|
||
| şimdi düşünün göçler genelde iş ve iş bulabilme imkanına göre belirlenir.. siz herhangi bi yerde büyük bir fabrika kurduğunuzda oranın nüfusunun artmasına da katkıda bulunursunuz hatta bundan 100 yıl öncesine kadar sanayileşme sürecine yeni giren isveçte fabrika toplumları denilen küçük yerleşim yerleri bulunuyordu.. paralı kişilerin kırsal kesimlerde kurduğu fabrikalrın çevresine aileleriyle taşınan işçiler orada küçük bir yerleşim yeri kurarlardı.. belli bir süre sonra daha fazla kar etmeyi ve daha büyük pazarlara açılmayı hedefleyen işveren fabrikayı bir sürü işçiyi kapının önüne koyarak kapatıp giderdi.. böylece fabrika toplumlarıda fabrikayla birlikte biter ve dağılırlardı.. işçiler başka fabrika toplumları kurmak için yollara düşerlerdi.. bunun sadece 100 yıl önce olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.. günümüzde de bu kadar acımasız olmasada hala bu olay görülüyor ilk önce belli bi iş sahası olan fabrika kapatılınca işçiler kapıda kalıyorlar bu fabrika kar etse bile daha fazlası için kapatıldığı da görülüyor üstelik.. işte burda etik sorunsalı ortaya çıkıyor.. fabrika sahibinin yaptığı doğru mu..? para için o kadar insanı işsiz bırakmak ne kadar ahlaki..? bunun hakkında bir dersim var ve şu anki sistemde işverenler dediğimiz büyük kapitalistler sadece iş çıkarlarına göre hareket ediyor buna belki çoğumuzun bildiği ford un pinto örneinde görebiliriz.. ve sonuç.. paranın olduğu yerde ne kadar etik ararsınız..? |
||
|
||
| şimdi garip gelebilir ama 18.yy filozof ve ahlakçılarının ideali çalışma saatlerini 12 ssaatle sınırlandırmaktı!. Fransada işçiler 1848 den sonra 12 saatle sınırlanan çalışma saatlerini bir devrim başarısıymış gibi sunmuşlar.Üstelik bu 12 saate kadınlar ve çocuklar da dahil. Senin dediğin evler sadece isveçte yok ki . Sanayileşmenin adımını atan her toplumda var. 1813 de makineli endüstri doğarken işcilerin hepsi kentte ve çevredeki köylerde oturan ve hemen hepsi, bir evi, çoğu kez bir küçük tarlası olan toprağa bağlı kişilerdi. Fakat 25 yıl sonra bunlar göç etmek zorunda kaldılar . Bunların büyük bölümü ( 17 binde 5 bini ) kiraların yüksekliği yüzünden komşu köylerde oturmak zorunda klamışlar . Kimileri de çalışyığı yerden fersah fersah ötede oturuyormuş . Mulhouse Dornach tan örnek verilirse örneğin orada iş yaz-kış sabahın beşinde başlıyor, akşamın beşinde sona eriyormuş. Bunlar yağmurda çamurda yalınayak ; şemsiye alacak paraları olmadığından yürürlermiş saatler öncesinden fabrikalarına ulaşmak için . Üstelik doyasıya dinlenmeden ertesi güne uyanarak . Sonra tıkış tepiş üstüste yaşanan konutlar . Bu ağır şartları bazı bilgilerle karşılaştırırsak örneğin ceza sömürgelerinde kürek mahkûmlarının günde 6 saat , Antiller'deki kölelerin 9 saat ama 1789 Devrimini gerçekleştirmiş gösterişli insan haklarına sahip Fransa da 1,5 saat yemek molasıyla birlikte atolye işçileri 16 saat çalışırlarmış ... garip ama gerçek ......Şimdi günümüze gelirsek .......Daha uzun zaman olmadı ki gemilerde asbest le içiçe kanere davetiye çıkarırcasına çalışan işçiler görüldü . Fabrika sahibi nin yaptığı doğru mu ya gelirsek.. Kapitalist toplumda işveren in amacı bellidir . Yeni yatırımları veya gerekli tasarrufları sağlayacak biçimde kar yapmak . Eğer zarar etmeye başlarsan maaliyetleri ; en azından yeniden doğrulabilme ihtimaline karşı azaltmak için işçi çıkarırsın . Bu oyunun kuralı budur . Pinto olayına gelirsek ..Tazminat ödemenin arabanın maliyetinden daha ucuza geldiğini farketmiş ve seçim yapmışlar . Aslında çok zor bir seçim değil bu . Maliyet analizinin sonucu . Ayakta kalmanız için uygulamanız gereken bir takım kurallar işte . son olarak fabrikalar zinciri sahibi olmanın paraya para dememenin tek yolu günü geldiğinde bazı hakları çiğnemektir . Günü geldiğinde işçiyi kapının önüne koymaktır . |
||
|
||
Paranın olduğu yerde yani kar etme amacına dayalı bir sistemde etik değil strateji vardır. Ve bu stratejiye göre etik değerler pahada fazla hafiftir.
|
||
|
||
| adam iş kuruyor.yanına alıyor mesela 10 adam.bunların sigortası bilmemnesi ayrı bide üstüne devlete vergi ödüyor herbiri için.aradan zaman geçiyor.3 sene sonra eleman artık işi iyi bilen kalifiye eleman.bu adam artık karın tokluğuna çalışmak istemiyor.3-5 birikim yapmak istiyor.sözleşmeli değilse tazminatı da artıyor bi yandan.bu adamı işten çıkarıp yerine asgari paraya çalışcak adamı alsan?işinde %5 performans düşüklüğü olsun mesela sonucu?ee..zaten sen elindekini satmak için götünü yırtıyosun.üretim az yavaşlasa ne farkeder? vs.. etik dersen 1 kişinin ekmeğini kestin ama diğerine ekmek verdin? çözüm geliştiremezmisin?mesela vergileri düşürsen?işçinin üzerinden vergi alma mesela?zaten ürettiğini sömürüyosun.üretimin olduğu yerde ancak gelişim olur.varolandan emiceğine varetmeye çalışsa mesela devlet babo_? para=alım gücüdür.her zaman varolmuştur belkide hep varolucak.önemli olan çözüm üretmek. |
||
|
||
| Para daha çok yokluğunda sorun çıkartıyor ve suça teşvik ediyor.Paranın yokluğu gibi bir kavramın boşluğundan kurtulması için bedelsiz elde etmek gibi birbiriyle çelişen iki kelime grubunun arasını bulmak gerek. Yani zor.
|
||
|
||
| olm? ne var yine lem? var mı etik? o ne lem?yenir mi içilir mi? ahlak demek istiyolar yane,sersem.parayla ahlak yanyana gider mi die soruyolar? haaaa,kendimizi saymazsak_ _gitmez lem,para bozuyo insanı,sankim bilmezmiş gibi bana soruyon.ne demiş düşünür?ne demiş? parasız adam gereksiz adam,paralı adam ahlaksız adam... |
||
|
||
valla arkideşler, paranın bende olduğu yerde süper etik olur. bakın, yemin billah söylüyorum, etiğin kralını göreceksiniz. hadi, paraları bende toplayalım
|
||
|
||
bunu en son jetfadıl söylüyordu sayın kiya.. bu devirde kiya ya bile güvenme dedi babam.
|
||
|
||
valla kalbimi çok feci kırdın deniz efendi, beni jetpa-dıl ile aynı kefeye koyduğun gibi, babanın bile bana güvenmediğini ima ettin, şimdi kendisiyle gittiğimiz alemler, eğlentiler, elem oldu bana, artık milyarları elime saysanız boş, giderim çilehaneye, ağlarım ben halime, gızz halime, vermediler paraları, ocağı söndür, et met alamıycam, şu kuru pilavı getir işte, sanki karnımız doymuycak mı...
|
||
|
||
valla süpersiniz.. ![]() içtim, asaf ve medusaya da burdan selam eder ellerinden ve gözlerinden öperim.. |
||
|
||
paranın olduğu yerde etiği bilmem ama bol miktarda etek olceği kesin
|
||
|
||
heheh, eksik etek de olacaktır kanımca, ama para varsa tamamlanır tabi, tanıdığım çok iyi bir terzi var
|
||
|
||
e tabe..eksik fazla,bol miktarda olcak b'olum..bu arada terzi ye gerek varsa çağırırız..o diker,biz de diker..
|
||
|
||
| katina'nın önünde makine dikemeeez, ah dikemeez dikmesini bilmez yavrum gülüm katina'm getir dikeyim, getir dikeyim
|
||
|
||
hah! öle dikiş işte..bayılırım
|
||