|
||
| Yazar olmak da kamyon şöförü olmakta çocukluk hayallerim arasındaydı.Çok da üzerinde çalışmadığım bir öykü denemesi olarak sunduğum yazıya dair yapılacak eleştiriler için şimdiden teşekkür ediyorum.Beni daha güzele götürecek eleştirilerinizi sabırsızlık ve merakla bekliyorum. Vazgeçtim çok kırıcı olacaksa biraz laf oyunuyla yumuşatın olur mu
|
||
|
||
| Öykülerini beklediğim yazarlar listesi; ulgnil, MrsBrown, mylia (Edebiyat / Dil moderatörü) güneşinkızı, fikir, Ruler of the Ruins, asya, bayan_raskolnikov, cosinus78 Khaos gibi... Öykünüz için değerlendirmeyi sunarken kanaatler hesabı çalıştığımıza göre telaşlanmanıza gerek yok geçici. Öykülerini beklediğim yazarlar listesine ek pissen, depresif. |
||
|
||
İsmen belirtilmemiş olmasaydım açıkçası bu konuya bir şey yazabilirmiydim bilemiyorum. Öykü niteliğinde bir şey yazmayı hiç denemediğim için ekleyeceğim şey ne denli uygun düşer emin olmamakla birlikte sevgili eldiven'i kırmamak adına bir karamalamamı ekleyeyim. Acımasız eleştirilerinizi bekliyorum ***** Günahlarımdan arınmaya uyandığım bir günün sabahı. Güneş göç eylemiş şehrimden. Sağanak bir yağmura tutulmuş sokağım sırılsıklam… Penceremin pervazına sığıntı kuşlar tünemiş yine. Kanat çırpışları tanrıya adeta.. Gününü şaşırmış bir takvim darmadağın duruyor başucumda. Yalanını doğrulamaya çalışan bir hayalet durmadan kekeliyor, noktasız cümlelere mahkûm. Kalkıp dolanıyorum ortalıkta, fotoğraf karelerine sıkışmış bir gülüş alıyor bakışlarımı.. Parmak izi yüklü, kim bilir kaç defa siyah beyaz kareden sızılmaya kalkışılmış nafile bir çabayla. Yüzüme yapışan hüzünle bırakıyorum yeniden, kendine konum bulduğu çekmeceye. Duvarlar lal kesmiş sesim durmadan çarpıp duruyor yüzüme. Gidip gidip geri gelmeye mahkûm bir yolcu gibi. Aynalara küskün suretimden ilk defa bu sabah utanıyorum. Kir pas içinde görünen yanının zavallılığı acıtıyor kalbimi. Dizlerimin üzerine çöktürecek kadar sahibi olmadığım bu beden öylece kalakalıyor kırık, puslu aynaların karşısında bir süre. Sonrası mı ? Sonrası şuursuz bir zihnin döküntü cümleleri işte.. Bugün ilk defa aralık bırakmıyorum kapıları. Bugün ilk defa beklemiyorum belki de. Belki de bugün ilk defa mektuplar yollamıyorum adressizliğe. Ruhum gibi solmaya yüz tutsun istiyorum mürekkebin diriliği. Pulun özgürlüğe çıktığı yolculuk son bulsun bugün.. Tersine bir ağlamak tuttursun mesela gözlerim.. İçimin derinin de bir avuç su çoğalıp fırtınalar koparsın. Kemiklerimin nüfusuna geçirir gibi basayım yalnızlığımı göğsüme.. Bir an duraksıyorum, bir an sanki tanrı geçip gidiyor içimden. Bir şey varmış gibi ve aslında yoksunluğunu anlamsızlığa büründürmüş gibi. Günahlarımdan arınmaya uyandığım bu sabah, İncecik kesiyorum bileklerimi. Duyumsadıklarımda bir pencere açılıyor ,, Düşüşlere bakan… Masanın üzerinde kurumaya yüz tutmuş çiçeklerden daha gerçek üstelik. Odalar var zihnimde. Karanlık.. Sarhoş bir bulut örtüyor hepten üzerini.. Şiir ver bana diye sesleniyor derinimde biri. Toprak kadar örtük, gök kadar tutarsız, ağaç ol diyor köklerini sal durmadan. Tavana astığım bakışlarımı alıp yastık altı ediyorum. Gördüklerim mahkum olsun gecelere.. Ruhumun mülkiyetsizliğini görsün şeytan nasıl olsa bu son talan değil mi ? İnanmaya korkan bir zavallı gibi incecik kesiyorum bileklerimi. İnancın resminden durmadan renkler damlıyor,,Ah nasıl da kırmızı…. Durmadan aynı cümleyi tekrar ediyorum kendime şiirler yazıldı, soluk aldı, gezindi bu odalarda. Kendimin dışında,, Şimdi bir melek yalın ayak gezinirken etrafımda ona demek istiyorum ki ; Öfkemin rengine bulandırırken kendini Sıkma avuçlarını Yoksa birazdan kelebekler ölecek,,,, Günaha davetkar satır aralarında Alt metinlerde bir artık yaşamaktı her/şey ‘Benim hikayemi kim yazıyor Tanrı(?!)’’. İnançsızlığıma açtığım parantezi kapat hadi. Açık kaldıkça düşüyor içinden insan yanım. Rastlantı penceresinde son defa hoh’luyorum cama. Bir panayır yeri artık oda.. Cama yansıyan buğu bir ünlem daha katıyor. Bu sona ihtiyacım olan günahsız üç (…) oysa. |
||
|
||
| mylia kalemin ne etkili ne vurucu dingin gibi dilin ama yazıldığı gibi değil kelimelerin farklı bir uyandırışa sürüklüyor yattığı satırlardan her biri oku ve geç diyemiyor okuyan yatıya misafir alıyor her imgelemin şu cümlelere takılıp kaldım "dizlerimin üzerinne çöktürecek kadar sahibi olmadığım bu beden öylece bakakalıyor." ilk defa mektuplar yollamıyorumadressizliğe" ruhum gibi solmaya yüztutsun istiyorum mürekkebin diriliği" ve beni yığan cümlen geliyor kemiklerimin nüfusuna geçirir gibi basayım yalnızlığımı göğsüme" "tavana astığım bakışlarımı alıp yastıkaltı ediyorum gördüklerim mahkum olsun gecelere" "inançsızlığıma açtığım parantezi kapat hadi açık kaldıkça düşüyor içinden insan yanım" AMAN TANRIM mylia kaldı öykün gitmedi benden ne diyeyim içindeki öze dilindeki dökülüşe sağlık |
||
|
||
| Aslında buna öykü diyemiyorum sevgili ulgnil ama bu güzel yorumların açıkçası hem çok mutlu hemde mahçup etti. Dediğim gibi ricayı kırmamak adına yazılmış bir şey oldu umuyorum tam öykü niteliğinde çok daha güzel paylaşımlara ön ayak olur.. | ||
|
||
| ha bu arada sevgili eldiven ben de sabırsızlanıyorum bir öykü kaleme almak için, ama dedim ya benim benden az öteye çekilmem gerek ki yazabileyim öykü tadında bir öykü şu sıralarda da kahretsin hep benle sevişmekteyim |
||
|
||
| mylia ruhumu bileyledi yazdıkların... hüznümü simsiyah kısrakların masallarında şahlanıyor buldum... |
||
|
||
Alıntı hüznümü simsiyah kısrakların masallarında şahlanıyor buldum... Bu güzel cümleyi yazdıracak kadar dokunabilmişsem ruhuna ne mutlu bana öyleyse
|
||
|
||
Şiir ver bana diye sesleniyor derinimde biri. Toprak kadar örtük, gök kadar tutarsız, ağaç ol diyor köklerini sal durmadan. Tavana astığım bakışlarımı alıp yastık altı ediyorum. Gördüklerim mahkum olsun gecelere.. Ruhumun mülkiyetsizliğini görsün şeytan nasıl olsa bu son talan değil mi Şimdi bir melek yalın ayak gezinirken etrafımda ona demek istiyorum ki ; Öfkemin rengine bulandırırken kendini Sıkma avuçlarını Yoksa birazdan kelebekler ölecek,,,, Günaha davetkar satır aralarında mylia çok etkilendim yazıdan yüreğine sağlık ![]() |
||
|
||
Çok teşekkür ederim gobili
|
||
|
||
| mylia öykünüzü okurken birden çıktım okumanın içinden sanki bir film izledim bir resme baktım sanki iyi bir ressamın ellerinden çıkmış canlandı '' günahlarımdan arınmaya başladığım bir günün sabahı'' kelimeler ruha kavuşmuş sayenizde , elinize yüreğinize sağlık |
||
|
||
| Bu ne güzel bir yorum sevgili ebruli bu gece böyle kıvrana kıvrana yanıtlıyorum yorumları gerçekten mahçup oldum. Ama böyle hissedebilmişseniz kelimeler soluk almış demektir. Bu çok iyi benim açımdan.. | ||
|
||
... oku ve geç diyemiyor okuyan yatıya misafir alıyor her imgelemin ... "ulgnil" ışığı içinde saklı, berrak bir pınar, yansıttığı'nda beliriveren... *** Bu suyun derinliği, kendinde gizli......................ulg-"NİL"...
|
||
|
||
| yüreğine,melankoline sağlık mylia...nefes aldırdı yazın,yalnızlığı sevdirdi. | ||
|
||
| Çok güzel anlatılar geliyor... Çok güzel öykülerle burası herkesin en muhtaç olduğu, fırtınayı getiren sessizlikten bir sonraki adımı, gerilim fikirleri besleyebilecektir. Umuyorum... Meyvelerimiz olgun ama biz meyvelerimiz için olgun muyuz? Mylia anlatınız için şimdilik kısa bir şey söyleyeceğim, sizin anlatı tabirinizi kullanacağım: "O gelmesi gerekenin bir gölgesi gibi gitmeyecek!" Not: Kitabı veya kitapları kim kazanmak istiyor? Hadi iş başına o zaman! Biliyorum amaç kitap değil, ama kitap ile katmerli bir sessizlik olacağını kimse yadsıyamaz. Zaten eleştiriler de henüz katılım göstermeyen üyelerden geliyor... Bu gayet sevindirici. Özellikle tüm katılım gösteren üyelerimize aynı şekilde eleştiri sıklığı yaratılabilse, herkesin nekahate çekileceğini düşünebilirim... Öykülerini beklediğim yazarlar listesi; ulgnil, MrsBrown, güneşinkızı, fikir, Ruler of the Ruins, asya, bayan_raskolnikov, cosinus78, Khaos, pissen, depresif. Bu bir hatırlatma.
|
||