SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Güncel

Konu: Anayasa mahkemesi yetkisini aştı

Sayfa: [ 1 ] 2

gobilibozo 07.06.2008 09:34:49
Anayasa Mahkemesi yetkisini aştı
- 06 / 06 / 2008 05:02

Anayasa'nın 148. maddesi çok açık: Anayasa Mahkemesi "Anayasa değişikliklerini ... sadece şekil bakımından inceler ve denetler." Anayasa Mahkemesi'nin dün verdiği, Anayasa'nın 10. ve 42. madde değişikliklerini iptal kararı, bir Anayasa ihdası anlamına geliyor.

Hatırlanacağı üzere her iki maddede yapılan değişiklik doğrudan başörtüsünü değil, temel hak ve özgürlükleri düzenlemek üzere gerçekleştirilmişti. Mahkeme, özgürlükleri genişleten değişiklikleri, yetkisi olmadığı halde iptal etmiş oluyor. Varacağımız tek sonuç var: Türkiye hukuk devleti prensibinden yargı eliyle uzaklaştırılıyor.

Sokrates tam 25 asırdır, düşünce tarihinde heybetli bir figür olarak duruyor; onu yargılayıp ölüme mahkûm eden Atina Mahkemesi ise hâlâ yargılanıyor. Bizim yakın tarihimizden bir emsal: Adnan Menderes'in gönüllerde saltanat sürmesi, onu idam eden Yassıada Mahkemesi'nin ise ebediyen mahkûm olması gibi. Bu hatırlatmaları Anayasa Mahkemesi üyeleri için yapmıyorum. Bizim sadece gündeme giren kritik davalar vesilesiyle hatırladığımız "yargılayan, yargılanır" prensibi, yargıçlar için bir yaşam düstûru olmalıdır. Yargıtay Onursal Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk'un Sokrates üzerine yazdıkları ve her vesile ile onu hatırlatması, yargının "yargılanma" konusundaki hassasiyeti olarak anlaşılmalı. Tabloyu, yine Sami Selçuk'un 1999 yılında, Yargıtay Başkanı sıfatıyla yaptığı ve artık tarihe mal olan o muhteşem "Adlî yılı açış konuşması"ndan bir cümle ile tamamlayalım: "Siyasete bulanmış ya da bulanma olasılığı bulunan, adaleti siyaset terazisinde tarttığı izlenimi uyandıran bir yargı, ne denli duyarlı olursa olsun kirli adalet salgılar."

"Yargının siyasallaşması", kuvvetler ayrılığı prensibine aykırı olarak yürütmenin yargıyı etkilemesi ve yargı kararlarında bu dışarıdan gelen etkinin görülmesi olarak anlaşılır. Türkiye'de yargıyı tersinden siyasî bir güce dönüştüren bir "bürokrasi sorunu" var. Bürokrasi, kırtasiyecilik gibi yan anlamlardan önce kamu görevlilerinin, yani bürokratların devlet üzerindeki hakimiyetini anlatan bir kavramdır. Yargının bürokrasileşmesi, yargı erkinin bürokratik iktidarın siyasî iktidar üzerinde hakimiyet aracı haline gelmesidir. Yasama yetkisinin üzerine çıkarak anayasa hükmü ihdas eden bir yargı, bürokrasinin egemenliğini ilan etmiş demektir.

Karşımızda duran sorunun arkasında Türkiye'nin yaşadığı sancılı "seçkin değişimi" süreci duruyor. Türkiye seçkinlerini değiştiriyor. Sorun Türkiye'nin muhafazakârlaşması, laiklikten uzaklaşması değil, yönetici seçkinlerini değiştirmesi. Eski seçkinler bu değişime direniyor, yeni seçkinler bastırıyor ve destek kuvvetleri imdada çağrılıyor. TÜSİAD'ın temsil ettiği eski sermaye seçkinleri ile dışarıda kalan yeni seçkinler arasındaki rekabeti, İsveç'in eski büyükelçisinin sözleri deşifre etti... Kurumsal olarak AK Parti'nin kapatılmasına karşı çıkarken sınıfsal çıkarlarını korumuş oluyorlar; tek tek kapatmaya destek verirken ise imtiyazlarını yeni seçkinlere kaptırma endişesi ile hareket ediyorlar. Daha ötesi, Türkiye'de kronik olarak süregelen çok ciddi bir temsil sorunu var. Toplumun, CHP'de temsil edilen % 20'lik kesiminin iktidar yüzü görmesi neredeyse imkânsız. CHP'nin muhalefetteki beceriksizliğinin sebebi, biraz da bu umutsuzluk. Bu durumda sivil-asker bürokrasi ve elbette yargı bu temsil sorununu çözmek için toplumsal baskı altında kalıyor. Yargıyı, biraz da psikolojik olarak işte bu temsil edilemeyen kesimin siyasal iktidar karşısında temsilcisi olarak görmek gerekiyor.

Bugünden sonra Türkiye'de hiçbir gelişme sürpriz sayılmayacak. Artık AK Parti kapatılabilir, Cumhurbaşkanı Çankaya'dan indirilebilir. Bir darbe döneminde başımıza gelebilecek her şey vuku bulabilir. Siyasetin renkli dünyasının sağa sola savrulmasına karşı, devlet ve toplum düzenini istikrar içinde tutmakla görevli yargı, artık belirsizliğin ve kuralsızlığın kaynağı. Bu durumda rollerin değişmesi gerekiyor. Siyasete, dengeli, istikrarlı davranarak yargının yarattığı boşluğu doldurmak kalıyor. Türkiye hukuk devletinden uzaklaşıyor. Medenî bir ülke olma hayali zayıflıyor. Söylenecek tek söz kalıyor: Yargılayan, yargılanır.

Mümtaz'er Türköne/Zaman
Yargıçlar demokrasisine hoş geldiniz!

Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce, yani Anayasa Hukuku ders kitaplarında geçen adıyla ‘tali kurucu iktidar’ca 411 oyla kabul edilen bir anayasa değişikliğini iptal etmesi, kararın bu yönde olabileceğine dair aylar önce yazı yazmış olan beni bile etkiledi.
Taa şubat ayında da yazmıştım, mahkemenin Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerinde üniversitede türbanı serbest bırakmak uğruna yapılan değişiklikleri iptal etmesi, demokrasi ve halk iktidarı kavramları açısından çok ama çok tartışmalı bir karar.
Mahkemenin yetkisini aştığını söyleyenler olacaktır, ben o kanıda değilim, mahkeme elinde nihai anlamda bu yetkiyi taşımaktadır, Cumhuriyetin temel ilkelerinin değiştirilmek istenmesini engelleyebilmelidir elbette.
Ama sorun şu ki, yapılan değişiklikler gerçekten Cumhuriyetin temel ilkelerinden birine, laiklik ilkesine aykırı mıydı acaba? Bana göre hayır, değildi. Yapılan değişiklik, Anayasa’da zaten yazılı olan kimi temel hukuk ilkelerinin tekrarından ibaretti ve o zaman da yazdım, esasen türbanı serbest bırakmaya da yeterli değildi.
Fakat maalesef Anayasa Mahkemesi’nin en az yedi yargıcı benim gibi düşünmüyormuş ve bu kararla Meclis’in anayasa değiştirme yetkisini kökünden sakatladılar, hatta fiilen Meclis’in yetkisini kaldırdılar.
Kabul, anayasalar sık değiştirilen metinler olmamalıdır ama değiştirilebilir de olmalıdır.
Meclis’in, yani halk iradesinin yapmak istediği değişiklikleri bundan sonra mahkemeye beğendirmeye çalışacak olması, bizim zaten sakat olan sistemimizi iyice sakatlar, burayı bir ‘Yargıçlar Demokrasisi’ haline getirir. Getirdi bile.

İsmet Berkan/Radikal

selfish_brains? 07.06.2008 09:34:49
demokrasimizi kurtaracak olan simgeyi bulduuk;
türban,
aferim bize...

gobilibozo 07.06.2008 09:41:25
selfish_brains,demokrasiyi kurtaracak olan şey önünde bulunan engellerin kaldırılmasıdır,başörtüsü ile bitmiyor tabi, insanları canından bezdiren anti demokratik eylemler o kadar fazlşaki,örtü sadece denizde bir damla,fakat demokrasinin önünde bulunan engellerden biri başörtüsü ise(ki önemli bir engel)evet bu da demokresiyi kurtaracak bir simgedir...

selfish_brains? 07.06.2008 09:46:06
hayıır yanlış düşünüyorsun, türban bu ülkedeki anti-demoktatik uygulamaların üstünü örtmekte kullanılan bir araç, bunu sorun gibi göstermek yerine yok sayarsak anti-demokratik uygulamalar gözümüze batacaktırr.
-türban
- yok öyle bir sorun yok yok yok Smiley

-459.4 07.06.2008 10:31:19
Alıntı
- yok öyle bir sorun yok yok yok

"Türkiyede kürt sorunu yok çünkü türkiyede kürt yok.." sözünü anımsadım birden.
Temelden sorun çözme yöntemi.

Madem sorun değil bu yargara da nesi.
Bu sorun haline getirilip gündem oyalanıyor ise:
CHP destek verseydi. Türban serbestliği anasaya girseydi, saçmasapan uygulama kalksaydı da türban sorun gibi olmaktan da çıksaydı,
İsteyen üniversiteye girebilseydi.
Böylece sıra diğer sorunlara gelir, onların üstü örtülmezdi.

Yok, bunun yerine türban gibi son derece basit bir mevzuyu, alıp ana gündeme taşıdı CHP ve anayasa mahkemesi.
Diğer sorunların üstünün örtülmesini sağladı.

Türkiyede türban sorunu, iktidar mücadelesinin gün yüzüne çıkan kısmı.
Türban sorunu, haddini aşan yargı ile siyasetin kavga alanı.
Türban sorunu hiçbir zaman sadece türbandan ibaret olmadı.

selfish_brains? 07.06.2008 10:46:21
benim yazdığım cümleyle kürt sorunu yoktur u eşdeğer görmek ne kadar mantıklı yada verdiğin örnek yada benzetmen.
bir siyasi partiyi ortaya atman da benim yazdıklarımı anlamadığını ortaya koymakta.
herhangi bir siyasi partinin savunusunu yapmadım, partileri kutuplara bölmemek gerekir önce onlara varlıklarını sorgulatmak ardından debeleyip gitmek gerek Smiley
siyasette samimiyet önemlidir gerçekten siyasilerin bütün yaptıklarında samimi olduklarını düşünüyorsanız, sözün bittiği yerde oliciğim Smiley

kelime 07.06.2008 10:50:18
hala demokrasiye inanılmaması gerektiğini anlamadınız mı ?
insanlar boşuna terörist olmuyor.

-459.4 07.06.2008 10:54:16
İşin aslı üzerine alınma selfişbıreyn,
Anlaşılması gerekencek bi içerik göremediğimden, cevapı sana değil genele yazdım.

Gerçi yeni mesajınla ne diye farklı partilere bölmek gerekir konusuna girebilirim,
Ama son derece lüzumsuz olur, tartışmanın daha başı oralar, sıkıcı olur...

gobilibozo 07.06.2008 11:00:22
tabiki yok öyle bir sorun,biz var zannederek eğitim hayatımızı zindana çevirdik,28 şubatlar boşuna yaşandı,merve kavakçı sorunsuzluktan şımardığı için millet vekili olmadı,milli görüş partileri boşuna kapandı,çok şımardılar sorun yokken sorun aradılar ve partileri kapandı öylemi?


Evet başörtüsü sorunu yargı ile siyasetin kavga alanı,seküler laiklerin sığındığı tek liman,chp nin kendisini kurtarması için tek argüman,azınlığın kahir çoğunluk üzerindeki tahakkümünün tek bahanesi...

CHP neden destek vermedi?Çünkü hayat damarını kendi eliyle kesmiş olacaktı ve akıttığı pis kanda boğulmuş olacaktı,belki bu gün değil ama bir gün türkiyeyi karanlıklara boğan iki yüzlü demokratlar tarih sayfalarına gömülecek ve lanetle anılacaktır...
Hayır kelime kendi kendisini çürütmeye müsait olan demokrasiye ben inanmıyorum,insanların haklarını koruyabileceğine dair bir ümidim yok,fakat işte böyle hayale dalıyoruz bizde bazen Smiley

kelime 07.06.2008 11:00:46
zırt pırt "seküler laikler" deyip duruyorsun gobili.

seküler ve seküler olmayan laiklik oldukça teknik bir konu ve bu ayrımı yapıp kendini ona göre konumlandıracak insan sayısı oldukça azdır.

senin böyle bir genelleme yapıp büyük bir insan grubunu buna dahil etmen yanlış.

gobilibozo 07.06.2008 11:05:30
bir yanlış anlatım yahut yanlış anlaşılma var kelime ben böyle bir genelleme yapmamak için özellikle ''seküler''kelimesini kullanıyorum zira başörtüsü meselesini ön saflarda bizimle birlikte savunacak laikler çok,sorun yalnızca ülkenin değerlerini hiçe sayarak onların üzerinde tahakküm kurmaya çalışan laikliği din düşmanlığı olarak algılayan insanlardır,diğerlerini tenzih ediyorum..

selfish_brains? 07.06.2008 11:05:46
3-5 sene öncesinde yasakken kimse türban üzerinden demokrasinin bu kadar yaygarasını yapmazdı aşırı bir gaz kaçağı var her zamanki gibi abartılarla dolu bir ülkede yaşadığımızın yansıması bu suni tartışmalar.
tek başına o parti bu partinin işi değil bu bazen tel örgüleri geçip geri gelmek lazım o tarafta senin için ne yapmak istiyorlar görmek gerekir.
bütün bunlar teslimiyetin sonucudur cemaatimize hayırlı olsun Smiley

07.06.2008 13:23:38
Demek ki neymiş? Türban serbest bırakılsa da bırakılmasa da bu salakça mevzu üzerinden demokrasi hakkında konuştuğumuzu zannetmeyi sürdüreceğiz. Tak kafaya türbanı demokrasi savunucusu ol anında. Diğeri ne yapıyor? O da tutturmuş laiklik ilkesi her şey dokunuyor laikliğe. Hayır banane türbandan. Takmam da takanı da sevmem açıkçası. Girsin üniversiteye dendi adam bu sefer ilkokulda çocukları namaza durdurdu 23 vNisan temsilinde. Geri zekalı bir milletin neyine gerek demokrasi işte. Bir de dışardan atıp tutan pragmatistler var. Neymiş Türkiyenin sahipleri değişiyormuş, Tüsiad gidiyor Müsiad geliyormuş kavga buymuş. Yok yaa? Tüsiad nereye gidiyormuş? Türkiyenin gerçek sahipleri kimmiş türbanlılar mı? Bence tamamen saçmalıyorsunuz hepiniz. Tayyip türbana serbesti getirdi de ne oldu YÖK mü kalktı üniversiteler paralı olmaktan mı çıktı yoksa tam tersine paralı yapılmaya, daha da siyasallaştırılmaya mı uğraşılıyor? Ne demokrasisi ne vicdan hürriyeti geri zekalı mısınız nesiniz. Taliban a özgürlük.

 

Almanyanin Hessen eyaletinde ögrenci harclari kaldirildi. SPD, Yesiller ve Linkspartei(Sol Parti) nin cogunluguyla harclar kaldirildi.

Secimlerde verdikleri sözü tutan SPD, Yesiller ve Sol Parti ögrenci harclarini kaldirdi, artik üniverteler ve yüksek okullar Hessen eyaletinde parasiz..

Sosyal durumu iyi olmadigi icin okulunu birakmak zorunda kalan cogu ögrenci tekar okuluna geri dönebilecek..

Gecen yillarda üniversite ve yüksek okullari parali hale getiren (dönem basina 500 €) CDU(Hiristiyan Demokrat Birlik) bu karari kritize etti. Parasi olmayan okumasin mantiginin izlerinin acikca görüldügü bu kararin kaldirilmasi ögrencileri sevindirdi.

Hessen eyaleti simdi ögrencilere 90 milyon € geri ödemek zorunda..


Asıl budur olması gereken önce. 500 euro harcı kim koymuş? Amerika ve para tapınıcılığınıı hıristiyanlık kisvesiyle perdeleyen CDU. Yani AKP nin Almanya versiyonu. Bunlar nasıl yaşamanız ve neye inanmanız gerektiği ile ilgili konuşup sadece parayı düşünürler. Yeşiller e ne gözle bakıldığı da malum ülkemizde ama bir kez müslümanım demiş ya, müslümanım dedi mi hayır efendim ibnenin orospunun pezxevengin önde gidenisin asıl demek hakaret sayılıyor. Neymiş çok geleneğe bağlıymış da çok ahlaklı ve değerlere saygılıymışş. Hadi oradan. Üniversiteleri paralı yapalım diyen bir herif bu sanki senin türbanını düşünüyor. Hepiniz aptalsınız Tayyip kurnaz sırıtırken yüzünün aldığı sinsi ifadeden belli, ama yook o iyi adam seçilmiş kişi demokrasi var. Hepinmizi aptal yerine koyuyor sırtınızı sıvazlayarak sempatinizi kazanabileceğini çünkü küçük adamlar olduğunuzu biliyor. Bir insanın Din Din diye tutturması ya aşırı cehaletten ya da küçük adamlıktan olur. Türban merkezinde anayasal müdehale yaparsan da laik devlet erkanı olmaz der. Yapsana türbanın anılmasına lüzum olmayan ve hürriyetler veren bir düzenleme? Yapamnaz,,işine gelmez. İstediği temel hak ve özgürlükler değil saçmalayıp durmayın kemalistleri suçlayacaz diye iyice siz de. Anayasa mahkemesi yetkisini aşmış. Nasıl aşmış, varmış demek ki o yetkisi de aşmış. 82 Anayasasını aşmaya ne var ben bile aşarım yetkili olsam yeterki şu cümleyi gerekçe göstereyim.

"Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne Cumhuriyetin temel ilkelerine ve llaiklik ilkesine uymayan durum" Buna uyan fakat içinde hamasi olmayıp özgün fikir de barındıran 3 tane örnek veriniz.

Türbanın yasaklanmasını onaylamıyorum bu arada. Ancak dini kesim in yalakalığı da miğdemi bulandırıyor. Sanki Tayyip in hiç suçu yok da tek suçlu türbanı istemeyenler ve anayasa mahkemesi. Bu ülkede zorunlu sünni islam eğitimini de eleştirmek yasak ona bakarsanız Türkiyenin % 99 u müslüman geyiği vasıtasıyla. Boynunda haç ile kamu alanına gir bakalım ne oluyor anında misyonner damgası yersin. Çünkü tek misyonerlik hakkı islam da ama onunkisi misyonerlik değil hıristiyanınki öyledir sadece ve olmamalıdır. En komiği de bu muhafazakar kesim in demokrasi mücadelecisi sanması kendini. İşi inada bindirince sanıyorlar ki haklıyız tamamen. Nah haklısınız! Bir halt bildiğiniz yok size Din adına da Demokrasi adına da ne ezberletmişlerse onu söyleyip durmakta, ağzından elhamdülillah müslümanım 10 kez yüz kez 500 kez hacca gittim diyen adamları yeni peygamberiniz zannediyorsunuz.

Hilafet yıkıldıktan sonra bu ülkede islamın din adına kısıtlama getirmesine engeller konuldu. Gericiliğin dış görünüş zorla değiştirilirse ortadan kalkacağı zannedildi. Ancak bu Türban mevzusunun sorun haline gelmesi kırsal kesimin ve muhafazakar kentsoyluların metropollerde nüfusunun artmasıyla ilişkilidir. Ne müslüman olabiliyorlar ne de batı değerleri ile barışık olabiliyorlar. Türban güzel kılıf, kadının kara çarşaf giymeden topluma katılmasına olanak sağlıyor ama devamlı surette bir iffet savunusunun öznesi olarak yaşamak zihniyetini düşüncesinden kıyafetine ve giyinişine kadar kabul etmesini sağlıyor. Bu ahklaksızlığı gericilikle dengeleme yaptığını zanneden cahiller de türban hakkı diyor. Kendi bilinçleri ile örtüldüklerini sanıyorlar bunun inanç olduğundan eminler. İstenen de bu sığır mantığının sahibi olmaları kendilerinden zaten. Hepsi istisnasız batıyı mahalle orospusu gözüyle değerlendiren kişilerdir, batı şeytandır onlara göre. Sokakta öpüşen gördü mü ahlaksızlık der olmaması gerektiği noktasında düzenleme isterler çünkü bu da onlara göre yozlaşmaktır. Bu gibi haklar istenmemelidir yoksa insanlar sokakta sevişir maazallah derler. İşte bu kadar yoksun ve cahil acizlerdir. Ama sırf türbanı hedef alan anayasa değişikkliği de demokrasi mücadelesidir. Eğitim paralı olmuş,basın satın alınıp sansüre uğramış, 1 Mayıs da işçilere polis cop u vasıtasıyla resmen savaş ilan edilip siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz, devlet benim, siz ayaksınız karışmayın susun oturun denmiş hiç ilgilenmezler. Bunlar CHP mantığıdır çünkü. Bu ülkede CHP her türlü sol düşünceyi aşağılayabilmenin yolu olmuştur bugün. Karşıtlarının daha büyük gerzeklikleri doğaldır ama CHP bitmiştir. SAaçmasapan konuşan bir başbakan a kimse bitmiş bu herif demez ama azarlamış başbakanı diye Baykal bitmiştir. Çünkü bu halk en tepede olana öykünür. Tamamı hele Özal dan sonra yalaka yapılmıştır.
Tüsiad ı Koç u Sabancı yı sevmezler çünkü onlar ülkenin gerçek sahibi kapitalist üst sınıftır, oraya ulaşamazlar. Ama üç beş dolandırıcıyı,türlü yolsuzluklarla cebini dolduran ya da siyasal yolla milleti söğüşleyip iktidara gelen adamın zekasına hayran olurlar. 80 zihniyetini sorgulamaz,anayasayı sorgulamaz mahkemesini suçlamayı marifet sanır böylece küçük adamlıkdan çıktıklarını zannederler. Hepsi de uyanık ve zeki geçinip aşağılık komplekslerini bu tip kurnazlara özenerek diğerini küçümseyerek giderrmeye uğraştıklarından ülkeye hep Menderesler, Demireller, Özallar, Tayyip ler ortalıkta caka satıp kendini ve iktidarını imparatorluk gibi sunarak egemen olur. İlçe örgütleri vasıtasıyla ülkeye siyasal faşizm i getirmiş Menderes inb asılmasına üzülürler ama Deniz in asılması diye sorunca onun nedeni solcu olması devletle kavga etmesidir birden çark ı savunmaya basşlarlar. Neden? Bütün ilahi inanç sahipleri gönüllü kölelerdir de ondan. Pavlov un köpeği de zil çalınca ağzının sulanma nedeninin gerçekten karnının acıkması olduğunuı zanneder çünkü öncesinde aç bırakılmıştır. Şartlanmanın püf noktası da budur önce elindekini alırsın sonra ödül veriyormuş gibi ucundan ucundan koklatırsın ki sana kuyruk sallasın, öfkelenip saldırırsa köpeksileşmiş sayılmaz yadırganır çünkü Kurt olmak anarşistliktir. Köpek olun o evcildir laf dinler. İyi de madem öyle oldunuz mahkemeye ne diye kızıyorsunuz Tayyip ya da kendini Din alimi ilan etmiş onun da saygı duymayı görev bildiği (tabi sadece köprüyü geçene kadar ve geçtikten sonra da size karşı hala onlara saygılıymış gibi yaptığı) adamlar hepden iyi ve doğru ve Din onların dediği ama mahkeme kesin masonların, siyonistlerin değil mi? 80 de Evren i alkışlayıp sol u tu kaka ilan eden ve hala içinde sol olan herşeyi insanlığın doğasına aykırı bulanlar, hatta yine aynı şey olsa yine sol u dinsizlikle suçlayıp başka diktatörü alkışlayacak olanlar kim? Sol Halk dan kopuk derler çünkü Halk dedikleri kendi hurafelerinin toplamıdır ve tamamı benimsetilmiştir,okullarda eğitim olarak verilir. Komik olan aynı kişiler bunlar. Süper. "Halkın anlayış gücü kamuoyuna yutturulanın asla ötesine geçemez." Adolf Hitler Türkiyede doğsaymış asla intihara lüzum duyacak konuma gelmezmiş bu kesin bu zihniyetlerle. Bu ülke faşizm ve diktalar için bir cennet iyiki fakiriz Dünyayı ele geçirebilecek silahımız yok yoksa Dünya hapı yutmuştu ABD bile çaylak kalırdı. Heralde ondan almıyorlar bizi AB ye bunlar bi acayip yaa anlayamıyoruz, mantıklı bir açıklama da getiremiyoruz ama acaip oldukları kesin, korkuyoruz diyerek Smiley

gostragon 07.06.2008 13:28:48
khaos başına taşmı düştü ne laugh

07.06.2008 13:37:03
Hele sen tanıdığım en geri zekalı adamsın hiç srıtma bir de.


Sayfa: [ 1 ] 2