SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünürler

Konu: Descartes

Sayfa: [ 1 ]

10.08.2004 10:57:08
Descartes, “Ne bilebilirim?” sorusunu –ve yanıtta son derece kararlı bir kesinlik arayışını –üç yüzyıl boyunca batı felsefesinin merkezine yerleştirdi.



RENÈ DESCARTES


Descartes'in yaşarken birçok kez portresi yapılmıştır. Descartes'in Flaman sanatçı Frans Hals'a (y. 1580-1666) hiç poz vermediği bilinmekle birlikte, bu portrede Hals'in üslubu fark edilir.



RENÈ DESCARTES, 1596’da Fransa’da doğdu. Cizvitlerin elinde, felsefe ve matematik dahil mükemmel bir eğitim aldı. Daha sonra, doğduğu yer olan Poitiers’deki Poitiers Üniversitesi’nden mezun oldu. Parlak bir öğrenci olarak, çeşitli yetkelerin ileri sürdüğü, tek tek incelediği savların çoğunun geçersiz olduğunu fark etmekle birlikte , çoklukla neye inanacağını bilemedi. Kendi dediğine göre, eğitimini tamamlamak için orduya katıldı ve hiçbir savaşa tanık olmamakla birlikte Avrupa’yı bir asker olarak köşe bucak dolaştı. Bu yolculuklar ona insanın dünyasının kitaplarda anlatıldığından çok daha çeşitli ve çelişkilerle dolu olduğunu öğretti. Emin olabileceğimiz, kesin olarak bilebileceğimiz bir şey olup olmadığı sorusu kafasına böyle takıldı.
Hollanda’ya yerleşti. O sırada Hollanda Avrupa’nın en geniş ifade özgürlüğüne sahip ülkesiydi. Descartes, araştırmalarını felsefe, matematik ve bilim alanlarında sürdürerek insan düşüncesinin temellerini incelemeye burada girişti.
Kabaca 1629-1649 arasında niteliği çok yüksek özgün eserler verdi. Felsefede en önemli eserleri, 1637’de yayımlanan Yöntem Üzerine Konuşmalar ile, 1641’de yayımlanan Meditasyonlar ’dır. 1649’da İsveç Kraliçesi Kristina, kendisine felsefe öğretmesi için Descartes’i Stockholm’e davet etti. İsveç’in sert kışları yüzünden ciğerlerinden hastalanan Descartes 1650’de öldü.




Cogito, ergo sum; je pense, donj je suis."



Düşünüyorum, öyleyse varım.



Kesin olan bir şey var.
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir.
Düşünmekse var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri
bu bilgiden çıkarabilirim.

Bizim çıkış noktamız bireyin öznelliğidir.
Çıkış noktamızdan bakıldığında
‘düşünüyorum öyleyse varım’
gerçeğinden başka bir gerçek olamaz.
Herhangi bir gerçekten önce,
bir mutlak gerçek olmalıdır.
Bu gerçeği kavramak basittir,
zira bireyin varlığında mevcuttur.

~ Rene Descartes ~




DESCARTES’ İN KRONOLOJİK YAŞAM ÖYKÜSÜ


1596, 31 Mart, Touraine, La Haye’de doğdu; aristokrat bir ailenin dördüncü çocuğuydu.
1606 Jesuitler’in 1604’te La Flëche’de açtıkları Kraliyet Kolejine gönderildi ve 1614’e dek orada eğitim gördü.
1614-16 Paris’te geçirdi ve zamanının çoğunu okul arkadaşı Mersenne ile birlikte matematik çalışmaya ayırdı. Ayrıca matematikçi Mydorge ile tanıştı.
1616 Kolej eğitimini bitirdikten sonra Poitiers Üniversitesine girerek tüze ‘derecesi’ aldı. Ama hiçbir zaman avukatlık yapmadı. O sıralarda toplumsal konumu olan bir insan genellikle ya kiliseye ya da orduya katılırdı. Descartes ikincisini seçti.
1617-29 Gezilerle geçirdiği ‘‘dünyanın kitabı’’ndan öğrenme dönemi; ilkin Hollanda’ya gitti
1618 Hollanda’yı İspanyollardan kurtarmaya çalışan Protestan Orange Prensinin ordusuna katılarak Hollanda’nın Birleşik İller (Nassau) Prensi Maurice’in hizmetine girdi
—ardından Orange Prensinin ordusundan ayrılarak Danimarka, Danzig, Polonya ve Almanya’yı dolaştı
—sonra otuz yıl savaşlarında Bavyera’nın Katolik Dükünün ordusuna katıldı (ordu yaşamı döneminde Descartes’ın herhangi bir çarpışmaya girmediği düşünülür; kendisi askeri yaşamı ‘‘büyük bir tembellik ve derbederlik’’ olarak görür)
—aynı yıl 10 Kasımda Hollanda’da bir kolej müdürü olan doktor ve matematikçi Isaac Beeckman ile tanıştı (Beeckman’ın Descartes’ın matematik ve felsefeye yönelmesinde etkisi çok büyüktür)
1619 10 Kasım, güney Alman kenti Ulm yakınlarında sıcak bir odada kalırken daha sonra yaşamında dönüm noktası sayacağı düşünü gördü (bu ünlü düş yorgunluk, hazımsızlık, ateş gibi nedenlere bağlıdır ve onun için salt simgesel önemi vardır)
1621 Macar İmparatorluk ordusuna katıldı
1622 Fransa’da kaldı (Britanny ve Paris)
1623 Poitou’da annesinden ona kalan mülkü sattı (27,000 livre) ve geçimini güvence altına alacak düzenlemeler yaptı
1623-25 İtalya gezisi
1625 Paris’te Mersenne (kolejden arkadaşı) ile yeniden buluştu
1628 Kardinal Bérulle ile karşılaştı ve ondan yeteneklerini kullanması konusunda olanaklı en büyük moral desteği aldı
(1629 ve 1630’da sırasıyla Franeker’de ve Leyden’de olgunluk (matrikülasyon) sınavlarını almasına karşın bir aristokrat için gereksiz gördüğü herhangi bir dereceyi almakla ilgilenmedi)
1628-49 Kendini yalıtmak için Fransa’yı terkederek Hollanda’ya yerleşti ve yoğun bir düşünme ve araştırma dönemine girdi. Kafa dinginliğine çok önem verdiği için, bu önlemi özellikle oradaki ilk kışı sırasında kağıda geçirilen Kurallar’ında sık sık yakındığı litterati ile, yarı-felsefeciler ile ilgili olarak almış olmalıdır. Başka bakımlardan kaygısı yoktu, ve bir tecim ülkesi olan Hollanda’da bir çöldeymiş gibi yaşadı. Orada Mersenne ile yazışmayı sürdürdü, Beeckman ile dostluğu ve ayrıca Mydorge, Hortensius, Huygens and Frans van Schooten (büyük) ile ilişkileri sürdü.
1629 Kurallar’ı yazıya geçirdi (1701’de basıldılar)
1633Le Mond’un taslağının tamamlandığı sırada Mersenne’den aldığı bir mektupta Galileo olayını öğrendi ve özgürlüğünü ve boş zamanını korumak için çalışmasını bastırmaktan vazgeçti
1635 Birlikte yaşadığı Hollandalı hizmetçisinden (Helen) bir kızı oldu
1637 Söylem Fransızca’da anonim olarak yayımlandı
1640 Çok sevdiği kızını beş yaşında yitirdi; acısının çok derin ve yıkıcı olmuş olduğu söylenir;
Meditasyonlar yayımlandı (çalışma yedi yıl sonra Fransızca’ya çevrildi)
1642 Ateizm ile suçlandı; Utrecht yerel yetkeleri tarafından mahkum edildi
1643 Bir kez daha mahkum edildi; Prenses Elizabeth ile karşılaştı ve aralarında kurulan dostluk geometriden politik bilime, tıptan metafiziğe dek çeşitli konuları tartıştıkları mektuplarla sürdü (Prensesten parasal destek almadı; aslında Prensesin böyle bir olanağı da yoktu)
1644Felsefenin İlkeleri Amsterdam’da yayımlandı (Elizabeth’e adanmıştır)
1645 Utrecht üniversitesi ‘nötral sansür’ uyguladı (yandaş ya da karşıt tüm yorumlar yasaklandı)
1647 Aynı şey Leyden’de uygulandı; Felsefenin İlkeleri Fransızca’ya çevrildi; Paris’e gitti ve Pascal ile buluştu; İsveç kraliçesi Kristina Descartes’ın kitaplarını okumaya başladı
1648 Bir kez daha Paris’e gitti ve Gassendi, Hobbes ve ölmek üzere olan Mersenne ile görüştü; bir yurtluk ve yıllık gelir teklifini (Montmor’dan) yine özerklik kaygısıyla kabul etmedi
1649Ruhun Tutkuları yayımlandı
Kasım ayında İsveç kraliçesi Kristina’nın çağrısı üzerine ‘‘kışın insanların düşüncelerini donduran’’ Stokholme’e, ‘‘kayalar ve buzlar arasındaki ayıların ülkesi’’ne gitti
1650 1 Şubat zatürreye yakalandı ve on gün sonra, 54 yaşında, öldü. Son sözlerinin şunlar olduğu söylenir: ‘‘İşte böyle ruhum, ayrılma zamanı geldi’’; 1667’de mezarı Paris’e taşındı

 

10.08.2004 11:07:43
Alıntı
Düşünüyorum, öyleyse varım.
Descartes`inde dedigi gibi suur maddeden ayri bir cevher degildir;alem icinde aleme donuk fiiller huzmesidir."Dusunuyorum, o halde varim" dememelidir.
Cunku "Dusunuyorum" diye alemden ayri hicbir sey yoktur.
"Dusunuyorum" dedigim zaman mutlaka birsey dusunuyorumdur; masayi, odayi, dunyayi, gecmisi, gelecegi, zamani ve ucgenin varligini dusunuyorum...
Hicbir hedefi tesbit etmez gorundugum zaman dahi "dusunmeyi dusunuyorum!" demeye mecburuz.

Narcotic 15.08.2004 17:57:49
müslüm gürses - ben şimdi düşünebildigime göre varım tabi.
okan bayülgen - bunu birisi daha söylemişti baba
müslüm gürses - olabilir, bizden duymuş söylemiştir mümkündür o da bizim kardeşimizdir.

BU DA MUSLUMDEN FELSEFE ESINTILERI.

16.08.2004 12:07:10
Smiley descartes ayip etmis  

18.08.2004 01:18:56
gülüyorum öyleyse müslüm harbi süper bir elemandır laugh

anka 13.09.2007 14:14:40
Descartes şu yöntemle Tanrının varlığını kanıtlamaya geçer.
Çıkış noktası "Tanrı düşüncesi"'dir ve iki yol kullanır.
1.Tanrı düşüncesinin bize nereden gelmiş olabileceğini sorar. Nesnelerden olamaz çünkü nesneler Tanrı gibi sonsuz ve yetkin değildir. Kendimiz de bunu yapamayız çünk bizde öyleyiz. Bunu sadece sonsuz ve yetkin bir varlık yapabilir, yani Tanrı. Tanrı'yı düşünmemizin nedeni Tanrı'nın kendisi ise Tanrı vardır.
2. Descartes Ortaçağdan kalma ontolojik kanıtdan yola çıkar. En gerçek ve yetkin bir varlığın olmadığını düşünmek "en gerçek ve yetkin" kavramıyla mantık bakımından çelişir. Mantık bakımından bu çelişmenin karşıtı yani Tanrı'nın varlığı zorunludur. Descartes bu gibi kavramlara doğuştan gelen ideler der. Örneğin matematik de böyledir.

Devamında Descartes diğer şüphelerinin üzerine gider. Örneğin hatırlama yetimizi bizi yanıltmak için kullanan bir Tanrı olamaz çünkü bu Tanrı'nın en yetkin varlık niteliği ile çelişir. Tanrı bizi aldatmıyorsa cisimler dünyasının varlığına da inanabiliriz.

Descartes evrende üç tane varoluş özü olduğuna inanır. Tanrı, ruh ve madde. Bunlardan Tanrı sonsuz, ruh ve madde ise sonludur. Ruhu dolaysız olarak cismleri ise algılarım sayesinde dolaylı olarak bilebiliriz. Ruhun temel niteliği bilinçtir, düşünmedir. Cisimin ise yer kaplamadır, uzaydır. Cisim düşünmez, düşünce ise yer kaplamaz. Uzay ise cismin yer kaplamasıdır yani uzay boş değildir, içinde cisimlerin olduğu bir yer değildir cismin kendisidir. Çünkü yer kaplamayan bir cisim olamayacağına göre yer kaplayan bir cisim olmadan uzay da olamaz. Böylece Descartes atom teorisini reddetmiş oluyor.

Ancak Descartes'in tamamen mekanist bir evren anlayışı vardır. Evrendeki hareketin bir nedeni olduğu açıktır. Bu hareketi sağlayanın Tanrı olduğunu düşünür çünkü ne cisim kendiliğinden, ne de sonlu ve yetkin olmayan ruh bunu yapamaz. Hareket eksilmez ve artmaz sadece temas yolu ile cisimler arasında iletilir. Doğa, tanrı tarafından başlangıçta şekillendirilmiş ve hareket verilmiştir. Bundan sonra doğa kendi kendine bir zorunluluk içinde işlemektedir.

İnsan da bu mekanik sistemin bir parçasıdır ve ruh buna müdahale edemez. Ancak insan hem ruh hem de maddeden oluşuğu için bu ikisi arasındaki ilişki bir problem olarak ortaya çıkar. Descartes ruhun, beynin bir noktasından vücut ile ilişkiye geçtiğini düşünür.

Descartes kurduğu sistem ile felsefeye adeta yeni bir soluk getirmiştir. Kendisinden sonraki pek çok filozof kendi felsefesini onun sistemi ile tartışarak ortaya çıkarmış veya derin etkisinde kalmıştır. Descartes ile felsefede yeni bir dönemin başladığı kabul edilebilir.

uykucu 13.09.2007 14:51:32
Descartes, birçok kişinin sandığı gibi, “düşündüğüm için varım (düşünmeseydim olmazdım)” dememiştir. Descartes var olduğunun kesinliğini düşünerek (daha doğrusu kuşku duyarak) anladığını söylemiştir. Dolayısıyla yalnızca bu veriden hareket ederek Descartes'ın idealist bir filozof olduğunu öne sürmek çok yanlıştır. Düşünmek, idealist ya da materyalist filozof, hatta filozof ya da değil, herkesin başvurduğu bir eylemdir!


BaByyEaT 19.04.2008 12:46:34
deskartes..sokratesn düşünceleri tam anlamıyla açıklayabilrmiştir..gününü gün et..bir gün öleceksn

kelime 19.04.2008 20:02:28
deskartes..sokratesn düşünceleri tam anlamıyla açıklayabilrmiştir..gününü gün et..bir gün öleceksn

socrates in düşüncelerini açıklamasına örnek verebilr misin ?

BaByyEaT 22.04.2008 18:02:42
deskartes..sokratesn düşünceleri tam anlamıyla açıklayabilrmiştir..gününü gün et..bir gün öleceksn

socrates in düşüncelerini açıklamasına örnek verebilr misin ?


tabi neden olmasın....mesela....sokratesin rasyanolizm idealarında 'düşünüyorum demmeki varım!' yargısına ulaşmaya çalışmıştı.....descartes ise....idealarında algılama gücü ve rasyanolizmi bir arada tutmaya özen göstermişti...ve bu konudada sokratesin demk istediklerini daha bir ayrıntılı açıklayıp..algılama gücü ile birleştirmiştir... afro

kelime 22.04.2008 18:35:15
socrates ve descartes rasyonalizm ekolüne ait düşünürlerdir. yani dogmatik (duygular ve önyargılardan arınmış) akılcılık metodunu kullanırlar.

sokrates'e göre insan bilgisi doğuştan gelir. muhataplarına sorular sorarak çok bilgiye sahip olduğunu sananlara aslında hiç bir şey bilmediklerini, hiç bir şey bilmediğini sananları da çok şey bildiklerini ispata çalışırdı.

Rene Descartes: (1596-1650) Modern felsefenin kurucusu sayılır. Modern Rasyonalizm’in öcüsü ve Analitik Geometrinin kurucusudur.

Descartes’a göre üç türlü bilgi vardır:
1-Doğuştan gelen 2-Yapma 3-Arızi bilgiler

Allah fikri,ruh,uzay ve tüm matematiksel düşünceler doğuştandır.Doğuştan gelen düşünceler doğduğumuzda hazır olarak bulunmazlar.Tıpkı doğuştan gelen hastalıklar gibidir.Yani hastalık bebekte kesin kes görülmez ancak görülme ihtimalinin varlığını gösterir.Bunun gibi doğuştan gelen düşünceler de doğduğumuzda hazır olan düşünceler değildir.Bizde hazır olan bu düşünceleri doğuran yetenektir.Aklın doğrudan kavramasıdır.Bu yetenek Tanrı tarafından eşit olarak dağıtılmıştır.Aklın kavradığı doğuştan olan bu bilgilerin dışındaki bütün bilgilerimiz duyularla kavranmış niteliktedir,arızi geçici bilgilerdir.Descaretes’ göre bu bilgiyi elde etmenin dört aşaması vardır;

1-Doğruluğunu apaçık bilmediğim şeyi doğru kabul etmemek (apaçıklık)
2-İncelenecek şeyleri bölümlere ayırmak (bölme,analiz)
3-En kolay bilinenden,en karmaşığa doğru yükselmek (Basitleştirme ve sıra)
4-Gözden geçirmek (sayma ve kontrol)

Descartes, duyulara güvenmediği için, duyularla elde edilen bilgilerin şüpheli olduğunu düşündü.Matematiği ve Fiziği apaçık ve kesin bilginin modeli olarak aldı.Onun dışındaki her şeyden bir kere de olsa şüphe etti.O’na göre kesin bilgi bu şüphe edişten çıkmaktadır. Descartes böylece ;“Mademki her şeyden şüphe ediyorum,öyleyse düşünüyorum;Madem ki düşünüyorum,öyleyse varım”(Cogito Ergo sum) formülüne ulaşır. Bu sonuç O’na göre apaçık,kesindir.O’na göre kendisinde var olan düşünme yeteneği Tanrı’yı;en yetkin ve aldanmaz-aldatmaz olan Tanrı fikri de dış dünyayı kanıtlanır.
Descartes’in rasyonalizmi,iyi yönetilen her zihnin kesin,genel-geçer bilgiye ulaşabileceği görüşüne dayanır.

Rasyonalizm'in diğer uygulayıcıları ise Platon, Aristoteles, Farabi, Hegel gibi düşünürlerdir.

..

descartes algıları dışlayan bir düşünür olduğu halde "algılama gücü ile rasyonalizmi birleştirmiştir" görüşünü anlayamadım ?


bkn:
http://akarakaya.topcities.com/felsefe/rasyonel.html
http://sosyalbilimler.islamisohbet.com/r/004.htm

ulgnil 03.05.2008 20:48:54
"düşünüyorum öyleyse vurun"

kopil118 03.05.2008 20:53:17
socrates ve descartes rasyonalizm ekolüne ait düşünürlerdir. yani dogmatik (duygular ve önyargılardan arınmış) akılcılık metodunu kullanırlar.

sokrates'e göre insan bilgisi doğuştan gelir.

bu dogma düşüncenin akılcılığı nerede kelime?


Sayfa: [ 1 ]