|
||
| 'Manzarayı ters çevirelim, temkin utansın' Çocukken rüyamda bir oyuncak görmüştüm, topaç ile bumerang karışımı, ismini 'beşirdöndü' koymuştum ve yıllarca onun gerçek olup bir gün bana geleceğini hayal edip beklemiştim... Vislodizm de nedir? bu ismi ben buldum, Visla kökünden geliyor, visla'nın da ne anlama geldiğini bilmiyoruz, pek önemsemiyoruz da... Deniz başaklı 'bir visla saçmalık' isimli uzun yazısında bundan bahsetti, köyün tüm delilerinden de onay aldık ve heveslerimizi birleştirdik arkadaşlar... Gerçek olan gerçekliği anlatmak! ! ! Biz burada, insanın doğalını ele almak için toplandık, işte söylediğim gibi, bu köşeden o duvarın ötesine kadar biz böyle berbat şair ve yazarlarız... (duvara dayalı şişman kadın bizden değil) Vislodizm'de maksat manzarayı ters çevirip altında pinekleyen anlam taşıyıcı, daha da değerli olan anlam üretici solucanları gün ışığına çıkarmak... Büyük taşların altındakiler gibi... Şiir gerçek bir yalandır demiş deli mahir! ! ! Bu söz üzerinden bir başka açılıma gittik ve oyalanmaktan bıktığımızı düşünüp artık kısa yoldan ve düşüncelerimizi birleştirerek düz giden çizgide zikzaklar oluşturmaya karar verdik.. Görünen dünya oyalayıcı dünyadır; ki söylemem gerekir bu akımın temellerinde Platonculuk da gerekmediği kadar var... Ruh sınırsızdır, beden ise ruhun sınırlara dökülmüş kalıplarıdır... beden sınırlıdır, bu yüzden bedene aşık olan insan bir müddet sonra ondan bıkar... çünkü tekrar ediyorum beden sınırlıdır... ruh sınırlı olandan bıkar çünkü ruh sınırsızdır... Ruh sınırsızlıktan gelmiş ve sınırsızlığa dönme meylindedir, o yüzden hayale sığınır... Ruh hayali sever çünkü hayal de sınırsızdır, onda kendini bulur... Ruh gerçeklerden sıkılır çünkü gerçekler, görünen nesneler sınırlı şeylerdir, ruh sınırlardan sıkılır... kalıpları kaldırın, ve ruh kendine gelsin, bu yöntemle kendinizi de tanıyın, üreten insan kendini tanır ve ürettikçe gelişir... her kelime bilinçsiz birer anlam taşıyıcısıdır tabiatin gözünde... Bugün biz anlamlı ve anlamsız olarak ikiye ayırdığımız değerliklere saplanıp kalıyoruz ki onlar sadece bizim değer kondurduğumuz yokluklardır... Tabiat bir masaya 'masa' diye mi isim koyar bunu bilemeyiz, madem ki bir masa ile bir inek evrenin içinde! ! o zaman ben ineği masanın üstüne koyduğumda kimse bana 'anlamsız, boş laf' gibi eleştiriler getirmemeli, değil mi ki ilk insanlar da kendi bilinçleri kadarıyla yokluklara değer koydular ve kutsallar yarattılar, zaman feneri yüzüne dayamış bir hırsız, ondan daha hızlı olmalıyız ve tüm tabiat ile birlikte düşünüp tabiatın koyabileceği potansiyel anlamları yakalamalıyız, tüm manzaralar elekten geçirilecek ve küçük gerçekcikler bulunacak, bulduklarımız belki de bir işe yaramayacak ama sonunda 'aradık' diyebileceğiz.. Her şiir yapmacıktır fakat vislalar yapmacıksız gerçek şiirlerdir... Salt insanlar ve zamane kardeşlerim... uyanık olursak ne söylersek söyleyelim o gerçektir, bizim gibi gerçeği yaratmayan, onları sadece birer kulp olarak kullanan insanlar için.. ...............özet.............. Yapay bir gerçekliğin yaratıldığı ve topluma dayatıldığı bir ortamda gerçeküstü'nü aramak bizi doğanın gerçeğine götürecektir, şöyle ki; mesela yokuş çıkan bir suyoluna zamanla alışan insanlar için bu düpedüz şaşırtmasız gerçek olacaktır, hayat bir oyunun milyonlarca kez tekrarı olarak algılandığı için her gün yinelenen bu ritüelde, bellek işlevini yerine getiremeyince, gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlayacaktır. Tüm algılar zihnin yarattığı imgelerden başka şeyler değillerdir. Buna göre yaşam bir gerçeklik değil yalnızca alt beyin tarafından beynin yanıltılması yani biliçaltının bilince yaşamı sembolize etmesidir. Bilinç ile bilinç altı'nın çatışmasıyla ortaya çıkmış olan dünya manzarası bir başka çatışmayla üst bilince ulaşacaktır, tüm tabiat ile birlikte düşünüp tabiatın koyabileceği potansiyel anlamları yakalayacağız arkadaşlar... benimseyecek durumda olanlar facebook'taki "vislodizm" grubuna üye olabilirler, hep beraber bir şeyler aramaya başlıyoruz... |
||
|
||
Alıntı Her şiir yapmacıktır Her şey kurmaca olabilirmi ? Hadi manzarayı tersine çevirelim,temkinde utanmasın, bu günde tabu yerine scrabble oynayalım.Yok sâfâsı hezâr-ı dem-gerinin, Gül-sitanda şükûfe-i terinin, Bezm-i sahbâ-yı rûh-perverinin Neşvesiyle hümârını sikeyim! Soluncanmı demiştiniz;toprağınızı sikeyim diyesim geldi nedense neyzen teyfiğin bu seslenişinden sonra. Alıntı Ruh sınırsızdır, beden ise ruhun sınırlara dökülmüş kalıplarıdır... beden sınırlıdır, bu yüzden bedene aşık olan insan bir müddet sonra ondan bıkar... çünkü tekrar ediyorum beden sınırlıdır... ruh sınırlı olandan bıkar çünkü ruh sınırsızdır... Ruh sınırsızlıktan gelmiş ve sınırsızlığa dönme meylindedir, o yüzden hayale sığınır... Ruh hayali sever çünkü hayal de sınırsızdır, onda kendini bulur... Ruh gerçeklerden sıkılır çünkü gerçekler, görünen nesneler sınırlı şeylerdir, ruh sınırlardan sıkılır... kalıpları kaldırın, ve ruh kendine gelsin, bu yöntemle kendinizi de tanıyın, üreten insan kendini tanır ve ürettikçe gelişir... her kelime bilinçsiz birer anlam taşıyıcısıdır tabiatin gözünde... Hem kur, hem kurgula,sonra Platon de! bilip bilebileceğin dünyada bilemeyeceğini konuş dur. |
||
|
||
| "Hem kur, hem kurgula,sonra Platon de! bilip bilebileceğin dünyada bilemeyeceğini konuş dur." ben seni bir şeye bağlamıyorum efendim, sen milyonlarca yıldır tekrar edilen manzaralara bakıp eğlenerek, yanındakinin taklidini yaparak vaktini geçirebilirsin, kimse de seni dürtmez, karabasan'a adını veren tabiat değil sensin çünkü... çıkış noktam sürrealizm, platondan aldığım fikirler var, köyün delisinden de aldığım fikirler var, siz ne hakla benim besleneceğim kaynakları sorgulayabilirsiniz? ben sana "beşirdöndü" diyorum, daha önce kimsenin söylemediği bir söz ve karşısında yeni bir gösterge sunuyorum, düşünceni bu yöne yontman için yeni bir sınırsızlık getiriyorum, bilinçsiz halde gerçeğe daha yakın olan üst-gerçeği arıyacağız diyorum ve sen bana küfrediyorsun... |
||
|
||
çıkış noktam sürrealizm, platondan aldığım fikirler var, köyün delisinden de aldığım fikirler var, siz ne hakla benim besleneceğim kaynakları sorgulayabilirsiniz? Niye, tüm bu noktalar sorgulanmaz mı ? Bunun kaidesi nedir? Ki beslendiğin nokta Sartre olamasın, buram buram varoluş kokuyor. Keşfedilmiş dünyayın sınırlarını görmezden gelip, tüm egemenlik tabularını alt üst ederken çıkıpda nasıl rüyanı sahiplenebiliyorsun? Bu bir bilincin eseri değilmidir.Ayrıca bu tavrınla küfür hak ediyorsun.İlk önce kendi bilince bütün kurulu zeminleri kaldır,relax ol, sisin pusun içinden çık arı- duru şakıyan şu doğayı gör ve gerçeği sonra ara.Hem içerdeyken hemde dışarıda olamazsın. |
||
|
||
| sen bana doğanın bilincinden bahsedebilir misin arkadaşım, doğanın bilinci senin bilincinin sonsuz katıdır, doğa sonsuzdur çünkü sen sonlusun, ben "dünya" demiyorum "evren" diyorum... bilinç fazlasına sahip olanlar beni zerre kadar zorlamadan kendi düşüncelerinde bu çekirdek fikri anlayıp benimseyebildiler, bn sadece tetiği çektim, gerisini hep beraber getireceğiz, buraya ben gerçeği biliyorum siz bilmiyorsunuz gelin benimle denek için gelmedim, naifçe "bir şey yapmaya çabalıyoruz" dedim, fakat sende kaynağını bilemeyeceğim bir davranış bozukluğu var buradan görebildiğim kadarıyla ki beni aşağılayıp bana küfretmeye başladın... hoşça kalın arkadaşlar, sonuna kadar deşifre ettiğiniz fakat kapsayamadığınız için kontrol de edemediğiniz her şey hakkında düşünüp birlikte olmak isterim, bana o gruptan ulaşabilirsiniz... |
||
|
||
Spinoza okumanı önermekle birlikte, sen bana diyorsun ki bütün sorgulama mekanizmaları mı durdur, onları kullanılmadık bir alanda kur ve tekrar işlet;Karşı çıktığın şey kullandığın şeyin ta kendisi değilmi. Bak doğa ile evreni ayrıştırıyorsun bilip, bilebildiğin ve ondan türeyen modusların oluşturduğu varlığın engin ve gergin dünyası. Etrafında ki her ilgi doğru bir ilgimidir ayrıca, ben projene bir şeyde demedim.Hatta bu kadar çok yorum yapmam ilgiilendiğimi gösterir ki burada ofsayt duruma düşüyorsun.Yani kendi içinde bile bir şeyi tartışmaya girmiyorsan, tartışılmaz mutlak kılıyorsun o naiflik neyin peşinde buna bana söylermisin ? Evet bende ciddi bir davranış bozukluğu var bunun için çok çaba sarf ediyorum lütfen emeğe saygı
|
||
|
||
| tartışmaya girmemek mutlaklığın kanıtı olamaz | ||
|
||
| Cengaver, sen onu kısaca "Gelmiş Geçmiş Tüm Hayalci Topluluklarının Muhafız Alay Komutanı" olarak algıla ve sakın şimdilik bulaşma. En azından pazr akşamına kadar bekle. Bugün yarın kongreleri var. Yeni yönetimin tavrına göre tarih sahnesine çıkarsın. Dünyan gözü bu kongrenin üzerinde. Bugün tüm gazeteler manşetten girmiş. Demek ki, onlar için çok önemlisin. Hadi hayırlısı sen de başkan olacaksın. |
||
|
||
| Cengaver sen bu görevlerin sevimliliğine bakma, alimallah arkasından kim bilir ne çapanoğlu çıkar. Şimdi alırız, severiz/sayarız olmadı bağrımıza basarız, arkasından anarşik çıkmasın bunlar. Bak bak bak, ben şu sempatazan toplayan grevli mi ne var ya, ondan huylandım. Ya grev yaparlarda yarın ekmek çıkmassa ne yaparız cengaver. Valla mutlu olduysan sen bilirsin. Ama bak şimdi aklıma geldi bi keresinde ben de mutlu olmuştum, arkasından damdan düştüm. Neyse cengaver sen beni boşver, ben bugün çok şüpheciyim. Aha bak şimdi de yoldan geçen birisi yukarı baktı, beni mi arıyorlar ne. Ben en iyisi ortalıktan yok olayım. Yaşasın karanlık, cengaver. |
||
|
||
| Beterin beteri var, allah muhafaza, haline şükret cengaver. Allah gecinden versin cengaver. |
||
|
||
| http://www.facebook.com/group.php?gid=29626014416 buraya gelin toplanalım arkadaşlarım sizi özlüyorum sonra... kimse gelmiyor mu? peki öyle olsun bakalım... |
||