SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => asya

Konu: yalnız bir gece

Sayfa: [ 1 ]

asya 19.06.2008 22:27:08
yalnız bir gece
("röntgenleme" mi deseydim acaba? Tongue)

zaman; gökyüzüne saçılmış tuz-buz yıldızların bile yoldaşlığını arkada bırakmaya yüz tuttuğu birkaç saat,
mekan; uzaktan vapur düdüklerinin homurtusunun duyulduğu, ormansı kokuların hüküm sürdüğü bir uğultulu tepe,
kişiler; geceye kulak veren ben ve geceyi yaşayanlar...

pencerelerden ışıklar süzülüyor geceye. genelde üst katlardaki evlerin pencereleri perdesiz, alt katlara doğru inildikçe kapatılan perdelerde özenmenin dozu artmış. televizyonlardan yansıyan renkli ışıkların dansının belirginleştirdiği bazı perdelerin arasındaki aralıklar, bu konudaki takıntımı dürtüyor, tırmıklıyor içimi. sakin bir aile yaşamını düşündüğümden bir sıcaklıkla birlikte, televizyon bağımlılığının verdiği o tekdüzelik, sıkıntıyla yalayıp geçiyor içimi.

karşı binadan bir bey, penceresinden başını uzatıp kolaçan ediyor geceyi, tüm esintiyi içine çekecekmiş gibi derin derin soluyarak... rahat bir uykunun koynuna girmeyi kafasına koymuş anlaşılan. neyse ki benden yana bakmadı, sigaramın kızılını saklıyorum yine de dumanını bile savurmaktan çekinerek... röntgenlediğimi hissediyor ve utanıyorum yaptığımdan bir an...

bu suçluluk duygusuyla balkondan içeriye geçtiğimde üst katta oturan hanımın askeri anımsatan -topuklarının üstüne sertçe- basarak yürüyüşünü duyuyorum.  telaşla yatmadan önce ortalığı toparlıyor besbelli; ezberletildiği üzere...

sıcak bunaltıcı; içeride kalamıyorum...

uzaklardan bir ambulans sireni duyuluyor, canhıraşça... kim bilir kimin, kimlerin canı yanıyordur bu saatte? evlerdeki paniği, hastanelerin acil servislerinde yaşanmakta olanları düşlerken buluyorum kendimi. yaşamın karanlık yüzünü...

bir araba duruyor kapıda, bir süre kimse çıkmıyor. “sevgili olmalılar” diyorum içimden; başka kimse bu saatte arabanın içinde son saniyeleri bile iliklerine kadar yaşayamaz önyargısıyla.. son bir öpücük alışverişi... belki de tartışmanın son sözünü söyleme yarışı... derken, sakin bir şekilde açılan kapıda bir kol uzun bir süre kalıyor, sonra “ben de” sözüyle birlikte bir kız iniyor, birkaç adım sonra geriye dönüp bakıyor,  elindeki yüzüğü öperek ana kapıdan giriyor. belli ki çok başındalar ilişkilerinin, “görürüm sizi birkaç yıl sonra” diyorum kıskanç bir bilmişlikle... umarım beni yanıltırlar.

ağlayan kadını düşünüyorum sonra... hıçkıra hıçkıra ve arada molalarla ağlayan kadını...ne bir konuşma, ne bir tartışma, ne de başka bir gürültü... sadece içli bir ağlayış... gecenin sessiz bağrını hançerleyen...

yaşam; renklerin, tatların sarmaladığı... birbirine dokunmayan yaşamların birlikteliği... bayatlatılan yaşamlar, tozlanan ilişkiler, tüketilen insanlar, örselenen duygular...

19.06.2008 22:35:23
ne acı asya.Sad
... birbirine dokunmayan yaşamların birlikteliği... bayatlatılan yaşamlar, tozlanan ilişkiler, tüketilen insanlar, örselenen duygular...[/b]


cosinus78 20.06.2008 00:17:46
Gecenin geç saatlerinde balkona çıkıp sigara içtiğimde, Şehrin uykusunu dinlemek büyük bir zevk. Gün boyunca yaşanan gürültü patırtının kesildiği o sesiz saatler. Bazı bazı evlere odaklanır gözlerim, o evin içindekilerin geçirdiği günükurgular beynim. Mutluluk, hayal kırıklığı, ayrılık, acı, sevinçle dolu saçma sapan kurgular. Ama olabilirlikleri yüksek, çünkü o ev herhangi bir ev. o insanlar herhangi birileri.

Nedense o saatlerde tüm şehrin evlere çekilmesi hayvani bir dürtüymüş gibi gelir bana. dinlenmek, yarına hazırlanmak, Ya da zamanı tüketmek.

Uzak çok uzak kaaranlıklara dikilir gözlerim sigaramın son nefesiyle. "Gitmek" derim. En karanlık uzaklara....

asya 20.06.2008 00:22:28
Röntengenleme duygumdan arındırdın beni cosinus, sağolasın. Smiley

Benim gibi gözlerini kapatarak imgeleminde gözlemleyen birinin daha olduğunu bilmek güzel.

cosinus78 20.06.2008 00:25:56
Şehrin uykusunu gözlemlemek, uyuyan sesini duymak, şehirde olup bende olmayansa o saatlerde, Sigaramın dumanını en uzak en sönük yıldıza üfleyerek, yaşamak geceyi.

Röntgenlemek değil evet, nini olsa gerek bu Tongue

asya 20.06.2008 00:29:47
Geceyi yaşamak ve dumanını savurduğun o yıldızı yoldaş etmek kendine...

Senden farkım, bunun ninniden çok benim için uyku açıcı olması. Smiley

cosinus78 20.06.2008 00:30:39
şehir için nini Smiley

asya 20.06.2008 00:33:46
hay allah, yanlış düşündüm... 

tabii yaa Smiley

20.06.2008 10:18:11

Benim gibi gözlerini kapatarak imgeleminde gözlemleyen birinin daha olduğunu bilmek güzel.
Bu konuda kimse yalnız değil sanırım. Düşünce beraberliğinde.Smiley

fikir 20.06.2008 11:27:58
Çok yıldızlı bir gece, şehrin bir tepesindeyim. Şehir paramparça adalara dönüşmüş. adacıklar içinde tek tük yanan ışıklar. Az sonra sirenler çalacak, karartma başlayacakmış gibi bir yalnızlık. Yıldızlar ise umarsız, gülüp duruyorlar şehir kümesine. Bir patlayıp bir kayıyorlar.

Şehirde bir bina, bina da bir balkon, balkon da bir kadın sigara içiyor gizlice. Duman kaçmasın diye içeriye. Bakıyor çevresine, kendisini göremeyenlere. Gördüklerini hatırlıyor, göremediklerini yazıyor; düşünüyor tüm olasılıkları ve insana dair duyguları. Kimini tanıyor, kimine kızıyor, kimini seviyor. Sonra diyor, hepsi biziz. Bir sigara içimi sadece. Ardından bitiyor herşey, oluyor gözetlenen.

Şehirde bir ev, ev de bir oda, çocuk odası. Uykunun en masumu akarken gözlerden, eller dolanıyor çevresinde arıyor bir sıcaklık. Yok. Sağına dönüyor karanlık, soluna dönüyor karanlık, bakıyor bir ışık, soluk bir ışık. Bilmiyor, ama aydınlık. Eline dokunuyor bir şeyler, bakıyor bebek. Ağlamaması gerektiğini düşünüyor. Atıyor bebeği, bakıyor kapıya, kapı aralık. İstiyor sıcaklık; bir ince ses dolduruyor geceyi...

Şehirde bir bina, bina da bir teras, terasta bir adam. bakıyor ışıksız pencerelerdeki, karanlığa bakanlara. Karanlığa bakıp, aydınlatmaya çalışanlara. Sonra sigarasını içine, dumanını yıldızlara gönderiyor oval oval.

Yıldızlar, öyle duruyor, hesapsız. Tepedekini de görüyor, şehirdeki kadını, çocuğu, adamı da görüyor. Ne düşündüklerini de gözetliyor. Yalnız bir gecede ve yanızlığın içinde.

cosinus78 21.06.2008 00:18:17
Gecenin karanlığında evlerin ışıksız pencereleri, doğanın sonbaharını çağrıştırır. Yabanıl hayvanları çağrıştırır insanlar. evler ne kadar büyük olursa olsun küçük ve dar gelir bana. Sorgularım insanın dört duvar arasında yaşama isteğini. Neden? Bu büyük dünyada neden hapsederiz kendimizi beton yığınlarına? Sonra anlarım ki sadece uykularımızı, rüyalarımız değil, tüm benliğimizi hapsetme duygusu sarmış bizi.

 Evler, sokaklar, parklar uykuda, uykuda ve sesiz. Birt ek şehrin uykusunun sesi çınlar kulaklarımda. Boş ve sesiz sokaklar evsizlere açıktır artık. Ve aynı zamanda evi olanlara kapanmıştır.

gecenin o geç saatleri insanın en saf hüznüne sıcak bir dostlukla yaklaşır. Kollarıyla sarar insanı, O dostla içtiğiniz konuştuğunuz her şeyin tadı damağınızda kalır. Ama gözüm hep o uzak karanlıkta takılı. ve başımın üstünde yıldızlar kümesi...


fikir 24.06.2008 23:34:22
Gece yalnızlığa gömüldü. Arındı tüm ayrıntılardan; balkonlardan pencerelerden, dağlardan tepelerden, evlerden odalardan, parklardan caddelerden, çatılardan teraslardan, kadından, erkekten çocuktan, düşünenden yazandan, düşüneni düşünenden yazanı yazandan, gürültülerden sessizlikten, hatta yıldızlardan bile arındı.

Gece yalnızlığa gömüldü. Gece zaten yalnızlığın vatanı değil midir? Vatanında kayboldu gece. Derin bir sessizlik hakim geceye. Ne hüznü var, ne mutluluğu. Ne sıkıntısı var, ne keyfi.

Gece yalnızlığa gömüldü. Ne deniz var ne derya. Ne orman var, ne çayır. Ne heyecan var, ne sükun. Gece bir bozkırda. Gece yalnızlığa gömüldü.

Kocaman bir karanlık; hem geniş hem uzun, hem derin hem yüksek. Parlamaz en küçük bir kıvılcım. Gece çok yalnız. Hem kocaman, hem minicik. Gece yalnızlığa gömüldü.

Bir ay doğsa şafağa karşı simavdan, gün uzatmadan başını şarktan. Yalnızlığın vatanına konuk olsam; bir yolcu, belki gezgin. Geceyi yalnızlığında hancı görsem. Alır mıydı, yalnızlığına bir garip yolcu?

Gece yalnızlığa gömüldü.


asya 07.07.2008 02:20:31
gecenin zemherisinde o ürperten temiz havayı solurken bir yandan da pencerelerde bir hayat arar gözlerim.

bazen sayarım kaç pencereden ışık olduğunu. bazen bir tane bile olmaz yakın çevrede ve uzaklarda görünen evleri kolaçan eder gözlerim, bir yaren ararcasına. sanki orada uyumadığını anladığım insanlar, sızan her ışıkla geceyi selamlamama eşlik ederler ya da varlığımdan habersiz de olsalar, geceyi paylaşırken benimle ıssızlığımı da gidereceklermiş gibi gelir.

buruk bir huzur...
sevinçle perdelenmiş bir hüzün...


Sayfa: [ 1 ]