|
||
| 2000'Lİ YILLARDA ERDAL ATABEK Tüketim Kültürü Çocuklarımızı da Tüketiyor... Çocuklarımız iki büyük tehdit altında. Birincisi, her şeyi tüketen "tüketim toplumu kültürü." Bu kültür çocuklarımıza şu mesajları veriyor: Her şey senin, her şeyi isteyebilirsin her şeyi yapabilirsin, herkes her istediğini vermek zorunda (vermiyorlarsa onlar haindir), eğlenceli olmayan her şey kötüdür, hoşuna gitmeyen her şey 'nefret', canının istemediği ne varsa 'iğrenç', annen baban her şey için sana 'mecbur', herkes sana hizmet etmek zorunda, bak, arkadaşların da öyle yapıyor, her şeyi iste, her şeyi satın al, her şeye sahip ol, onda var - sende yoksa 'kahrol', 'söyleneni yapma-istediğini yap' (spor ayakkabı reklam sloganı), internetin, cep telefonun her şeyindir, kuralların canı cehenneme, tepin, surat as, kapıyı çarp, her şeyi vur kır, hakkındır, seni kızdırdılar. *** Çocuklarımızı tüketen 'tüketim toplumu kültürü'dür bu. Bunu modernleşme, uygarlaşma, özgürleşme sanarak yanılıyoruz. Bu kültür neonihilizmdir, 'yenihiççilik'. Hiçbir değeri tanımayan, hiçbir kuralı yaşatmayan, hiçbir normu olmayan 'yenihazcılık'. Bu tehdidi iyi tanımalıyız, çocuklarımızın içine itildiği tehlikeyi artık görmeliyiz. *** İkinci tehdit, 'dogmatik kültür'dür. Tarihin ortaçağından gelen 'dogmatik kültür', dünyaya geri dönüyor. 'Sen hiçbir şeyi bilemezsin, bilenleri dinleyeceksin' diyen kültür. 'Sen düşünme, sadece söyleneni yap yeter' diyen kültür. 'Sorular sorulmuştur, yanıtlar verilmiştir' diyen kesin kurallar kültürü. Din kökenli olabilir, gelenek kökenli olabilir, milliyet, etnik kökenli olabilir. Dogma, düşünceyi dondurur, şiddeti önerir, kesin itaati arar. Bu kültür de yeniden insanlara egemen oluyor. Amerika'da da, Avrupa'da da, Ortadoğuda da, Türkiye'de de. *** Çözüm nedir? Çözüm akıldadır, akılcılıktadır. Çözüm neyin neden olduğunu, neyin nasıl olacağını düşünmektir. Çözüm dünyada Rönesans'ta bulunmuştur, aydınlanmada bulunmuştur. Türkiye'de çözüm, Atatürk'le başlamıştır, Atatürk'ün yolunda bulunmuştur. Atatürk'e saldıran 'liberal küreselleşmeciler' ile 'dinci dogmatikler' bunun için saldırıyor. Çocuklarımız için çözüm, akıllı olmak, düşünerek karar vermek, çalışarak elde etmek, akılcı tüketici olmak, kendini denetleyebilmek, kararlarını ölçerek, hesap ederek verebilmek, yol haritasını çizmek, kendi yolunu aklın ışığında görmek, bu yolda azimle, kararlılıkla yürümektir. Bizim yapmamız gereken de bunları bilmek, bunlar için çalışmak, çocuklarımızı doğru bir gelecek için sevgiyle, saygıyla, akılcılıkla hazırlamaktır. Geç de değil, güç de değil, yeter ki bilelim ve isteyelim... |
||
|
||
| Yazarın birtakım tespitlerine katılmakla beraber çözüm için,doğru ve iyi olanı yapmak için,önermiş oldukları çözüm metodu yetersizdir...Bir şahıs ki, sayın yazarın çözüm önerisini kendisine klavuz kabul edip,bu şekilde hayata atılırsa,aynı problemlerden kaçabilmesi çok zordur ve belki de şahsın hayatında daha büyük sorunlar peydahlanabilir...Herşeye akılcı yaklaşan,aklını ölçü olarak kabul bir toplumda asla anarşinin önüne geçemezsiniz...Yanlış anlaşılmasın akıl kullanılmasın demiyorum tabii ki,fakat o da haddine bilmeli...Zira aklımızın yetmeyeceği,akılcılığımızla anlam veremeyeceğimiz olaylar karşısında aciz kalırız,bizim aklımızın doğru olarak kabul ettiğini,başka bir akılda yanlış olarak kabul edebilir... | ||
|
||
| Yazının tamamına katılmıyorum. Birisine "her şeyi isteyemezsin, her şeyi yapamazsın" diye altta üstte sınırlar koyup sonra da geç/güç olmayan bir gelecek hazırlayabileceğini ummanın adı hayalciliktir. Akılcılık değil... Düşünerek (önceden sizin için verilmiş) kararları tekrar veren Koyun gibi çalışarak hayatını idame ettirdiği için birilerine şükreden birey tarifidir bu. Kişilere "Şunları düşüneceksin" diye, ne düşünecekleri bile önceden belirlenmiş. Kimlere saygı duyacağı kimlerin sözünü dinlemesi gerektiği başından belli.. 'Sen düşünme, sadece söyleneni yap yeter' diyen kültür yerine 'Sen düşünüyormuş gibi yapıp, sonra söyleneni yap yeter' diyen kültür arasında fark yok. |
||
|
||
| evladım biz artık köyümüze. | ||