|
||
| insanlara yaklaştıkça kendinden uzaklaşırsın. çünkü onlara yaklaşmak demek ortak toplumsal ruhu yaşamak demektir. yada bireysel yaklaşımlarda ona bağlı bir uydu olursun. ne kadar uzaklaşırsan o kadar kendin olursun. .. yalnızlık varolmanın biricik koşuludur. (belki de tanrı özgünlüğünü yalnızlığına borçludur )
|
||
|
||
| Körler ve sağırlar arasında dolanıyor gibi dolanıyorum insanlar arasında.Gözüm Üstinsan'a olan umudunu yitirmesin diye... Bilen insan,insanlar arasında körler ve sağırlar arasında dolşır gibi dolaşır... |
||
|
||
| Seninde bu söylediğin bu 2000 yıllık Sosyoloji teorisiyle çelişiyor ama bu bahsettiğim teoriyi yazan kağıdı okulda bana verdikleri zaman direk senin düşündüğün gibi düşünmüştüm ve münazarada aksi fikrini savunmuştum. Teori şöyle " Birey kendi varlığının anlamını bir toplum içinde yaşayarak anlar , insanlık toplumu hukuk esaslarına dayanır , bütün parçaların toplamından fazladır. Esas olan gerçek olandır. MÖ 411 Aristo |
||
|
||
| Hayır öyle değil aslında burdaki ince farkı görmek çok önemlidir. Burdan yola çıktık diyelim ve 20 kişilik bir grup olarak ankaraya gidiyruz. Grubun 19 kişisi batı karadeniz üzerinden yola çıktı gidiyor. Bunlar evrensel ahlak yasası inananları ve toplumsal yapıya ayak uyduranlar. Diğer ise eskişehir üzerinden gidiyor ankaraya ... Bu ise tpolumdan kendisini soyutlayan kişiliktir ... Burda iki madde çıkar karşına , - Toplumdan kendisini soyutlayıp sıyıran kişi yanlız kalacaktır. Bu yanlızlığı kaldırabilecekmidir. (Yanlızlığı salt insansızlık olarak algılamayalım , ihtiyaç yanlızlığı ve herşeyi kendi yapma zorunluluğu ) - Toplumdan kendisini soyutlayan kişi doğru yöntemimi kullanmıştır ? ... Kişi herkes ankaraya giderken izmire mi gitmeliydi ? böylece toplumdan tamamen kopmuş olmazmıydı ? İşte esas sorunda burdadır. Toplumun gittiği yönün aksine giden değil , toplumun gittiği yöne başka bi yönden giden kişi "öteki" sıfatına mazhar olan kişidir , ve bunu yaparkende yanlızlığın çekiciliğine değil yanlızlığın buhran yönüne bakarak karar vermelidir ne olacağına. |
||
|
||
| yalnız kalmak isteyen kişi kendi seçimini yapmamış mıdır zaten demek bunu kaldırabilecek güçte olduğunu düşünüyordur. |
||
|
||
| İnsanın tinsel yapısı karışık , tutarsız , anlaşılamaz ve belli bir dizimden kopuk bi şekilde gelişir. Bunun için ruhumuzu bazen çok akıllı bazende çok aptal olarak görebiliriz. İnsan neden yanlızlığı ister , ve bu yanlızlık neden bu kadar çekici gelir insana ? Çünkü yanlızlık akıllıdırki insana güzel yüzünü gösterir ama bu güzel yüzü yanlızlığın sadece fotojenik bi yansımasıdır. Aslında yanlızlığın içerisinde insana güzel gelen hiç birşey yoktur. İnsan yanlızlığın fotojenik yani sahte güzelliğine kanarak ona yönelir ve kendisini yanlızlığın içine atar . Daha sonra bilinç altı dramatizeleri ile kendisine farkında olmadan yanlızlığın güzel olduğunu söyler. Diğer insanlardan uzak kalmak insanda farklı olduğu izlenimini yaratır ve insan o farklılığın verdiği gaz bitene kadar sahte bir dramatizik mutluluk yaşar , daha sonra bu giderek azalır ve acı vermeye başlar. Acı dramatize ile örtülür , sonra örttüğü dramatize de ona acı gelir ve daha büyük bir dramatize ile örtülür acılar sonra ise psikozlar başlar ... Kişi kimseye bakmadan kendisini dinleyip ona göre karar vermelidir. Kararını gönderdiği yerde , kararının yönünü değiştirecek rüzgarların benliğine müdahale etmesine izin vermemelidir... |
||
|
||
| Bazen kendine yaklaşabilmenin bir biçimi kendinden uzaklaşmaktır ki..başkalarına yakınlaşarak kendini ilişkilerin içinde ve o insanların solukları içinde görmeksizin ancak gerçeğinin bir kısmını oluşturabilirsin. Üstelik çoğu zaman tek başınalığın kutsanması tek başına kalışa duyulan bir öfkedir.. gene de cezbedici bir güçtür de tekbaşınalık, nefes kesici bir deneyim ve bu deneyimin hasarlarından -illa ki hasar verir- doğan harika metinler de demektir , o ayrı. |
||
|
||
| " Birey kendi varlığının anlamını bir toplum içinde yaşayarak anlar , insanlık toplumu hukuk esaslarına dayanır , bütün parçaların toplamından fazladır. Esas olan gerçek olandır. MÖ 411 Aristo İşin özünün bu sözde yattığını düşünüyorum. İnsanın sosyal bir varlık olduğu gerçeğini kabullenerek yola çıkarsak Çeben'in örneğinde olduğu gibi hepimiz sürü halinde yaşamayı öğreniyoruz ve çobanlarımız tarafından bir yerden bir yere sürülüyoruz. Ancak büyüyüp koyun haline geldikten sonra koyun olarak mı insan olarak mı yaşayacağımıza karar veriyoruz. 1) Koyun olmaya devam edeceksek fazla bir çaba göstermeden, aynı yoldan bir ileri bir geri giderek, başkalarının yaptıklarını taklitle ölümümüzü bekliyoruz. Bu yaşam biçiminin yanlızlık gibi bir sıkıntısı olmadığı gibi, karar verme gibi bir zorluğu da bulunmaz. Zaten başkaları sizin yerinize ve adınıza karar vermiştir, size sadece uygulamak kalır. Mutlu ve huzurlu bir hayatın garantisi denilebilir. 2) İnsan olmaya karar vermişsek, durum biraz zorlaşıyor. Önce kendimizi bilgilendirmek zorunda kalacağız, bu da uzun ve zahmetli bir yolculuğun başlangıcı. Sürüden ayrılmamız halinde kendimizi koruyacak silahları bilgiyle edineceğimiz için bu koşul yerine getirilmeden insanlaşamayız. Bilgiyi her kanaldan almaya çalışmak zorunluluğu var, çünku hayat çok kısa ve kurtlar dışarıda ulumakta. Bilgilenip sürüden ayrlıdığınızda yalnızlık kavram olarak hayatınıza girmeye başlayacak. Herkesin gittği yoldan gitmemenin bir bedeli var, onu ödemeden gitmek yok! Bu bedel yaşamınızda çok kişi olsa da hep yalnız olacağınızdır. Yalnızlık Ömür Boyu Seslendiren: MFÖ (Mazhar - Fuat - Özkan) Senle beraber olsak da sevgilim Ayrılsakta, ölsek de bu yolda Ömür boyu bağlansak da Sevinsekte üzülsek de Yalnızlık ömür boyu Senle beraber olsak da sevgilim Hiç görmesek birbirimizi, özlesek Hep yalnızlık yavrum Yalnızlık ömür boyu Birden sen gelsen aklıma Seni unutsam bazı bazı Meraklansam gizlice, Delice kıskansam seni Hep yalnızlık var sonunda Yalnızlık ömür boyu, Hep yalnızlık var sonunda Yalnızlık ömür boyu |
||
|
||
| insanlar yalnızlıktan kaçamazlar. en yoğun insan bile günde bir kaç dakika (mesela tuvalette ) yalnız kalır.bir grupla çalışırken bile üretmek için bi kendine dönersin ve bir süre kendinle başbaşa kalırsın ve sonra gruba sunarsın. yani yalnızlık herkesin yaşadığı bir şey ancak süreleri farklı. uzun süreli yalnızlıklar üretim için kaynak sıkıntısı yaratır. mike in söylediği şeylerin kökeni bu aslında. yani uzun süreli yalnızlık çekenler azık sıkınıtısı çekerler. |
||
|
||
| Yoo bence böyle düşünmemelisin , bir insanı en büyük psikozlara sokan neden yanlız kalmasıdır. Ve bu yanlızlığın iyilik yada kötülük dereceleri sürelerine bağlı değildir. Süre apayrı bir durum ... O bahsettiğin kısa süreli yanlızlıklarda kişi kısa süre sonra tekrar insanların arasına gireceğinin bilincindedir ve bu ona bi zarar vermez ama diğeri farklı , kişi yanlız kalacağını yazmıştır bilincine ve farkındadır. Aslında bi çok şeyin temelinde yatanda bu işte , farkındalık... | ||
|
||
| İnsanlardan duyduğumuz bıkkınlığı yine insanlara anlatıyoruz, böylece rahatlamaya çalışıyoruz. İlginç bir durum... Yani insan ne olursa olsun insana muhtaç galiba. Ama ben yine de hayatımda ne kadar az insan olursa o kadar az stres olacağını düşünüyorum. Bu sebeple çok az insan alıyorum içeri...Ama Aristo'nun dediği gibi kendinizi tanımak için etrafımı gözlemlemek bir zorunluluk... |
||
|
||
| her insan basli basina ozel bir yaratiktir. her seyden farklidir. eger kendi dogal seyrinde ise.. ama insanlar birlikte oldukca belli katagorik tiplemelere kaydolmaya baslarlar. birbirlerini taklit ederler veya onlara uyumlu olmka icin beklentilere uygun hareket ederler.. iste bu toplumsallasma sureci olgunlastiginda artik kisinin ozgunlugu ortadan kalkar ve yerini normlardan biri alir. |
||
|
||
| toplum içinde iyi bir yere gelmek ve toplum hayatına adapte olabilmek için düz ve sade bir mantık kafidir . biz çok düşünenler , fikir kalabalığından bir düşüncemizi beğenip uygulamakta zorlanıyoruz. aynı hedefe giderken yolda düşen iki cocuk dusunun bırı kalkmalıyım dıyor ve kalkıyor diğeri hangi şekilde kalkmalıyım diyor ve başlıyor düşünmeye ... milyonlarca aptalca soruyla boğuşmaya baslıyor. üzülüyor düştüğü için gururu inciniyor , kah kendini düşürenlere takıyor kafayı kah kendine kızıyor.işte hayat bir insan için bu kadar basitken diğeri için içinden cıkılmaz bır hal alıyor ... yalnız kalmayı isteme sebeplerinden biri de insanlardan nefret etmektir sakın denemeyin çok zararlı bir duygudur panzehiri ise sevgidir .. |
||
|
||
| insanların birlikte olmama gibi bir seçenegi var mı? bireysellik toplumun kalıplarına girmemek demek degil ki zaten toplum üretimiyiz, gözlemleyebilmek, tartabilmek ve gerektiginde kalıpları kırabilmek bireyin kendi yetenegi, ki gözlem için topluma yanaşmak lazım.. hem sen hep demezmisin "aptallık tercihtir" diye.. |
||
|
||
| Sen toplumu gözlemlemek için yanaşırsın belki, bu iyiniyettir...ama toplum seni bir kara delik gibi içine çeker. Ayrıca biz toplumun üretimi değiliz ruler yada toplumun kendisini varedebilmek için muhtaç olduğu insan tipi biz değiliz. Kalıpları kırdığında da zaten etrafında hiç kimse olmayacak, yalnızlar kervanına katılacaksın bundan sonra... | ||