SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => ÖTEKültürler

Konu: mbuti'ler

Sayfa: [ 1 ] 2

lyssa 05.06.2008 01:36:13
Burası Kongo Demokratik Cumhuriyeti (Zaire), Afrika'nın kalbi. Ekvatorun yarım derece kuzeyi. Dünyanın en erişilmez yerlerinden birinde, tehlikelerle dolu Ituri yağmur ormanları.

Kadın erkek, çoluk çocuk, davulla, parmak piyanosuyla, el çırparak Mbutiler şarkı söylüyor. İnanılmaz güzellikteki şarkılarını bir dinlemelisiniz. Telif hakları verilmiş mi bilmiyorum ama caz müziğine çok katkıları olmuş. Yemek içmek neyse, bir Mbuti için şarkı söylemek de o. Çünkü ormanın ruhuyla şarkılar aracılığıyla ilişkiye geçiyorlar. "Gürültü istemeyiz, dinginliği seviyoruz, çünkü orman dingin." Böyle söylüyor bir Mbuti. Küskünlük, çekişme, çatışma, çekememezlik onlar için "gürültü" anlamına geliyor. Dinginlik ise sessizlik demek değil; ahenk, sevinç, huzur anlamına geliyor.
Dinginliği hep birlikte şarkılar söyleyerek, dans ederek buluyorlar. Yaprak ve dallardan yaptıkları kulübelerinde, 30-40 kişilik obalar halinde göçebe bir yaşam sürdürüyorlar. Avcılık yapıyorlar, ormandaki yemişleri, bitkileri, kökleri derliyorlar. Kadın erkek birlikte avlanıyorlar. Hatta çocuklar da katılıyor ava.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi çocukların bakımında ve büyütülmesinde anneler etkin. Ama nasıl kadınlar ava katılıyorsa babalar da çocuk bakımına katılıyorlar. Bakın nasıl? Bebek iki yaşına girdiğinde, annesinden alınıp babasına veriliyor. Babası, aynı annesi gibi sarılıp kucaklıyor onu ve kendi memesinden emzirmeye çalışıyor. Bebek emmeye başlıyor ama tabii süt yok. Bunun üzerine babası ona ilk kez katı yiyecek veriyor. Böylece bebek, ancak eliyle yedirebilen ama aynı şefkati, koruyuculuğu, sıcaklığı veren başka tür bir anneyle tanışmış oluyor. Bir Mbuti çocuğu obadaki her kadına anne, her erkeğe baba diyor. Bütün obanın annesi ve babası ise orman.

Mbutilerde bir yaratılış söylencesi veya bir yaratıcı tanrı kavramı yok. Her şey doğar, büyür, ölür; yaprak düşer, dal kurur, kök çürür ama orman kalır. Ormandaki her şey kutsaldır. İyi de, hayvanları avlayıp yiyorlar, dersiniz belki. Aslında hayvan öldürmek de "gürültü" onlara göre. Dinginliği ve barışı bozuyor. Asla öldürmek istemiyorlar. Bir söylencelerini kısaca anlatayım: Bir zamanlar ormanda tam bir ahenkle yaşarlarmış. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ölümsüzmüş. Hayvanları öldürmez ve yemezlermiş. Ama bir gün bir Mbuti bir hayvan öldürmüş ve gizlice onu yemiş. O günden sonra insanlar dahil bütün hayvanlar ölümlü olmuş. Tek orman ölümsüz kalmış. Bu ilk günahtan sonra, ancak bir Mbuti avlanmadan yaşamanın yolunu bulursa yeniden orman gibi ölümsüz olabilirlermiş.

   
Yeni ergenleşmiş kızlar ve aybaşı gören kızlar halka oluşturmuş elima dansı yapıyorlar.   
 
 
 
Mbutiler, olabildiğince az hayvan yiyorlar; çevrelerinde yaşayan hayvanların %85'inin yenmesine çeşitli yasaklar koymuşlar. Erişebildikleri ve yiyebilecekleri 300'ün üzerinde bitki ve hayvan çeşidi varken, bitkilerin yarısına yakınına da dokunmuyorlar. Birçok araştırmacı, Mbutilerin, bulundukları ekosisteme hiç zarar vermediğini doğruluyor. Çocuklar ve gençler hayvan öldürmedikleri için en temiz, ormana en yakın insanlar olarak görülüyor. Bir oğlan erkek olurken, bir kız kadın olurken tören düzenliyorlar. Kızların töreni elima, oğlanlarınki nkubi. Kızların ilk
kanamasını ay kutsuyor. Kadınlar dünyasına geçişin bu ilk belirtisi bir armağan olarak görülüyor ve büyük sevinçle karşılanıyor. Aynı anda adet gören iki kız, kan kardeşi oluyor. Oğlanların törenleri ise birazcık acılı. Sırta ve göğse dövme yapılıyor.
Ormana gösterdikleri sevgiyi, saygıyı ve özeni birbirlerine de gösteriyorlar. Dünyanın belki en neşeli insanları onlar. Mbutiler hakkında yazdığı kitaplarla ünlü antropolog Colin Turnbull, bir Mbuti gülerken etkilenmemenin olanaksız olduğunu anlatır. İki kişi arasında bir anlaşmazlık olduğunda, öylece kendi hallerine bırakmıyorlar. Hemen başkaları da katılıyor, başlıyorlar olayı tartışmaya. Birbirlerini suçlayıp utandırmak, cezalandırmak yerine, esprilerle, gülüşmelerle, eğlenceli atışmalarla gerginliği gidermeyi deniyorlar. Onların yaşamlarıyla ilgili belki en önemlisi nedir biliyor musunuz? Birbirleriyle savaşmıyorlar. Dünyalarında savaş yok.

bu ilkel diye bakılan toplum halen huzur içinde yaşıyor.bence bu teknolijinin içinde kayıp olan bizlerden çok daha medeni ve insanca olarak yaşıyorlar.insanız diye geçinip et yığınlarına mı dönüşüyoruz?hadi paylaşın fikirlere gelelim hanıııııııımmm....

Ruler of the Ruins 05.06.2008 02:34:39
Biraz sıkıcı değil mi yaşamları ? Smiley

Tamam, bilmedikleri şeylerden dolayı sıkılamazlar ama yani pek yapacak bir şeyleri de yoktur bu adamların..

fikir 05.06.2008 07:19:51
Bize göre sıkıcı veya yapacak az şeyleri varmış gibi görülübilir. Ama onlar açısından baktığımızda, belki sıkıcılık diye bir kavrmı henüz tanımamış olabilirler;

Çocuklar ellerindeki sopayı at yapmış, bütün gün oradan oraya koşturuyordu. Belki de karınları acıktığında ancak anneleri çağırdığı zaman barınaklarına gidiyorlardır.

Kadınlar, çocuklarını besliyor, bahçeleriyle uğraşıyor, el işlerini yapıyor ve eşlerine bol bol vakit ayırıyorlardır.

Erkekler, barınaklarınnın bakımlarını yapıyor, bağ bahçe işleriyle uğraşıyor, ihtiyaçları kadar ağaç kesiyor ve yine eşlerine bo bol vakit ayırıyorlardır.

Yaşlılar, güçlerinin yettiği kadarıyla ev ve bahçe işleri ve küçük çocukların bakımına yardımcı oluyor, bir araya gelip anılarını günlerini ve ailelerini konuşyorlardır.

Biz onlara göre çok şey biliyoruz ve yapıyoruz, ama karşılığında da çok kirlendik.
Ne zor bir muhasebe, tercih yapabilmek için...

05.06.2008 07:35:32
Buna karşı tartışılacak bir şey yok. Bu tür yazıları okuyan insanların aklına pek birşey gelmez çünkü insanların büyük çoğunluğu bu tür gerçeklerden vazgeçmiş uygar dünyanın küçük adamlarından oluşmuşlardır.  (Alınmayın şimdi, Mbutiler ile karşılaştırdığımda kendimi de dahil ederek tüm uygar insanları katıyorum bunun içine.)  Sıkıcı olan bizim yaşamımız bence. Yani onlardan daha fazla ne yapıyoruz da sıkıcı olsunlar. Adamlar şarkı söylüyor,doğayı keşfediyor,sağlıklı yaşıyor,her biri kendi olup kendini buluyor sıkıcı,biz hergün aynı şaçma ve otomatik şeyleri yapıyoruz sıkıcı değil. Mbuti ler kadar sıkıcı olabilmeyi isterdim elimde olsa doğrusu. Dünyayı ele geçirmek istemiyorum. Hiç de çok şey yaptığımız yok kimse kendini kandırmasın. Otobüse ya da arabaya binip mbuti nin bir günlük keşif yolculuğu yerine asfaltta 1 saat mesafeye gidip lüzumsuz bir evrak ya da görüşme yapıp dönmek çok iş yapılmış sayılmaz. Bir sürü makinemiz var herşeyi eklemiş metalaştırmışız. Peki biz de makine olmadık mı? Olduk. Hangimizi bir ormana bıraksak hastalanmadan 10 gün hayatta kalabilir? Hiçbirimiz. Ama Mbuti o hastalıklara bağışık, ormanla da barışık. O halde kim yaşıyor Mbuti mi biz mi? Bunun cevabı teselli vermiyor ama gerçek. Hayatı unutmuş bizler 1 saatten fazla ormanda bile vakit geçiremez herşeyi standart halde hazır almayı adet edinmiş iken,durmadan kendi yaşamını yaratıp sürdüren bu insanları da anladığımızı sanıyoruz ilkel diyerek. Hayır ilkel değiller. Saflar. İlkellik beceriksizliktir bencve ve bu bizlerde çok daha yaygın. Onlardan biriyle konuşma ve anlaşma şansımız olsaydı eminim hiç bir kitapta bulamayacağımız yaşam felsefelerini de öğrenme şansımız olurdu. Ve bu felsefe tamamen gerçek dünyaya ve yaşama dair olurdu, bencilce ve uyduruk değil.

asya 05.06.2008 12:32:48
Mbutiler'in ilkelliği özenilmeyecek gibi değil. Bu ilkelliğe bozulmamışlık diyorum ben ve onlar arasında yaşamın özüne ulaşılabileceğine; yaşamın, doğanın gerçekten anlaşılabileceğine inanıyorum. Bu tür toplumların bir parçası olmamız artık çok zor olsa da özeniyorum onlara; gerçekten insan olarak kaldıkları için.

Evet, buradan bakınca alışkanlıklarımız nedeniyle belki çoğumuz sıkıcı bulabiliriz yaşamlarını, koşullarını beğenmeyebiliriz, ancak insan bilmediğini isteyemez ve onların kendi yaşamları için "sıkıcı" nitelemesini yaptıklarını hiç sanmıyorum.

Hatta, Aborjinler'de olduğu gibi onların da çağdaş uygarlıklar tarafından yaşamlarına müdahale edilmesini istemediklerinden eminim. Dahası, yaşadıklarımızı gördüklerinde bizim yaşam tarzımıza "yaşam" demiyor ya da demeyeceklerdir...

cosinus78 05.06.2008 13:18:01
Bu ve buna benzer yazılar aynı düşünceyi doğuruyor bende; Doğadan ihtiyacı olduğu kadar faydalanmak, gelecek kaygısı gütmeden, hakimiyet kurmadan, ekosistemdeki diğer canlılar kadar dünya üzerinde hak sahibi olduğu bilinciyle yaşamak.


kelime 05.06.2008 14:18:28
birincisi yukarda anlatılan masalvari yaşam formunun gerçek olmadığını düşünüyorum. bunlar ilkelcilerin uydurmaları olsa olsa.

insan her yerde insandır. zorunluluklar, imkanlar ve şartlar insan davranışlarını şekillendirir. bu nedenle birey olarak insan masumdur.

çok sevdiğimiz kedimiz bile aç kaldığında kendi yavrusunu düşünmeden yer. bunun için bozulmuş olması gerekmez.

cosinus78 05.06.2008 14:32:38
gerçek olmadığını mı, olamayacağını mı düşünüyorsun?

İnsanı şekillendiren sadece yukarıda saydıkların değil, uygarlık da ciddi etkide bulunur. ve belkide bu etkiyle beraber ihtiyaç ve isteklerimiz yeniden şekillenir.


kelime 05.06.2008 14:41:18
yarım bir bardağa nasıl bakıldığı ile alakalı.

medeniyetin altında ezilen ruhlarımız için sahilde güneşlenmek ve serin sular vahası etkisi yaratan bir masalın dayanılmaz cazibesi nedeniyle yalansıllığını gözardı etme gayreti gösterebilceğimiz bir durumla karşı karşıyayız.

eğer binlerce yıl önceki geçmişimize dönme arzumuz varsa afrikaya gitmeye geek yok. 800 km doğuya yol alın yeter.

cosinus78 05.06.2008 14:47:14
eğer binlerce yıl önceki geçmişimize dönme arzumuz varsa afrikaya gitmeye geek yok. 800 km doğuya yol alın yeter. (kelime)



başlangıç noktasının önemli olması lazım ama Smiley

Bu uç bir öneri olur, Modern dünya insanının yaşadığı değişiklik, yabancılaşma bu gibi örneklerde açığa çıkıyor. Bu tür bakışlar birer denemedir, moderniteye alternatif yaşam arayışlarıdır. bence kestirip atmamak lazım.


kelime 05.06.2008 14:53:20
denizde yaşayan bazı balık türleri deltalardaki zengin besin imkanları nedeniyle zamanla tatlı sulara geçiş yaparlar.

bizler artık deniz iklimlerinde yaşayamayacak tatlı su balıkları olduk.

cosinus78 05.06.2008 14:55:56
çok güzel bir tanımlama

Ama biyolojik ya da sosyal evrimin tersi işlemeyeceğini kim garanti debilir?

Maymunlaşarak ilkelleşebiliriz

kelime 05.06.2008 14:57:53
tersine evrim diye bir şey olmaz.

yine maymuna dönüşsen bile her durumda evrim hep en iyiye doğrudur.

cosinus78 05.06.2008 15:03:27
Bunu da nerden çıkardın? Evrim tabi ki tersine gelişebilir, en iyi dediğin şey doğal seleksiyonun sonucunda açığa çıkar.

kuyruğunun olması en iyi olmanı engellemez.

kelime 05.06.2008 15:23:14
iyi ve kötü şimdiki değer yargılarımıza göre belirlenir. kuyruklu olmak şehirli sana göre kötü iken ormandaki sana göre iyi olacak. ileride ormanda yaşamak zorunda kalındığında kuyruğun çıkmış olmaıs tersine evrim olmaz. değişim ve evrim hep ileri yönlüdür. geçmişteki benzer örneklerin ileri evrimlerde yine karşımıza çıkması onu tersine yapmaz.

dünyanın etrafında dönen bir geminin hep ileri giderek aynı noktalardan geçmesi gibi bir şey.


Sayfa: [ 1 ] 2