|
||
| Kırılmak alınganlığa mı kibre mi işaret eder? Herkese aynı şeylerden dolayı mı kırılır insan? Kırılmak tanımlanabilir mi? |
||
|
||
| kırılmakla alınganlık aynı şey şey değil kibirlede bi alakası olduğunu sanmıyorum kırılmak kendi başına bi kavramdır başkalarıyla varolmaz.. yada şey diyebiliriz.. kendi başınadır ama bağımsız değildir.. kırılmak alınganlık kadar zayıf kibir kadar güçlü değildir belkide.. |
||
|
||
| Haklısın alınganlıkla kırılganlık direkt ilgili değil.Hatta alıngan bir yapının yaşadığı kırılganlık bir süre sonra alışagelmiş bir durum olarak derinliğini de yitirebilir. Ancak bazen kırılmamak sorumluluğunu da bir insanın taşıdığını düşünüyorum.Ya da kendi yaralarını kendi sarmasını öğrenmesi gerekiyor.Hatta bu daha güvenli. |
||
|
||
| yaraları sarmak kişinin değil zamanın işidir bence.. yalnız bişiyi inkar edemem.. kişi ne kadar güçlüyse zaman o kadar çabuk yetişir onun imdadına.. |
||
|
||
| Bazı yaralar ancak dönüşürse geçer.Örneğin ; sanatsal bir yaratımın yakıtına. | ||
|
||
| kırıklar düzelmez ama kırgınlık geçebilir- kendin çaba harcıyorsan güçlenirsin(yanlızlaşırsın),kıran çaba harcıyorsa kırıkların aradaki sevgiye vuran yansımaları silinir. kendin temizlemen yaralarını , kırabilir kişi sayısını azaltır-özgürleştirir. |
||
|
||
| öğrenmenin yaşı olmadğını çok iyi anlıyorum..son öğrendiğim,bazen kırgınlık karşıya da kırgınlık verdirtmek duygusu uyandırıyor | ||
|
||
| öç ama iki katı ceza keser.çünkü diğeri durup dururken dengeyi bozmuştur. öte yandan kırmadan-kırılmadan bir insanı hayatına almak imkansız ki... her kişi kendi sivri taraflarıyla sana gelir ve onlarla onu sevebilirsin-varlığına dokunabilirsin ancak. |
||
|
||
öç ama iki katı ceza keser.çünkü diğeri durup dururken dengeyi bozmuştur olm,işte bu...ÖÇ... lem,gercektenmi ilk defa öç düşündün? evet olm,hayatımda ilk defa oluyor |
||
|
||
| öç alma fikri...hmmm?..bende ilk defa yaşayanlardan oldum,düşünenleri bile anlayamazdım.demekki kimse beni böyle kıramamış daha önce | ||
|
||
| kırıldığın nokta hayata yönelmiş en sert bakış açısından kopar.. her kırık açıyı biraz daha daraltır.. köşeleri çoğaltır.. keskinlik bileylenir.. her seferinde daha kolay kırılır.. . birazda bu yüzden yara hiç kapanmaz.. saklamak iyi bir çözüm değil.. |
||
|
||
| kırıklarını yutarsın..ister istemez...hani yaran ortada gezinmesin. kimse bu yaralı kolay ölür demesin. ağzını yaralarsın yutarken kırıklarını. artık anlatamazsın da..neden kırıldın..nasıl. her kırıktan bir toz kalkar kalbini zehirleyen. gün gelir. çelik gibi olursun ... ama çelik soğuktur. insan tanımaz. insan gibi solumazsın artık. canın anmaz hiç evet...canını duymazsın çünkü. |
||
|
||
| ewet bir çok insana kırgınım daha doğrusu herkeze |
||
|
||
Hayatım hep söylediğim sözleri tartarak kimseyi kırmamaya çalışarak geçti.Üstüne bir de kırılganlığım eklenince... Kırmadım kimseyi, hep kırılan oldum...Yılmaz Güney'in şiirindeki gibi kedilere ağladım,kuşların yasını tuttum. Söylediğim en sıradan cümle için bile "acaba kırdım mı kimseyi" diye düşünmekten yorulmadım. Bunun yanında insanlar da bi o kadar kırıcı olmaktan vazgeçmedi. Ve hatta kimseyi kırmama halimin anormalliğiyle suçlandım. Söyler misiniz hangisi doğru, kırmalı kırılmalı mıyız? çatır çatır söylemeli miyiz içimizden geçenleri yoksa tartıp durmalı mıyız herşeyi? Kırılganlığımla,öfkemi,sinirliliğimi dışa vurmamamla insanları kırmamak için aklımdan geçenleri söylememle başım dertte...Ben mi anormalim yoksa artık dünya mı anormal?
|
||
|
||
| sen normalsin,bende normalim ... gerisi kontrgerila ... |
||