SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Para

Konu: Dinin Çökettiği Millet : Türkler

Sayfa: [ 1 ]

05.06.2008 16:31:16
Dış ticaretteki rekorların anlamı


Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2006 yılı dış ticaret rakamları bir yandan yeni rekorlara imza atarken, diğer yandan geleceğe yönelik belirsizliğin önemli ölçüde arttığına işaret ediyor. Yılık ihracat bir önceki yıla göre yüzde 15.9 oranında artarak 85.1 milyar dolar seviyesine yükselmiş, söz konusu rakamın gayri safi milli hasıla içindeki payı da yüzde 20.5'e sıçramış. İthalattaki genel eğilimse daha çarpıcı: yüzde 17.3'lük artışla 137.0 milyar dolar seviyesine fırlayan ithalatın gayri safi milli hasıla içindeki payı yüzde 33 düzeyini aşmış. Dış ticaret hacmi 222 milyar dolara çıkarken, açık 52 milyar dolara yaklaşmış. Dış ticaret hacmi ve açığının gayri safi milli hasıla içindeki payları ise sırasıyla yüzde 53.5 ve yüzde 12.5 düzeylerine sıçrayarak rekorlar serisine eşlik etmiş, açığın hacime oranı ise yüzde 23.4 yükselmiş...

Yazının başında geleceğe yönelik belirsizliğin öneli ölçüde arttığını söyledik, zira rakamların gayri safi milli hasılaya oranları sürdürülebilir olmayan eğilimlerde kritik sınırların aşıldığı gözleniyor, mevcut politikalarla sorunların daha da ağırlaşacağı gerçeği açığa çıkıyor.

Bir düşünün, dış ticaret hacminin gayri safi milli hasılaya oranının yüzde 53.5'e ulaştığı, toplam ihracatın yüzde 93.8'ini gerçekleştiren imalat sanayinin çok düşük kâr marjları ile fason üretim yaptığı bir ülkede Türk Lirası'nı değerlendirerek enflasyon ve faizleri düşürmeye çalışırsanız ne olur? Yanıt bellidir: rekabet gücü azalan sınai üretim süratle tasfiye olur, işsizlik patlar, reel ücretler geriler, istikrarsızlık her boyutu ile ülkeyi tarumar eder. Hızla artan dışa bağımlılık sorunların ağırlaşmasını hızlandıran, ödenecek maliyetleri anormal boyutlara çıkaran bir değişken olmaktan öteye gidemez. Bu anlayış kriz korkusu ile günü kurtarmaya çalışanların çok daha büyük krizlerin yaşanması adına ülkenin temellerine dinamit yerleştirip fitili ateşlemesinden başka bir şey değildir. Türk Lirası'nın değer kazanması veya kaybetmesi sonucu değiştirmiyor: her iki durumda da kriz kaçınılmaz hale geliyor. Sadece krizin nereden başlayıp, nasıl yayılacağı konusu farklılaşıyor. Türk Lirası değerlenirse üretenler cephesindeki kriz hızla derinleşecek ve finansal kesimi de etkileyecek, tersi olursa mali kesimden başlayarak tüm ekonomiyi felç edecek.

Daha kısa vade açısından bakarsak yine olumsuzluğun derinleştiğini görüyoruz. Geçen yıl yaşanan dalgalanma sonrası iç talep hatırı sayılır ölçüde daraldı. Üretici de mecburen ihracata yöneldi, tüketim malı ithalatının gerilediği, ihracatın arttığı gözlendi. Dalgalanma srasındaki kur hareketi başka bir alternatif bırakmamıştı. Döviz kuru geriledikçe bu yol da kapanacak. Makro denge açıdan baktığımızda belirsizlik yine artıyor. Zira büyüyen dış açık, siyasi tavizler sayesinde bir şekilde finanse edilse bile zayıflayan iç talep nedeniyle dengeler altüst oluyor. İhracat artsa bile iç talep daralmasından oluşan boşluğu dolduramıyor. Gelir azalıp borçlar büyüdükçe bireysel ve kurumsal düzeyde tasarruf açığının bir şekilde azaltılması gerekiyor ki, sonuçta bütçe açığının büyümesi, kamu finansman ihtiyacının artması, kamu borç yükünün yeniden ağırlaşmaya başlaması kaçınılmaz hale geliyor. Bütçe açığının büyümemesi için, birey ve kurumlara geri ödemeyecekleri bilindiği halde yeni krediler açılması ve söz konusu kesimlerin de borçlanmaya istekli olmaları gerekiyor... Talepteki daralmayı aşmanın başka bir yolu pek mümkün görünmüyor. Ayrıca ülkemizdeki koşullara göre aşırıya kaçmış bulunan borçlar nedeniyle varlık değerlerinin de ciddi bir tehdit altında olduğunu, bilanço dengelerinin çok edilgen ve kırılgan olduğunu unutmamak gerekiyor. Olası doğrudan yatırım eğilimininse bu dengesizliği gidermesi pek mümkün görünmüyor.

Sormak gerekiyor, böyle bir gidişatı olumlu olarak değerlendirenlerin niyeti, temel amacı ne olabilir? Demokrasi, insan hakları gibi kavramlar bu süreçte amaç mı yoksa araçmıdır?.. Pembe yorumlara kanıp, bu kavramların amaç olduğunu sanan cahiller olabilir, ancak gerçek durumu bilenler açısından durum çok farklıdır ve büyük çoğunluğun zaman içinde hangi safta yer alacağı bellidir!.. Unutmayın, kaybedecek bir şeyi kalmayanların sayısını artırmada dünya rekorları kırmak yönünde hızla ilerliyoruz!


Uğur Civelek


Sayfa: [ 1 ]