|
||
| DTH, Turkiye’nin ve Demokrasinin Hizmetinde Olmali Terorden buyuk acilar ceken Turkiye’de bir daha benzer acilarin yasanmamasi, mevcut baris ve huzur ortaminin surdurulebilmesi icin Demokratik Toplum Hareketi’ni olusturan Leyla Zana ve arkadaslarinin, demokratik bir Turkiye partisi mi, yoksa KONGRA-GEL’in vekil partisi mi olacaklarina karar vermeleri gerekiyor. 1980’lerde silahla, siddet ve terorle patlayan Kurt milliyetciliginin Kurtlere de, Turklere de yarari dokunmamistir. Hatta, teror eylemleri nedeniyle en buyuk zarari da Kurtler gormustur. Bundan sonra siyaset meydanlarinda dalgalandirilacak Kurt milliyetciliginin, Turkiye’yi istikrarsizlastiracagina, Turk milliyetciligini korukleyecegine ve Turkiye’nin Avrupa Birligi yolunu zorlastiracagina dikkat cekerken, kimlikleri korumanin ve gelistirmenin yolunun, artik bu cagda milliyetcilikten gecmedigini vurgulamak istiyorum. Leyla Zana ve arkadaslari tarafindan olusturulan Demokratik Toplum Hareketinin (DTH) sozcusu Orhan Dogan, etnik siyasete karsi olduklarini vurgularken, hareketin hedefleri ile ilgili Milliyet Gazetesi’ne (14 Mart 2005) onemli aciklamalarda bulunmustu. DTH’nin, Turkiye’nin her karis topragina sahip cikan, tum insanlarini kucaklayan bir hareket olmak istedigini belirten Orhan Dogan, soyle diyordu: ‘Biz, Kurt siyasetinde ezberi bozduk. Etnik siyaseti ve teroru reddediyoruz. Bu hareketin, DEHAP ve ondan oncekilerden farki buradadir. Turkiye’nin toprak butunlugunun bozulmasina kesinlikle karsi cikan, demokrasi ve insan haklarini esas alan, birlikte yasama iradesinden yana tavir sergileyen sagduyu sahibi insanlarin birlestigi bir orgutlenme olacagiz. Guneydogu Anadolu’da catisma ortaminda kurulan eski partileri (HEP, DEP, DEHAP ve digerleri) sistem dislamisti. Cunku bu partiler, 1990’lardan sonraki siddet ve teror ortamina uyum sagladilar. Cozum uretemediler ve misyonlarini tamamladilar. Bugun Turkiye’de baris, guven ve huzur ortami mevcuttur. Bizden oncekilerin parti anlayisi ve izlenen politikalarla, bu cagda var olabilmemizin mumkun olmadigini goruyoruz. 20.yuzyilin bakis acisiyla 21.yuzyilin cozum projelerini uretemeyiz. Gecen yuzyilda ‘dil, arti etnisite, esittir devlet’ demekti. Simdi oyle degil. Uluslarin kendi kaderlerini tayin hakkini, Kurtlerin, Turklerle birlikte yasamaktan yana kullanmis olduklari seklinde dusunmek gerekiyor. Biz, Turkiye’nin toprak butunlugune saygi duyuyoruz ve uniter yapisinin korunmasindan yanayiz. Kurtlere odaklanmak yerine, Turkiye’nin sosyal, ekonomik, kulturel problemlerinin cozumune katki sunmaya calisilmalidir. Etnik siyasete, teror ve siddete karsi cikan DTH, demokrasi ve insan haklarinin gelisimini destekleyen politikalar uretecektir. Orhan Pamuk’un ‘30 bin Kurt olduruldu’ sozunu Kurtler adina siddetle kiniyor ve etnik ayrimciligin, siddetin, terorun Turkiye’ye bugune kadar hicbir sey kazandirmayacagini vurgulamak istiyorum. PKK, degisimi okuyamadigi icin once KADEK’e, sonra da Kongra-Gel’e donustu. Kongra-Gel’in silahli eylemleri tirmandirma kararini tasvip etmiyoruz. Sorunlarin silah veya siddet yoluyla cozulemeyecegi gorulmelidir. Basta Kongra-Gel yonetimi olmak uzere, Kurt aydinlari ve siyasetcileri, dagdaki genclerin silahtan ve siddetten arindirilarak, toplumsal yasama katilmalari icin harekete gecmeliler.” Orhan Dogan’in aciklamalarini degerlendiren Mehmet Metiner ise, Nasname isimli internet sitesine yaptigi aciklamada (18 Mart 2005), Kurtcu siyasetcilerin izlemeleri gereken yol hakkinda onemli saptamalarda bulundu; ‘Kral ciplak diyorum. Acikca soyluyorum iste; politik Kurtculer, eski tarz yaklasimlariyla, birakiniz sorunu cozmeyi, sorunu catisma temeline oturtarak daha da cozumsuz kilarlar. Turkiye’de yasayan Kurtler bu cozumsuzluk girdabindan kurtarilmalidir. Biz ve oteki ayrismasini catismaya donusturecek etnik milliyetci yaklasim, en buyuk zarari Kurtlere verecektir. Etnik milliyetci yaklasimi benimseyenler, sadece Kurt olmayanlari degil, en basta Kurt olanlari da sayet kendileri gibi dusunmuyor ve kendi siyasetlerini elestiriyorlarsa, imha edilmesi gereken zararli unsurlar olarak gormeye basladilar. Bu antidemokratik zihniyet, ne yazik ki, bir virus gibi Kurtlerin govdesinde hizla yayilmaktadir. Bunun panzehiri olan demokraside karar kilmadigimiz surece kendimizi olume terk etmis oluruz. Bu yuzden tam da bu surecte ‘kral ciplak’ demek gerekiyor. Kurtlerin duygularina hitap ederek politik guc elde etmek isteyenlerin bugune kadar Kurtlere yarardan cok zarar verdikleri ortadadir. Eski tarz Kurtculuk anlayisiyla varilacak yer, kocaman bir hiclik ve buyuk bir trajedi olur. Tarih bunun sahidi, yasanmislar bunun belgesidir. Turkiye’de yasayan Kurtlere bir daha bu trajediyi yasatmaya hic kimsenin hakki yoktur. Turkiye eski Turkiye degildir. Cumhuriyetimiz, kendini AB standartlarina uygun sekilde yeniden yapilandiriyor. Basta askerler olmak uzere, siviller de bu surece cok onemli katki sunuyorlar. Turkiye’de demokratik temelde ortaya cikan bu degisim dinamigini cok iyi kavramak gerekir. Bu surecte Kurtler engelleyici bir rol ustlenmemelidirler. Kurtleri bilerek veya bilmeyerek degisimin engelleyici gucu olarak yeniden sahneye surmek isteyenlere karsi, demokrasiden ve birlikten yana olan sagduyu sahibi Kurtler seslerini yukseltmelidirler. Kurtler, bu sureci baltalayacak, karsi milliyetciligi yeniden tahrik ederek statukoculara kan tasiyacak soz ve eylemliliklerden ozellikle kacinmalidirlar. Aksi takdirde, Kurtler icin yeni bir kabus ve trajedi kacinilmaz olacaktir. Kendimize ve ulkemize yazik etmenin kimseye yarari olmaz. Kurtluk ve Kurtculuk uzerinden siyaset yapanlar marjinallesmistir, eski tarz siyasal Kurtculuk omrunu tamamlamistir. Turkiye’de yasayan Kurtlerin, etnik federasyonu savunan Kurt partisi HAKPAR’a ve Kurtlerin haklarini savundugunu iddia eden PKK’nin vekil partisi DEHAP’a oy vermemeleri ve sahip cikmamalari, Turkiye’de cok seyin degistigini ortaya koyuyor. Kral’in ciplak oldugunu goren Kurtler, her turlu siddeti reddederek, demokrasi ve birlikte yasamayi esas aliyorlar.” Mehmet Metiner ve Orhan Dogan’in aciklamalarina birkac cumle de ben eklemek istiyorum. Sunu unutmayalim, bazi Kurt siyasetcilerinin medet umduklari ve destek bekledikleri Avrupa, milliyetcilikten fazlasiyla cekmis bir kitadir. ‘Benim milliyetciligim seninkinden daha iyidir’ oyunu yuzunden Avrupa topraklari bir trajediden otekine savrulmustur. Oluk gibi kan akmistir. Avrupa Birligi; bazi Kurt siyasetcilerinin ve Kongra-Gel’in siddet yanlisi yoneticilerinin bugun one cikarmaya calistigi milliyetcilik illetinden kurtulmak icin dogmustur. Avrupa Birligi, milliyetcilik illetinden kurtulmak icin tarihin en iddiali baris projesi olarak dunya sahnesine cikmistir. Turkiye, boyle bir AB’nin yoluna girmeye calisirken, bunun icin son derece kritik, sancili bir surecten gecmeye gayret ederken, Kurt siyasetcileri ve aydinlari, bu cagda milliyetcilik oyunu oynamanin, bunca deneyimden sonra akil kari olmayacagini anlamalilar. Turkiye’deki legal Kurt orgutleri eger boyle bir zamanda bocalarlarsa, demokrasi ve baris ile ilgili soylenen her seyi unutup, bir kez daha siddete goz kirpmaya baslarlar, bir kez daha terorun pesine takilirlarsa, demokrasi yerine oligarsinin tepeden inme emirlerini esas alirlarsa, Turk ve dunya kamuoyunu bir daha hicbir seye inandiramazlar. Turkiye’nin ozgur, guvenli, mureffeh ve mutlu gelecegi, ortak vatan, vatandaslik, tarihi beraberlik, sosyolojik kaynasmislik ve ortak kader temelinde ve uniter devlet icinde liberal ozgurlukleri tum ulkeye ve herkese genisletmekten gecmektedir. Serhat Ararat Arastirmaci Yazar |
||