|
||
| Alfred ADLER Kuramı İnsandaki ruhsal, bedensel ya da toplumsal yetersizliklerden doğan aşağılık duygusunun ödünleyici davranışlarla giderildiğini ilerisüren kuram... Avusturyalı hekim ve ruhbilimci Alfred Adler (1870-1937) tarafından ileri sürülmüştür. Freud'ün ilkin öğrencisi ve sonra arkadaşı olan Adler, bireysel ruhbilimin kurucularından sayılır. Freud'ün cinsellik psikanalizine karşı, kişinin yetersizlikleriyle özlemleri arasındaki çatışmaya dayanan yeni bir psikanaliz geliştirmiştir. Bu psikanaliz özellikle aşağılık duygusu kavramına dayanır. ![]() Adler ; Freud'un öğrencisiydi ve O da Jung gibi 1912'de ustasından ayrıldı. Sorunlarımızın kökenine inmektense, kendimizi pratikte işe yarayacak kadar tanımanın önemli olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden "bireysel psikoloji"yi kurdu. Ona göre nevrozlar 5 yaşında yaşanan aşağılık yada üstünlük kompleksinden oluşuyordu. Analistin görevi "toplumsal duyuşu" oluşturan nevrozları dengelemekti. |
||
|
||
| Bu normal değil mi..Eksiklik sen de acı yaratır ve bu acıyı durdurmak için ilk önüne gelen serinleticiye sıkı sıkıya sarılırsın.Belki çok basit alınışı sorundur ama bir çok zaman insan bunu yapar aslında. | ||
|
||
| Çok normal Freudla arasında biraz fark var. Freud yanına adleri de alarak derinlere doğru dalmış sonra adler işi uyanmış demişki bu kadar dalmayalım hem boğuluruz hemde insanların boğulmalarına neden oluruz demiş Sonra freud bunu salıvermiş. Ayrılmış freuddan çünkü adam insanın derinliklerine indiğin zaman soru işaretinden başka bişey elde edemeyeceğini biliyor. Onun içinde bireysel psikoloji diye benim çok sevdiğim bir kuram geliştirmiş. Okunması gereken ve bence fazla uçulmadan yazılmış çok gerçekçi kuramlar bütünüdür.
|
||
|
||
| İnsan bazen kördüğüm oldukça çözülür bazen de hafifledikçe düğümlenir.Aslında sadeleştiren ya da katmanlaştıran bakış açısına ihtiyaç var galiba. | ||
|
||
| Bakış açısı arama , bakış açısı ararsan delirirsin. Çünkü insan kollektif değildir ve standart bir artışı yoktur. Tanrı bu konu hakkında bi açıklama yapmadığı sürecede hepimiz avucumuzu yalamaya devam edicez. Şöyle düşün , havaya bi poşet fırlattın rüzgarlı bir havada. O poşet uçuyor sürekli , gidişatının nasıl olduğunu bilebilirmisin ? Poşetin 3 saniye sonra nereye gideceğini tahmin edebilirmisin ? Edemeyeceğin içinde sadece poşete odaklanır ve onun gideceği noktanın neresi olduğunu bilmeden objektif bir konum edinirsin kendine izlersin poşeti öyle. Psikoloji de böyle. Nasıl o poşeti uçuran rüzgarın nerden geleceğini bilmiyosan insanı harekete geçiren şeyin de nerden geldiğini bilemiyorsun. Onun için bulamayacağımız şeyleri aramamak en doğrusu
|
||
|
||
| Sorun neyip bulunabilir neyin bulunamaz oldugunda zaten, aramadan buna karar vermek, doğrulardan ve dolayısıyla çözümlerden taviz vermek olabilir.. | ||