. Ölünce de hareketimi sağlayan sıcaklık yani enerji aldığım yere havaya elementlerim de geldiği yer Dünya kabuğuna geri dönecektir. Aslolan ben değilim. Ruhum mükafat için bir ruhun huzuruna ihtiyaç duymayacak çünkü ruh denen bu beden ve hareketinden ayrı birşey değil. Dolayısıyla da tasarımcı da, yaratıcı da benim. Evren bunun da aklımın da ötesindeki tek sebebimdir bencillik edip aptallaşarak evreni sınırlayıp onu yaratan bir kendime benzer kurgulayabilirim ama bu mantıksız ve çelişik olur. Kendi anlamını bulamayan ve amaç edinemeyenler,ilahi amaçlardan hareketle manalar arar dururlar çünkü artık yapayalnız ve boş hissetmektedirler hoşlanmadıkları bir dünyanın içinde. Oysa dünya ne cansız bir boş küredir,ne de anlamsızdır onu o hale getiren insanın bu yöndeki kibirli düşünceleri ve onun yüzünden ortaya çıkmış sömürüsüdür bence.
Bu arada gobili senin saçma sorularına cevap vermemiştim anlayacağın dilden onlara da ayrıca cevap  vereyim, lazsın ya sen tersden düşünürsün hep çünkü.

Mükemmel demek izah edilemeyecek kadar mükemmel çok harika demek tanrının ispatı olamaz. Aklın almıyor çünkü aklındaki bir hayal değil doğa. Doğanın bir ürünüsün sen kanında oksijen var. Amma kendini yüksek gören bencil kibirliymişiniz böyle. İzah edemiyoruz ama var. Ne? Var işte. Haa böyle açıkladın yani. Ne olduğunu bile bilmiyorsan bırak öğren niye şekil şemal kişilikl veriyorsun kendini tabi kılacağın bilmiyorum de bari alçak gönüllü ol.

Basit birşey ne? Tesadüf ne? Tesadüf doğada var. Tesadüf etmezse hidrojen oksijene su oluşmaz ama o kadar da fazla element var. Ama en çok hidrojen helyum oksijen var. Şimdi su oluşunca mucize mi demek oldu? Öyle oluyor su? Basit sensin. Doğanın açıklamaları değil basit olan bir tane fizik kitabı oku da göreyim. Allah yaptı pek karmaşık pek ayrıntılı ama doğal açıklama basit. Hem cahil hem bilmiş de buna denir.

Bir de öyle bir saçmalamışsın ki siz bu kadar gerzek olduğunuz müddetçe ne desek boş. Çünkü ne görseniz Allah onu istemiş,bunu yerleştirmiş falan. Ne lan bu biblo mu yapıyon makine mi böyle mi açıklanır hayat? Soyumuz sürsün istemiş de şehvet koymuş,hayvan şehvetle insan akılla sevişirmiş. Kes! Hiç bilmediğin konularda da ahkam kesme. Hayvanları bilgisayar programıyla açıkladı. Allah da zaten bir mimar olur bir mühendis, bir bilgisayar programcısı ne olduğu belli değil. Yani bu şekilde bir açıklamadan şu sonuç çıkar kendinizden başka bir halt bildiğiniz yok. Sürekli tanımı değişen ama hep insan makineleri ile örneklendirilemn tanrı dabmakineci gizemci dogmatizmdir o kadar. Ama korkunuz onu size gerçek kılmıştır vazgeçemez böyle saçma örneklerle daha doğru ve yerinde açıklama yapmış gibi gülünç duruma düşersiniz.

Bir de yeryüzünün en kıçtan düşünme mantalitesi şudur. Biz zaten bilinmeyene iman ediyoruz açıklamamız lüzumsuz. Sen zahire inanıyorsun neden inanmadığını açıklaman lazım bize? Hö? Bir defa ben uyduruk bir varsayıma iman etmiyorum. Bunu bilgi ya da fikir olarak akıl olarak da görmüyorum. Dolayoısıyla senin olmayana  inanmandan ötürü benim tanrı kılığına girip şimdi sana tüm evrenin sırlarını açıklayacağım demem neden gerekiyor sivri zeka? O zaman tanrın olurdsum zaten öyle bir bilgi mümkün olsa insanda.

 Hala akıl eseri diyorsun aptalsın demiştim sildim.  laugh Akılsız doğa nasıl akıl eseri silsileyi gerçekleştirmiş. Şu zihninizden yani kibrinizden kurtulun bir an. Ne akılı akılla neyi kavradın çözdün de hala aklın eseri diyorsun? Sen yapabiliyor musun? Yoo ee akıl kimde? İnsanda. O zxaman doğanın akıl eseri olduğunu mu söylersin yoksa aklınla anca çok azını bilebildiğini mi? Tutturmuşlar bi insan aklı başka birşey bilmiyorlar. Senden önce de vardı herşey, nasıl olmuş hayret halbuki gobili yok evren nasıl oluşsun. Bir de zahirew inanıyoruz biz. Hiçbişeyu yok ortada boş boş konuşup imanklıyım diye atıp tutuyorlar da biz halüsinasyon görüyoruz onlar değil. Komik şeyler sizi.

Yok senaryo,yok program,yok içine şehvet enjekte edilmiş tasarım bilmem ne. Sürekli basit,ucuz örnekler ve mekanik insan hayatının araçlarından hareketle doğa tanımı sözde. Onların hiçbiri de doğada yok. Kur kur tap kur kur tapın iman et kendi yaptığın kurguya. Sonra da sana inanmayana putperest de asıl kendin putperestliğin en tepesinde oturduğun halde. Beynini yemişler işte ancak bu kadar çıkıyor senden fikir.


Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6