|
||
Birinci gerçek: Türkiye Müslüman bir ülkedir. İkinci gerçek: Türkiye halkının büyük/ezici çoğunluğu Müslümandır. Üçüncü gerçek: Türkiye kimliğinin ana unsuru İslâm’dır. Dördüncü gerçek: Türkiye halkının din, inanç, ibadet, inandığı gibi yaşamak hakkı ve hürriyeti vardır. Bu hak ve hürriyet hiçbir sebep ve bahane ile kısıtlanamaz, tatil edilemez, ortadan kaldırılamaz. Beşinci gerçek: Türkiye’de gerçek lâiklik yoktur. Altıncı gerçek: Türkiye’deki sistem “Devlet dini” sistemidir. (Din devleti ile karıştırılmamalıdır). Yedinci gerçek: Türkiye’de gerçek ve tam demokrasi yoktur. Resmî ideolojili vesayet demokrasisi vardır. Sekizinci gerçek: Türkiye’de gerçek mânada eşitlik yoktur. Kendisini ülkenin ve halkın sahibi ve vasisi gibi gören egemen bir azınlık, çoğunluktan “daha eşittir”. Dokuzuncu gerçek: Türkiye’de hukukun üstünlüğü yoktur. Onuncu gerçek: Türkiye’de, bütün sosyal, siyasî, eğitimle ilgili faaliyetlerin, düşünce ve edebiyatın ana unsuru olan yazılı Türkçe dumura uğratılmış, yeni nesiller dedelerinin mezar taşlarını, klasik edebî eserleri okuyamayacak ve anlayamayacak kadar cahil yetiştirilmiş, bu suretle bir kültür sömürgeciliği ortamı meydana getirilmiştir. Onbirinci gerçek: Türkiye politikası gayet kalitesiz hale getirilmiş ve kirlenmiştir. Onikinci gerçek: Türkiye’nin bir kısım büyük medyası çeteleşmiş, tekelleşmiş, kartelleşmiş, mafyalaşmış ve ülkeye zarar verecek hale gelmiştir. Onüçüncü gerçek: Türkiye üniversiteleri genellikle resmî ideolojinin fidelikleri haline getirilmiş ve gerçek bağımsız vasıflı üniversiteler olmak niteliklerini kaybetmiştir. Ondördüncü gerçek: Parçala, böl ve hükm et ilkesi doğrultusunda Türkiye halkı Türk Kürt, Sünnî Alevî, Dinci Lâik, Sağcı Solcu gibi kesimlere ve kamplara ayrılmış ve kasıtlı olarak ülkenin geleceğini karartan dehşetli bir kopukluk oluşturulmuştur. Onbeşinci gerçek: Ülkenin çoğunluğunu teşkil eden Müslümanlar cahil bırakılmış, parçalanmış ve toplumsal iradelerini kullanamaz hale getirilmiştir. Onaltıncı gerçek: Millî mimariye, millî sanatlara, millî kültüre savaş ilan eden şer güçleri Türkiye’yi bir çirkinlikler meşheri haline getirmiştir. Onyedinci gerçek: Ortadoğu’nun Japonya’sı, Güney Kore’si olabilecek ülkemiz, emperyalist güçlerin ve onların yardakçılarının sabotajlarıyla geri bırakılmış, borç batağına itilmiş, bugünkü kötü duruma düşürülmüştür. Onsekizinci gerçek: Bir toplumu ayakta tutan ahlâk, fazilet, iyilikler horlanmış, müstehcenlik teşvik edilmiş, hırsızlık ve soygun, sistemin bir parçası gibi görülmüş ve bugünkü kokuşma ortamı oluşturulmuştur. Ondokuzuncu gerçek: Türkiye halkının sosyal, kültürel, antropolojik, tarihî yapısına uymayan kanunlar toplumu çürütmüş, aile yapısını bozmuş, genç nesilleri dejenere etmiş, suçların patlamasına sebep olmuştur. Yirminci gerçek: Türkiye’nin büyük felaketlere uğramaması için en kısa zamanda fazilet ve hikmet (erdem ve bilgelik) temelleri üzerine oturmuş gerçek bir demokrasiye, temel insan haklarına saygılı ve bağlı bir sisteme, temiz ve şeffaf bir idareye kavuşturulması gerekmektedir. Yirmibirinci gerçek: Devletin yeni bir sivil anayasaya ihtiyacı vardır. Resmî ideolojisiz demokratik bir anayasa... Yirmiikinci gerçek: Bugünkü eğitim (bilhassa liseler) ve üniversiteler ile Türkiye’yi düze çıkartacak yeterli sayıda güçlü/vasıflı eleman yetiştirmek mümkün değildir. Bu konuda acilen çareler ve çözümler aranmalı ve bulunmalıdır. Yirmiüçüncü gerçek: Namuslu, vicdanlı, ahlâklı, karakterli, vatansever, erdemli bütün okumuşlar, seçkinler Türkiye’yi bugünkü bataklıktan çıkartmak için elbirliği ile çalışmalıdır. Bu maksatla sivil bir kurucu meclis toplanmalı ve gerekenleri yapmalıdır. Türkiye’de Gerçek Aydın Var mı, Müslüman Aydın Var mı? ŞİMDİ aydın deniliyor, eskiden münevverdi, Azeriler ziyalı diyor... Türkiye’de gerçek aydın var mıdır? Olsa bile sanırım çok azdır. İslâmî kesimde aydın var mı? İnşaallah vardır. Bence üç-beş kişiyi geçmez. Ben kendimi aydın sanıyor muyum? Hâşâ!.. Okur-yazar bir vatandaşım, her gün birkaç saat okurum, birkaç saat de yazarım... Okur-yazar olduğuma yemin etsem başım ağrımaz. Ortalıkta bir sürü Müslüman aydın dolaşıyor. Aydın olmak o kadar kolay mıdır? Aydın olmanın birtakım temel ve zarurî şartları vardır: Birincisi: Bilgi boyutu çok gelişmiş olacak. Edebiyat, tarih, mantık, psikoloji, ahlâk, metafizik, estetik... Müslümansa yeterli İslâmî kültüre sahip olacak. Doğru dürüst edebî/yazılı Türkçe bilmeyen nasıl aydın olabilir? İkincisi: Aksiyon, ahlâk, karakter boyutudur. Üçüncüsü: Estetik, sanat, güzellik boyutu. Dördüncüsü: Gerçek aydın mutlaka muhalif olacaktır. Ülke gırtlağına kadar pisliğe batmış, bizimki hiç aldırmıyor, hattâ kendi payına düşen haltları yiyor ve aydın geçiniyor. Yağma yok!.. Aydın kişi, iktidar Müslümanlarda (veya İslâmcılarda) da olsa, onlardan uzak durur. Bizimkiler iktidara geçti... Haydi biz de sofraya oturalım, yiyip içelim... Bu kafadaki adamlar ve karılar aydın olamaz. İslâm aydını hükümdarlarla, sultanlarla, devletlilerle araya mesafe koyar. İslâm aydını olumlu tenkitleriyle, müsbet uyarılarıyla aydınlatır. Bir insan çok tahsilli, çok kültürlü olabilir. Bu kültürün yanında ahlâk ve fazilet yoksa, o adam haram yiyorsa, emanete hıyanet ediyorsa “Kültürlü bir sahtekardan” başka birisi değildir. Gerçek İslâm aydını asla yalakalık, yağcılık, dalkavukluk yapmaz. Kirli, bulaşık, meddah, köle ruhlu adamlar aydın olamaz. Bir maaş, biraz harcırah, az veya çok avanta karşılığında haksızlıklara karşı susacak, zalimleri övecek... Böylesine aydın mı denir? Müslümanlar son elli sene içinde çeşitli mesleklerde ve uzmanlıklarda hayli adam yetiştirdiler ama aydın yetiştiremediler. Yeterli sayıda aydına sahip olmayan bir ülke batmaya mahkumdur. Aydın, adı üstünde aydınlatır, yol gösterir, kılavuzluk yapar. Aydın iyilikleri emr eder, kötülükleri yasaklar. Aydın, içinde bulunduğu toplum için en büyük nimettir. Aydınlarını yetiştiremeyen bir toplum bahtına ağlasın. Mehmet Şefket Eygi/milli gazete |
||
|
||
| Birinci gerçek: Türkiye çoğunlukla Müslümanolanların yaşadığı bir ülkedir. Azınlıklar ihmal edilemeyecek kadar çoğunluktur. İkinci gerçek: Türkiye halkının büyük/ezici çoğunluğu Müslümandır. Bunun yanında büyük bir çoğunluğu bunu asıl kimliği olarak kabul etmez. "Sen nesin?" sorusuna yanlızca azınlık, "Türküm, lazım, doktorum, mühendisim, esnafım" cevaplarının yanında "müslümanım" şeklinde çok az kimse cevap verir. Üçüncü gerçek: Haliyle Türkiye kimliğinin ana unsurlarından sadece biri İslâm’dır. ..... Bana kalırsa islamiyeti çıkartarak sosyal olaylara yapılan yorum, yorum bile değildir de, Yanlızca din ekseninden yapılan yorum da "yorum bile" değildir. |
||
|
||
| Bir gerçek daha Türkiye bir halt olamaz. Ne zaman Türk insanı kendini resetleyip yani kendini eleştirdiği an gelişir. Kanunlarımızda bir eksiklik yok eksiklik insanlarda. Diyeceklerki müslümanlar eksik. Alakası yok T.C yaşayan bütün halk eksik ve medeniliktende yoksun | ||
|
||
| Bilmem kaçıncı gerçek, Türkiye kelimesi yukarıdaki yazının bazılarında Türk devletini bazılarında türk halkını imlemiştir.. | ||
|
||
Birinci gerçek: Türkiye çoğunlukla Müslümanolanların yaşadığı bir ülkedir. Azınlıklar ihmal edilemeyecek kadar çoğunluktur. Neden bu düzeltmeye ihtiyaç duydun?Türkiye halkın büyük çoğunluğunun müslüman olduğu bir ülke ise yönetimlerini de(özellikle son yıllarda)manevi değerlerdeki hhassasiyetlerine göre tercih ediyor ise ve ülkenin mazisi 600 yıllık bir islam devletinden oluşuyorsa bu ülkeye ''müslüman ülke'' demek kadar doğal bir şey yoktur diye düşünüyorum.Azınlıklar(senin tabirinle) ihmal edilecek derecede de olsalar çoğunluk kadar hak sahibiler,sosyal hayat içinde,eminim sayın eygi de böyle düşünüyordur...Birinci gerçek: Türkiye çoğunlukla Müslümanolanların yaşadığı bir ülkedir. Azınlıklar ihmal edilemeyecek kadar çoğunluktur. İkinci gerçek: Türkiye halkının büyük/ezici çoğunluğu Müslümandır. Bunun yanında büyük bir çoğunluğu bunu asıl kimliği olarak kabul etmez. "Sen nesin?" sorusuna yanlızca azınlık, "Türküm, lazım, doktorum, mühendisim, esnafım" cevaplarının yanında "müslümanım" şeklinde çok az kimse cevap verir. Sen nesin? Sorusunu bana yöneltsen büyük ihtimalle bende müslümanım diye cevap vermezdim,almak istediğin cevabın sorusu,dinin ne olmalıydı,din insanın manevi kimliğidir(buradan sadece din içte yaşanan,Allah ile kul arasında olan bir kavramdır saçmalığı çıkmasın)dünyevi kimliği ise dediğin gibi mühendis,doktor,gazeteci vs,yani eksi sen biraz almak istediğin cevaba göre soru yöneltiyorsun yanılıyorsun,her ne kadar fazlaca yozlaşmış olsada inançlar ve inananlar yinede dinin nedir sorusuna ezici bir çoğunluk islam diyecektir,hep derler ya bakma ben ibadet filan etmiyorum ama inançlıyımdır o hesap yani ![]() Üçüncü gerçek: Haliyle Türkiye kimliğinin ana unsurlarından sadece biri İslâm’dır. Bana kalırsa islamiyeti çıkartarak sosyal olaylara yapılan yorum, yorum bile değildir de, Yanlızca din ekseninden yapılan yorum da "yorum bile" değildir. Türkiyenin kimliğinin ana unsuru ne olabilir eksi?Gerçekten merak ettim Yorumun gerçekliği mi önemlidir yoksa ekseni mi? |
||
|
||
| benim anlamadığım konu azınlıklar ne kadar ki baş kaldırıyorlar. gobi haklı sen nesin sorusu farklı dinin ne sorusu farklı |
||
|
||
| Yam yam iktidarlar kimliğin ana unsurunu belirliyorsa iktidarları kim belirliyor?Halkın büyük çoğunluğunun müslüman olduğu ülke değilmi?Yoksa gerçekte olduğu gibi azınlık tahakkümcülermi? bu dediğine katılıyorum cehalette mimar da insanın kendisidir eserde kendisidir,fakat bunda dış etkenleri de görmemezden gelmemk lazım,zira birileri tarafından dayatılan bir kültür var,ama efenim arz talep diyeceksiniz,40 gün topluma aptal muamelesi yaparsanız(tv,gazete vs yolu ile)insanı siyasetten magazin haberleri ile kaçırıp,gündemi başbakanın eşinin kıyafetleriyle gizleyip sürekli aptallaştıran arz da bulunursanız halk ta bir süre sonra gerçeklerden sıkılacak uyutulmayı tercih edecek,zira aptallık bağımlılık yapmıştır artık. |
||
|
||
| plastik yam yam bazen seni anlıyamıyorum demişinki ülkeler müslüman olmaz demişşin o zaman neden ülkeler hiristiyan oluyorda müslüman olmazın. Dikkat edersen dünya ülkerininde Türkiyenin din hanesinde islam yazar. Yam yam islam coğunluk dedin seni sömürüyorlarmı. | ||
|
||
| "Sen nesin?" sorusuna, insanlar, kendi kimliklerinin (devletin verdiği kimlik değil.) en önemli, en öncelikli, en ağırlıklı kısmını söyleyerek cevap verirler. "Dinin ne?" sorusuna ise, sadece dinini söyleyerek. Bu durumda, "dinin ne?" sorusu, alınmak istenen cevaba göre sorulmuş oluyor, iddia edilenin aksine. "Sen nesin?" sorusuna, müslümanım diye cevap verMEyenlerin oranı ne acaba? "Müslümanım" diye cevaplayanların, hükümet ediyor olmaları, onları sadece muktedir kılar, çoğunluk yapmaz. |
||
|
||
| teorik açıdan senin dediğin doğrudur. amasTürkiye bir islam ülkesidir. İslam ülkeleri; nüfusunun tamâmi veya büyük cogunlugunu Müslüman olan ülkelerdir. birde devletin camileri. devletten para alan imamlar. davlete bağlı diyanet var. Ama siz laik diye tutturmuşunuz Lakin Türkiye laik değildir. | ||
|
||
| Sayın Eygi İslam,müslüman demiş fakat unutmuş olduğu bir gerçek var ki,asıl müslüman şahsiyeti, kendilerinin zihniyetinden uzaktır...Müslümanın kendileri gibi düşünme,sipariş usulü isteklerde bulunma gibi bir acziyeti ve kendini bilmezliği olamaz...şahıs kendine müslüman diyorsa bu gibi bulanık;yarı islam,yarı cahiliyye ziyniyeti taşıyamaz,taşımamalı...Kendine Müslümanım diyen bir şahsa yakışmamış... | ||
|
||
| güzel bir yazı bir gerçekte ben ekleyeyim türkiye gelişmekte olan bir ülke değildir. gelişiyor gibi gösterilen bir ülkedir |
||
|
||
Doğru diyorsun baodilino,katkın için teşekkür ederim
|
||