|
||
| askere gidiyosan yakınmaya hakkın yok askerde masa tenisi oynanmıyo savaşılıyo 278217892987 yıl sonra askerlik olsun yine savaşılcak |
||
|
||
| sanırım psikolojik halkı motive etmek zaferin heybetinin arttırmak ve birilerinin daha fazla yüceltmek yinede ne olursa olsun bunlar basit şeyler türk ordusunun böyle basit noumaralara yüceltmelere ihtiacı yoktur | ||
|
||
| dostum ben Çanakkale'de ölen askerlerin sayılarının fazla gösterildiğini biliyorum.. hatta bir çok kayak bu konuda çelişkiye düşer.. ancak bir tarihçi olarak Çanakale'de ölen askerlerin sayısının az gösterildiğini ilk duyuyorum.. kaynaklarla desteklemen mümkün mü? |
||
|
||
| Çanakkale Şavası göstermelikti. Ülke çoktan satılmıştı. | ||
|
||
| Saydınız da mı biliyorsunuz, Olan şey, rakamların birbirini tutmaması. |
||
|
||
Canakkale savasinda türk tarafin olan üstü bir kayip verdigi saklanamaz. Ama gercek sayi neden halktan saklaniyor? Sehit düsen insanlara büyük bir haksilik degil mi? Sanki canakale savasi bir ayipmis gibi. Ancak son 30-40 yildir saib cikilmaya baslandi. Çanakkale savaşı ile bildiğin bir bilgi okuduğun kitap, yaptığın bir araştırma varsa lafı gevelemeden söyle, şehit sayısı niye saklanıyor demek cevabı kendinden menkul abuk bir soru sormaktır. Düşünmeyi bilmeyen hamasi dimağlar ancak vatan, millet, sakarya, şehit edebiyatı ile propoganda yapabilirler. Aksini söyleyen zaten hain yada satılmıştır... o da baştan belli. Bu zihniyete faşizm deyince de hakaret oluyor. Faşizm sosyal bir paranoyadır ve her yerde düşman görür sizde de bu fazlasıyla var. |
||
|
||
| Ölü Yaralı Toplam Müttefik toplamı 44.072 97.037 141.109 - Birleşik krallık 21.255 52.230 73.485 - Fransa (tahmini) 10.000 17.000 27.000 - Avustralya [3] 7.594 20.000 27.594 - Yeni Zelanda[4] 2.701 4.546 7.247 - Hindistan 1.358 3.421 4.779 - Newfoundland 49 93 142 Osmanlı Devleti 55.801 140.000 195.000 Toplam (Her iki taraf) 99.893 237.037 336.930 |
||
|
||
| Osmanlı dönemine gidin 1517 senesine. Hiristiyan alemi şavaşarak yenemediği imparotorluğu politik anlaşmalarla devirerek yıktı. ve yerine göstermelik bir şavaş yaparak. (bunun adıda kurtuluş Şavaşı) Cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyeti biz kursaydık içim acımayacaktı ama ne yazıkki topraklarımızda 500 senedir düşman tarafından sömürülüyoruz. | ||
|
||
| Türk tarafından 1 milyon ölü oldu diyelim o zaman ne değişecek? Daha mı kahraman olacağız? Zaten Mustafa Kemal in savaş stratejisi karşı tarafın zorunluluğuna karşı bir başarıdır. Bedeli de çok sayıda ölü vermektir. Çünkü mütttefikler her ne olursa olsun o bölgeyi kontrol altına almak zorunda kazanma şşartları bu. Savunanlar ise kontrolü onlara vermedikleri sürece kaybetmiş sayılmayacaklar çünkü müttefikler amacına ulaşamayacak. Dolayısıyla da teknik ve silah üstünlüğüne güvenip,osmanlının otorite zayıoflığını da bilerek rahat davranmışlardır. Mustafa Kemal ise hattı her ne olursa olsun elinde tutma stratejisi ile geri çekilmeyi mutlak surette durdurup, sürekli ölecek olan asker sevkiyatıyla askerlerine en fazla 10 metre geri çekilme şansı tanımıştır. Bu strateji de kontrolü sağlaması zorunlu olan saldırgan için bir kabustur. Öldürseniz de bölgeyi kontrolünüze alamazsınız yenileri gelir. Savunma savaşları bu nedenle çok sayıda ölü vererek kazanılır çünkü bulunduğu ülkeyi ya da yeri koruyanların kaybedeceği birşey yoktur fakat sizi işgal edenler sayısız bölgeyi kontrolleri altında tutmaları gerektiğinden, fazla kayıp vermeyi göze alamazlar. Zaten saldırgan birliklerdeki askerin motivasyonu da işgalci olduğundan fazla değildir ne işi var avusturalyalının anadoluda,ne alakası var ingiliz krallığı ile. Çanakkale savaşı inatla kazanılmıştır bir yerde. Yani normal bir generalin varolan cihan harbindeki kayıbı ve stratejiyi düşünüp zaten kaybedilmiş bir savaşta en az kayıpla defteri kapatmayı düşünerek yenilgiye karar vermesi beklenirken, durumun vehametinin farkında olan isteksiz generallerden yetkiyi alan Mustafa Kemal, bu savaşı kaybetmemek üzerine bir strateji yürütmüştür. Sonuçta çok ölü verilmiştir ama kontrol müttefiklere geçmemiştir. Acı gerçek politik bir faydası olmamıştır bu zaferin resmi olarak. Ancak zamanın süpergücü İngilterenin cephede alt edilebileceği görülmüş, Bu başarının vasıtasıyla Mustafa Kemal anafartalar fatihi olarak Osmanlı dışında yeni bir anadolu kurtuluş mücadelesinin başına oturabilmiştir. Osmanlının ise sonu milliyetçilik alkımları ve feodalizmin kökünün kazındığı emperyalist savaşlarda tamamen gelmişti zaten. Yani bir milliyetçi kurtuluş mücadelesi olmak zorundaydı Osmanlının çekirdek halkını oluşturan kesimler için. Araplar afrika ve doğuda emperyalizmin direkt sömürgesi oldular bağımsızlıktan önce. Diğer yunan ve batı ulusları emperyalistlerin silahlarıyla Osmanlıya karşı ayaklanıp bağımsızlıklarını elde ettiler. Bulgarlar yunanlar balkanlar vs. türlü savaşlarla. Anadoluda ise geriye sadece Türkler, Kürtler,azınlıklar kaldı. Dolayısıyla onların kurtuluş savaşı da haliyle bu şekilde gerçekleşti. Osmanlı diye bir millet yoktu zaten o bir feodal imparatorluktu. Osmanlı sadece bir soylu aileydi adından da anlaşılabileceği gibi. Hakimiyet alanını yeni oluşan milli etnik kültürlere karşı koruması kapitalizmin de gelişimiyle imkansızdı. Dolayısıyla saçma birtakım gerici düşüncelerle Osmanlı satıldı T.C. suni kuruldu diye işkembeden sallayarak tarih yorumlanmaz. Eğer T.C. kurulmasaydı yerinde ne olacağı bellidir. Arap-islam sentezi ile yetişmiş ikinci sınıf Türk ler, Kürtler ve onların efendisi işveren ve mal tekelini elinde bulunduran batılılar. Belki daha kolay gelişen bir kısmı olurdu ancak bu sefer tüm anadolu halkının yaşam hakkı gasp edilmiş olacaktı bugünün ortadoğu dünyasında olduğu gibi. |
||
|
||
Osmanlı diye bir millet yoktu zaten o bir feodal imparatorluktu. Osmanlı sadece bir soylu aileydi adından da anlaşılabileceği gibi. Hakimiyet alanını yeni oluşan milli etnik kültürlere karşı koruması kapitalizmin de gelişimiyle imkansızdı. Dolayısıyla saçma birtakım gerici düşüncelerle Osmanlı satıldı T.C. suni kuruldu diye işkembeden sallayarak tarih yorumlanmaz. Eğer T.C. kurulmasaydı yerinde ne olacağı bellidir. Arap-islam sentezi ile yetişmiş ikinci sınıf Türk ler, Kürtler ve onların efendisi işveren ve mal tekelini elinde bulunduran batılılar. Belki daha kolay gelişen bir kısmı olurdu ancak bu sefer tüm anadolu halkının yaşam hakkı gasp edilmiş olacaktı bugünün ortadoğu dünyasında olduğu gibi. Bu derin analizlere şaştım khaos doğrusu. Osmanlı feodal bir imparatorlukmuş. Tabi elde bir şablon var oturtuyorsun uysada uymasada feodal olmak zorunda. Asya tipi üretim tarzı diye birşey duydunmu hiç. En azından tartışmaya değer bir konuydu bu. Ayrıca Osmanlı feodal değil merkezi askeri bir devletti. Şu batı merkezci ilerilemeci takıntıları bir yıksan o zaman işe yarayacak okuduğun kitaplar. Bir takım gerici düşünceler de neymiş o ayrı konu sen ilericisin galiba. Şimdi seni eleştiren de gerici olur herhalde. Allam ya..ilericilik gericilik ne kavramlar yahu, buram buram marksizm (yani modernizm ve aydınlanmacılık) kokuyor hepsi. |
||
|
||
| Ice kurulup kurulup yazıyorsun canımı sıktı gerzekliklerin iyice senin. Merkezi askeri Devlet nedir kıçından uydurma. Asıl senin gibi anarşizmin özenti takılanları biraz da işin içine lüzumsuz bir milliyetçilik sokuşturup sırf batı merkezli açıklamaymış diye işkembeden iktisadi sistemler uydururlar. Sen onu bunu bırak da son derece kompleksli bir tip olduğumn belli oluyor seninle hiç konuşmadığım halde kimin gazıyla ya da hangi ukte ile ikide bir hakaret işitmek maksadıyla sırf benim sözlerimi kendinden menkul değerlendirmelerle küçümseyen saçma yergiler yazıyorsun salak salak onu bir açıkla hele. Aptal bir herif olduğunu mu söylemek gerekiyor sana da düzenli olarak? Bu sitedeki ezik adamların benimle özel sorunu nedir biri açıklasın. Bir de o kadar post modern saçmalamışsın ki Marksizmi modernizm ve aydınlanmacı yapmışın iki dakkada. Sen nesin bilader bay bilen mi,anarşizmin temsilcisi mi? Senin ne salak bir anarşist olduğunu, ortaya öyle saçma saçma yazarken kimsenin farkına varmadığını ama benimle tartışırken çuvallayıp durrduğunu bu yüzden de sürekli ukte biriktirdiğinin farkındayım ama iki dakka ibnelik yapmadan beni tahrik etmeden itiraz et edeceksen ki salak bir adam olduğunu farkedip başlamayayım sana da anarşist özentisi feodal ataerkil maço bozuntusu hıyar diye. Öylersin çünkü başka birşey değil. Gerekli hakaretler edildiğine ve senin şahsi mazoşizmin doyurulduğuna göre şimdi biraz şu saçma kavramlarının zırvalığına başlayalım. Buram buram Marksizm kokuyormuş yazdıklarım. EE? Senin yazdıkların hiç bir şey kokmuyor? Askeri merkezi devlet ha ho ho ho. Ufak gel evlat hangi çağdan bahsediyorsun merkezi askeri devletmiş. T.C. için söylesen onu anlayacam orda burda duyduğun iki salak kavramla çıkma karşıma alay konusu olursun. Bir de o kadar geri zekalısın ki Asya tipi üretim tarzı kavramının sahibi Marks olduğu halde tutmuş beni Marksist kokan açıklamalar yapmakla eleştirmişin. Yani birinci salaklık sanki Marksist açıklama yapmak yasakmış gibi senin arzuladığın punkçı duvar boyayyan anarşst özentissi açıklamalar yapmak zorundayım iktisadi konuda,ikkinccisi Asya tipi üretim tarzı sanki Marks ın öne sürdüğü kavramlardan biri değil ne salak bir bilmiş cahilsin sen yaa öyle bütün denyolar bu sitede maşallah Onlara hakları olan denyo hitabını söylediği için de khaos hedef. Çünkü bilginizle değil havanızla yazmaya çalışan salaklarsınız. Dolayısıyla karşınızdakine saygı diye birşey sözkonusu olmayıp sırf ego tatmibni ve karı kız a hava atcam diyee yazdığınız için khaos a çatarak iş yaptığınızı sanıyorsunuz. O kadar da lüzumsuz uğraşlar peşinde geri zekalılarsınız ve ben böylesi salak tip yoğunluğuna sadece bu forumda rastlıyorum üye olduğumdan beri. İşiniz gücünüz etiket.Şimdi sen Maks ı mı eleştiriyorsun Marksizm kokuyor yazdıkların aysdınlanmacı ve modernist yaftan eşliğinde kuş beyinli? Peki Asya Tipi Üretim tarzını tartışmaya değer buluyorsun ya onu kim ortaya atmış ve teorileştirmiş? Sen mi? Aptal herif o kavram Maks tarafından ortaya atıldı zaten. Avrupa feodalizminden biraz farklıdır pek tabii ki Osmanlınıın yapısı ama heralde senin Askeri merkezi devlet e gidene kadar feodalizme kapitalist askeri devletlerden daha fazla benzer. Toprak mülkiyeti ve soylular sınıfı vardır Osmanlıda da ülkeyi asker yönetmez ortada soylu sınıfına dayanmayan bağımsız bir devlet örgütlenmesi yok. Ama atadan oğula geçen ve tüccar sınıfını doğuran mirasla geçen soylu mülkiyeti toprak da yok. Senin dediğin askeri merkezi devlet olabilmesi için Sultan ve ailesinden bağımsız askeri denetiml ile yürüyen bir özerk devlet olması gerekir. Var mı öyle birşey? Osmanlı sülalesi süs gibi mi duruyor orada yoksa tüm kanunları onlar mı koyuyor merkezden askeri kararla mı çıkıyor? Saçma saçma konuşup hıyrlık yapıp bir de doğru birşey söylemiş gibi şişiniyorsun ayda bir bana rezil olmak için başka halt ettiğin yok. Ayrıntıları Marksist teori açısından tartışmak istiyorsan o bu konu ile ilgili değil bay aptal. Marks askeri merkezi Devlet de demez, Asya tipi üretim tarzını batıdan farklılıklarını ayrıntılandırır ve ona Doğu despotizmi der. Senin gibi salak değil yani tutup soylu sınıfından daha soylu ve yetkili bir askeri merkezi bürokrasi varmış gibi konnuşsun burjuva devriminden önce Asya ve Osmanlıda. Osmanlının iktisadi yapısı neydi? Derebeyler, soylular,onlara bağlı yeniçeriler ve yine derebeylere toprak karşılığı sipahiler verilmiyor muydu. Tımar ve zeametler neydi bu yönetim biçimi feodal değil mi şimdi. Bazı salaklar bir şeyin bazı nitelikleri ile diğerinden farklı olması ile ikisinin tamamen başka bir şey olması arasındaki farkı hem anlayamaz,hem bilmez,ama ezbere konuşma fırsatı bulduğunda da böyle kişisel komplekslerle konuşmayı adert edinir kendibni çok özgün,çok farklı bir halt sanır oysa cahildir ne dediğinmden kendisinin haberi yoktur sayıklar öyle. Askeri merkezi devletmiş. Onca sultan, timar,zeamet toprak mülkiyetine ve soylular sınıfına bağlı yönetim anlayışı gitti, Marks farklı dedi diye bizim salak ezberci kavbramcılar anında Osmanlıyı askeri devlet yapıverdiler hemen. Üstelik hem Marks dan hareketle bu eleştiriyi yapıp sözde hem de Marksizmi saçma bulup onunla aydınlanma ve modernizm gibi saçmasapan bir ilişki yardımıyla. |
||
|
||
| ABD diye bir devletde yok ozaman. Khoasum | ||
|
||
| Abi sizi hangi fabrikada üretip defolu bu diye piyasaya sürüyorlar hemen anlamadım ben. Ne ilgisi var şimdi emperyalist burjuva devleti ile toprak mülkiyetine bağlı soylu sınıfa bağlı devletin? Aynı mı bu. Amerika devleti yok ne zaman dedim mal mısın sen? Evet hem de defolu mal. Önüne gelen laf olsun diye ahkam kesiyor yaa yok böyle birşey salak herif dolu ortam. Öbürü de ben anarşistim Marksizm modernizmdir diye saçmalar Karl Marks ın Asya tipi üretim biçimi ve doğu despotizmini farklıymış ve Asya yı ayırmış batı feodalizminden diye milliyetçi anarşist ya bu salak biraz da, batı dışı söylem zanneder, beni batı değerleriyle konuşmakla suçlar, Marksizm kokuyor der kendi dediğini kim söylemiş bilmeden geri zekalı. Etiket yapıştırsın da ne kadar salak duruma düştüğü önemli değil, farkında değil çünkü. Merkezi askeri devlet uydurur öbür geri zekalı da biri khaos itiraz etmiş kesin o haklıdır diye tutar Amerika da devlet değil sana göre der. Ya gerçekten ben artık sizin gibilerin beyinsiz olduğu dışında bir açıklama getiremiyorum bu saçmasapan konuşmalarınıza. Ne işe yarıyonuz, niye yaşıyonuz ki siz? Bence bu salaklıkları yapan gitsin atsın kendini bir yerden dır dır edip duracağına. Komik adamlar diyemiyorum resmen süzme salaksınız çünkü. | ||
|
||
Ice kurulup kurulup yazıyorsun canımı sıktı gerzekliklerin iyice senin. Merkezi askeri Devlet nedir kıçından uydurma. Asıl senin gibi anarşizmin özenti takılanları biraz da işin içine lüzumsuz bir milliyetçilik sokuşturup sırf batı merkezli açıklamaymış diye işkembeden iktisadi sistemler uydururlar. Sen onu bunu bırak da son derece kompleksli bir tip olduğumn belli oluyor seninle hiç konuşmadığım halde kimin gazıyla ya da hangi ukte ile ikide bir hakaret işitmek maksadıyla sırf benim sözlerimi kendinden menkul değerlendirmelerle küçümseyen saçma yergiler yazıyorsun salak salak onu bir açıkla hele. Aptal bir herif olduğunu mu söylemek gerekiyor sana da düzenli olarak? Bu sitedeki ezik adamların benimle özel sorunu nedir biri açıklasın. Bir de o kadar post modern saçmalamışsın ki Marksizmi modernizm ve aydınlanmacı yapmışın iki dakkada. Sen nesin bilader bay bilen mi,anarşizmin temsilcisi mi? Senin ne salak bir anarşist olduğunu, ortaya öyle saçma saçma yazarken kimsenin farkına varmadığını ama benimle tartışırken çuvallayıp durrduğunu bu yüzden de sürekli ukte biriktirdiğinin farkındayım ama iki dakka ibnelik yapmadan beni tahrik etmeden itiraz et edeceksen ki salak bir adam olduğunu farkedip başlamayayım sana da anarşist özentisi feodal ataerkil maço bozuntusu hıyar diye. Öylersin çünkü başka birşey değil. Gerekli hakaretler edildiğine ve senin şahsi mazoşizmin doyurulduğuna göre şimdi biraz şu saçma kavramlarının zırvalığına başlayalım. Buram buram Marksizm kokuyormuş yazdıklarım. EE? Senin yazdıkların hiç bir şey kokmuyor? Askeri merkezi devlet ha ho ho ho. Ufak gel evlat hangi çağdan bahsediyorsun merkezi askeri devletmiş. T.C. için söylesen onu anlayacam orda burda duyduğun iki salak kavramla çıkma karşıma alay konusu olursun. Bir de o kadar geri zekalısın ki Asya tipi üretim tarzı kavramının sahibi Marks olduğu halde tutmuş beni Marksist kokan açıklamalar yapmakla eleştirmişin. Yani birinci salaklık sanki Marksist açıklama yapmak yasakmış gibi senin arzuladığın punkçı duvar boyayyan anarşst özentissi açıklamalar yapmak zorundayım iktisadi konuda,ikkinccisi Asya tipi üretim tarzı sanki Marks ın öne sürdüğü kavramlardan biri değil ne salak bir bilmiş cahilsin sen yaa öyle bütün denyolar bu sitede maşallah Onlara hakları olan denyo hitabını söylediği için de khaos hedef. Çünkü bilginizle değil havanızla yazmaya çalışan salaklarsınız. Dolayısıyla karşınızdakine saygı diye birşey sözkonusu olmayıp sırf ego tatmibni ve karı kız a hava atcam diyee yazdığınız için khaos a çatarak iş yaptığınızı sanıyorsunuz. O kadar da lüzumsuz uğraşlar peşinde geri zekalılarsınız ve ben böylesi salak tip yoğunluğuna sadece bu forumda rastlıyorum üye olduğumdan beri. İşiniz gücünüz etiket...khaos efendi, Normalde tartışmak yerine hakaret etmeyi tercih eden birine teorik cevap vermek pek akıllıca iş olmaz ama senin kendine verdiğin entellektüel süsün başkalarını da etkiliyor olabilir diye seninle muhatap olmadan yazdığın tezleri (ki hiçbir özgünlüğü yok üstelik sağdan soldan devşirme) cevaplayacağım sen orada ağzından tükürükler saçarak hakaret etmeye devam et. Birincisi asya tipi üretim tarzı tabiiki marksist bir tezdir ve marks'ta bulabileceğiniz gibi bunu özellikle bu topraklarda yine marksist olduğunu saklamayan İdris Küçükömer geliştirmiştir. İkincisi Marks'tan alıntı yapılmaz yada Marks'ın her tezi yanlıştır diye bir şey yok.Ancak hem marksist argümanlar kullanıp hem de marksizm içinde de yeralan asya tipi üretim tarzı yerine feodaliteden söz etmen Osmanlı'yla iligili olarakda "feodal devlet" değerlendirmene göndermede bulunmak ve senin marksizmin el kitabındaki ilkel, köleci, feodal,kapitalist toplum kronolojisindeki basitlği aşamamış olmanın altını çizmek istemiştim. Üçüncüsü Marksizm tabiiki aydınlanmanın ve modernizmin bir çocuğudur hatta anarşizm de öyle.Ancak günümüzden bakınca artık aydınlanma düşüncesiyle hesaplaşmak için çok nedenimiz var, pozitivitizm ve çizgisel tarih anlayışı da bunlardan sadece bir kaçı. Pozitivistlere göre tarih hep çizgisel bir yol izler ve herşey iyiye güzele olumluya doğru yönelir. Sende bu köhnemiş görüşleri paylaştığın için "ilerici-gerici" ikilemini kullanıp tarihsel gelişimin önünde durmak isteyenleri gerici olarak değerlendiriyorsun. Bu halinle de marksizm ve aydınlanmacı görüşlerle aynı aynı cephede yeralıyorsun. Oysa tarih hiç bir zaman kesintisiz olamamıştır ve o tarihsel çizgi dairesel hatta helezonik bir çizgi izler. Uygarlıklar dibe de vurur yok da olur yeniden toparlanıp çıkışa da geçer.Aydınlanmanın bu yanlışını yani ilerlemeci tarih anlayışını Marks'ta da görmek mümkündür. Bu yüzden Marks'a göre Rusya, Osmanlı, Avustrurya Macaristan gibi köhne imparatorluların yıkılması, İngilizlerin "geri" Hindistan'ı işgal etmesi hep tarihsel ilerleme ve üretici güçlerin gelişmesi adına olumlu gelişmelerdir. Marks yaşasaydı kuşkusuz modern Türkiye Cumhuriyeti'ni de köhne Osmanlı'ya karşı bir ilerleme diye alkışlardı. Osmanlı'nın nasıl bir devlet yapısına sahip olduğuna dair aşağıdaki alıntılar belki tartışmak isteyenler için bir fikir verir. Dördüncüsü osmanlı hiçbir zaman feodal bir devlet olamadı. Osmanlı'da ve onun temelini oluşturan göçebe türk boylarının asıl işi hayvancılıktır. Osmanlı devletinin temeli göçebe boyların düzenli olmayan orduları ve onların akınları ile kurulmuştur.Osmanlı'da devlet, düzende esas olan toprak sahibi soyluların ayrıcalıkları ve iktidarı üzerine değil töre gereğince hükümdar soyundan olup aynı zamanda tüm boyların ve daha sonra da tebanın dirlik ve düzenliğini sağlayabilecek fetihler yapıp toprakları genişletebilecek olan militarist ve fetihçi bir anlayışa sahip olan sultan soyunun mutlak hakimiyeti üzerine kurulmultur. Askeri,malii, hukuki sistem idari sistem hep militarist fetihçi bir anlayışla kurulmuştur. Cengiz Han'ın kurduğu göçebe imparatorluktan farkı daha yerleşik olması fetih edlien yerlerde kısmen özerk idari bir yapı kurmasıdır. Osmanlı da feodal denebilecek yerel otoritenin (ayan sınıfının) merkezi iktidara güç kazanması ancak 18. yüzyılda söz konusu olmaya başlamıştır.Buna rağmen imparatolruk merkezi yapısını zayıflasa da yıkılıncaya kadar korumayı başarmıştır. Osmanlı da en büyük idari görevliler sonradan kazasker denilen anadolu ve rumeli beyler beyleridir. Bunlar hem devletin en üst düzeydeki bölgesel temsilcileri olup hem de askeri güçlerin baş kumandanları idiler. "Osmanlı İmparatorluğu’nda, XVIII. asra gelinceye kadar, her şehir ve kasabada, oranın bir takım nüfuzlu ailelerine eşraf ve âyân denilirdi. Molla, kadı, müftü, müderris, seyyid ve tarikat şeyhi gibi ilmiye mensupları, kethüda yeri ve yeniçeri serdarı gibi kapıkulları ve bunların görevden alınan veya emeklileri ile çocukları, kasapbaşı ve bakkalbaşı gibi esnafın ileri gelenleri, zahireci, kuyumcu, sarraf, bezzaz (dokumacı) ve çuhacı gibi tüccar ve mültezimler (vergi tahsildarı) ayanlardan sayılırdı. Osmanlılarda bunların hepsine birden “â‛yân-ı vilâyet” ismi verilmekteydi. Ayrıca “âyân-ı memleket”, “âyân”, “eşraf”, “âyân-ı belde” gibi isimlerle de anılıyordu. Hem Osmanlılardan önce, hem de Osmanlılar döneminde şehir ve köylerde ileri gelenler için kullanılan ve Arapça bir tabir olan Ayan tabiri 18. yüzyıldan önce Osmanlı siyasi hayatında devlet rüknü yani dikkate alınması gereken bir kuvvet olarak kabul edilmezdi . Fakat ayan terimi 18. yüzyılla birlikte, mültezime karşı yerel çıkarları savunan ve zamanla kendileri de mültezim olan kişileri nitelemek için dar bir anlamda kullanılmıştır . Osmanlı devletinin klasik sisteminin bozulmasıyla birlikte merkezi güç zayıflamış ve bu iktidar boşluğu taşrada feodal özellikleri bünyesinde barındıran ayan sınıfını ortaya çıkarmıştır. Osmanlı devletinde bir yerleşim merkezindeki ulema ve kapıkullarının mensup, mazul ve emeklileri ile esnaf ve tüccarın önde gelenleri ayandan sayılır ve hepsine birdenayan-ı belde, ayan-ı memleket, ayan-ı vilayet veya ayan ve eşraf denirdi. Ayanın taşradaki yükselişinin sebebi, yerel unsurlarla merkezi devlet arasında ortaya çıkan ve karşılıklı çıkarlara dayanan uzlaşmadır. Ayanlık örgütü başlangıçta önemi az olan ve fazla şikayet edilmeyen bir kurum olarak görülmüştür . Ayanlar da görev itibarı ile devlet tarafından verilen işlerin yapılmasına yardımcı olan, devlet ile halk arasında aracı olarak nitelendirilmekteydi . Devlet bazen ayanlarla mücadelede başarısız olmakta ve çareyi onlarla uzlaşma yoluna gitmekte bulmuştur . Öte yandan devletin derebeylerine göz yumuşunun ne yeni denenen bir sistemin ne de bilinçli bir politikanın gereği olduğu da ileri sürülmekte, zamanın ve şartların zorlaması ile bunların varlıklarının kabul edildiği belirtilmektedir. Daha önce halkın isteği ile seçimle iş başına getirilen vilayet kethüdalarını, 18. yüzyıldan sonra güçlü ayanların kendi taraftarlarından tayin etmesi de ayanlığın bir güç olarak ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Zorbalığa meyilli vilayet kethüdaları vergileri toplamak ve kaza ile ilgili diğer işleri görmekle görevlendirildikleri halde, halktan kendileri için de vergi toplamaktaydılar. Ayan’ın bir sınıf olarak ortaya çıkması ve güçlenmesi şu şekilde anlatılmaktadır; “Ayanlar, özellikle merkezi otoriteyi sürdüremeyen, kırsal alanda tımar sisteminin yozlaşması ve zayıflamasıyla denetim gücünü yitiren ve gerek bu boşluktan ötürü, gerekse nüfus artışı ve işsizlikle birlikte baş gösteren iç ayaklanmalar karşısında merkezi devletin de onayladığı yerel savunma milislerinin liderleri konumunda olan ve zaman içinde iltizam sistemi sayesinde iktisadi olarak da güçlenen, neredeyse devletin taşradaki gayri resmi temsilcileriydi” . Öte yandan, sancak idarelerindeki değişiklikler, Anadolu’da karışıklıkların artması, merkezi otoritenin zayıflığı, vergi toplama meselesi, vilayet ve şehir kethüdalığının el değiştirmesi de Anadolu’da ayanlığın ortaya çıkması ve güçlenmesinin diğer sebepleri arasındadır. Ayan kastedilerek, halk arasından çıkmış bir unsurun devlet görevlilerini görmezden gelip halkın asıl temsilcisi olarak kendini zorla kabul ettirdiği ve bunun da devletin merkeziyetçi bürokrasisine indirilmiş ağır bir darbe olduğu ileri sürülmüştür. Bu düşünce doğrultusunda Özkaya da, Ayanlığın ortaya çıkması ile merkezi yönetim tarafından gönderilen memurların yerine, Osmanlı ülkesindeTürk halkından olan yöneticilerin taşrada görev yapmaya başladıklarını ve dolayısıyla Enderun mensuplarının taşrada fonksiyonunun azalmış olduğunu söylemektedir . Taşrada kapıkullarının bu şekilde güç kaybetmesi padişahın iktidarının zayıflaması anlamına gelmekte ve bu iktidar boşluğunu ayan doldurmaktadır. Osmanlı’da feodal yapıyı çağrıştıran ayanlık, 18. yüzyılın ikinci yarısında ve 19. yüzyılın ilk yarısında, imparatorluğun iç politikasında önemli bir rol oynamıştır . Ayanlık, mütesellim, mültezim, çiftlik sahibi olmak gibi her biri devlet tarafından kontrol edilen faaliyetler içinde gelişen bir sınıf olduğu halde bu kurumun devletten tamamen bağımsız ve gerçek anlamda bir mülkiyet anlayışını ortaya çıkardığı söylenemez . Hemen hemen bütün ayanlar servetlerini devlet memurluğu yaptıkları sırada edinmekteydiler . Bu durum ayanların öldükten veya siyaseten katl edildikten sonra servetlerinin müsadere edildiği konusuna açıklık getirmektedir . Çünkü devlet hizmetinde bulunanlar askeri sınıftan sayıldıkları için öldükten sonra mallarının devlet tarafından müsaderesi de olağan bir durumdur. Ana madde: Hilafet Hilafet veya Halifelik, İslami siyasi ve hukuki yönetim makamına ve yönetime verilen isimdir. Halife ise Hilafet makamındaki kişiye denir. İslamiyet Peygamberi Muhammed'in ölümünden sonra makam bir süre daha bir yönetim biçimi olarak varlığını sürdürmüş olsa da zamanla daha çok İslami bir toplumu veya İslam Devleti'ni vurgulamak için kullanılan bir terim olmuştur. Halifelik daha çok müslümanların Sünnî kanadının temsilcisi olarak kabul görmüştür. Şiî kanadı büyük ölçüde Sünnî hilafet yönetimi altında yaşasa da Halife'yi kabul etmemişlerdir. Halifeliği Şiî'likteki ya da Alevilik'teki İmamet'ten farklı kabul etmek gerekir. İmamet teokratik bir özellik taşımasına rağmen, Halifelik teokratik bir özellik taşımamıştır. Halifeler yetkilerini saltanat dahi olsa Ümmet'in biat'ı ile devralmışlar, yönetim işlerini de büyük ölçüde danışmaya dayalı olarak yürütmüşlerdir. Bu anlamıyla teokratik olmaktan öte dünyevîdir."[/b] (Vikipedi bkz. Osmanlı devleti) Her üç kelimeden beş tanesini aşağılama ve hakaret üzerine kuran bir kişinin kafası ne kadar düzgün çalışır onu da başkaları değerlendirsin. Öfke nöbeti geçirirken yağdırdığın küçümseyici hakaretleri sana misli ile iade ediyorum küçük adam. hadi yallah ![]() |
||
|
||
Alıntı Birincisi asya tipi üretim tarzı tabiiki marksist bir tezdir ve marks'ta bulabileceğiniz gibi bunu özellikle bu topraklarda yine marksist olduğunu saklamayan İdris Küçükömer geliştirmiştir. İkincisi Marks'tan alıntı yapılmaz yada Marks'ın her tezi yanlıştır diye bir şey yok.Ancak hem marksist argümanlar kullanıp hem de marksizm içinde de yeralan asya tipi üretim tarzı yerine feodaliteden söz etmen Osmanlı'yı da feodal devlet değerlendirmene göndermede bulunmak ve senin marksizmin el kitabındaki ilkel, köleci, feodal,kapitalist toplum kronolojisindeki basitlği aşamamış olduğunun altını çizmek istemiştim. Çevir kazı yanmasın Ulen denyo, ben Marksistim dedim mi? Nerede gördün? Sen Marksizm her zaman hatalı değil diyerek Asya tipi üretim tarzı diyorsun oluyor ama ben feodalizm dedim diye Osmanlıya batı taklitçisi oluyorum öyle mi? Yok yaa bunun otoritesi sen misin hıyar. O kadar kuş beyinlisin ki, asya tipi üretim tarzı ve despotizminden dolayı bunun feodalizm den tamamen ayrı bir evrim olduğu sonucuna gitmişsin anında. Helezonik tarih tezin de cabası Roma yıkılınca yerine başka yerde Roma imparatorluğu kurulmaz aynı yapıyla. Marks ın ilerlemeci tarih tezi de ayan beyan ortadadır. Nerede gördün sen geri evrime dönmüş uygarlık? Her uygarlık aynı anda heryerde tamamen aynı olacak diye bir kaide yok ama senin saçmaladığın gibi türlü hakimiyetlerin yıkılmış olması çizgisel ilerlemeye de aykırı değil. Roma yıkılmadan nah geçersin batı da kurumsallaşan feodalist düzene. Ne oldu şimdi senin saçma mantığın ile Roma dönemi feodalizm olmadığına ve Batı Roma da askeri fetih sistemi kullandığına göre Asya tipi üretim ilişkisi mi oldu? Feodalizm ne zaman kurumsallaştı? Roma imparatorluğu köleci toplum, ama osmanlı asya tipi yok feodalizm başka ee? Marks dan faydalanıyorum ben senin gibi ezberci birşeyci olmaya çalışan salaklardan değilim.Olayı sırf benim yanlışımı ortaya çıkarmış olacam diye kişiselleştirirsen ağzına sıçacak neler bulurum ben özenti herif sus iki dakka Benim feodalizm tanımım toprak mülkiyetine bağlı soylu sınıf yönetimidir. Yok avrupada sınıflaşmış da yok asya da kapitalizme geçememiş demek ki o zaman o başkaymış da asıl o Marksistlerin saçma kategorizasyonları beni ilgilendirmiyor o kısmı. Bana göre Avrupa ortaçağ ı ve imparatorlukları ne ise Osmanlı da onun aynısının karadeniz ve islam görmüş hali. Kurumsal yapısı da hemen hemen aynen bizans dan arak.Haa illa beni Marksist yapacan çünkü Osmanlıya feodal demişiz. İlla kendini tutarlı değerlendirme yapmış sayacan çünkü Osmanlı için Marks ın asya tipi önerisini getirmişin tamamen feodalizm den ayırmışın. Peki sen nesin bu durumda? Asıl fundamentalist Marksist sensin o zaman salak, ben değil. El kitaplarından okuyarak da sen öğrenmişin.Benim için Marks ın özü Das Capital dır gerisi politik yorumlar ayrımların tamamına katılmak mecburiyetim yok. Ayrıca İdris Küçükömer de umurumda değil sanki asya tipi üretim tarzı teorisini o geliştirmiş gibi onu anacak da değilim boş yere burada milliyetçi denyo seni. Komedi adam yaa Alıntı Üçüncüsü MArksim tabiiki aydınlanmanın ve modernizmin bir çocuğudur hatta anarşizm de öyle.Ancak günümüzden bakınca aydınlanma düşüncesiyle hesaplaşacak çok şey var pozitivitizm ve çizgisel tarih anlaşyışı dabunlardan bir kaçı. Potivistlere göre tarih hep çizgisel bir yol izler ve herşey iyiye güzele olumluya doğru yönelir. Sende bu köhnemiş görüşleri paylaştığın için ilerici gerici ikilemini kullanıp tarihsel gelişimin önünde durmak isteyenleri gerici olarak değerlendiriyorsun. Bu halinle de marksizm ve aydınlanmacı görüşlerle aynı aynı cephede yeralıyorsun. Oysa tarih hiç bir zaman kesintisiz olamamıştır ve o tarihsel çizgi dairesel hatta helezonik bir çizgi izler. Uygarlıklar dibe de vurur yok da olur yeniden toparlanıp çıkışa da geçer.Aydınlanmanın bu yanlışını yani ilerlemeci tarih anlayışını Marks'ta da görmek mümkündür. Bu yüzden Marks'a göre Rusya, Osmanlı, Avustrurya Macaristan gibi köhne imparatorluların yıkılması, İngilizlerin geri Hindistan'ı işgal etmesi hep tarihsel ilerleme ve üretici güçlerin gelişmesi adına olumlu gelişmelerdir. Marks yaşasaydı kuşkusuz moden türkiye cumhuriyetini de köhne osmanlı'ya karşı ilerleme diye alkışlardı. Osmanlı'nın nasıl bir devlet yapısına sahip olduğuna dair aşağıdaki alıntılar belki tartışmak isteyenler bir fikir verir. Neden aydınlanma ve modernizmin çocuğuymuş anarşizm ve Marksizm? Ne oldu bazen çizgisel bazen köhnemiş ilerlemecilik mi olacak? Yani kıstası senin zırvalarına göre mi alacaz? Bence köhnemiş olan şey apaçık olarak senin beynin burada, ideolojik çorba yaratıp yeni birşey söylemiş gibi saçmalayıp durmaktasın. Ne diyorsun salak evladım neye karşısın,bana mı,Marksizme mi Pozitivizme mi derdin ne onu söyle. Pozitivizm ile Marksizm aynı şey mi kuş beyinli? Marks demiş ki toplumö geri evrim geçirmez yani kapitalizm den geri feodalizme,feodalizm içinden de Roma imparatorluğuna dönüş olmaz olsa olsa Emperyalist burjuva sömürge imparatorluğu olur. Olumlu olmuştur diye birşey söylemez Marks onu nerenden uydurdun? Ben söyleyeyim kıçından. Marks tarihin olumluya doğru gittiğini düşünse heralde ilkel komünal toplumun en kötüsü olduğunu söylerdi. O kadar salaksınız ki her şeyi Marks söylemek zorunda. Binlerce sayfa yazmış sen anca kıçından konuş böyle diye. Marks Rusyanın Osmanlının vs. köhne olduğunu söylemedi, batı feodalizminden ayırdı ayrıntılarında. Sonuçta Devrim Rusya da oldu İngiltere veya Almanya da değil. Ona bakarsan Marks sosyalist devrimin yeri konusunda da yanıldı. Çünkü ona göre tarım toplumunda işçi devrimi olamazdı. Şu an Sovyetlerin eleştiri noktasındaki ideolojik tartışmalarda teoriye uymazlığı da tartışılır o nedenle. EE bay bilmiş bunlara ne diyeceksin Marks uzmanı kesildin ya başımıza Marks ın birşey alkışladığı yok. Sen milliyetçi vebaya yatkınsın sorunun bu senin. Evet kast sisteminin darbe almasını sağladı İngilizin hindistanı işgali ama sanayisi de gelişti. Buna karşı etnik savaşlar arttı çünkü kendi iç çelişkilerinden değil dışardan dayatmayla bu durum oluştu. Ve evet alkışlamazdı ama senin gibi ilerici görünen gericilere karşı Osmanlının yerine Türkiyenin kurulmasını tarihi olarak olumlu karşılardı. Çünkü Osmanlının tarihsel misyonu sona ermişti zaten. Gelelim aşağıdakilere. Alıntı Dördüncüsü osmanlı hiçbir zaman feodal bir devlet olamadı. Osmanlı'da ve onun temelini oluşturan göçebe türk boylarının asıl işi hayvancılıktır. Osmanlı devletinin temeli göçebe boyların düzenli olmayan orduları ve onların akınları ile kurulmuştur. Haydaaa Niye olamadı? Derebeylik yok muydu? Toprak mülkiyeti yok muydu. Soylu sınıfı yok muydu? İlla feodalizm olması için batı ile tıpatıp aynı mı olması lazım. Osmanlının temelini hangi göçebe Türk boyları oluşturuyormuş kayı boyu mu yoksa? Ulen ne denyosun sen yaa. Askeri sınıfını oluşturan yeniçeriler bile Türk değil devşirme. Roma nın Lejyon sistemi. Düzenli olmayan ordu ne demek yaa Yeniçeri var bir de timarlı sipahiler. Bunlarda toprak karşılığı. Bak bakalım timar,zeamet sistemine benzer ordu sisteminin hangi sistemde bir benzeri var. O kadar mı farklıymış feodalizmden. |
||