|
||
| İnsanı tiyatroya yönelten süreç nasıl gelişmiş olabilir..Mesela tipik başlangıç hikayesi gereği önce etrafını taklit etme güdüsüyle onları içselleştirmiş sonra bunu göstermek ,diğer insanlara yaşatmak mı istemiştir? Ya da doğadan korkusunu yenmeye ve kendini farketmeye başladığında ayna görmek arzusu mu sahneyi yarattı.. gibi. Nasıl biliyorsun başlangıcını tiyatronun demiyorum aslında..daha çok nasıl hayal ediyorsun? |
||
|
||
| İnsani sahneye iten neden kendini asmanin bir yolunun da baskasinin gozunden dunyaya bakmanın olmasi.Sahne insani kendinden cıkartabilen en en guclu alanlardan biridir.Bİr de alkislar var tabi. | ||
|
||
| Taklit olarak doğmaktan öte ; bazı törensel düzenlemelerle başlamıştır tiyatro kanımca . Yani bunu oyunun tarfiyle de birleştirerek söylüyorum . Büyük tapınma ayinleri başlı başına herkesin farklı rollerinin olduğu bir sahnedir . Kurban verme ; yas tutma totemik uygulamalar ...vs..İnsanın zihninde görüneni saptırmaya meğilli - yani onunla oynamaya - bir yan vard. Bir kere dilin kendisi ; görünenin ötesinde her an yenilenen ve yinelenen başka bir dünya tasarımı - içinde kıvrak zekanın prıltılarını yansıtan bir çeşit oyun değil mi ? Niye oynadığımız sorusu stres atmak günah çıkarmak vs. den çok öte bir olgu . Küçücük köpek yavrularının insanvari düşünüşe sahip olmamalarına rağmen tepişip hebele hübele boğuştuklarını görürüz . Oyunların çoğu da modern anlamda tiyatronun başlangıcı sayılabilir . Çünkü her oyuncu bir role sahiptir . Bu örnekleme daha da ileri götürülebilir . Bizatihi oyunun kendisi kültürün tanımını yaptırabilir veya kültür oyuna kan bağıyla bağlıdır . Kültürün oluşumunda ne kadar çeşitli faktör çıkartılablirse oyunu da şekillendiren faktörler o denli çoğalır . 17. yy dram şekillenmesi dahilinde kültürün ve sosyal hayatın herkesin bir rolunun olduğu sahneye benzetilmesi bu görüşü destekler . Buradan sonra hayalim dahilinde bir kaç ekleme yapacak olursam . Mitosların içerisinde o güne kadar totemik kabilelerin gerçekleştirmiş olduğu dinsel ayinlerin imgelerinden arta kalan anlatımlar söz konusudur . ve bu mitoslar birer tiyatro metni gibi tasarlanmış olmalı . nası felsefe aristoya gelene kadar sorgulamadan çok şiirsel analatım ve betimlemeler üzerinde yoğunlaşmışsa tiyatro da aristoteles cahtarsis i tanımladığı döneme dek bilinçsiz bir tapınma ayini olarak devam etmiş olmalı . |
||
|
||
| şu da sebepler içinde olabilir mi acaba... dönemin genel yapısı ya da insanların her zamanki durumu yüzünden söyleyemediklerini başkasına söyletmek gereksinimi. | ||
|
||
hmm belki bir süre sonra dediğin olmuş olabilir ama ben yinede bunun bilinçsizce bir süre tekrarlandıktan sonra bilinen anlamdaki formlarına yaklaştığını düşünüyorum .... ![]() :rolleyes: |
||
|
||
| Çocukken resim çizeriz,yazmayı öğrenmediğim sanarak yazarız ama en çok oyun oynarız.. Sahneye yazgılıydık..İçimizden çıktı..O zamanın şartlarına göre daha düz ya da daha maskeli anlatımlarla ama uzaka duramayacağımız bir arena olarak çıktı. Vazgeçemediğimiz hayati törenimiz. Seviyoruz biz bunu...Makelerimizi değiştirip değiştirip yeni replikler yaratmayı. |
||
|
||
| Bir de sahnenin kuralları bellidir . Ve o kocaman kocaman adam ve kadınlar orada şaklabanlık yaparlar aslında . Bu nasıl bir histir -ki insanı kendine bağlar - kuralları içinde oyunu oynamakta sebesttir herkes. Ve hiçkimse bir diğerini sahnedeyken yargılayamaz. Karşısında olmasına rağmen , orada nefes alıp veriyor olmasına rağmen dünyalarınızın arası saydam bir kapıyla kapalıdır . İkincil gerçeklik - kısmı kopuş ; özel his.... | ||
|
||
| Ve nasıl nasıl ince kurgulara dönüşmüştür ilk sahnedeki detaysız duruş..çünkü hayatı büyüteç altına alıp bütün detaylarını en ince parçalarına ayırıp sonra farklı parçaları birbiriyle yakıp - birbirine değiştirip sonra bazen soyup giydirip hayatı işte içorganlarına ve bu organalrdan bağımsız gibi duran hücrelerine kadar inceleyip.... hayatı anlamaya çalışıp işte.. sonra bir de özetini çıkarıp sahnedeki o kahramanın yüzündeki ufak bir tebessüme yerleştirirriz. Belki de sahneye bunun için çıkar insan...Ufak bir mimikte tüm evrene bilgisini haykırmak için. Çünkü içinde kaldığında kansere çevirir.
|
||
|
||
| şimdi hayal ediyorsun dersen bu konuda öğrendiklerimle köreldim diyebilirim.. Çünkü Tiyatronun derste büyülerden törenlerden ve akabinde taklitten doğduğunu öğrendim.Fakat öğrendiklerimi nasıl hayallediğimi anlatabilirim:) Bana büyü törenleri insanların ilgisini çekmiş ve bunu olağanlaştırmışlar gibi geliyor yani zamanla tiyatroya dönüşmesi kitlelerce izlenmesinden kaynaklanıyor.. | ||