|
||
yok illaki ben de yazacam
|
||
|
||
Alıntı sahibi: eBRuLi yok illaki ben de yazacam Bu sözü söyledikten sonra, en affedilmez yanı, henüz belki öğrenemediğiz zaruriyet bilgisi: "Artık olasılık kalkmıştır, mutlaka yazmalısınız!" ![]() ![]() Listeye eBRuLi'de eklendi. ulgnil, MrsBrown, güneşinkızı, fikir, Ruler of the Ruins, asya, bayan_raskolnikov, cosinus78, Khaos, pissen, depresif, eBRuLi. |
||
|
||
öyle bir yeteneğim yok , ben sadece şaka yapmıştım ve ismi olmayan arkadaşlar adına da biraz alınganlık
|
||
|
||
| Geri dönüşsüz epey riskli ve tehlikeli bir şey yapmışsınız. Yetenek işi değil bu, bana cesaretinizi verin ki ağırlığınızın ruhu üstüme çöksün... Ne derinlikte görmek isterseniz cesaretinizi, o derinlikte görürsünüz yeteneğinizi... |
||
|
||
öykülerini beklediğiniz yazarlar listesinde nikimi göremeyince sayın eldiven, öykümü yarışmaya sokamaktan vaz geçtim!
|
||
|
||
| Hemen ekliyorum RDX. Beklentim tabiki sizden, ben hepinizi tanımıyorum, ancak olasılık hesabı çalışıyorum. Olasılıklarımın dayandığı noktalar ise belli, kontrol ediyorum, bulunduğum süre zarfınca üyelerin öykülendirme durumlarını sorguluyorum. Bulabildiklerim eklediklerimdir... Sizin katılımınız kutlu bir tören gibi anlaşılır bu kovuktan. Kovuk eyleme kıpırtılıdır. Listeye RDX'de eklendi. ulgnil, MrsBrown, güneşinkızı, fikir, Ruler of the Ruins, asya, bayan_raskolnikov, cosinus78, Khaos, pissen, depresif, eBRuLi, RDX. Düşündüğüm kadarı ile, öykü "konusu" üstüne pek yoğunlaşılmadı. Ama şöyle bir şey yapabiliriz. En azından, bu ayki öykü konumuz için serbestlik getirebiliriz. Eğer iyi bir organizasyon yürütürsem ve bana yardımcı olacak yazarlarımız mevcut olursa, ay ay farklı konular seçer ve bu şekilde maratonumuzu devam ettirebiliriz. Zira inanın ödülleri de şenlenecektir... ![]() |
||
|
||
| Bir Antika Bakır AnahtaR... Parmaklarını bir daha sıktı yeniden… Bir daha, bir daha… Avucunun sıcaklığına karışan bir bakır tadı… Teninin bronzluğuyla buluşan ve yadsımayan kendini kesinlikle fakat ayrı bambaşka bir renk… "Hayır hayır" dedi, kendi kendine… Rüzgârın ılık nefesi de eklenince nefesine, "Bu bahar yemyeşil değil" diye geçirdi içinden, çıkarak avuçlarının içinden… "Tanrım! nasıl oluyor da yemyeşil tazeliğin dibinde kendini gizleyen bu kurşuni duman buğusu, karşımda beliriveriyor birden" diye düşündü… "Evet, evet, eminim bu bahar yemyeşil değil!" dedi yeniden… Parmakları neredeydi, bakırdan antika anahtarı bu kadar benimsemesini sağlayan bu el kimindi? Soruların soğrulan rengi, esneyerek açtı kanatlarını hiç acelesi yok gibiydi… Adımlarını kilitledi avuç içindeki bakırdan antika anahtar, bir sicim gibi uzanan geçmiş, çalan telefon ziliyle beraber ağlamaklı bir ses… Zihni kabardı dalgalandı, dalgalar arasında kulaçlarının ayaklarına değin uzanıp; anahtarın ıslanan yanaklarıyla olan buluşmasını, suyun tuzundan ayıran renk hangisiydi peki? "Kurşuni" dedi kendi kendine "kurşuni", yeşilin köklerinin dalgalanan bu suyun içine kadar uzandığını nereden bilebilirdi, anahtarın ıslanan yanaklarına dokunamasaydı… Sicim, kilitlenen ayaklarına dolandı, oysa kulaçları, ah oysa kulaçları(?)! İşte o an, turuncu bir gövdenin göğe değin uzanan yemyeşil kollarını düşündü ve açtı parmaklarını antika bakır anahtarı bağrına bastı… "Kokusu taptaze hala" dedi, "kalbim bununla nefes alıyor sanki"… Bu bahar yemyeşil olmayacak dedi yeniden, “gövdesi turuncu, kolları yeşil ve kökü kurşuni”… Telefon kesildi, ses silindi...Bir bakırdan antika anahtarın gözyaşları kaldı tek…ve bağrında nefes alan o taptaze kokusu… Soruların esneyerek açılan kanatları, tüylerini savurarak uçtu! *** "Sevgili eldiven" bu bir başlangıç olsun istedim, çok kısa olduğunun farkındayım fakat bu benim ilk öykü denemem. |
||
|
||
| Anlatınız kendini anlatıyor güneşinkızı, ilkler her daim hep bir hüzün, hem de hayret uyandırır. Kutsamak elle olmaz ki sadece... Ve başlangıcın kendisi değil mi, başın artık son olduğu noktayı yaratan... Esneyerek açılan kanatlar sizin ki de... Genel değerlendirmelerim sonra.... |
||
|
||
Konu: Yan yaratı ve eğri bakış... kendimizin olmayan,kendi sözlerimiz.Bu işin zorluğu bu değilmi.kendimizin dışında biri olmayı öyküde olsa başarmak, neden sanki kendimiz değil başkası.amaç başkalarını kendi yerimize, kendimizi başkalrının yerine koyabilmekmi.
"Doğru olmayacaksınız, sözleriniz sizin olmayacak... Siz olmayan, sizin istemediğiniz bir yaşamı yaratacaksınız..." |
||
|
||
| Amaç kendimizden dışarı çıkabilmeyi sağlamakdı. Bir başkası olmakdı. Tiyatro sahnesindeki gibi. Çıplaklığınızı başka bir karakterle örtmek... "Yani demek istediğim, örneğin tiksinti duyduğunuz bir insan vardır. Hali, tavrı, mizacı ile.. Kendinizden çıkıp o insanı ne kadar canlandırabilirsiniz? Ya da imrendiğiniz, özendiğiniz biri... gibi." İlla bu şekilde olumluluk sırası almasına gerek yok. İki ayak genişliğinde, üç ayak uzunluğunda, kendine layık sınırlar içinde olması da önemli değil. Önemli olan sizin düşüncenizle ve bakışlarınızla beslenmeyen, ellerinizden övgü yemlenmeyen bir karakter yaratımıdır. Bu yüzden yan yaratı ve eğri bakış dedim. Ama bu konu, bu ayki değerlendirmemizde kıstasını yitirdi. Öykü konusunda serbestlik vardır lebiderya. |
||
|
||
... Öykü konusunda serbestlik vardır lebiderya. tiyatro sahnesindeki karakter canlandırımı için eğitim alınır. mimikler,duruş,ses tonu,duruş her haliyle canlandırdığı karakteri temsil edebilmek için.Gazetede okudum. ilaç kullanan bir hastayı canlandırmak için kişi (sanatçı) psikolojik eğitim alıyormuş.öykü konusu ne kadar serbest olsada, her konunun içinde kendimi buluyorum. Kendimden başkası olabilmek sanırım bana göre yavan.Ya da çift karakter taşıyormuş gibi düşünsek. ağır traf sen kendin olsan, hafif basan taraf öykündeki karakter. Bir yerde yine sensin. Daha bişiler demekte isterdim ama yanlış anlaşılır.
|
||
|
||
| İnanın, kızgın güneşin kuluçkadan çıkardığı iblis yanları veya ılık mavi temiz bir gökyüzünün gülünecek ne kadar çok şey gerktirdiğini sizin de bildiğinizi biliyorum. Çıplaklığı yan karakterle yıkanmış bir oyunun güneşinden kaçmaya gülünebilir de... Eğitim almak, kılık değiştirmek demektir. Hiçbir zaman hayalini kurmadığınız bir koruya adım atmanız gerekebilir. İyiler ve doğruları görmek istemediğiniz yerler... Tanrıların giysilerinden utandıkları yerler... Öykü anlatımında her daim bir "ben" türer. Çünkü anlatım "ben"in görüsünden kaçacabilecek bir yalana inanmaz. Ama "ben" türemesi engellenebilir. Kendi kendini kurtaran bir irade ile yaratıcı ifade getirip korkunç bir rastlantı doğurabilirsin... |
||
|
||
Bu balşlıkta ismimi gördüğümden beri kaçıyorum ya ![]() en kısa zamanda öykümü yazacağım. umarım süre kısıtlı değildir, çünkü geç yazıyorum. Ana fikir bence güzel, yani kişilerin kurgusunu merak etmeniz. |
||
|
||
| Süremizi belirtmedim galiba, süremiz gayet uzun. Aylık bir proje bu! Ki katılım önemli, şu ana kadar elimizde sadece 3 öykü anlatısı var. Katılımınız için teşekkür ediyorum cosinus78. | ||
|
||
| Değerlendirmelerin tarzı,kimlerin değerlendireceği konusunu da açıklığa kavuşturursanız.Bir de katılımlar her kişi için tek öyküyle mi sınırlı? Yani ben de bir deneme yaptım ya artık yüz çeşit soru sorarım
|
||