|
||
| İnsanın sevdiğine sahip olma tutkusu aşkın kendisinden ağır basmaya başladığı an, bu aşk değildir artık,,, Aşk yaşamdan güçlü olamaz, özgürlükten yoksun olarak da varlığını sürdüremez,,, diyor Gündüz VASSAF. *** Yaşam ve aşk niçin kıyaslanıyor ve aşkta niçin bir güç arayışı var, güçsüz olamaz mı? Aşk olduğu kadar olsa, bu bilinemez mi? Hissedilemez mi? ve ve ve asıl konumuz; Aşkın bir varlığı varsa eğer, bunun özgürlük içinde durabileceği, adım atabileceği, nefes nefese kalma pahasına koşabileceği bir alan yok mu? Yoksa yoksa "O" -ÖZGÜRLÜKLE- bir bütün mü? Toprağı özgürlük mü? vs vs vs Her cevap soruya binaen bir kesinlik arz etmeyebilir, bağımsız düşünebiliriz kendimizi elbette. Bunu görerek aktarabiliriz düşüncelerimizi.................................. |
||
|
||
| Aşk özgürlüğün ta kendisi,hiç bir diyarda bu özgürlük yaşatılamaz,sınırı yokki,en baskıcı şartalrada dahi başı buyruk davranabiliyor... Aşk güçsüzlüğün simgesidir,büyüdükçe insanı küçülten küçüldükçe insanı büyüten bir duygu,kibirin giremediği tek alan,insanın karşısında şımaramadığı tek kavram... Aşk varsa benlik yok,varlığında erimek var yok olmak var...
|
||
|
||
| Yaşamın bizi durmadan içine alıp rengimizi başkalaştıran yanı daha ağır basıyor belki. Göğüs kafesi aralığına sıkıştırılan bir ben'lik hali alıyor belki.. İşte galiba bu bize ait olma hali nitelenen özgürlüğün boğazın çörekliniyor. Şuan düşündüğümde fikirlerimize yapışan bir karartı bu ikisinin bir arada soluk almasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Yani bir gece uykusunda Aşk gelip Özgürlüğü katlediyor. Alışkanlıkların yapışkan tutkusu bizim bu katliama seyirci kalmamıza neden galiba |
||
|
||
| özgürlük aşksız olur aşk köreltir eksiktir | ||
|
||
| Aşta sahiplenme, dolayısıyla aşırı derecede mülkiyet ve bağlılık duygusu vardır.bir anlamda efendi köle ilişkisine benzer..özgürlüğe taban tabana zıttır.. | ||
|
||
| Yanılıyorsunuzz,aşık olan adamın sahiplenmek isteyecek takatide kalmaz,anlam kargaşası yaşanıyor bu konuda... Şayet ırk,dil,din,sınıf ayırd etmeden ve sınır koyamadan bu duygu hissediliyorsa normalde kaçındığımız şeyleri bize kalben dayatıyorsa,aklın kaçındığı şeyleri bir bir kendine çekiyorsa,başı buyruk davranıyorsa, özgürlükte sınır tanımıyor demektir... |
||
|
||
Aşta sahiplenme, dolayısıyla aşırı derecede mülkiyet ve bağlılık duygusu vardır.bir anlamda efendi köle ilişkisine benzer..özgürlüğe taban tabana zıttır.. bu aralar bende buna çok fazla inanır oldum... belkieskidende inanıyordum ama sanırım iki özgür insaın aşkları farklı olur diye düşünüyordum... sorun iki özgür insan yok... sadece iki ego war... neyse ilerde nasıl düşünürüm bilmem ama ne din ne dil ne başka bişey... bu yaadıklarımıza ask diyorsak eyer bunların olduğu yerde özgürlük yesermez...
|
||
|
||
aşk bile bile tutsaklıktır...
|
||
|
||
Aşk özgürlüğün ta kendisi,hiç bir diyarda bu özgürlük yaşatılamaz,sınırı yokki,en baskıcı şartalrada dahi başı buyruk davranabiliyor... Aşk güçsüzlüğün simgesidir,büyüdükçe insanı küçülten küçüldükçe insanı büyüten bir duygu,kibirin giremediği tek alan,insanın karşısında şımaramadığı tek kavram... Aşk varsa benlik yok,varlığında erimek var yok olmak var... ![]() Teşekkürler "gobili", farklı bir yansıma! ![]() Yanılıyorsunuzz,aşık olan adamın sahiplenmek isteyecek takatide kalmaz,anlam kargaşası yaşanıyor bu konuda... Şayet ırk,dil,din,sınıf ayırd etmeden ve sınır koyamadan bu duygu hissediliyorsa normalde kaçındığımız şeyleri bize kalben dayatıyorsa,aklın kaçındığı şeyleri bir bir kendine çekiyorsa,başı buyruk davranıyorsa, özgürlükte sınır tanımıyor demektir... Bunları da eklemek lazım değil mi?
|
||
|
||
| beni özgür kılmayan kadınla asla işim olmaz.. zaten,kendimi özgür hissettikçe onu daha cok seveceğim..kapana kısılan sevmeyi de beceremez.. | ||
|
||
Yaşamın bizi durmadan içine alıp rengimizi başkalaştıran yanı daha ağır basıyor belki. Göğüs kafesi aralığına sıkıştırılan bir ben'lik hali alıyor belki.. İşte galiba bu bize ait olma hali nitelenen özgürlüğün boğazın çörekliniyor. Şuan düşündüğümde fikirlerimize yapışan bir karartı bu ikisinin bir arada soluk almasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Yani bir gece uykusunda Aşk gelip Özgürlüğü katlediyor. Alışkanlıkların yapışkan tutkusu bizim bu katliama seyirci kalmamıza neden galiba Aşkın kendisi derin bir uyku hali değil mi? Uyandığın an, yeniden dalmak istediğin! Bu durumda katledilecek ne kalıyor ki..?! |
||
|
||
hah,derin uykular ii değildir işte..zaman hızlı akıyor..akıllı olun
|
||
|
||
Aşkın kendisi derin bir uyku hali değil mi? Uyandığın an, yeniden dalmak istediğin! Bu durumda katledilecek ne kalıyor ki..?! Aşkın kendisi bana göre bambaşka renklere uyanma hali. Ne zaman ki insan onun bulunduğu renk cümbüşüne katıyor kendini o vakit birşeyler değişime geçiyor hızlıca.. Fakat sanırım kişi bu alacada biraz kendinden vazgeçiyor. Uyuma halinden kasıt aldığım bu güneşim. İçimizde aşkın ötesinde duran derin bir uykuya dalıyor. İşte özgürlük o uykuda gidiyor.
|
||
|
||
Aşkın kendisi derin bir uyku hali değil mi? Uyandığın an, yeniden dalmak istediğin! Bu durumda katledilecek ne kalıyor ki..?! Aşkın kendisi bana göre bambaşka renklere uyanma hali. Ne zaman ki insan onun bulunduğu renk cümbüşüne katıyor kendini o vakit birşeyler değişime geçiyor hızlıca.. Fakat sanırım kişi bu alacada biraz kendinden vazgeçiyor. Uyuma halinden kasıt aldığım bu güneşim. İçimizde aşkın ötesinde duran derin bir uykuya dalıyor. İşte özgürlük o uykuda gidiyor. O bambaşka renklere uyanmak için, önce derin bir uykuya dalmam gerekiyor, uyandığımda gördüğüm renkler uyku içinde uyku...Daha öz, daha öte! "mylia'M" bu sözcükler bence tabi, kendimden öteye sıçrayabilseydim eğer; aşkla özgürlüğü buluşturup sonra da tutuşturur muydum gönlünüzün beynine(?) |
||
|
||
O bambaşka renklere uyanmak için, önce derin bir uykuya dalmam gerekiyor, uyandığımda gördüğüm renkler uyku içinde uyku...Daha öz, daha öte! "mylia'M" bu sözcükler bence tabi, kendimden öteye sıçrayabilseydim eğer; aşkla özgürlüğü buluşturup sonra da tutuşturur muydum gönlünüzün beynine(?) Belki de söylediğin gibi uyku içinde bambaşka bir uyku. Gerçeğin ötesinde bizim içimizde.. Benim sözcüklerimde bence. Zaten kişi kavramın oyuğuna ilk önce kendini koyup bakmıyor mu olan bitene.. Başkalaşan bir hal aşk, başkalaştığımız kadar kendimizden çaldığımız. Yeni bir öz ben'lik belki de.. Bu yüzden barındıramıyor içinde onun sınırını ihlal edecek bir başka kavramı.. En zıttı kişinin kendi sınırsızlığı bu yüzden katli en müsait olanı ''özgürlük''. |
||