|
||
| Konu: Yan yaratı ve eğri bakış... "Doğru olmayacaksınız, sözleriniz sizin olmayacak... Siz olmayan, sizin istemediğiniz bir yaşamı yaratacaksınız..." Bir öykü yazacaksınız. Her öykü yazan için güncel değerlendirmeler yapılacak. Eleştiri saydam oklarını saplayacak. Oylamalar sonucu beğenilen öyküye, isteği doğrultusunda veya belirlenen öykü kalıbı içinde bir kitap hediye edilecektir. Not: Şahsi unufak bir proje olup Sıfır forum üzerinden yürürlüktedir. Maksat: Yok, ama farklı kişilerin kurgu sanatını ve öykü tekniğini bilmek amaçlı, ki bu öykü yazarının kendini sınamasını sağlayacak... Sıradan biri geniş kalıplı öyküler yazabilir.... Not 2: Katılım sağlayacak kişiler çekinmeden kendilerini belirtsinler... Eğer ödül düşük geldiyse bunu iki kitap haline getirebiliriz... Daha farklı şeyler düşünülebilir de ama edebi kuramlarla ilerlemeliyiz. |
||
|
||
| eldiven, bu ne güzel düşünülmüş bir konu yılarca yazdım yazdıklarımı bir anda yaktım şimdi yeniden öyküye dönüş güzelllllllllll! ilk fırsatta sarılmalıyım kaleme kağıda
|
||
|
||
"Doğru olmayacaksınız, sözleriniz sizin olmayacak... Siz olmayan, sizin istemediğiniz bir yaşamı yaratacaksınız..." Benim olmayan yada benim beynimin bir yerinde olmayan kelimeyi kullanmak mümkün görünmesede,nacizane katılımda bulunmak isterim.Ve fikir sahibini tebrik ederim,güzel düşünülmüş.
|
||
|
||
:)sevgili eldiven, gerçekten iyi fikir.en iyi tarafı ucunda bir de kitap(lar) var ![]() yüzsüzlük olmazsa kazanan kişi hangi kitabı istediğini söyleyebilir mi
|
||
|
||
| Evet, öyküsünü yazıp da aktaran kişinin sıçramak üzere olan bir kaplan gibi durduğunu ve kendi içine kapanmış gölgesini açığa çıkartan, gizli ışımasını ve titremesini engellediğini - örtüyü kaldırdığını- gördüm. Ben bu öğrendiğimle, bitevite kendi isteğiyle her kişinin kendini yeneceğini -kendini yenemeyenin aydınlanamayacağını biliyorum-, kendini yenen kişinin ise kurgularından oluşan kalıntısını kendinden öteye dökeceği apaçıklığı ile çevriliyim. Öyle duruyorki ulu, sessiz kişiler bazen diken gibi sarkıyor, bazen yüzen bilmecelerin akla uymayacağının içindeler ve bazen kolayca ezberlenebilecek yükler taşıyorlar.. Kazanma olasığı içindekiler, ki sadece öykü yazanlar bu olasılığa dahildir - kişi kitabı - bulunabilecek bir kitap olması şart - net üzerinde veya kitapçılarda bulunabilecek bir şekilde ayarlamalıdır. Öykü, dil kuralları sınavını geçmeyebilir ama bize aktaracağını net aktarabilir olmalıdır. Net aktarım ise dilbilgisi gerektirir. Lakin bu konuda endişelenmeyin... Öykü de aranılacak yegane nokta kurgulama ve öyküleme "taktiği"dir. Direk kendileri değil! Kural yok, konu, ""Doğru olmayacaksınız, sözleriniz sizin olmayacak... Siz olmayan, sizin istemediğiniz bir yaşamı yaratacaksınız..." içeriğini taşır. Öyküler, öykü yazarları tarafından değerlendirilmeye alınacaktır. Her öykü, tüm öykü yazarları tarafından bir değerlendirmeden geçecektir. Teşekkür ediyorum, ben de öyküye kısa zamanda başlıyorum. Şimdi, kimler var, kimler yok? Öyküler, öykü yazarları tarafından değerlendirilmeye alınacaktır. Her öykü, tüm öykü yazarları tarafından bir değerlendirmeden geçecektir. Burada gizli yükler bindiriyorum gibi geliyor, ama değil. Çok eğlenceli bir durum. Bir öykünün sizin eleştirinize açık olması antik bir heyecandır. Deniz sizi sağa sola yalpalarken, aniden bir adaya çıktığınızı sanırsınız. Bunu bir yük gibi görenler baştan düşünsün... ![]() |
||
|
||
| ben varımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm ama önce bir kendimden arınmalıyım |
||
|
||
| ben de varım;ama ilkin bir örnek olacak -küçük de olsa- bir yazı olsaydı.çünkü kafam biraz karıştı açıkçası "Kural yok, konu, ""Doğru olmayacaksınız, sözleriniz sizin olmayacak... Siz olmayan, sizin istemediğiniz bir yaşamı yaratacaksınız..." içeriğini taşır." diye belirtmişsiniz;ama yine de zihnimde pek şekillenmedi öykü gidişatı; örnek bir yazınız var mı? |
||
|
||
| söz sende eldiven ilk öykümüz. ve ilk adım da tarafından atılmalı ki bizler gelebilelim ardından |
||
|
||
Alıntı sahibi: Sino Atrial "alkış koptu salonda ani bir bitişin ardından.. ... bekliyorum,birgün !" Alıntı sahibi: eldiven İşte hızlı başlangıç ve basamaklarını yükseğe kuran bir öykü... Burada bir zamanlar düşüncelerini basamaklar arasında kaybetmiş, taşla burç yükseltmiş kişiler var ve sırrı biliyorlar... Sino Atrial'in bu hızlı başlangıcı, öyküleriniz için bir tür teşvik ve esin olsun... Ve esinli kişilere benzeyin -kalbinizle, ruhunuzla... İlgili yorumlar, öyküye bir baş dönmesi ile asla zehir sunmayacaklar, baş dönmesi aldığı haz ile bir gökkuşağı ve bir diğer başdönmesine bir köprü olacaktır.... e hızlı başlangıç ve basamaklarını yükseğe kuran bir öykü... Burada bir zamanlar düşüncelerini basamaklar arasında kaybetmiş, taşla burç yükseltmiş kişiler var ve sırrı biliyorlar... Sino Atrial'in bu hızlı başlangıcı, öyküleriniz için bir tür teşvik ve esin olsun... Ve esinli kişilere benzeyin -kalbinizle, ruhunuzla... İlgili yorumlar, öyküye bir baş dönmesi ile asla zehir sunmayacaklar, baş dönmesi aldığı haz ile bir gökkuşağı ve bir diğer başdönmesine bir köprü olacaktır.... Yorumlar öykü sindirilidikten sonra gelecektir tarafımca... Lütfen kuralları unutun ve Sino Atrial'i acımasız eleştirilerinizle ödüllendirin... Yorumlar öykü sindirilidikten sonra gelecektir tarafımca... Lütfen kuralları unutun ve Sino Atrial'i acımasız eleştirilerinizle ödüllendirin... Sino Atrial'in bu hızlı başlangıcı kendisinin "neden belirtmeksizin" öyküyü tekrar silmesi ile devamını sağlayamamıştır... Bu durum için elbet bir nedeni vardır, bu konuda sarfedilecek söz yoktur. Katılımı ve hızlı teşviki için teşekkür ediyoruz... |
||
|
||
| Bilinmeyen sonsuzluğa doğru Hiç düşünmemişti yaşarken. Belkide düşünmüştü, basit ve kendince, dolu dolu. Oysa ne kadar boş yaşadığını nerden bilebilirdiki. Onun için bir hakimiyet kurma sevdası vardı herşeyin üzerinde. Herşeyin üzerine çıkıp oturma. Kıskançlıklarıyla, sadistlikleriyle, tembellikleriyle. Belki, belkide oda suçlu değildi. Kim suçlu gelirdiki bu dünyaya. parayla alımazya insanlık. onunda gördüğü kadarı ileydi belki. Ama insanları ezip geçmekte, olmazdı ki! ama o, öyle bir olduruyordi ki bunu ne eş tanıyordu bu uğurda ne evlat. Sadece kendi yaşamı vardı,Herşeyin üzerinde. Bilmiyordu. niyetleri, istedikleri, yaptıkları her ne ise bir bir kendisine dönecek. Döndüde gördüde. Ama o yine anlamadı ki...anlamayacakta... |
||
|
||
| SEDA Karadenizin coşkun sularını seyrederken uyuya kalmıştı.Gözlerini açtığında altına uzandığı fındık ağacı kollarıyla boğazına sarılmak üzere bekleyen azrail gibi görünmüştü gözüne,sıçrayarak kalktı yerinden.Ne karanlık bir yoldu patika.Uzağa götürmesede başka bir dünyaya götürdüğü kesindi.Şehrin ışıklarından kaçarak attı kendini evine, yol boyu kulağında uğuldayan melodiler ''kah vurulduk ey halkım unutma bizi diyor kah İbrahim içindeki putları devir'' diyordu. Okulun önünde üzerinde anlamsız duran işaretlerle dolu birkaç kitabı duvarın üzerine bırakmış öyle bekliyordu.Kolundaki saati sık aralıklarla kontrol etsede zaman değişmiyordu.Ama sonunda çıkmıştı Musa, yüzünde silinmeyen bıkkınlık ifadesiyle.-Nerdesin -sorusuna sanki bilmiyorsun bakışıyla karşılık verdi.Hadi deyip hızlı adımlarla uzaklaştılar.Musa kapıyı açtığında küf kokusu ve hiçde güler yüzlü olmayan iki sandalye bir masa karşıladı onları.Çıkar şu kağıtları diyip birde sigara uzattı Musa'ya.İçine çektiği sigarayı üflerken ne çiziyoruz usta söyle dedi.Biraz da sen bul ne bileyim? Yeter çark çekiç, sıkılmış yumruk, artık almıyor kimse yeni bir imge yaratmalıyız.Biliyorsun bu gelir önemli. Hava kararmak üzereyken kalktı masadan, vedalaşıp çıktı.Gözlerini oğuşturarak yürüdü ve durduğu binanın önünde kalakaldı.Annesinin kaldığı odanın ışıkları yeni yanmıştı.Beyaz renkli bir karartı saldırmak üzere bir sırtlan gibi göründü gözüne.İlaç saatiydi herhalde.Bir kalksaydı yatağından belki onuda görürdü.Ama annesinin onun varlığını hissettiğini bilmek rahatlattı. Musa emaneti vermiştir dedi kalktı kaldırımdan.Rüzgar havayı soğutmuştu,saçlarının içinden kaydı gitti çocukluk günleri, üç tekerlekli bisikletinin kalkan boyası, illede taşınıp giden çocukluk aşkı seda'nın bıraktığı yürek yarası,bakkalın hersabah dinlediği 'arkası yarın' la biten radyo tiyatroları.Kafasını kaldırdığında endişeli adımlarla yaklaşan Musa nın nefes alışverişindeki sıkıntı yıktı geçti anıların yüzünde bıraktığı tebessümü.Ben bi süre yokum beni arama gerekirse ararım bi şekilde, evede uğrama.Tamam derken baktığı gözleri unutmamak üzere kazıdı hafızasına, besbelli bir vedaydı bu.. Şehre sırtını dönmüş en yüksek tepedeki ağacına doğru baktı.Ayakları yere zincirlenmiş dostuna yaklaştı,saygıyla eğilip oturdu altına.Eline yapışmış kitapları attıktan sonra gözlerini kapattı.Vargücüyle çektiği nefesi bıraktı. Hayattan vazgeçenlerin koşar adım geri döndüğü uçuruma doğru koşmaya başladı.Bir çocuğun ellerinden salınan güvercin gibi boşlukta süzülüyordu.Batan güneşin kızıllığı dalgalar üzererinde dansediyor,martılar son kez selamlıyordu. |
||
|
||
| Teşekkür ediyorum lebiderya ve geçici... Çok durgun bir anlatı lebiderya... Ama bir öykü değil. geçici öykünüz için değerlendirmeyi sunacağım... |
||
|
||
| gerçek hayattan aldım. | ||
|
||
daha şimdiden sayın geçici nin kitapları aldığı, pardon yarışmayı kazandığı kesin efenim. ben ömrü zatımda böle bir hikaye okumuş kul değilim. adresi versinlerde ödül olan kitaplar gelsin efenim. ![]() eldiven tebrik ederim, emeğinize sağlık. ![]() |
||
|
||
| Kısa zamanda kendi öykümü sunacağım. Çoğu tamamlandı. Ama önce geçici ile ilgili yorumumu sunmalıyım. İlk okunuşta etkileyici gibi görünen bu hikayeyi eleştiri oklarına tutmak için bekleyelim biraz daha... Zira öykülerini sunmak isteyen o canlı azimli yazarları göremiyorum... |
||