|
||
| Bu şiir eksik değil fakat, çok eksik... TEZGAHINDA ACININ Bir gün öleceğim; kaçınılmaz bu. Şaşılacak bir şey yok. Ama tersine yaşıyorum ben, sizlere göre İşte bunun için, çözük saçlı ikindisinde yorgun bir günün, gölgeleri uzarken ölüvereceğim eskiden. Benim gibi, çanı dilsiz, havı dökükler; Yani siz giderken hüzünle dönenler, Çatlak yüzleriyle, göçmüş aşkları, ayrılıkları simgelerler. Çift yönlü bir zaman sürecinde, onlar eskiden ölürler. Eskiden nasıl ölünür? Bunu bilmiyorum henüz. Ama, eskidenölen biri sanırım, bir mezat gramafonun borusuna sessizce gömülür. Ve o gramafon borusu, ne gariptir gece sefaları gibi, akşam açıp sabah örtülür. Esvap dolabında geceleyin karanlıkta, bir böcek çıtırtısı; neleri çağrıştırır uykusu kaçana? Sessizliğin üstünde bir küçük nokta dönüşür imgelere, bir tohum gibi çatlayarak kulakta. Geceleyin bir böcek çıtırtısında.... Meşin çaresizliği kınına keskin hançerin, Ezilmiş bir izmarit, ayakkabı ökçesiyle, Kopuk bir tespihin dağılmış taneleri, Ve sırrı dökük bir ayna, yokmudur birazda. Hiç bir şey yalınkat değildir dünyada Yazısı akmış, ıslak, pörsümüş sayfa, Sonbahar göğünde, katar katar turnalara bakan adamın gırtlağındaki tıpa. Kumaşa uyumsuz yama, O böcek çıtırtısında.... Uğursuz sayılır bazı şeyler, bazıları uğursuz, Tümüyle boş değildir bu inançlar. Kimi zaman doğru, yanlış çıkmıştır kimi zaman. Mutsuzluk ve mut. Ölüm ve yaşam şansa bırakılmıştır. Bir kaçıştır bu; Çünkü en az ölüm kadar korkar insan yaşamaktan. Karıştırır puslu düşü, katı gerçeğe Düşü biraz gerçek, gerçeğide biraz düş yapar.. İnanır bilinmeyene bilinen kadar. Peki ya tesbih böceği, sürüngen yılan, korkunç yanlızlığı ağında örümceğin, uzun dehlizi kör köstebeğin. Onlar tam ortasında kaçınılmaz gerçeğin Bense çekiyorum çilesini iğneye geçmiş ipliğin. Sütün içine birkaçtane çörekotu atarlar, nazar değmesin diye. Lekeler aklığını siyah tanelerle. Eski minyatür ustaları bozmak için kusursuzluğu, Resimden bir suretin taşırırlardı boyasını isteyerek, sınırlarıda. Kusurlu dünyamızda, yer yoktur kusursuzluğa. Demir pas tutar, gümüş karartır, kurtlanır kar bile, alev is yapar ve insan içinde bir kafesle yaşar, İnilti gibi, kimi zaman bir garip ses duyar. Bunun için intihar parçasıdır hayatın. Unutmayı deneyin, gizleyin istediğiniz kadar, Bir çekmecede kilitli pırıl pırıl bir anahtar, gününü bekler sabırla, bilincinizi kurcalar. Nasıl olsa elinizde bir başka anahtar var. Tırnakları kirli, kabuk bağlamış elleri, bir çocuğun makadam gözlerinde bakışı tökezliyor. Muska yüzlü kadınlar, kimseye sezdirmeden bir acıyı gizlice emziriyor. Odama sığınıyorum, dışarıda kar yağıyor. Boğazımda ardarda sözcük düğümleri, Bakıyorum, gölgem kırılmış ortasında, duvarla döşemenin arasında. Ben şimdi çıkıyorum, belki geç gelirim. Kızıl bir gülün hüneri kanayan yüreğimden, hüküm giydim sevgiyi. Köstekli şiiri ikide bir cebinden çıkarıp bakan şair, ne oldu sana? Kaç dikiş atıldı bileğindeki çentiklere? Örselenmiş aşklarınla şimdi neredesin? Çektiğin bunca acı, kefareti değil unutma yaşadığın çaresizliğin. Acıdır, şişelerin dibi, bir koşunun umulmadık bitişi, Bakır çalığı zahirli acı gündemdedir. Acıdır borsa haberleri, türk parasının değeri, düşüp yükselen altın. Acıdır gelinlik bir kızın sandık lekeli çeyizi. Uyumsuz bir sıfat; birinci tekil şahıs; ben, çok acıdır. Biz zaten acıyız, biz dediğim üç-beş kişi. Aksayan bacağı tahta iskemlenin, kırık saplı bıçak, oynak perçinleriyle çatlak bir fayans acıdır. Yüzde işareti şaşkın bakışlarıyla, onca harf arasında dilsiz ve çok acıdır. Bir donanma fişeğidir açılan gökyüzünde, acı bütün renkleriyle. Ben törpülüyorum bir aşkı sıkıştırıp mengeneye, SEVMEK ÇOK ACIDIR. METİN ALTIOK |
||
|
||
| acı olmayan, acının içindeki çekirdektir... kabuğu kırmadan, insan buna nasıl ulaşabilir? |
||
|
||
| Dünyaya astım kanayan yürek resmimi Kendi ellerimle Her acıyı denedim bu kentte Girdiğim sokaklarda buluştum hüznümle Sen, benden uzak olan ama yüreğimin Ama yüreğimin en yaralı, en yaralı yerinde yatan ‘sevgili’ Hiç affedilmeyenler adına çağır beni yanına Ama hiç kimseye söyleme ben yorgun, ben yaralı, ben yalnız Tek başıma taşıyamam ben artık bu kanayan yüreği Uğruna ölümlerin olduğu bu kentte Yeni bir güne, yeni bir umuda merhaba derken Yine yaralı bir kul olur kimliğim Acılar bekçidir kapımda Gözlerime görülmez kelepçeler vurulur Yüreğimi acıtan o paslı sürgüdür çekilir Ve şimdi yalnızlık üşütür Şimdi geceler karanlık Ve ayaz… |
||
|
||
bu eksik değil ama ben eksiltip yolluyorum ![]() gulmek bu kadar zor olmamali isyan var ama allaha degil baktim baktim pencereden dalmiş gitmiş ruhum gokyuzune bunalimin esiri oldum ciktim agladim her gece tek başima yaralarima merhem olacak birini bulamadim ariyorum hala olumu duşundum her gece bedenim yatsin artik cansiz ve birini duşundum beni tutsun, ceksin bu adam hep şanssiz biliyorum beni duşunen birileri var ebedi sabrim abartisiz yaşiyorum her gunumu dupduru su gibi cok ciddi yalansiz anlam veremedim veremiyorum insanlar yapiyor hep rol benim gibi iyiler sayiyo yerinde kotuler aliyor hep yol iyi niyetime hep kendimi verdim degişemez artik cok zor durumuna baktim kendime dikkat dostlari tanimak cok zor yalancinin mumu yandi, sondu kullar goremedi, hep kordu yaşama sevincimi kaybettim ve tutkum sondu cevreme kendime baktim inanamadim muşkul hayrete duştum kaldim yine tek başima bomboş dunya ahiret hayata kustum |
||
|
||
| kelebekliğine yanarım... üç rengi görebildiğine.. ..üç gün yaşayabildiğine... bırak namusu şerefsiz insanlara.. ..sen aşksızlığına bir nişan daha tak... küllerini gönder bana.. türkün çalıyor.... "hiç ayrılmadık seninle... ...değil bir sene bir gün bile... git...me!" senın tenınde kac renk var hıc saydın mı kan kırmızı ıse bedenım sımsıyahsa gozlerın ev sacların bır ısıksa ak pak gozlerın bosveruc renkle kalayım bırakda benı uc rengın saglam ruhlarında dolanayım bır sarkı calacaksa gonlunu dınle bak ne dıyor name kulak ver dınle bak zamanı gecıyorsa gunlerın bır yaızılımı varsa beynının bırakda sevda nehırlerın yıkasın ırmakların tassın bak mevsım yaz hava hazan bır umutsa beklentın yukarıda bızı goren kaderı yazan |
||
|
||
| gittiğinden beri kapı gıcırtısına ürperiyorum.. kibrit kutusunda uyutuyorum düşlerimi... bir mum olmalıydı çekmecede... gidişinin doğum gününü kutlamalıyım ewet yapmalıyım... |
||
|
||
| kibrit.. yakmak yada yanmak... işte bütün mesele bu... |
||
|
||
| doğum kimin için ölümler kime doğumun ne zaman ölümün nerde nerede nezaman oldu anlamadım anlasam ölümün tadımı kalırdı |
||
|
||
| gittiğinden beri kapı gıcırtısına ürperiyorum.. kibrit kutusunda uyutuyorum düşlerimi... bir mum olmalıydı çekmecede... gidişinin doğum gününü kutlamalıyım ewet yapmalıyım... ıcınde kac gun var dogum saydıgın benım gıderken goturmedıkelrım bır yıgın kısı olum gunun kutlarmı evet ben denıyorum hergunumu kendını oldururken her aksam elımde bır pekı gunumu kutluyorum sen benden gıdenlerı bugunluk kutla ben her aksamımı yaslıyorum |
||
|
||
| gittiiii... kanatları yüreğimdeydi... kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi... yitirdim o aşkın kimliğini... ...hükümsüzdür!.. (yılmaz odabaşının dizeleriyle eksik şiire noktamı koyuyorum... signori konu için tşkler.. prenses, baroka, reis34, cicisheytan, eylül_zamanı we adını sayamadıklarım... sizlere de katkılarınızdan dolayı tşkler...) |
||
|
||
| gittiiii... kanatları yüreğimdeydi... kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi... yitirdim o aşkın kimliğini... ...hükümsüzdür!.. kım kovarken kıymetlısınız boyle vakur yada kım kovarken edalısını boyle kaba nasıl bır dıl nasıl bır uslup anla... sımdı dusunuyorumda sukut ehlı dıyen bırının bır yanı gıder kalanalrını ıse sevmez sakınır sımdı bana dılsızlık yapma sen ıstemeyensın ben sana yazdım kendımı sen hayır dıyensın |
||
|
||
| yitirmek için aşık olunmaz aşk kimliği insanın üzerine asl olur sen istesende aşkı yitirmek aşk bu,, sen istediğin zaman bitmiyor sen istediğin zaman da gelmiyor |
||
|
||
| yitirmek için aşık olunmaz aşk kimliği insanın üzerine asl olur sen istesende aşkı yitirmek aşk bu,, sen istediğin zaman bitmiyor sen istediğin zaman da gelmiyor ıste kılıt noktası bu duragın elındekı kalemı kagıdın sımdı dur dusun sus dusun aklında ne fırtınalar var bekle ben gel dedm dıyemı bu tarıf bu huzun sen ıstersen gel ıstersen gelme
|
||
|
||
| yazgılarımız aynı duruşumuzda vakar var ehli köhnemde ki yeganesin gidişim de kalışımda senden dir |
||
|
||
kım kovarken kıymetlısınız boyle vakur yada kım kovarken edalısını boyle kaba nasıl bır dıl nasıl bır uslup anla... sımdı dusunuyorumda sukut ehlı dıyen bırının bır yanı gıder kalanalrını ıse sevmez sakınır sımdı bana dılsızlık yapma sen ıstemeyensın ben sana yazdım kendımı sen hayır dıyensın sakınılan bir sewgi ise kalsın.. bir yürek ise bedellenen o da kalsın.. üç oda bir salon ahlak anlayışına sığınmak neye hadi git we üstünde sana kalsın... |
||