|
||
| MHP başkanı Devlet Bahçeli aslında çok hasta. Yerine yeni bir isim belirlenmiş. İlk seçime MHP bu isimle girecek. |
||
|
||
| eabaed: windows mi-la-si-la-mi-re eab ed: kanal d mi-la-si-mi-re valla sadece la eksik ikincisinde, benim kulağıma göre.. baya benzer geldi bana da.. |
||
|
||
| "Truman Show" u elbet izlemis olan vardir. o filmdeki gibi, Belki sizin haricinizdeki herkes sadece sizin hayatinizin susleri, belki etrafinizdaki insanlar, tamamen rol yapiyor hatta belkide herbiri birer robot. belkide bizim gelecegimizi onceden bilen birileri ne zaman ne yapacagimizi bildigi icin o ortamlari, insanlari ve cevreleri onceden hazirliyor ve biz sanki normal bir hayatta yasiyormusuz gibi hissediyoruz. Truman Show u zlemis olanlar ne demek istedigimi cok iyi anlarlar. |
||
|
||
| Adnan Kahveci- Eski Maliye Bakanı. Dedi ki; "Bizim bağımsız olmamız için Amerika ve IMF'den kurtulmamız lazım." 2 gün sonra trafik kazasında öldü. Bedri İnce Tahtacı - Saadet partisi Gaziantep milletvekili. Dedi ki; "Amerika en büyük engeldir bu ülkeye; istediğini basbakan yapar, istediğini cumhurbaşkanı yapar" 5 gün sonra Antep'e giderken trafik kazasıdan öldü. Turgut Özal - Cumhurbaşkanı. Dedi ki; "Musul ve Kerkük bizimdir alacağız" 10 gün sonra öldü. Eşref Bitlis - Jandarma Komutanı. Dedi ki; "Amerika'nın İncirlik'ten kalkan uçakları PKK'ya yardım atıyor" 4 gün sonra -eksi 60 dereceye kadar dayanıklı olan helikopter ile Siirt'e giderken helikopteri düştü ve öldü..! Kaza nedeni helikopter motorların buzlanması! Oysa Siirt'te o esnada hava soğukluğu -11 idi Recep Yazıcıoğlu- Denizli Valisi. Denizli'de kanun çıkardı; "Artık bundan sonra cafe ve benzeri yerler İngilizce isim kullanmayacak, yani cafe değil kahve yazılacak" dedi vee.. 1 hafta sonra Ankara'ya giderken trafik kazasında öldü. TBMM - 1 Mart tezkeresine red oyu verdi. 3 gün sonra İstanbul un göbeğin de bombalar patladı.Kaç kişi öldü..! Dink’i kullandılar Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Hrant Dink cinayeti ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hrant Dink’in kullanıldığına dikkat çeken Erenerol şunları söyledi: “Onu öldüren Ermeni Diasporası ve ardındaki güçtür. Dink, son zamanlarda onların işlerine çomak soktu. Çünkü kullanıldığını anlayıp uyandı. Ermeni Soykırımı iddialarında tamamen Türkler’den yana tavır almaya başladı. Güneydoğu’daki Kürtler’i, ‘Oyuna geliyorsunuz’ diye aydınlattı. Ancak bu onun sonu oldu. Kullanıldığını fark edince ortadan kaldırdılar. Tetiği çeken kişinin soyadının ‘Samast’ (Kilise Bekçisi) anlamına gelmesi önemlidir.” NASIL UYUTULUYORUZ..! Medyaya yansıyan ATO (Ankara Ticaret Odası) raporu, çarpıcı bir verinin altını bir kez daha çiziyordu. Veri şu : TBMM Akaryakıt Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu'nun çalışmasına göre, sadece son iki yılda Türkiye'ye sokulan kaçak akaryakıtın miktarı 7 milyon 814 bin ton. 7 milyon 814 bin ton !.. Dile kolay... 780 bin küsur karayolu tankeri yükü !.. Yani, yaklaşık 10 milyon m3... yani, 10 milyar litre.... yani, 1 500 000 (birbuçuk milyon) arabanın deposunu iki yıl süresince haftada bir "full"lemeye yetecek kadar. Muazzam bir rakam değil mi ? İki yılda 780 bin ( ya da günde ortalama ikibin küsur) tanker yükü yakıtı, Doğu'daki kaçakçıların katır sırtında ya da Irak'a gidip gelenlerin kamyonların gizli bölmelerinde sokmuş olmaları mümkün mü ? Peki, ülkeye bir şekilde girdikten sonra, nasıl pazarlanabilir ki? Gizli gizli, yol boyu mendil satan çocuklar eliyle pet şişelerde ya da kentin arka sokaklarında tenekelerle satılacak bir miktar değil ki... Miktarın büyüklüğüne bakınca, insanın aklına bu yakıtın ancak benzin istasyonları aracılığı ile pazarlanmış olacağı geliyor. İnsanın aklına gelen, neyse ki, Devlet'in de aklına geldi. Bu kaçakçılıktan iki yılda 10,7 milyar YTL (bir-iki rafineri ve demir-çelik tesisi özelleştirme bedeli kadar) vergi kaybı olduğunu saptayınca, ülke çapındaki benzin istasyonlarında büyük çaplı bir operasyon yapıldı. Toplanan yakıt örneklerinin tahlil sonucu henüz belli değil. Ama... .... "lisanssız" istasyonlara, daha önce uyarılmış olmalarına rağmen, halâ yakıt vermeye devam eden dağıtım şirketlerine bu kanun dışı davranışları nedeniyle ceza kesildi. Kesilen cezanın toplamı; 1 milyar 666 milyon 935 YTL Rekor ve bu özelliğiyle tarihî bir ceza... 1 milyar 666 milyon 935 YTL ... Dağıtım şirketlerinin "yürütmenin durdurulması" istemiyle Danıştay'a yaptıkları başvuru reddedildi... ve ödeme için kendilerine verilen 30 günlük sürenin dolmasıyla birlikte, EPDK şirketlere haciz uygulanması için Maliye Bakanlığı'na başvurdu. Şimdi gelelim konunun "bam teli"ne... Bu ülkede birilerine (gecikme faizleri hariç) 1.000.000.000 (bir milyar) Dolar'ı aşkın ceza tahakkuk ettiririlecek ve bu cezanın tahsili için harekete geçilecek, ama gündem bununla çalkalanmayacak. Bu konu, bir kadının Hülya'nın müzmin kocası Kaya 'dan yavrulaması ya da Pınar 'ın en son kiminle kültür-fizik yaptığı kadar haber olmayacak? Aklınızın bu durumu hazmetmesi için, ceza yiyen akaryakıt dağıtım şirketlerinin belli başlılarını bir sıralayalım : - 46 milyon YTL : Shell - 60 milyon YTL : Termopet - 62 milyon YTL : Total - 65 milyon YTL : BP - 88 milyon YTL : Aytemiz - 100 milyon YTL : Erk - 113 milyon YTL: Turcas .... ve ... ve... - 499 milyon YTL : Petrol Ofisi Petrol Ofisi gibi üçüncü sıradaki Erk'in de Aydın Doğan'ın olduğunu göz önünde tutarsanız, bu olayın çapına kıyasla MEDYAMIZ TARAFINDAN neden bu kadar sessiz geçiştirilmeye çalışıldığını anlayabilirsiniz. Kısırlaştırma bombası atıldı Tek tip boğucu gündemden uzaklaşıp satır aralarına gömülen ve bence ulusal güvenliğimiz üzerinde birinci dereceden tehdit algısı yaratan bir konuyu dikkatinize sunmak ve de dikkatinizi çekmeyi başarır isem de sonucu değiştirmek adına daha fazlasını isteyeceğim bugün sizden ey aksiyonel okur. Bu öyle bir konu ki yaratacağı ekonomik yıkımın dışında, Türk neslinin KISIRLAŞTIRILMASI, tedavisi imkansız olan ölümcül alerjiler, bilinmeyen hastalıklar ve doğadaki görülmemiş değişimler tehlikesini içeriyor. a.. Geçtiğimiz ay Meclis'ten geçen Tohumculuk Yasası'ndan bahsediyorum. Bu yasayla devlet tohumculuk alanından tamamen çekiliyor, piyasa başta İsrailli firmalar, Syngenta, Pioneer, Monsanto gibi çokuluslu tohum şirketlerine teslim ediliyor, çiftçimiz sizlere ömür ve de biraz önce de belirttiğim gibi hepsinden önemlisi de yasa ile Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) girişine ve ekimine olanak tanınıyor. Böylece de insan sağlığı üzerinde başta KISIRLIK,alerjik reaksiyonlar, antibiyotik dayanıklılık gibi hemen ve uzun vadede öngörülemeyen ciddi sağlık riskleri yaratıyor. a.. Yasanın arkasında AKP'nin içindeki Güneydoğulu vekiller lobisinin önde gelen ismi, Tarım Bakanı Mehdi EKER durmakta ve... Noktaları yine siz doldurun ey bilen okur. a.. Bu aradahemen eklemem gerekiyor; Avrupa Birliği, Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO'lu) AB'ye girmesine izin vermemekte, peki ya KISIRLAŞTIRMA, neslimizin tüketilmesi ve diğer tehlikeler altında olan siz Türk Milleti şimdi ne yapmayı planlıyorsunuz? a.. Konuya farklı bir uzman yorumu getirelim; Hafta sonu çok değerli bir çiftin konuğu oldum, Özbekistan'ın sürgündeki muhalif lideri Muhammed SALİH ve eşi Dr. Biyolog Aydın SALİH Hanımefendi ile uzun uzun sohbet ettik, nereden nereye... Aydın Hanım, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve Tohumculuk Yasamızın içerdiği tehlikeler ve yakın geçmişten günümüze tespitlerle dolu önemli bir yorum yaptı ('konu Türk dünyası olunca hepimiz tek ses oluruz' diyerek) bu stratejik konuyu-ulusal tehdidimizin boyutunu Sayın Aydın SALİH'in incelemesinden aynen aktarıyorum; a.. 'Son dönemde zaten Türkiye tarım ürünleri (sebze, buğday, mısır, ayçiçeği vs.) tohumlarının yüzde sekseni dışarıdan ithal edilmeye başlanmıştı. Bu tohumların GENETİK OLARAK DEĞİŞTİRİLMİŞ tohumlar olduğunun bilinmemesi mümkün değil. Her GENETİK OLARAK DEĞİŞTİRİLMİŞ tohum, içinde terminatör geni ihtiva eder. Bu terminatör kendi neslini yok etmeye programlanmıştır. İşte bu nedenle de genetik olarak değiştirilmiş tahılın verdiği ürün tohumu KISIRDIR. Yani, her ekim yılı/mevsimi için yeniden tohum almak gerekecektir. Bu durum, sadece gıda açısından dışarıya bağımlı hale gelmekle kalmayacak çok daha vahim sonuçlar doğuracaktır. a.. Dışarıdan bakınca sadece ticari amaçla yapıldığı sanılan bu işin arkasında ise çok vahim bir stratejik hedefin yer aldığı görülüyor. Bu tip tohum politikasına bağımlı kalan Türkiye, sadece ekonomik değil, genetik tuzağa da düşmüş olur. a.. Genetik olarak değiştirilmiş tohumları istenilen menfi ya da müspet yönde programlamak mümkündür. Ve böylece GDO'lu ürünlerle istenilen her toplum yönlendirilebir. Bu yöntem bir milleti ve onun yaşadığı ortamı yok edebilecek kadar tehlikelidir. Mesela bu program, kısırlaştırma (sterilizasyon) erkek ve kadınlarda KISIRLAŞTIRMA programı olabilir. Veya tedavisi imkansız olan ölümcül alerjiler, bilinmeyen hastalıklar ve doğadaki görülmemiş değişimler olabilir. Yani GDO bünyesinde otomatik olarak ve sonsuz bir şekilde çoğalabilen GENETİK BOMBALAR taşıyabilir. Ancak ne yazık ki Türkiye'ye sokulan bu GDO'ların ne gibi sonuçlar doğurabileceğinin tespitini yapabilecek bilimsel altyapı mevcut değil.' a.. Evet, tehlikenin boyutu ortada, neslimiz, sağlığımız, ülkemize 'Genleri Değiştirilmiş Tohum' biyolojik silahı ile vurulmak üzere, yediğiniz her lokmada aklınıza gelsin; işgal sizce kaç türlü olur ey tehlikedeki okur? Ömer *** İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Maslak Tlf : *** Fax : *** ***@itu.edu. Bu mesaj ve ekleri mesajda gönderildiği belirtilen kişi/kişilere özeldir ve gizlidir. Bu mesaj tarafınıza yanlışlıkla ulaşmış olsa da mesaj içeriğinin gizliliği ve bu gizlilik yükümlülüğüne uyulması zorunluluğu tarafınız için de söz konusudur. Böyle bir durumda, lütfen gönderen kişiyi bilgilendiriniz ve mesajı sisteminizden siliniz. Mesaj ve eklerinde yer alan bilgilerin doğruluğu ve güncelliği konusunda gönderenin ya da Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.'nin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. mesajın ve bilgilerinin size değisikliğe uğrayarak veya geç ulaşmasından, bütünlüğünün ve gizliliğinin bozulmasından, virus içermesinden ve bilgisayar sisteminize verebileceği herhangi bir zarardan sorumlu tutulamaz. This message and attachments are confidential and intended solely for the individual(s) stated in this message.If you received this message although you are not the addressee you are responsible to keep confidential the message. In that case please inform the sender and delete the message. The sender has no responsibility for the accuracy or correctness of the information in the message and its attachments. Merkezi Kayit Kurulusu A.S. shall have no liability for any changes or late receiving,loss of integrity and confidentiality, viruses and any damages caused in any way to your computer system. |
||