|
||
depresif ilgin ve yorumun için teşekkür ederim. Sen hangi kitabı istiyorsan söyle ben alacağım, bu eldiven biraz üçkağıtçı gibi durdu bana
|
||
|
||
Ya evet, düzenleyen yarışmaya katılamıyor olmalı. Aynı soyismi taşıyan,birinci derecede akrabaları falan da tabi. Şike var bence ![]() Sen bana güzel kalemınden bir iki hikaye daha döktürürsen hangi kitap durabilir ki önünde ?
|
||
|
||
Övgün için sağol, övülmek iyi bir şey gibi görünsede benim için değil sanırım şımarmak an meselesi İlk defa burada öykü yazdım, yazarken değil ama yazdıktan sonra uğraş gerektiren bir iş olduğunu gördüm. Uzman sayılabilcek bir kaç yakın arkadaşıma okuttum,tonla laf işttim Bir daha yazı filan yazmıyorum diyerek kurtuldum eleştiri oklarından. Sanırım başka bir öyküm yada yazım olmayacak, rahatsızlık vermeye devam ettiklerim dışında tabi Yanlış bir seçim yaptın, gitti o güzelim kitap
|
||
|
||
Aaa şımarmadın mı yoksa hala ? ![]() Ben amatör,ancak övebiliyorum,yetim bu kadar.. Yazık edersin yazmazsan diyeceğim gelıyor ama pek bir basit cümle. An'a ve kişilere yakışan türden değil şu an. Sen rahatsız etmeye devam et, belki birileri rahatsızlıklarını öykü yapar
|
||
|
||
Alıntı "Doğru olmayacaksınız, sözleriniz sizin olmayacak... Siz olmayan, sizin istemediğiniz bir yaşamı yaratacaksınız..." Bir öykü yazacaksınız. Hımm şimdi aslında burada epey edebiyatçı var kendini beğenmeyen. Mylia, Mrs. Brown, Ulgnil ilk gözüme çarpanlar oldu. Tabi onlar kendilerini beğenmiyor,kimi bütünlük yok diyor kimi olmadı beğenmedim diyor saçma oldu biraz diyor haksızca sanırım. O yüzden sizlere normalde hiç tarzım olmayan bu ben dışı öyküleme yöntemiyle kıvırarak saçmalayacağım. Defalarca rica edilmeseydi de bu yan yaratıya uygun olmadığımı düşünüyordum. Yazımın sonunda yine istemeden kendi ana karakterlerimle bir bağlantı yaratmış olsam da istemeden bu saçma hikaye tamamen konu başlığına bağlı olarak düşünülüp şimsdi uydurulmuştur kafadan. Tabi aceleye gelmiş olup biraz işler karışmıştır. Öyle edebiyat melankoli, kelime oyunu beklemeyin,sevgi sözleri ve psikolojik içsellik ve şiirsellik de. O konuların bilenleri yazmış zaten olmadı bu diyerek. Bense fantastik kurgu adamıyım öyle uydurur uydurur kurar yazarım Ulu Akhen in Hizmetkarları Doğayı izledik ve onu takip ettik bizler hep birlikte, Karnımızı doyurduk ve avlandık, Neşeli şarkılar söyledik ateş başında dans ederek D üşünmeden, dünü, bugünü yarını; Ve gördüğümüz her şeye isimler verdik, İsimleri hatırlamak için Totemler yaptık ağaçlardan, Sonra o isimlerin anlamını unuttuk, Fakat totemlerimiz hala yanımızdaydı onları unutmadık, Bir gün her şeye totemlerimizin eseridir bütün bunlar dedik ve inandık bu basit oyuna, Sonra özgür olduğumuzu hatırladık ve ve her şey bizimdir dedik, Sonra özgür olduğumuzu unuttuk her şey totemimizindir dedik, Ve biz daha çok totem istedik, Daha çok ağaç kestik, Totemlerimiz için kurban ettik ormanımızı, Yağmurlar kesildi, Rüzgâr esmedi ve her şey kurudu, Daha çok ağaç kestik ve daha çok yalvardık totemlerimize, Ama yağmur yine yağmadı, rüzgâr yine esmedi, Çocuklarımızı sunduk totemlere, En sevdiklerimizi al ama bize yağmuru bağışla diyerek, Yağmur yağmadı, rüzgâr esmedi. Yağmuru getiren neydi unuttuk. Hayatımız neydi bilmiyorduk. Şimdi hep birlikte kızıla boyanıyoruz kızıl bir göğün altında. Bizlere güneyin korkunç ırkı diyorlar, Ama güneyde yaşamadık hiç, Atalarımızın mezarlarını unutmaya çalıştık, Ölüm bizim en yüce yoldaşımız oldu, Kan en büyük ödülümüz, Atalarımızın mezarlarını çiğnemek eğlencemiz, İntikam ibadetimiz, Kötü ruhlar diyorlar bizlere, Ve biz bundan onur duyuyoruz., Ateşler yakılsın, Savaş boruları çalınsın, Kınlar kanla dolsun. Dün buradaydık görmediniz, Yarın oradayız kusarken göreceksiniz, Kendi damarlarınızdaki kanı. Gördük ki, totemlerimiz masummuş, Ama onları kırdık, Gördük ki denizin ötesinde kökü kazınması gerekenler yaşarmış, Yağmur gecikmeyecek, rüzgar geri gelecek. Ölümün çığlığı doğuda yankılandığında. Vingold'un Çağrısı Mongdai'de küçük bir harabeden devşirme yıkıntılar arasında yaşardı Soldo. Eski bir denizciydi fakat o günler epey gerilerinde kalmıştı hafızasının. Yaşadığı yer küçük bir tepe üzerindeydi. Soldo biraz yürüyerek alçalmakta olan güneş e doğru baktı gözlerini kısarak. Hava güzeldi ve hafif bir bahar esintisi ile gelen çiçek kokuları alıyordu. "Ne berbat bir gün daha" diye geçirdi içinden. Soldo uzun zamandır her şeyden uzaklaşmıştı. Kendisini bomboş ve anlamsız hissediyordu. Hayata dair tek bir amacı dahi kalmamıştı. Denizden uzaklaştı, insanlardan uzaklaştı, kendinden ve hayattan uzaklaştı. Hayattan nefret ediyordu ve bunu sonlandırmak için kararlaştırdığı günün gelmesini bekliyordu. Hiç kimse bunu bilmeyecekti. Ölüsünü dahi bulamayacaklardı. Bunu uzun zaman düşünmüştü. Tasarladığı zamanda yarım gün mesafe uzaklıktaki bir dağa tırmanacak ve en dik uçurumdan kendini sonsuzluğa bırakacaktı. Bir anlığına güldü. "Eğer bunu bilen biri olsaydı bundan vazgeçmemi, dayanmamı ve tanrının yolunun bu olmadığını söyleyecekti" Küçük bir kahkaha atarak kendi kendine konuşmasını sürdürdü. "Hey Tanrım! Demek senin önerdiğin yol bu değil ha, öyle diyor vefakâr diğer kulların. Ama beni bilirsin pek öyle sayılmam. Kimseye söylemeyeceğim söz veriyorum ve burada kimseler yok. Şu dar fakat doğru olan yol u bana bir istisna yapıp açıklamaya ne dersin? Nasıl olsa yeterince büyük bir cezayı hak ettim bu hakaretlerimle sana ve çok yakında yanındayım? Susuyorsun yine. Sen hep susarsın zaten. Yoksa şeytana mı danışmalıyım böyle şeyleri o hiç çekinmez ve içimden konuşur öyle ya." Soldo tepeden inerek harabeye doğru geri döndü. Hazırladığı yolculuk araçlarını yanına aldı. Üç adet uzun ve sağlam gemicilik günlerinden kalma ipler, çekiç, Soldo'nun tırmanmak için yeniden yonttuğu çapalar, biraz da yolluk. İpler tırmanmak içindi. Çıkacağı yüksekliğe kadar onları kullanmak zorunda oluşu ve bunun ölüm için oluşu bir an için garip geldi Soldo'ya fakat fazla düşünmedi bunun için. Yola çıktığında bir yandan da hayatını düşünüyordu. Pek uzun olmasa da uzun yıllar denizlerde dolaşmış, sayısız yerler, yaşamlar ve insanlar görmüştü. Doğunun neredeyse 4 büyük kıtasında da bulunmuştu. Savaşları, hastalıkları, aşkları ve acıları hep gerisinde bırakmış yüzen adasına bir şekilde hep geri dönmüştü. Bir ara sırf kavga edip kılıç kullanmayı öğrenmek için korsanlara bile katılmış, bir sürü masum insanı canından etmişti altınları için. Bütün bunları anımsadıkça, merhamet dileyen genç kızlar, ölmek istemeyen fakat savaşma gücünden ve kılıçtan yoksun çaresizce savaşan, evini koruyan erkekler ondaki tiksinti duygusunu daha da kabartıyordu. Soldo onlara yaptıklarından ötürü hiç bir suçluluk duygusu hissetmiyordu. Onlara hiç acımadığını fark etmişti ilk savaşında daha. Onlardan ve yerleşik yaşamlarından hep nefret etmişti. Tıpkı asilzade babasından ettiği gibi. Bu insanların hepsinin ölmesini diliyordu. Hele ki öldüresiye nefret ettiği o kadınlar. Onlara duyduğu fiziksel arzuya karşın üzerlerindeki hem küçümseyici hem de kutsanmışlık düşüncesi onu çileden çıkardığı için canını aldığı iki kadın sürekli rüyalarına girerdi hala. Aralarına katıldığı korsanlar bile "sen lanet bir katilsin kahrolası bizler altın için onları canından daha şiddetle koruyanları öldürürüz ama sen sadece öldürmek için aramızdasın" diyerek günlerce işkence ve aşağılamadan sonra bu bölgede ölüme terk etmişlerdi. Soldo iki yıldır buradaydı. Ancak artık içindeki nefretini yansıtabileceği kimseler aramaktan vazgeçmişti. Gençliğinin en büyük umudu büyük okyanusu aşıp batının bilinmez topraklarını bulmaktı çocukluğundan beri. Ama bu hemen hemen bütün insanlara göre aptalca bir hayaldi. Büyük okyanus ve bekçisi Otrang'ın korkunç nefesinden hiç bir gemi kurtulamazdı. Yıllarca bir gün güçlü ve büyük bir gemi sahibi olma umuduyla babasını da reddetmiş ve denizlerde yaşamıştı. Babası kendisi ve kardeşleri gibi onun da müzisyen olmasında diretmişti yıllarca. Soldo ise o aptal asilzadelerin kendisine gösterdiği maymun ilgisinden nefret ederdi her zaman ve bunlara müzik değil korku vermek gerekir diye geçirirdi içinden. |
||
|
||
| Soldo ulaşmaya çalıştığı hedefe yani tırmanacağı kayalık dağa doğru yaklaştığında bir anlığına duraksadı. Önündeki küçük tepeye sessizce ilerleyerek yere yattı ve ileriyi gözlemeye koyuldu. "Kahrolası kader" diye geçirdi içinden ve küfrederek göğe baktı. Gitmesi gereken güzergahta pek de tekin görünmeyen bir yığın adamın homurtuları yükseliyordu. Biraz daha içeri sokularak kim olduklarını anlamaya çalıştı. Bunlar doğunun en korkunç insanları, Vingold un klanıydı. Sodo onlardan birini esaret altında tutulduğu bir hücrede tanıma şanssızlığını tatmıştı. Bu insanlar ya öl ya öldür düşüncesi ile yaşıyorlardı, asla plan yapmaz, hücrede bile ölümüne kavga ile istediklerini yaptırırlardı. Soldo onların kaba kuzeybatı halkının farklı bir şivesiyle konuştukları dillerini anlayabiliyordu. Duydukları yüzünden titremeye başlamıştı. Efendi Toar! Çevremizde sinsi bir kedi gibi gizlenerek bizi izleyen şu zavallı yalnızı ne yapacağımızı hala söylemedin. -Toar kaba bir kahkaha attı. Vingold un koleksiyonuna uygun şekilli bir kafatası varsa akşam iyi bir ödül kazandırabilir bize ganimet paylarından karşılığında. Fakat işe yaramaz bir güneyli ise sadece efendimizi eğlendirebilecek. -Vingold ün orada bu tip işe yaramaz kafalara ne yaptığını çok merak ediyorum bazen . -Bir insanı öldürmeden en uzun süre ölmek için yalvartmanın yollarını deniyor. Garip ilaçların ve bitkilerinin etkisi inanılmaz. Bir defasında tüm derisi yüzüldüğü halde hala ölmemiş birini gördüm. Şaşkınlığımı görünce "Bu halk ın yemek kültüründe benzerini köpeklere yaptıklarını ve o hayvanların ölüme karşı bu insanlardan çok daha dayanıklı olduğunu söyledi. Güneylilerden gerçekten nefret ediyor. -Köpekleri mi yiyorlarmış, hem de başlarını kesmeden derisini yüzerek. -Şaşırdın mı? Hangi hayvanları ne şekillerde yediklerini duymak için zamanın var genç Kor. Bunları öğrendiğinde sen de klanın değişmez savaşçıları olacaksın birgün. Soldo bu dehşet insanlar hakkında ilk kez yeni birşey duyuyordu. Asla yabancılarla yakalandıklarında düşüncelerinden bahsetmezlerdi. İnsanlar bu klanın bu derece bir vahşet ile neden saldırıya geçtiğini bilmezlerdi. Onlara şeytan isimleri verilmişti. Çünkü asla esir almazlar ve vahşetlerinde yaşlı kadın çocuk ayrımı gütmezler hatta özellikle önce çocukları katlederlerdi ailelerinin gözü önünde. Kimi girdikleri köylerde insanlar aniden öldürülür ve başları kesilirdi. Bedenleri kancalara asılıp kafaları üst üste yığılırdı. Ama en büyük vahşetler güneyde gerçekleşirdi. Soldo hücrede kaldığı sürece vingold klanından ölüm mahkumu savaşçının kendisine sunulan her et yemeğinde birine saldırdığını ve öldürmeye çalıştığına şahit olmuştu. Bir hayvandan bahsederken gözleri ışıldardı. Bu insanlar neye inanıyordu böyle? Soldo ölüme gittiği bu yolda birden dehşete kapıldı. Kendisi için kolay ve çabuk bir ölüm tasarlamıştı ancak bu kişilerin elinde buna imkan yoktu. Konuşmasından ve tipinden kendisinin güney halklarından olduğunu anlamaları uzun sürmeyecekti. Üstelik de o bahsedilen geleneksel yemeği severek yerdi. Dahası kolunda hala korsanların dövmesi vardı ve ünü bir dönem onları aşmıştı saldığı dehşet yüzünden. Gizlice uzaklaşmak için davrandığında bazı hareketler sezinledi. Soldo ani bir hareketle öne atılarak hızla koşmaya başladı. Arkasındaki klan savaşçıları ulumaya benzer seslerle kovalıyordu. Şimdi hedefe ulaşmıştı garip bir biçimde ve hızlıca tırmanmaya başladı. Savaşçılar da peşindeydiler. Neyseki ok ile düşürmek istemiyorlardı onu canlı ele geçirmek zorundaydılar. Fakat Soldo tırmanmakta epey hızlıydı. İpini ve aletlerini de kullanarak arayı epey açmıştı. Bir süre soluklanmak için durdu ve düşünmeye başladı. Şu anda ölmeyi düşündüğü yerden daha yüksekte olduğunu görüyordu. Fakat içinde garip bir his onu bu eylemi gerçekleştirmekten alıkoyuyordu. Atlarsa kendi arzusuyla mı al aldığı karar gereği mi yapmış olacaktı yoksa onlardan ve yapacakları eziyetlerden korktuğu için kaçmış mı olacaktı. Her iki durumda da öleceğine göre neden düşünüyordu bunu anlayamadı. Bu garip his ve mücadele onda yaşama devam isteği yaratıyordu şu anda. Savaşçılardan birinin diğerine Soldo nun ismini haykırdığını duydu yerinden kalkmaya hazırlanırken. Bu onu dövmesinden tanıdıkları anlamına geliyordu çünkü üzeri değişik işlenmiş olan boynundaki korsan dövmesi ile tanınırdı. Daha sonra çevik bir savaşçının hızla sol tarafındaki bir yarıktan kendisine yaklaştığını sezinledi. Adam ondan daha hızlı ve güçlüydü. Uzun zaman denizde girdiği ganimet mücadelesi savaşlar, bazılarını akılla ya da hileyle alt edip yenemeyeceğini öğretmişti ona. Kendisini aşağı bırakmak zorundaydı artık. Ancak o sıra savaşçıdan duyduğu cümleler onu duraklattı. -Ölmeyi tasarlayan bir cani için pek fazla düşünüyor Soldo. Hayal edemediği bir dehşetin askerleri onu ölümden bile korkuttu sonunda. -Ölmek istediğimi kim söylüyor? diye seslendi. -Yüzündeki ifade aptal korsan, yüzündeki ifade. Bir at da, bir aslanda, bir şahinde ifade yok sanır sizler. Onlarda olmayan tek ifade şu an senin yüzündekidir. Canları yanar, yavruları öldüğünde üzülürler,neşelenirler,severler. Ama ölmek için çabalamayı pek azı ister,eğer kurban değil ya da kafeste tutsak edilmemiş ise. Sizi onlar mı gönderdi? Bu ne saçma bir durum, ölmüş olmalıyım sanırım ve cezam bununla yargılanmak. Saçma mı öfkeli korsan? Peki ya öldürdüğün o kadınlar? Diğer öldürdüklerimiz değil ama o kadınlar kardeşimizdi. Onları hayvan oldukları için öldürdün. Onlar bizim dokunmadıklarımızdandı. -Kahrolası gerçekten ölmüş olmalıyım ne zaman attım ben kendimi aşağı? Herşeyi bildiğine göre. -Yüzünden herşeyi okuyabilir hayvanlar hayattan nefret eden Korsan. Konuşmak ve sormak kendine insan diyen senin gibi kötü ruhların doğrulardan kaçma yöntemidir. Daha ölmedin ama yargın pek iç açıcı değil. Sen en az sayıdaki en son kardeşlerimizin de, konuşan kardeşlerimizin de katilisin. Ölmemiş insanların, hayvan torunlarının, Akhen in ruhunu halen yitirmemiş hayvan insanların da katilisin. -Onlar, o kadınlar sizin klandan değillerdi. Onları nereden tanıyorsun. -Bizim klan sadece biz miyiz sanırsın, düşüncesiz hırsız? Bizim kardeşimiz dağda kükreyen aslandır, çayırlarda otlayan sığırdır. Esir edilmiş hayvanlardır. Ve tabi de hala çocuksu saflığını yitirmemiş olanlardır. Onlar bunu bilmez ama biz her yerde onları korumak için varız. Oraya gittik ve herkesi öldürdük, orda olmalıydın. Ama iki kadın eksikti yaşaması için işaretlediklerimizden. -Siz hepiniz delisiniz. İnsanları hayvanları yedikleri için öldürmeniz daha da saçma yarattığınız dehşetten. Savaşçı tok bir kahkaha attı bunun üzerine. -Demek Soldo bizi haksız buldu. Demek biz katiliz ve o zavallıları öldürüyoruz. Bir tanrıya inanıyorsun Soldo. Kişisel bir tanrıya. Ahhen in yaşatan ruhuna değil,sana benzeyen yaşlı adama. Onun seni cezalandırırken ne kadar büyük bir dehşeti var. Sen bunları hak etmediğini düşünmüyorsun. Küçük kızkardeşine başka gözle baktın. En büyük günah denilen şeyleri hayal ettin. Bir kadının güzelliği karşısında onun sana yaşamı için yalvarışının ve her türlü doğa dışı saçma arzunu bu uğurda kabul edebileceğini düşünerek alçaltmaya çalıştın. Bedeninden canı çıkarken titremesinden haz aldın. Ve ölünce, kendini öldürmeye karar verince yeraltında sürekli başın yarılarak kızgın ateşler içinde tüm bedenini kurtlar kemirerek cezalandırılmayacağını umuyorsun. Senin tövben yaşamaktan vazgeçmeyi tören haline getirmekten ibaret. -Onların hepsi yalancı. O kadınlar kazaydı. Diğer adamlar önünde küçük düşecektim. Beceremedin diyeceklerdi. Öldürmek değil korkutmak istedim onları ama bana saldırdılar. -Onlar vahşiydi değil mi Soldo? Hiç beklemiyordun sana ölümüne karşı çıkacaklarını? Siz kötü ruhlar korkaktır çünkü. -Evet kahrolası vahşi. Bizler ödleğiz. En kötü şekillerde ölmeliyiz. Ama bunu size yaptıran kim? Ulu ruh sizi benden ayrı kılmıyor. Öldürdükçe haz alıyorsunuz. Sen zaten bir ölüsün Soldo. Çoktan terk etti Akhen seni. Küçük bir çocukken yitirdin onu ve yerini kirli şeylerle, korkuyla doldurdun. Sana canının hissini tekrar anımsatacağız. Son çırpınışlarında gerçekten yaşamı hatırlayacaksın. Onu korumak için nelere dayanabildiğini tekrar anımsayacaksın. -Bunun için ölmem mi gerek hem de o şekilde. Bırakın kendimi burdan atayım. Ve her şey acısız sona ersin. -Ölmek istemiyor musun Soldo? -Kahretsin arınmak istiyorum ben! Her şeyi unutmak istiyorum. Hatırlamak istemiyorum. Yeniden başlama umudu yok mu hiç? -Belki senin derini yüzmekle başlamam Soldo. Ölmek isteyenleri öldürürüm. Çürümüşleri canlandırırım ama bu ölümcül acıya eşdeğerdir. Kanın önce vücudunda akmalı. O duyduğun derisi yüzülmüş adam iyileşti ve yaşıyor. Ama diğer öldürdüğümüz halklar; onlar ölmeli. -Neden? -Onlar kardeşlerimize hiç saygı duymadılar. Bir hayvanı yemeden önce öldürmeyen çok az başka hayvan vardır. Onları öldürmek için kafeslerde kötü beslediler. Vurdular,aşağıladılar, kullandılar, saygısızca tükettiler. Sadece büyük ruh taşıyan hayvanları değil, birçok ruh taşıyan ağaçları da keserken hiç düşünmediler. Eğer biz onlara ne yaptıklarını göstermezsek asla kabul etmeyecekler. Onları hiç saygı duyarak öldürmeyeceğiz. Onlara hak tanımayacağız. Merhamet göstermeyeceğiz,acımayacağız. Evi için ağacı deviren o adamın hissizliği ile bacağını baltayla keseceğiz. Gösteriş olsun diye hayvanı öldürmeden yemek diye sunanın canlı canlı derisini yüzeceğiz. Yaşadığı yerdeki gölü kurutanların vücudundaki tüm suyu çöl bitkileriyle onlardan öldürmeden alacağız. Akhen in ruhuna ve çocuklarına ne yapıyorlarsa aynısını onlara yapacağız. Çünkü onlar kendilerine olmadıkça hiçbir şeyin farkına varamazlar. Büyük Alondor, ilk efendimiz bize bu yolu öğretti. Bize çağlar boyunca şeytanın hizmetkarı diyecekler. Kanlı dehşetin en ileri aşaması diyecekler. Kimsenin aklına gelmeyen işkence ve öldürme metotlarımıza akıl sır erdiremeyecekler. Oysa hiç düşünmüyoruz. Akhen in ruhuna ve çocuklarına ne yapılıyorsa bunu onlara yapıyoruz. Kendilerini ne kadar da üstün ve özel hissediyorlar,öyle olmadıklarını anlayacaklar. Kurbanlık hayvanlar ne hisseder öğrenecekler. Saygısızca katlettikleri ne hisseder bilecekler. Bizi hiç sevmeyecekler ve bundan ötürü mutluyuz. -Bunları bana neden anlatıyorsun bu sözler yaptıklarımı değiştirmiyor. Üstelik öyle olmayan ilkel avcılar da gördüm, onlara ne yapacaksınız? -Onlar kardeşlerimiz. Biz et yemeyiz çünkü etini yediğin hayvan yeniden filiz vermez. Ama bunu öğrenmeyenler ve öldürdüğü hayvana kardeş gibi bakıp üzülerek ayin eşliğinde canını alanlar kardeşlerimizdir. Onlar ne fazla ne az ne de saygısızca tüketirler. Ahken den özür diler bizi böyle sen yaptın, bu hüznün ve savaşın nedenini bilmiyoruz derler. Onlar hayvandır. Onlar aslandır, şahindir, kurttur. Çölde dinlenen devedir, pusuya yatmış çakaldır., Ahken in ruhuna kayıtsız yaşayamazlar. Ama ona kayıtsız olanlar bunun aynısı kendilerine yapılmadıkça her şeyin kanını emecekler. Sen ise Soldo, ölmesini arzuladıklarının ve öldürdüklerinin yarısında doğrusun fakat diğer yarısında kendini cezalandırıyorsun sürekli. Sen diriltilebilirsin. Ahken seni yeniden kabul edebilir eğer gücünü korursan. -Sizler delirmişsiniz. Benden ne istiyorsunuz? Batıda gerçekten canavarlar olduğu doğruymuş demek. Bende ömrüm boyunca o uçsuz okyanusun ötesini düşledim bir aptal gibi. Ve bu düşüm meğer kabusummuş aynı zamanda. Savaşçı bir kahkaha daha attı. -Peki ya sizler Soldo? Seni ölümde asalet sahibi yapan nedir? Neden kendini yüksek bir dağdan aşağı bırakıyorsun? Tanrıya daha mı yakınsın? Bugünlerde ona daima yakınmışsındır eminim. Kendi dehşetinizi kadar gaddar inandığınız sahte ruhlar da. Tıpkı sizler gibi. Akhen in ruhu bir batıl öyle değil mi? Bizler sizin düşmanınız evet. Bizler şeytanız sizin için evet. Ama bizler sizi şeytan görmüyoruz ölüsünüz siz. Sizi diriltmek için bütün korkularınızla yüzleştiriyoruz ve en büyük kabuslarınızla en korktuğunuz aşağılamalarla. Sizler aç bir hayvanın saldırısına uğramaktan çok korkarsınız. Onları öldürür ve kendinizi kutsarsınız. Fakat gerçek şu ki sizlerin ruhu yok pıhtılaşmış kanla dolu ölü bedenlersiniz. Sizler varoldukça Ahken in ruhu yasa boğulacak. Artık rüzgarlar batı da eskisi gibi değil,gökyüzü daha kızıl. Yağmurlar geç geliyor. Çünkü ağaçları ve bitkileri,hayvanları acımasızca öldüren, yakan, tüketen kötü ruhlar istila etmiş doğusunu. Onun öfkesi saklıdır. Ama bizler onun öfkesinin gizli eliyiz ve o istemeden onu koruyacağız daima. Ve sen Soldo, sen hiç tatmadığın acılar tadacaksın. Eğer içindeki Akhen in sesi yeniden yükselirse tüm acılarını unutacaksın. Fakat korkak bir ölü olmak istiyorsan da yine ona en yakın hale getirilip istediğin sona ulaşacaksın. Bizler Ahken in öfkeli nefesini aşmak için fırtına kuşlarını takip ederek sizi bulduk ve atalarımızdan daha hainlerin varlığını gördük. Bu görev bittiğinde geri dönmeyeceğiz. Artık tüm bu kirlenmişlikle birlikte kirlendik ve burada öleceğiz. Ama başkaları gelecek. Sizler batıya gelmeden ve bizim elimizdekileri de yok etmeden önce bizler geleceğiz. Siz yolu bulamadan biz bulacağız. Siz öldürmeden biz sizi kendi dehşetinizle öldüreceğiz ve acımızı böyle unutacağız. Savaşçı bu sözlerin ardından üç hamlede yukarı sıçradı ve Soldo nun yanına ulaşarak bıçağını alnına dayayıp sertçe bastırarak Soldo nun çığlıkları içinde alnında derin bir kesik oluşturdu. Soldo acıyla bağırıyor ve kendini aşağı bırakmak için uğraşıyordu. Ancak buna izin verilmedi. Soldo ölmeyecekti ve bu ilk hamle kendi bedensel varlığını ve kanını hissetmesi için açılan ilk çentikti bedeninde. Vingold un klanının yöntemleri doğu kıtalarında her zaman dehşet yarattı. Söylendiğine göre içlerinde en korkulan kişi boynunda garip bir dövme taşırdı. İstilalar bin yıl boyunca devam etti ve direnenler hiç affedilmedi. Ve bu insanların dev fırtına kuşlarının sırtında denizin öte yakasından geldikleri bilinmediği için de kimse nereden geldiklerini bilmedi. |
||
|
||
| sanırım biz bu konuyu tartışmıştık seninle. gezegenlerle ilgili | ||
|
||
| Sanırım sen tartıştığını sanmıştın ve önüne gelen amatör gezegen bilimkurgu öyküsü yazıyor demiştin bunu eleştiri zannederek, lüzumsuzca insanları küçük görmekten haz aldığından. | ||
|
||
| konuşmuştuk dedim tartışmıştık demedim. | ||
|
||
sanırım biz bu konuyu tartışmıştık seninle. gezegenlerle ilgili tartışmıştık yazdığın halde konuşmuştuk demiş olabileceğine kanaat getiren bir telepati yeteneğim yok fantazi yazıyoruz dediysek. Saçmalama lütfen fasulye ve uğraştırma beni. |
||
|
||
| sen yine de onu konuşmuştuk diye anla. | ||
|
||
| Bi gitsene sen başımdan, konuşma benle de mümkünse en iyisi daha iyi olur bu. | ||
|
||
| ne diyeyim bilmiyorum. eline sağlık tek cümle güçlü bir sarsıntı yarattı bende öykün. |
||
|
||
| kaos öyle yazar, sarsıcı ve temeli sağlam yazar yalakalığın gözü çıksın | ||
|
||
Sağolasın ulgnil. Aslında pek bi aceleye geldi Soldo nun karakteri diyaloglarında biraz ham ve zayıf kaldı. Çünkü başlangıçta kötü adamları yazacaktım sonra baktım olmuyor iş direkt vahşete tecavüze falan gidecek, bari bunlara da bi amaç yapalım dedim öyle kıvırdım ordan da Öykümü forumun vejeteryanlarına adayayım bari
|
||