SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Yan Yaratı ve Eğri Bakış... (Öykü Maratonu)

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15

Ruler of the Ruins 27.06.2008 20:45:42
Birazdan hikayem geliyor, eğer beğenirsem. Beni de değerlendirmeye alın..

eldiven 27.06.2008 21:02:08
Hadi bakalım...
Ben de diğer hikayeleri derleyip toparlayayım o zaman...

Ruler of the Ruins 28.06.2008 00:57:55
Karga

*Aceleye geldi biraz ve satır aralarında kaldı bazı şeyler, ilk kez böyle bir şey yazdığım için olacak hatalarım olabilir, içime de pek sinmedi ama napalım. Hastalıklı ve kopuk hikayem, kusura bakmayın..

Bozkırın ortasına kurulmuş, kuru şehri kavurucu sıcağın etkisiyle yollarından buharlar fışkırtırken, kafasını kaldırıp ufka baktı deniz. Üç beş izbe binanın önünde eski uygarlıklardan kalmışçasına görkemli ama dökük otobüs durağında bakışlarını yeniden önüne devirip neyi beklediğini unutmuşçasına beklemeye devam etti. Tam o sırada dikkatini celb eden gürültüyle irkildi ve ters yöne baktı, bu son model bir arabanın yolun yükselen nemini yararak gelmesiydi ve tekerinden seken çakıl taşları ve içindeki güneş gözlüklü züppe ile araba bir tümsekten atladı ve küçüldü. Bunaltıcı hava ve sıcak esen rüzgar bir kıpırdanmaya yol açtı, bir karga züppeyle dalga geçercesine vakladı, deniz gülümsedi...

Otobüs ter kokusunun ve gürültününün esiriydi, tek kişilik koltuğun kazınarak hırpalanmış süngeri deriden sarkan bir yara kabuğu gibi kopmaya meyil ediyordu, deniz izlemeye devam etti. Kirpiğindeki güneş damlaları gördüklerini seçmesini güçleştiriyordu, gene akıl edememiş ve kırmızı, ağır kanlı otobüsünün döndükten sonra güneş gelecek tarafına oturmayı başarmıştı. Sıcak olanca gücüyle bastırırken, indiği durakta gölgenin altında, insafsızca dökülmüş betonun arasında herşeye inat yetişmiş biçimsiz otlar ilgisini çekti. Annesinin 8 sene önce 9. yaşını devirdiğinde aldığı çim kafayı hatırladı, bu örneğin yanında saçları ipek gibi ve temiz duruyordu, ne de olsa annesi uzatmış ve taramıştı o saçları, kendisi jöle sürerek şekil verebileceğini sanırkense çim kafayı öldürmüştü. Babasıysa yaklaşık bir yıldır odasından pek çıkmıyordu, sanki okunmamasını ister gibi çirkin bir yazıyla yazdığı anlamsız yazıların arasında ve ceviz ağacından yapılmış, mat ve ağır masasının önünde volta atıyor, otoriter bir öğretmenin çizmelerinden çıkar gibi gelen bu ayak sesleri inliyordu her gece odasının içinde. Annesi, denize babasının artık eskisi gibi güçlü olmadığını ve kendine gelemezse birilerinin çabucak yetişip kendilerini kurtarması gerektiğini söylüyordu. O birisi deniz olmalıydı.

Eski bir gazeteci olan babasının annesini döven gazabından, ablası yabancı bir adamla evlenerek kaçmıştı. Eve nasıl geldiği belli olmayan ama çöplüklerinden çıkan boş şişelerse babasının gece hepsi uyuduktan sonra içkiye evinde devam ettiğinin bir kanıtıydı. Ablası bu zamanlardan birinde evden çıkıp denizin bilmediği bir yere gitmeye kalkışırken babası tarafından görülmüş ve sağlam bir dayak yemişti ancak sarhoş bir adamın sergileyebileceği bir gazapla. Deniz ise sonradan kaçan ablasına lanet ediyordu.

En son bundan on yıl önce, babasının ayrıldığı işinden aldığı yüklü sayılabilecek tazminat ile ailece tatile çıkmışlardı ve sonradan orada girdiği denizin dalgalarıyla yıkılacak olan büyük bir kale yapmışlardı ablasıyla. Babasıysa o sırada kalabalık ailesinin annesi tarafından sevilmeyen fertleriyle siyaset tartışıyordu, kulağına çalınan ismiyle çağrıldığını sanarak bir kaç kere gitti babasının yanına, sonra geri döndü bahsi geçenin kendisi olmadığını anlayarak, güneş o gün de, otobüs beklerkenki gibi kirpiğine yansıyordu...

Babasının denize ilk yolladığı hediye ise bir mektuptu, çünkü ilk defa babasının kendisine yolladığı bir şey vardı. Zarfın içinden bir kartpostal çıkmıştı, karman çorman bir yazıyla yazılmış ama kısa bir yazıydı içinde ki: "Ben burada çok iyiyim, merak etmeyin.. Sevgiler." . Hasret çeken bir baba yüreği için oldukça kuru bir anlatımdı, gene de göremeyeceği bir yerde sakladı onu deniz. Babası o sırada fransadaydı ve arada bir amcasının yolladığı paraya ek olarak para yolluyordu eve, annesinin söylediğine göre yurt dışına çıkması gerekmişmiş..

Zor yıllardı o yıllar askeri darbe olmuş bir çok kişi tutuklanmış ve içeri atılmıştı, zorbalar kendi evlerine de girmiş ve babasının kütüphanesini karıştırmışlardı, aradıklarını bulamayınca da sessiz suskun bekleyen anneyi yanlarında götürüp kadının acizliğine inandıkları anda da serbest bırakmışlardı. Deniz annesini severdi ve yeni büyüyen erkekliğinin gururuyla askerlere bişi diyememenin acizliğini daha da derinden hissediyordu, demek ki sorumluluk artık kendisinde olmalıydı. Annesi, babasızlığının da vermiş olduğu ürkekliğiyle sevgi dolu biriydi. Deniz annesini severdi. Tek kalan o idi.

Çokluğunun önemi kalmayan yıllar sonra baba vitrinde çok uzun süre kalmaktan solmuş, ruhsuz kumaşlar gibi geri döndü. İfadesizdi. Anne büyük bir umutla babaya sarılırken farketti ve duraksadı. Ablanın da bişi yapması lazımdı evde olsa ama yoktu, deniz koridorun köşesinde bekledi, baba yaklaştı ve sarıldı. Gelmesinden anlaşılıyordu ki artık kaçmasına gerek kalmamıştı. Deniz de kaçmadı ...

Sabah, anne her zamankinden farklı bir telaş ve gürültüyle kalktı, iç çekme sesleri evin duvarlarında yankılanıyordu. Denizi görünce elinde kan lekesi olan bir çarşafla anlamsızca koşmaya başladı bu arada burnunu siliyordu. Kapı aralığından gözüken baba bakışları boşlukta öylece duruyordu. Yıllar yılı farklı bir şey yapmışmıydı ki? Deniz anlamadı sormaya mecali de yoktu, her gün yaptığı gibi işine gitmesi gerekiyordu. Sabahları pekte ilginç değildi açıkçası..

Otlardan başını kaldırdığında, evinin önünde ki hareketlilik adımlarını hızlandırmasına neden oldu. Merdivenleri tırmandı, kapıyı açtı ve komşu kadınların acıyan gözleri arkasında annesini gördü, yaklaştığındaysa babasını. O an anladı işte babasının dönüş hikayesini, ölümden kaçılmıyormuş o da anlamış. Deniz gerisin geri koşmaya başladı nefeslendi ve bir sigara yaktı, ne düşünülürdü ki bilmiyordu. İlk sigarasıydı bu, erkek olmanın belki de en önemli nişanesi.. Ve amatörlüğü boğazına takıldı, öksürmeye başladı ve bunaltıcı hava ve sıcak esen rüzgar bir kıpırdanmaya yol açtı, bir karga denizle dalga geçercesine vakladı, denizse yalnızca ağladı...

eBRuLi 28.06.2008 09:28:47
Belki onlarca insanın ruhuna dokunabilecekken , onu acele zamanlara esir etmek Ruler in de belirttiği gibi satır aralarında boşlukları getirmiş ..

Okurken ben doldurmaya çalıştım gerçi fakat ; lezzetini ayırt edemediğim bir tada yakalandım ..

Teşekkürler Ruler of the Ruins.

Xantippi 28.06.2008 10:12:45
bu öykü beni cok etkiledi.yazdiklarindan cok yazmadiklariyla,ben hissettim,gercekten hissettim.

ellerine saglik ruler,tebrik ediyorum....

lamba_cini 29.06.2008 11:47:05
hakikaten güzel öyküler okudum burada emeğinize sağlık

eBRuLi 29.06.2008 11:51:24
hakikaten güzel öyküler okudum burada emeğinize sağlık

Belki de, en güzeli sende saklıdır lamba_cini , sen de denesene ? Smiley

eldiven 01.07.2008 21:11:04
Bugün 1 Temmuz. Normalde bugün ödüllerin dağıtılması gerekirdi. Ama Ayın 10'nuna sarkıtıyoruz (yoğunluğumdan dolayı) ve öykü gönderimleri için 2 gün daha veriyoruz. Ayın 3'ünden 10'nuna kadar öykü değerlendirmeleri gerekiyor. Bazı arkadaşlarımız tatil planları kuruyor bazıları da bu planları gerçekleştiriyor. Umarım öykü eleştirileri kısmında büyük bir gelişme elde ederiz.
Çok şey yazmak istiyorum ama ...
Hepinize teşekkür ediyorum...
Tüm Öyküler toparlandı....

Öyküler
Genel Öykü Ödülleri

MrsBrown 07.07.2008 11:28:57
Öykü eleştirileri demişken Smiley

Ruler : Satır aralarında boşluk falan yok.  Kopuk da değil. Sadece ilk iki paragraf uzun ve öykünün geri kalanıyla bağsız duruyor. Öyküyü, ikinci paragrafın, "Sıcak olanca gücüyle bastırırken, indiği durakta gölgenin altında, insafsızca dökülmüş betonun arasında ..." cümlesiyle başladığını varsayıyorum. "Kirpiğindeki güneş damlaları" tamlamasını da unutmuyorum. Abartısız bir anlatım, sakin geçişler, durumun can sıkıcı ve acıklı olmayan izahı acayip güzel. Ve tabii ki merak. Babayı, anne mi öldürdü? Olabilir gibi geliyor. O kadar sene, o kadar acı. Adam her şey durağanlaşmışken gelip yan yatacak ya da bu sabitlik halini değiştirecek. Mümkünatı yok. Yok olmak zorunda. Gerçi. Alkol-sürgün. Kan da gelmiş. Verem de olabilir. En iyisi sen söyleme, ölüm sebebini. Smiley

RDX : Bilimkurgu gibi başlamıştı. Bayılırım bu türe. Güzel de gidiyordu. Ama sanki yarım kalmış gibi. "Esrar tribi" olması da sanki kendi öykünü sonuca bağlamaktan kaçmışsın izlenimi uyandırdı. "Sen Türk Asıllı mısın sorusu" ve sonrası bu öyküye ait değil bence. O nedenle genel olarak değerlendirdiğimde, bütünlüğü yok diyeceğim. Bir de kendi sesini duyması, iyi-kötü, inanca kölelik. Mesaj vermeye çalışmışsın buna tamam ama çok belli olmuş. O "türk asıllı mısın" kısmını unutup ordan devam etmelisin bence. Bırak uzun olsun, n' olacak ki.

zeynep_r ; Ben çok anladım öyküdeki Naz' ı.  Bir de üstüne, gözlerim doldu. Tarafsız olmak zor olacak o nedenle. Şiir gibi öykü olmuş yav. Aşkolsun sana.

Khaos ; Soluksuz okudum. Tek geçtim.

pissen ; Recep' in durumunu ve hislerini iliklerimde hissettim. Kısa bir akşam aracılığıyla karakteri ve tüm hayatını anlatmayı başarmışsınız.  Ama cümlelerinizi çok uzun buldum. Küçük ve etkileyici bir "an", güzel betimlemelerinizin gölgesinde kalabiliyor. Her şeyi siz, tüm ayrıntısıyla anlatınca, okuyucuya iş kalmıyor. Fakat öykü sonunda, Recep' le birlikte küfretmek güzeldi, adildi.

cosinus78' in öyküsünde bir kusur bulamadım. Öyle kendiliğinden aktı gitti okurken. İlle de bir şey diyeceksem, konusunu derim. Aşk meşk yazsaydın ya. Tongue

depresif; Ters köşeye yatırdın beni. Tüm polyannacılığımla(!), cidden yeni hayata başlayacağını düşündüm. Ama hayat bu kadar iyimser değil. Olması gereken buydu, tek kurşunluktu ama gene de şaşırttı.  Buna da kusur bulamadım yani. Konusu dışında. Mutlu aşk yazın be ya. Ağlıyoz burda.

Ebruli ; Güzeldi. O da aktı gitti. Sonu farklı olmaya çok açık. Eksikliğin ateşi Gülizar' ı yakabilirdi mesela. O da ya tek başına yanmayı seçerdi ya da Zehra ve Emin' i de yakardı. O zaman da öykü uzun ve sıkıcı olabilirdi. Böyle bitmesi güzel. Gelecek 20 yılı merak ediyor insan. Ben Gülizar' ın tarafını tutuyorum.

Ulgnil ; Gerçekten çok sade bir anlatım. Çok bütün. Açıklanacak şeyler, kısacık cümlelerle açıklanmış. Okuyana " n' oluyor, anlamadım bunu şimdi" dedirtmiyor. Bunu yapmak bayağı zordur. Ama etkileyici olması için, oğulun, babasının kellesini görmüş olduğunu yazmana gerek yoktu. Çocuk-baba girince işin içine, öykü, acıklı oluyor. (sonra ben çocuğun şimdiki hallerini, 10 yıl sonraki hallerini, hayatının sonunu düşünüp düşünüp içleniyorum Smiley ) Vurucu olması için buna ihtiyacın yok. İhsan' ı görmeden okudum öyküyü. Gene vurucuydu.

bayan_raskolnikov; Öykü mü tam bilemedim. İç dökmeye daha çok benziyor. Bilindik bir konu. Aşık olunan kişi, aşık olanın yarattığı bir nesnedir. Fakat yazı çok etkileyici. O iki yılda yaşananları tek cümleyle özetleyebilmesi. " Anladım ki bazen umut değil, intikam hayalidir insanı ayakta tutan. " gibi. " Terk etmeyen, beni ve düşüncelerimi önemseyen düşünceli bir Mehmet yarattım düşümde. " gibi. Yazdıklarını takip edeceğim biri daha oldu.

güneşinkızı ; İmgeler. Bazen anlaşılamayan, bazen yazanın anladığından farklı anlaşılan. İşin güzelliği de bu farklı anlamalar. Ama ben hala, tekrar deneyeceğim demiştin ya, ordayım. Yaratacağın karakterleri, onların konuşmalarını, senin onlara dışardan bakmanı bekliyorum. Yine dilimin ucuna gelen ama sadece senin söyleyebileceğin şeyler olacak ortalıkta gibime geliyor. Şahane olacak. Beklemek de güzel ama. Smiley

mylia ; Başlığın devam etmesini sağlayan yazındaki bazı cümleleri, neden ben yazamadım diye kıskanıyorum. Valla da billa da.

geçici ; Öyküdeki kahramanları, anlatılan olayı anlamadım ben. Betimlemeler, bu ikisinin önüne geçmiş.

"saçlarının içinden kaydı gitti çocukluk günleri" cümlesi çok güzel.
İntiharın anlatımı da çok güzel; "Hayattan vazgeçenlerin koşar adım geri döndüğü uçuruma doğru koşmaya başladı. Bir çocuğun ellerinden salınan güvercin gibi".
Uçuruma geri dönmek. Başlangıçta ordaydık, sonra bir çocuk aldı bizi ordan. Hayatımız , başlangıçta olduğumuz yere geri dönünce sona erecek. Özgür olacağız. Çok acayip bir bakış açısı. Çok da güzel ve düşündürücü.
 
Ama intiharın nedenini anlamadım. Karakterleri tam verememişsin sanki.

yam yam; teletabiler kabusumdu. Çocuğun her çizgi filmini bin defa falan seyretmişimdir. Ama bunların bir tek bölümünü bir tek kez seyretmek bile berbat. Abartmıyorum, gerçekten midemi bulandırıyordu. Artık nasıl bir sıkıntıysa verdiği. Neyse ki, çocuğumun izlediği zaman aralığı pek uzun olmadı. Hislerime tercüman olmuşsun diyeyim. Smiley

lebiderya ; (Muhtemelen burdasın) ; Öykü değildi ama konun güzeldi. Kahraman yaratıp , biraz konuştursana onları. Sen anlatıcı olarak pek karışma ama konuştuklarına. Kendi hislerin bırak biraz gizli kalsın. Onlar kendi kendilerine halletsinler.

Herkese ayrı ayrı teşekkürler cidden, güzel bir fikirdi eldiven.

07.07.2008 11:47:26
"Sevgili MrsBrown" bu zamanlar ben pek kendimde değilim sanırım, belkide bu durum yazmak için en uygun zamandır kim bilir? Smiley

Üşenmemiş tek tek fikir beyan etmişsin ve beni imgelerin kucağına yerleştirivermişsin, eee artık beni yerimden kaldırabilene aşk olsun! Smiley

Teşekkürler.

Ruler of the Ruins 07.07.2008 12:00:07
Aslında hikayede aslı olan tek şey kargaydı Smiley
Psikolojik betimlemeler ve örneklemeler yapmak istedim ama sonra vazgeçtim, deniz kurumaya yüz tutmuş bir ayrıkotu gibiydi: Duyarsız ve cansızlaşmış bir gözlemci sadece. Aslında ne varsa okuyucuya bıraktım ve hikaye yazmak uzun bir uğraşmış, acele ederken anladım.. Yorumlarınız için teşekkür ederim.

Bunun dışında okuduklarım arasında en çok cosinus'un hikayesi hoşuma gitti, kaygısız ve neşeli. Dili de çok düzgün ve akıcı.. Okuyamadığım bir çok hikaye var, onlara da göz atıp fikirlerimi yazacağım..

07.07.2008 12:03:44
Eğer bir isim belirtmem gerekiyorsa "MrsBrown" diyorum,  daha çok isim belirtmemiz isteniyorsa sonraki bir zaman diliminde söyleyebilirim.

ulgnil 07.07.2008 16:06:10
MrsBrown öyküler üzerine değerlendirmelerin ve yerinde eleştirilerin için sağol.yapılması gerekeni yaptın biz de birazcık tembellik etmeyip kalem oynatsak öykü değerlendirmeleri üzerine ama ahh işte...

emet 07.07.2008 20:46:53
sayın mrsbrawn, tespitlerinizde kesinlikle haklısınız. insanın, zaman, boyutlar ve temel dinamikleri arasındaki sıkışmış durumunu hikayeleştirerek anlatmayı denedim. gün içerisinde dahi notlar aldım. ama çok zorlandım ve anladığınız gibi pes ederek, daha hikaye yeni başlamamışken bitirmek zorunda kaldım ve bunun için en uygun durum esrar tribiydi.



 

07.07.2008 22:23:42
Ben taa önceden bir değerlendirme yapmıştım ama bağlantı koptu sonra da üşendim. Smiley  Sırasıyla.

Lebiderya
: Sayıklama, öykü değil.

geçici: Domino taşı gibi ard arda yığılmış ve düşen cümleler. Anlaşılır olmadığından pek öykü formatına uygun değil bence.

mylia: Kendi deyimiyle serbest yazın örneği olması genel formata aykırı olsa da öykülenebilir nitelikte ve bolca edebi cümle var, etkileyici hoşuma gitti. (Bence bu anlatımları esnetip aralara da saçma bir konu bulup en azından öykü yapmalısın, kazanırsın.)

güneşinkızı İmgeler, imgeler. güzeller ama araya biraz da sıfat lazım ki kendimize dönelim karşılaştırmalarla bencilce. Yani öykü açısından diyorum güneşinkızı, böyle yazmayı sevdiğini biliyorum. Smiley

MrsBrown Senin yaptığın ise düpedüz kendini bilmezlik. laugh Birebir olarak aklımda çok sevdiğim bir kadının canlanmasına neden oldun oradaki olumsuz durum ile birlikte. Senin bunları bilmemen gerek kadınsın sen kendine gel git duygu sömür laugh Evet bu öyküyü çok beğendim ve formata uygunluk yani kendi olmayarak da yazıldığı için ve de samimi küçük gerçeklerle örülü olduğu için şimdilik birinci ilan ediyorum. Ayrıca yalan da söyleme yazıyorsundur sen ya da yazıyorsun ama farkında değilsin Smiley

bayan_raskolnikov: Zekice ve anlamlı bir final. Güzel bir  kadın erkek çelişkisi ve ilişkisi betimlemesi. Final tam da oluşturulan isyankar dişi karakterden beklenilecek gibi olmuş yani karakter sağlam. Bunu da beğendim.

ulgnil: Tam bir anadolu edebiyatı olmuş bravo diyorum. Üslup da,konu da anlatımı da, öyküleme de çok güzel. E ama seçmek zorlaşıyor böyle de olmaz ki Smiley

hmm plastic yam yam : D

eBRuLi E bu da güzel olmuş  Shocked Evet üslup oturmuş,karakterler de güzel verilmiş ancak biraz olması gerekenden kısa tutulmuş ve aniden bitmiş gibi. Biraz daha uzatılabilir olsa da bu hali de güzel.


depresif Beklenmedik final ile turnayı gözünden vurmuş Smiley Güzel anlatılmış biraz mışlı anlatımlara ve onlardan di li anlatıma geçerken dikkat etmek gerekiyor ama önemli olan o değil. Hayalgücü ve karakter şemsası yerli yerinde beğendim.

cosinus78: Üslüp çok güzel ulgnil ile yarışır. Smiley Buna da söylenebilecek iyi ve güzel dışında bir şey yok. Üstelik de eğlenceli Smiley

pissen Betimlemeler üzerinde oluşturulmuş bir öykü. Cümleler biraz sıkışmış, bir yerden sonra insanda bunaltı oluşturabilir o nedenle dikkat etmek gerek. Öyküden çok bir romanın giriş kısmına benzemiş kötü de diyemiyorum yanlış anlaşılmasın Smiley

RDX
: Berbattır kesin diye hiç okumadım bile laughŞaka şaka. Güzel hayalgücü ama daha tam oturtulmamış görünen bir konu. Ani geçişler ve kopukluklar bu kararsızlığın ürünü. Zamana ve çabaya gerek var güzel gotik vampir hikayeleri çıkabilir hiç umulmayan kişilerden dikkat Smiley

zeynep_r: Güzel bir şizoid hikaye olmuş tebrik ederim Smiley Ama kime ne oldu olay ne yine bu nedenden ötürü algılayamadım Smiley

yine RDX  Sanırım öykü düzeltilmiş. homofobiye gönderme Türk asıllı esprisi iyi ama orda ne alaka anlayamadım kopulmuş hikayeden sanırım Smiley Biraz uçulmuş daha derli toplu olursa ilk söylediğimde hemfikirim.

Ruler of the Ruins: Ne oluyor ne olacak olay ne diye bekleyip okuduğum güzel bir öykü olmuş. Kelimeler belki bazen vasat kalsa da bahsedilen satır araları aslında ruler için güzel bir üslup oluşturmuş kanısındayım güzel bir öykü.

Evet şimdilik bu kadar yeter sanırım yorumlarım fikrimi de açıklamıştır, mrs brown,ulgnil,cosinüs78 formata uygun bularak en beğendiklerim ,formata uygun olmayarak da mylia ya onur beğenimi sunuyorum (onur ödülü misali laugh)



 




Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15