SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Şiirler -3-

Sayfa: [ 1 ] 2

SIFIR 08.06.2008 22:06:14
Beğendiğiniz şiirleri burada bizimle paylaşabilirsiniz.

Lütfen şairini belirtmeyi unutmayınız.


deliçocuk 08.06.2008 22:15:15
DESEM Kİ


Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.


 
cahit stkı tarancı...

ilk şiir benden olsun ozaman... dünyanın en güzel en güçlü aşk şiiri fikrimce...

gobilibozo 08.06.2008 22:39:06
YADİGAR

Artık ne kürk,ne post isterim
başım hoş değil devran ile
en gerçeğinden dost isterim
gelsin elinde derman ile

Gel benden dinle ahuzarı
adem babanın yadigarı
ıssız sahilde akşamları
dertleşen benim umman ile

cahit sıtkı tarancı

Xantippi 08.06.2008 23:40:40
gücün bütün yollarindan gectim,
kalabalikta bir yüz olmayi sectim,
iste yasam budur,
bir ise yaradigimi bilmeyi,
fotografta görünmemeyi sectim!

Sezen Aksu

uykucu 09.06.2008 20:47:20
 
Nefesimi
 
Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.
Cehennem yangınlarından
Ölmeden çıktıysa bedenim; artık
Benim olmalıyım, benim.
Yeter yüreğimi bir çift gözün
Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı
Değildir karşılığımız. Pusatını dağ
Sisinden alan, firarını mermisine
Emanet eden bir namludur bu
Eşkıya sevda ki; zulasında asılı
Durur kefenlediği ölümü.
Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta
Adem`den beri. Bilir ve intihar
Cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini.
Güneşin kızılca kıyametine çatar
Kuruyan umut dallarını. Yanacaksa
Cehennemden beter yanmalı!
Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;
Özleminin çiseyle yıkanmış şafak
Değerini kim? Hani ellerine kuşlar
İnerdi, kardan üşüyen kuşlar...
Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay
Şahrud.
Eşkıya yüreğime çığ düştü
Üşüyorum ha...
Aç ellerini. 
 
TUNAY BOZYİĞİT
SICAK SAKLAYIN GECELERİMİ


geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim
sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim
demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı
uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım
can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim

Nevzat ÇELİK

özleyiş 23.06.2008 00:50:23
 
 
Aşk

Bunca gün, ah, bunca gün
görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın,
nasıl öderim, neyle öderim?

Uyandı kana susamış
ilkbaharı koruların,
çıkıyor tilkiler inlerinden
çiylerini içiyor yılanlar,
ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
çamlar ve sessizlik arasında,
sorarak kendime nasıl, ne zaman
ödeyeceğim diye şu bahtımı

Bütün gördüklerim içinde
yalnız sensin hep görmek istediğim
dokunduğum her şey içinde
senin tenindir hep dokunmak istediğim:
seviyorum senin portakal kahkahanı
hoşlanıyorum uykudaki görüntünden

Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim
bilmiyorum nasıl sever başkaları
eskiden nasıl severlerdi,
yaşıyorum, bakarak, severek seni,
aşk tabiatımdır benim

Her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun.

Nerde o? Hep bunu soruyorum
kaybolduğunda gözlerin
Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,
yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
geliyorsun sen, bir esintisin
şeftali ağaçlarından uçan.

Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil
o kadar neden var ki, o kadar az,
böyle olmalı aşk
kuşatan, genel
üzgün, müthiş,
bayraklarda donanmış, yaslı,
yıldızlar gibi çiçek açan,
bir öpüş kadar ölçüsüz.
 
Pablo Neruda
 
 

ulgnil 23.06.2008 10:49:15
      SIFIR NOKTASI

içinde cansız bir cenin taşıyorsun
duvarlar yıkılacak yüklerinin ağırlığından
bir sarhoşun parmaklarına dolanmış saçların
her solukta arkandan ensene üflüyor yalnızlığını
saç köklerinde korku...
çivilendiği yerden sökmeilisin omuzlarını
bir cüzzamlının titrek ellerinde
ya da dünyası susmuş bir acizin çığlıklarında kurtuluşun
aklının pusulasını kendi ellerinle parçalaman gerek
bırak deliler tanısın seni gözlerinden
azgın sokak köpekleri yapışsın paçalarına
boğazındaki gemlerin bağlarını çöz
derin bir igloo kaz korkuların ortasına
ve mum ışığından bir kılıf hazırla yalnızlığına
onun vakur merhametinde mecuzinin tapınağı
kendini bilmez boşluklarda harcıyorsun varluşunu
çürük dişleriyle ruhunu kemirecek sığ kalabalıklar
gitmen gerek...

bahar çetiner

sogukwar 24.06.2008 22:54:36
Arkadaşlar bu şiir'i severek dinleyeceğinizi umuyorum

"Sina"

http://rapidshare.com/files/124768594/Fatih_Guersoy-Sina.mp3.html?killcode=1207814229604042932

30.06.2008 16:30:53
Kırağı / Ülkü Tamer

Kırağı taşıdım güne.
Yaprakları, otları araştırdım
Bir kırağı seçtim kendime
Güneş dağına tuttum ısınsın diye
Cebime koydum keyifle
Çıkardım, hava aldırdım
..........
..........

eBRuLi 30.06.2008 18:09:43
DERİNLİK ÇEKİMİ

En derini dünyanın kendi uçurumum
Başım dönüyor içimin derinliğinden
Bigün kaldırıp kendimi fırlatacağım
Kendimi kendi içime atacağım

Kartal kanatlarının da bir sınırı var gökte
Uçakların da füzelerin de
Bütün o sınırları aşacağım
Kendimi içimdeki sınırsız boşluğa bırakacağım

Durmadan çekiyor beni bu dipsiz doruksuz uçurum
Gözlerim kararıyor içime bakınca
Atıp kendimi kendime
Derinlik korkusundan büsbütün kurtulacağım

 AZİZ NESİN


ulgnil 01.07.2008 19:18:45
OLVİDO

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Gün saltanatıyle gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar
Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
İşte, doğduğun eski evdesin birden,
Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler,mağluplar,mahzunlar...

Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir.
Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı
Hatırlar bir gün bir camı açtığını
Duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu,
Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...
Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla
Halay çeken kızlar misali kolkola
Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,
İhtiyar ağaçlı,kuytu bahçelerden
Ayışığı gibi sürüklenip giden;
Geceye bırakıp yorgun erkekleri
Salınan etekler fısıltıyla, nazla.

Ebedi aşığın dönüşünü bekler
Yalan yeminlerin tanığı çiçekler
Artık olmayacak baharlar içinde.
Ey ömrün en güzel türküsü aldanış!
Aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış;
Her garipsi ayak izi kar içinde
Dönmeyen aşığın serptiği çiçekler.

Ya sen! ey sen! esen dallar arasından
Bir parıltı gibi görünüp kaybolan
Ne istersin benden akşam saatinde?
Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
Hatıraların bu yanma vaktinde
Sensin hep,sen, esen dallar arasından

Ey unutuş! kapat artık pencereni,
Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
Çıkmaz artık sular altından o dünya.
Bir duman yükselir gibidir kederden
Macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
Amansız gecenle yayıl dört yanıma
Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.

 AHMET MUHİP DIRANAS


uykucu 01.07.2008 20:38:50
 YİNE SANA DAİR

Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil...

 NAZIM HİKMET

gurbet 10.07.2008 21:47:56
Biliyorum Sana Giden...
 

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yanlız seni, yanlız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
.
Cemal Süreya



VaVeyla_ 06.08.2008 17:04:11

Bir Kahindir Araf'ın Karanlığında Gök/yüzümü Hüzne Boğan



Ne zaman başladı asiliğim bilmem.

Ne zaman yazmak istediysem öykülerimi,

cografyasızlığım  geldi satırlarıma eylül isyanlarıyla…

Newroz tadındaydı isyanın çığlığı

ve Newroz ateşleriydi asileşen yanlarımızı coşturan.

Sesime ses veren, gözlerimden düşen

sancılı bir çocuktu, henüz tamamlanmamış ömrüyle.

 

Annem'in nasırlı ellerinde gizliydi kekik kokan toprağım,

o toprağı islemişti, toprakta ellerine dövmeleri…

Şimdiyse ağıtlar yakıyor kimliksizliğime.

Ve ben siyah bir hüzünle örtüyorum gözlerimi.

Gözlerim kapatıp yarınsızlığıma göçüyorum;

gözlerinden göçüyorum...

 

Zamansız bu göç Amed surlarında başlar,

Dicle'nin sularında hırçınlaşır,

Kızılırmak tadında coşar,

ARAF'IN AMANSIZ SEVDASINDA GİZLENİRDİ.

Zamansız bir sevdaya amansız bir göçtü…

 

Göç mevsimi başlayınca yırtılır kağıtlar,

sonra dillenir sözcükler, asılır tavanına nehirlerin…

Bir Mezopotamya hüznüdür giderken havalanan mendiller.

Yani benim toprağım yakışıyor adama,

savaşmak öylece, kursun atmak

ve de bir isyan havadisinde öğrenmek hevalligi

destan kelimelerde bir kırağı zamanda Babil’ken çıkmazlar,

diğer taraf Ninova ve Asur heybetidir

anlayacağın, çıkılmaz bir savaştır.

Nerden baksan hayatlar çoğalıyor.

Ve ben her gün binlerce kez ölüyorum.

Sevindirme!

Bak ya da…

Zerdüşt isminde kırılıyor sabahlar.

İsimleri deren bir kahindir artık,

ırmakları boyayan, pesinden sürüklenen vahim çığlığında…

Evet, bir kahindir Araf'ın karanlığında gök/yüzümü hüzne boğan...

 Hevî Zayci



Saygilar...

 


liyenda 12.08.2008 10:05:39
HOŞÇAKAL

siyah beyaz tuşlarında piyanomun
seni çalıyorum şimdi
çaldıkça çoğalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum

seni doğuruyorum geceye
adını koyuyorum aya bakarak
her şey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum

sesini duyuyorum rüyalarımda
gözlerimi kamaştırıyor ışığın
rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doğuyorum

duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir şimşek çakıyor
tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum

ÖZDEMİR ASAF

aşk şarkısı

Ellerini ver, öpeceğim,
Binlerce el içindeyim,
Şu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

ÖZDEMİR ASAF



Sayfa: [ 1 ] 2