|
||
O kadar kurşun sağından solundan geçince, korkudan ölmüştür ama kesin.
|
||
|
||
YANSITMA çığlıklar atarak bir kadın kendisine doğru koşuyordu. Yerle bir bağlantısı ve bacakları olmayan yaratıklar kadının çevresini sarmış onunla beraber yol üzerinde ilerliyorlardı. |
||
|
||
| RDX anlatım dilin en az hikayen kadar güzel devamını sabırsızlıkla bekliyorum. | ||
|
||
| sanırım bu mesaj buranın hakkını veren bir mesajtı. teşekkür ederiz. | ||
|
||
Her şey olabilir, her şey olmayabilir de...
|
||
|
||
o kadar koşuşturma arasında ve acemiliğimle bişeyler yazmaya çalıştım demek hergün görüyorsun ? Peki bana tarif edebilirmisin .. ---.......... __sana birşeyler söylüyormu ? __............. __ ama benimle konuşmazsan onun sana ne anlattığını anlayamam değil mi ? __.............. Yine o sabahlardan biri ..Kahrolası kadının ne sesini duymak istiyorum nede gözümü alan saçlarını.. sıska vücuduyla bana tüm gerçekliği anlatma derdinde ..oysa biliyorum aklında kocasından başka adamları nasıl ayartabilirimden başka bişey yok..birde gözlerimin içine sızan alaycı bakışı ve S_lerde bir metre dışarı çıkan dili yok mu ? Çığlıksız öldürebilirmi canavarlarım bu kadını ? .. __....... __yazıık çok yazık __yazık olan ne Cemil ? ..yine para konusu açma nolur __ eee bıktım artık ..hiç birşey olacağı yok her geçen gün kötüye gidiyor bu kız __ delirdi desene artık .. __ evet delirdi ..o bir deli..baksana artık hiç konuşmuyor..sabahtan akşama o kahrolası pencerede ..bir adam var dedi ve sustu.. Sana söz verdiğim gibi ..susuyorum..kimseyle konuşmuyorum sanki sen oluyorum her harf bende kalınca.. Naz artık uyumuyordu..Yemekleride iştahsız bir bebek gibi geveliyordu ağzında.. . __kalk diyorum sana!! __..... __Naaaaz!! __Naaaz!.. Semra hanımın bağırışları sanki Naz’dan teğet geçiyordu.. __Gitmeliyiz ..randevuya geç kalıyoruz yinee ___Naaaz ! Öfkeyle Cemil Bey Nazı sarstı..sanki tüm elinden gelmeyen çözümleri tokatla bulmaya çalışır gibi,, .............. Naz bianda perdeyi sonuna kadar açtı..koşarak koca bir gürültüyü arkasında bıraktı.. Küfürler yağdırıyordu..Ayşe teyzeye ,Orhana, bakkaldaki asık suratlı amcaya ..köylüye ,kentliye ..canını yakan her sözün sahibine.. Kibiri büyüdü..öfkesiyle yumruğunu taşlara geçiriyordu..kibiri büyüdü..ve tüm Naz_Lı benler usul usul sardı bir öğle vaktinde ..haklıyım edası yoktu tavrında...Katil olucak kadar haklılığını ispat ediyordu..Lanetler uçuşurken sesinde çirkin ve yaşlı oluverdi... Dizleri kırılganlaştı..Cemil Beyi karşısında görünce ..tüm sırlarını izbe gerçeklerini bir bir koyuverdi avuçlarından..parçalanışlarını izledi..yem oluşlarını..salyalarından tiksindi.. Gözyaşları ılık lık sızdı ayak uçlarına kadar ..sanki can buldu..O gerçekti..derin bir soluk çekti gözyaşı ferahlığıyla ..Cemil beye döndü yüzünü..Ellerini koyverdi ağırlığıyla toprağın en dibine..Ruhundaki tüm intihar izlerine inat Fer_leri koydu gözbebeklerine .. Yorgundu ...hemde çok yorgun.... __dokunma artık ona .. __ne halin varsa gör .. Naz gecenin bi vakti yavaşca pencereye yaklaştı... __biliiyorum her zaman ordasın..günahım kadar kirli özümkadar mucizesin.. Nolur gülümseme..gülümseme..gülümseme... Gülümsemen babamın tokatlarından sonra aldığı şekerlemeler gibi..iz bırakır gibi..gülümseme.. Artık gözlerindeki anlamları boğuşmalardan çıkarıyorum..uyutmuyorsun beni..süzülüşün hissediliyor gözkapaklarımda... Ve bilmediği bir an ..geçmiş kadar uzakken _adam bi anda şimdi oldu..Naz şaşırdı ..soluğunu ilk kez bu kadar yakın hissediyordu..korku değildi ..teslimiyetle ..cesaretle baktı gözlerine..içindeki tüm kuşkuları, dünü ertesiyi süzdü adamla gözgöze gelince.. __Nolur tüm çengellerimi bir kerede acısız çek..ama izin ver son kez annemin yüzünü avcuma alıp arınayım.. __yine penceredesin değil mi? Sana hiçbirşey yaramıyor..delisin işte delii __Naaaz! Naaaz? Ve adam Nazın tüm hayata dar çengellerini dün acısız sıyırmıştı dünyanın yapışkanlığından.. ............ |
||
|
||
| Kendi yazdığım öykünün eleştirilerin de düşünülerek gözden geçirilmiş son halini kendi alanıma koydum. Çünkü buradaki daha önce yazdığım alana sığmadı. http://sifirforum.com/index.php?topic=45835.msg405474#msg405474 |
||
|
||
| şimdi siz bana takım elbise almıyor musunuz ? | ||
|
||
| eldiven öyküler çoğaldı,tek tek yorum yapsak bile kimin yorumuna göre belirleyecğiz sonucu;herkes ortak bir paydada birleşmeyebiilr.bence oylama olmalı.ama daha geçerli bir çözüm bulursanız onu da uyguayablrz |
||
|
||
| Öykülerden bir tanesi meşhur bir yazarımıza ait, ama kime ait olduğunu söylemem, siz bulun. | ||
|
||
| ne yani;bir üye, kendine ait olmayan bir öyküyü mü yollamış? ?? | ||
|
||
| evet | ||
|
||
vay be kitap aşkına bak.helal olsun |
||
|
||
YANSITMA Yolların sonunda sinsi bir karanlıkta kaybolduğunu fark ettiğinde, o rengarenk dünyadan artık çok uzakta ve bir daha dönemeyeceğinin farkında değildi. Acılarından anlamlar çıkartarak kurtulmaya çalıştı. Oysa artık debelenmesi boşunaydı, ne kadar debelenirse debelensin dibe çökeçeği bir yerdi burası. Çünki burası evrenin son sınırına yakın, cezanlandırılmışların atıldığı eski yıkık bir kasabaydı. Gecenin soğuğunu hisetmeye başladığında, topladığı odunlardan ateş yakıp yere oturdu. Cebinden çıkartığı tütünü içinde bulunduğu durumu umursamaz bir şekilde, itina ve keyifle sardı. Dumanı içine çekerken, sabah olduğunda ilerde ışıkları görünen kasabaya gitmeyi düşünüyordu. Kasabanın ışıkları onu yeniden umutlandırmışken, duman dudaklarından yere dökülüp, eteşin çevresinde halka oluşturdu. Dudaklarından çıkan dumanı izlerken ateşin yanına devrilip derin bir uykuya daldı. Geldiği yerin zamanıyla tam 3 yıl uyudu. Gözlerini araladığında, güneşin daha doğmamış ve yaktığı ateşin sönmek üzre olduğunu fark etti. Geçirdiği acı ve yorucu günün ardından, kendini dinlenmiş ve iyi hisediyordu. Işıkları görünen kasabaya doğru toprak yolu fark ettiğinde, gençliğinde neşeyle yürüdüğü patikaları anımsadı bir an. Belli belirsiz sesler gecenin karanlığında yankılanırken, patika yoldan şehre doğru yürümeye başladı. Gerisine baktığında yaktığı ateşin sönmek üzere olduğunu farketti. Son alev söndüğünde onu yutacakmışcasına zifir bir karanlık oluştu geride. Olduğu yerde durdu hemen. Oysa artık alışmış olmalıydı geri dönüşü olmayan yollara ve sonra gülümsedi. Kasaba tarafından birilerinin geldiğini fark etti. Evet anlamsızca çığlıklar atarak bir kadın kendisine doğru koşuyordu. Yerle bir bağlantısı ve bacakları olmayan yaratıklar kadının çevresini sarmış onunla beraber yol üzerinde ilerliyorlardı. Kadın, yanından geçerken anlamsızca ona baktığında, kadının gözlerindeki o anlamsızca ifade grigunun ürpermesine neden oldu. Girigonun arkasında bıraktığı karanlığa teretdüt etmeden girip gözden kayboldu. Kasabaya girdiğinde eskiden yaşadığı kasaba olduğunu fark etti. Evi çok uzakta değildi. Adımları hızlandı. Evinin penceredesinden dışarıya yansıyan ışığı fark ettiğinde, tuhaf bir rahatlık hisetti. Birazdan karısını görecek, ona sarılacak ve gördüğü tüm kötü şeylerin hiç bir önemi kalmayacaktı. İçerden sesler geliyordu. Kapıya yaklaştı. karısının sesini hemen ayırt etti kanuşmlar içerisinde. Kapıyı yavaşca tekmeledi ama kapı açılmadı. İçerdekiler sohbetlerine devam ediyorlardı. Gırıgo sinirlenmişti, kapıyı tekmelemeye başladı ama kapıya yönelen hiç kimse yoktu. Sonra karısının konuştuğu kişininin sesini, kendi sesine benzetti. Kapı kendiliğinden açıldı. Sesler oturma odasından geliyordu. Hızla odaya yöneldiğinde, oyuncak bebeğinin saçlarını tarayan kız çocuğunu gördü. Yanına yaklaşarak yıpranmış elleri ile saçlarına dokundu. --Grigo ben angel.. kucağındaki oyuncak bebeği işaret ederek " bu hanımda meri". --Grigo ya merhaba desene meri! --Önemli değil meri, seninle tanışmış olmak yeterli benim için. --Grigo sınırın öte yakasından gelen, aklını karıştıran sesleri duyabildiğini biliyorum. Ama öncelikle iblisle konuşmalısın. O benim bu kasbada kalmamı istiyor... --Senden öncede onunla konuşmak için kasabaya gelenler olmuştu.O kadını hatırlıyorsun değilmi? İblis karanlıklar kasabasına gönderdi onu. Onu korumakla gönderdiği acımasız savaşçılarla beraber. --Karanlıklar kasabası hakkında kimse birşey bişmiyor aslında, sadece söylentiler var. --Orası bir zamanlar mutlu bir kasabaymış. Daha sonra sınırın öte tarafında yaşayan yaratıklar, kasabanın tüm renklerini çalmışlar.Kasabanın tüm çıkış kapılarını onların bekçileri kontrol ediyor artık. iblisin savaşçıları ise, orada yaşayanların nefes alabilmelerini sağlıyabiliyor sadece. Angel in son cümlesinin ardından oluşan sessizlikte, merinin sesi yankılandı... --Grigo iblisin hizmetçisi! Grigo iblisin hizmetçisi! Angel kucağındaki oyuncak bebeğin gözlerine bakarak şefkatle yanaklarından öperken "artık uyumalısın meri" dedi. Angel meriyi yatağına yatırmak için odadan çıkarken meri çıldırmış gibi bağırıyordu"grigo iblisin hizmetçisi" angel- grigo artık gitmelisin, iblisle görüşmelisin. Grigo duvara fırlatılaıp parçalan bir şeylerin olduğunu fark ettiğinde merinin çığlıkları kesilmişti. angel- Küstah olmamalıydın meri. Uyu bebeğim, anne seni çok seviyor. Grigo barmene... -"iblisin burada olduğunu söylediler, onunla konuşmam gerekiyor!" dedi kararlı ve kendinden emin bir ifadeyle. İç içe geçmiş anlamsız bir homurtuya dönüşmüş insanların konuşmaları birden kesilmişti. Barın kapıları içeri giren soğuk ve sert rüzgarla sonuna kadar açılmıştı. İnsanlar hızla dışarı çıktılar. Barın tam ortasınsa saç ve sakalları biribirine karışmış, omzuna tünemiş beyaz bir güvercinle yaşlı bir adam oturuyordu. Grigo adama doğru yöneldiğinde, burnu keskin iğrenç bir kokuyla kasıldı. Koku yaşlı adamdan geliyordu. Yaşlı adamın hayatı boyunca hiç banyo yapmadığını düşündü ve masasına oturmak üzreyken, beyaz güvercin ürkmüş bir vaziyette yaşlı adamın omzundan havalanarak, barın sütunlarından birinin kösesine kondu .. -grigo iblisle konuşmamalısın! Grigo kemerinde sarkan silahını çekti ve güvercine doğrultup! "Ben ne yapmam gerektiğini hissedebiliyrum kahrolası" dedikten sonra, kuşun üzerine şarjörde olan tüm mermileri boşaltmış, ama hiç biri isabet etmemişti. Yaşlı adamın sınırın ötesinden kaçarak, kasabaya yerleştiğine dair söylentiler yaygındı kasabada. Onunla konuşmak için gelen yabancıların, çıldırmış gibi karanlıklar kasabasına doğru koştuğuna şahit olmuşlardı. -Grigo! sorularına cevaplar aradığını biliyorum! Böyle olmasını ben istemiştim! Yaşılı adam eliyle pencereden dışarıyı, bahçede çalışan adamı işaretle konuşmasına devam etti.... "elma ağacının birkaçtane kök ucu toprak üzerine çıkmış, hava ile temas etmesinden ötürü kararmış ve kurumaya yüz tutmuştu. Adam eliyle açığa çıkan köklerin üzerini toprakla kapatırken, başka bir kasabalı gelip ağacın dallarında sarkan olgun meyvaları bahçenin efendisi için topluyordu." -Benim ulu tamata hizmet ettiğimi düşünüyorsun şimdi, biliyorum. dedikten sonra kafasını bıkınlık belirtircesine sağa ve sola sallarken, -artık bende emin değilim bu konuda Grigo. Grigo!! Tamat kasabaları kontrol altında tutuyor. Onun görmesini istediğinden başaka bir şey göremiyor, duyamıyor, hissedemiyor, yapamıyorsun. Senin adına Tamat ın belirlenmiş olduğu amaçların peşinden koşarak, köle olduğun gerçeğini göremiyorsun. Bu yüzden iyi ve kötü diye anlamalar yüklüyordun hayatına. Grigo yaşlı adama -Sana özel bir şey söylemek istiyorum iblis! -Dinliyorum grigo. -Tamat ın habercileri, senin için şöyle böyle diyor, biliyormusun! -Grigo sen türk asıllımısın? Pencereden içeriye güneşin ışıkları dökülmeye başlamıştı. Grigo güneş ışıklarının verdiği rahatsızlıkla gözlerini açtı, saate baktı on bire geliyordu. Yine işe geç kalmıştı. Hızla üzerini değiştirirken, odadaki komidinin üzerindeki esrar kırıntılarını itina ile topladı. Sokakta hızlı adımlarla yürürken, gece yaşadığı esrar tirip i aklına geldi. Sonra gördüğü halüsilasyonların devam ettiği düşüncesiyle endişelenirken, önündeki caddede ilerleyen otbüsün içerisinde, angel in kucağındaki meri, ona el sallayarak geçiyordu.... |
||
|
||
Ben anlamam banane bugün 26.06.2008 bu maratonun sonuçlarını yayınlamanızı bekliyorum.
|
||