|
||
| Bugün bir hisse kapıldım. Acaba içimizde kendimiz olarak birden fazla 'şey' var var mı? mesela şunları deriz zaman zaman: kendime zarar veriyorum, kendimi mutlu etmesini bilirim, kendimi kontrol edemem, içgüdülerim bana şunu diyor, bu kadar kötü/iyi nasıl olabilirim, hislerimi ifade edemiyorum, içimden bir ses ... diyor, tanrı içimizde, ben tanrıyım, mantığım şöyle diyor duygularım böyle, ... tüm bu örneklerde olduğu gibi sanki içimizde birbiriyle mücadelede yada işbirliğinde olan 2 yada daha fazla varlık var. ve bunlar sanki birbirinin farkında. nedir bu düşüncemin kaynağı? |
||
|
||
| Yok dostum icimizde yok birsey...sadece Bilinc6-nefis v.b..........ancak insani kontrel eden tek sey insandie....ve her insanin icinde kendisinden baska hicbirsey yok. | ||
|
||
| var evet. insanlar bazen mutlak cahil gibi davranır bazen de Shogun dağının bilgesi gibi de davranır. bazen aziz bazen canavar olurlar. din bilimin ve felsefenin en eski sorusu bu. bir tek benlik olsaydı ya her zaman korkunç biri ya da her zaman mükemel bir insan olurduk. bütünlüğe ulaşmış insanlar da var ama. varlıklarının bir kısmı ile özdeşleşmiş. sürekli bir modda kalabilenler de var. ermişler, gurular, gerçek filozoflar böyle insanlar. benim teorim. |
||
|
||
| Bu insan icindeki benlikle ilgili degil psikolojiyle ilgili leo...koca kari masallari ggibi anlatmissin. | ||
|
||
| insan zihninin sınırı yoktur ve durağan kalamaz,sürekli bir devinim vardır,o tripten o tribe,o düşünceden o düşünceye ,insanın bir çok yönü vardır ...bir tek kişidir o ama bilinçaltında bulunan bir sürü bilincinin oluşturduğu teklik kavramı,bu bağlamda bence insanın içinde bırakın bir kaç kişi olmasını müthiş bir evren vardır... | ||
|
||
| Bu konuyla (benliklerimizle) ilgili olarak mecmu-A'nın 10. sayısında yayınlanan ve benim de çok beğendiğim bir yazıyı Anarşist Metinler kısmına yapıştırıyorum. Belki okumuşsunuzdur ama okumayanlar mutlaka okusun derim. Sağlıcakla,
|
||
|
||
| amadeus: eğlence ve ciddiyet sınır koymadan yaşanmalı amadeus: keyfine göre takılcan. ne istiyorsan onu yap amadeus: kendini kendine bırakabilirsin amadeus: unutma kendin de özgürlüğe ihtiyaç duyuyor. adem: eğlence anlayışımın farklılığından kaynaklı bir durum bu adem: kendim benden daha özgür amadeus: benim de öyle amadeus: ben bir maske. kendim ise özüm amadeus: kontrolümde olmayan ben: kendim amadeus: peki ben kendini beğeniyor mu. yada tersi ? adem: evet tabiki amadeus: benimkiler soru işaretiyle bakıyorlar adem: olmak istediğim insanım amadeus: eskiden bende öle düşünüyordum amadeus: ama gittiikçe bu fikirden uzaklaşıyorum adem: sen olmak istediğin insansın aslında sadece yaşamın olmasını istediğin gibi değil amadeus: hayır amadeus: kendim bene gittikçe yabancılaşıyor. kendimi buldukça ben ile kendim uzaklaşıyor adem: aynı noktaya taşımak senin elinde. uzlaşma sağlamak ya da sentez etmek amadeus: bilmiyorum. bu düşüncelre daraltıyor beni adem: kaçıyorsun amadeus: bu konuyu biriyle tartıştım dün amadeus: o bana dediki: dedem var. alzaymırlı. ama gördüğüm en mutlu insan amadeus: şimdi sebebini biliyorum sanırım. amadeus: bence o adam kendini yitirdi. öldürdü onu ve ben' i ile yalnız kaldı amadeus: ben in iktidarı onu huzura erdirmiş olmalı adem: kendinden, çelişkiden güzel bir kaçış amadeus: insan kendi olarak doğar. zamanla ben' i yaratır ve bazen ben tüm ipleri eline alır. o zaman özgürlük bitmiş demektir adem: beni yaratan kendiyse ona ipleri veren kimdir? amadeus: beni yaratan dış dünya. dış dünyaya uyum ve onun şartları beni üretir adem: bu superegodur amadeus: tabii bunda aklımın rolü de var. seçimlerini kendinden yana kullanmaz adem: ego ile çatışmasıda ancak obsesif karakterlerde en şiddetli halini alabilir adem: id ile superegonun çatışım ortamıdır ego amadeus: bilmiyorum amadeus: bi de birden falza benler de yaratabilirim değil mi amadeus: çok kişilikli olmak bu olur herhalde adem: evet bu çok patolojik bir durum ama amadeus: ama en azından bir tanesi kaçınılmaz mı adem: kişilik ayrışımı yoluna gitme. kişi tektir adem: sadece toplum adına olması gereken davranışlarıyla çelişik olabilir amadeus: kendi kendine karşı kişilik geliştiremez mi amadeus: ben bunun olduğunu düşünüyorum adem: hayır kişi kendinin düşmanı değildir. karşıtlık aramaz amadeus: düşman değil. kompleksler filan kendine alternatifler ürettirmez mi insana. yada aşırı güven adem: kompleksin oluşumunu kişi yaratmaz. dışarıdan gelir yine amadeus: peki insanın kendini tanımaması amadeus: mesela eskiden hep şunu düşünürdüm. ben ve tüm insanlar kötü mü? : yada hepimiz iyimiyiz ? adem: tanımaması olası değil ama tanımlayamaması mümkün amadeus: bunun bi türlü altından kalkamamıştım. insan kendini tanımaz ise adem: iyi kötüyü genelleştiremezsin ki neye göre iyi amadeus: iyi işte. referenasın olmaz ise tanıyamazsın amadeus: referensları olmayan insanların kendini tanımalrı mümkün mü adem: kendini tanımak derken ben iyi birimiyimsorusunumu sorarsın kendine? amadeus: olabilir. önemli bir soru. ben soruyorum bunu adem: iyi biri olma durumu kendini dışarıya bağımlı değerlendirmedir adem: bir nevi vicdan kavramı gibi amadeus: ama muğlak. ben altından kalkılamayan şeylerin olmadığını düşünüyorm amadeus: iyilik kötülüğün altından kalkamadım adem: yoktur zaten amadeus: çünkü yok … |
||
|
||
| koca karı şeysi gibi ama bence öyle. iki yönümüz var. biri ruhsal, varoluşcu, bişeyler olmak ile ilgilenen. vererek tatmin olan, bağışlayıcı, sevgi dolu, korkuyu tanımayan. diğeri de korkan, beslenme, üreme, ölüm korkusu, hayata kalma derdi ile kıvranan bencil hayvani yüzümüz. Ben psikoloji bilimine inanmıyorum. insan 3 şeyden oluşur. beden, zihin ve ruh. "Kötü" olarak nitelendirdiğimiz baskı altında kalan bedensel varlığımızdır. Bu en iyi köpeğe benzetilebilir. doğada yaşayan sahipsiz köpekler filan insanı görünce kaçarlar. baskı altındaki hayvanlarsa saldırganlaşır. ve biz sürekli baskı altındayız. çünkü doğal hayatan koptuk. bu da bizi ruhsal yönlerimizi geliştirip zihin ve bedeni buradan kontrol etmeye itiyo. Yani düşünsenize bizim herşeyimiz stres. nükleer tehditler, hava kirliliği, terör, işsizlik, başarısızlık, toplumsal dışlanma, polis, trafik terörü, ölüm, aids, kanser, deprem, sınıfta kalma, hocanın gözüne girememe, dolapta başka herifin olup olmaması... hayvanların zihni yoktur. bi şeyden haberleri yok gayet rahatlar. bizler bir sürü şeyin ters gidebileceğini bilerek yaşıyoruz... yani sadece beden ve beyin olsaydık bu şehir bence patlardı. bütün insan medeniyeti yok olurdu. Daha yüksek bir benliğimiz var. yemeyi içmeyi umursamayıp bütün gün bahçe ile ilgilenmemize sebep olan. bi karıyı düdüklemeyip onun resmini yapmaya iten. kariyer endişesi taşımadan yazı yazmaya iten... ve bütün dinlerin odak noktası da bu zaten. yine de en başarılı olduğu din uzak doğu felsefesi. bence yani... |
||
|
||
| Dostlar site oldukça genişledi ve her gün yeni katılımcı arkadaşlar ortaya çıktığı için anarşist metinler kısmına astığım kara mecmu-A'dan alınan bu yaznın tartışmayla ilgili kısmını affınıza sığınarak buraya da yapıştıryorum. Yazıda insanın kişiliğin binlerce benden oluşan bir armoni olduğundan bahsediliyor ve insnaın doğal olarak tutarsız olduğuna dikkat çekiliyor, isteyen tamamanı anarşist metinler kısmından okuyabilir benim çok severek okuduğum bir yazıydı. sağlıcakla, .................. İnanç sistemlerinin anarşist mücadele ile birarada olduğu bazı örneklere rastlıyoruz (örnek vermek gerekirse ilk akla gelen Lev Tolstoy’un Hıristiyan anarşizmi). Ama acaba bu mümkün bir yol mudur? Bence, tutarlılık peşinde koşan inanç sistemleri “benler armonisi”nin karşısında büyük bir engeldir, çünkü insan tekilliğinde inanç sistemi, bir ben hiyerarşisidir ve tek bir benin diğer benler üzerindeki otoritesidir. Olabilecek bütün benleri önbelirlemeye, değiştirmeye, kontrol etmeye çalışır. Bu ben, bazı mistik düşünce sistemlerinde o derece dominant olur ki, tanrılaşır ve yaratan tanrı ile özdeşleşir: Buna da enel hak, Nirvana’ya ulaşmak vs vs denir. Aslına bakarsanız bence bu bir tür insanın kendi doğasından kaçma, firar etme, kurtulma çabası yani arınmadır: Adeta insan olmayan insana yolculuktur. Bu yönelim, tutarlılık baskısına bir de arınma baskısı ekler. (Lev Tolstoy’un ölmek üzereyken bir trenle evden kaçışı bu açıdan manidar gelir bana.) Dinsel düşünce ile anarşizmin buluşturulması sanırım özgür, eşit ve kardeşçe bir biraradalığı oluşturabilme konusunda insana duyulan güvensizliğin bir sonucudur. Çünkü bu düşünce, böyle bir toplumu ancak “iyi” insanların oluşturabileceğine inanmaktadır ve açıkca gözlemlenebilir ki mevcut insan bu tür kriterlere göre hem iyi hem kötüdür. O halde mevcut hali dönüşmelidir, arınmalıdır. Ben ise, insanı yani kendimizi hem iyi hem kötü olarak, yani tutarsız olarak, yani mevcut haliyle esas almalıyız diyorum. İnsan tekilliğinde başarılması gereken, mevcut olanı armonik hale getirmektir. Bu süreci diğer insan tekilliklerinde yaygınlaştırabilmenin örnekleme ve çağrı dışında başka bir mümkün yöntemi de yoktur. Örneğin eğitim, bu sürecin karakterine tamamen aykırıdır. Anlaşılıyor ki, tanrıya inanan birinin anarşist olması ile dinsel inancın bir anarşizm yöntemi olarak uyarlanması tamamen farklı şeylerdir. İlk durumda söz konusu olan insandır, doğası gereği tutarsızdır ve mücadelesi onun kendi armoni çabasıdır ve bu süreçte kendi benleri ile ve hatta kendi tanrısı ile başbaşadır. İkincisinde ise, tutarlılık ve arınma bir yöntem, bir sistematik yani bir vazgeçilmez olarak vaaz edilmektedir. Dolayısıyla ben bunun, açıklamaya çalıştığım gerekçelerle anarşizme uygun bir yol olmadığı görüşündeyim. Sabri Cuha |
||
|
||
| ateş hırsızı dostum, benim şöyle bir düşüncem var(dı). anarşizmi bir paradigma olarak değil de bir felsefe ve usul olarak değerlendirirsek; farklı zaman, konum ve şartlarda yaşayan insanlar anarşist pratikler üretebilmelidir. bunun için anarşist kimlik olması şart değildir. yani bir müslüman, milliyetçi, feodal ağa, solcu ... her kim olursa olsun bulunduğu konumda anarşist pratik üretebilmelidir. böyle bir bakış belki anarşizm sürecinde stratejik olarak düşünülebilir yada amacın ta kendi olabilir. bu konu benim için ciddi bir soru işareti ? .. konumuzla da bir bağlantı kurmak için şunu ekleyeyim: farklı benlikler ile anarşizm ve X ideolojisi bir arada yaşatılabilir mi? |
||
|
||
| Saydığın kimlikleri üzerinde taşıyan birisi anarşist olabilir mi amadeus? Farklı benlikler ile anarşizm tabiki birarada yaşatılabilir kaldı ki benliklerin çaşitliliğinin korunması anarşizmin bir getirisidir... |
||
|
||
| anarşizmin temel ilkesi iktidarların ortadan kaldırılması ve böylelikle insanın özgürlüğünü sağlamaya çalışmasıdır. kendine farklı misyonlarda farklı sebeplerle yer bulmuş insanlar bu temel ilke çerçevesinde anarşist pratikler üretebilirler ve bu insanlarla bu zeminler ortak platform oluşturulabilir. elbet bu insanlar büyük oranda bilinçlerini misyonlarının paradigmasına teslim etmiş oluyorlar. bundan dolayı muhakkak bazı alanlarda anaşizm ile çatışkı içine girecekler. bu konularda kendi görüşlerini kendi özel yaşam alanlarında yaşayabilirler. ancak başkalarına kendi düşüncelerini dayatma noktasına geldiklerinde anarşistleri karşılarında bulmalılar. belli kurallar içinde her insan her tür görüşü savunabilmelidir. zaten kültürel çeşitlilik, toplumun ve düşüncenin zinde kalması, alternatif düşüncelerin yeşerebilmesi için bu da gerekli zaten. |
||
|
||
| Gücü elinde tutanın bunu kullanıma zorlanımı (iç ya da dış zorlanım) mevcut konumlarında anarşist bir bakışa sahip olmalarına engel olmaz mı? Verdiğin örneklerden misal şu feodal ağa; anarşist pratik üretmeyi istermi? isterse üretebilir mi?...ve nasıl sağlanır? (bu arada konu taştı başlıktan sanırım) |
||
|
||
siz rahat tartışın ben sonra konuları düzenlerim ![]() ... her insana potansiyel anarşisttir. ama sahip olduğu güçle ters orantılı oralarak bu özelliğinden uzaklaşır. bir insan nasıl %100 anarşist olamaz ise %100 totaliter de olamaz. bu yüzden her insandan faydalanılabilir. zaten tüm insanlığı kucaklayamayan bir ideoloji doğru bir düşünce olma iddiasını hemen bırakmalıdır. |
||
|
||
| Yani her insan bulunduğu konumdan ödün vermeden anarşist olabilir mi? Kşilerin anarşist bakışa sahip olabilmesi bunu yaşamada aktarımını gerektirir. Düşünce yapısı olarak tüm insanları kapsayabilmesi gerekir tabiki! Burada sorun olarak gördüğüm: yine aynı yaşam biçimini sürdürerek mümkün olmamalı... Söylemek istediğin anarşist bakışa sahip olabilen insanın doğal olarak yaşam tarzı değişikliğine gideceğiyse güç ve iktidar konumunun terkedilmesi bu kadar kolay olmayabilir... |
||