|
||
| Eğer hayat yeterince tatmin edici ve ya estetik olsaydı-değil mi ki :unsure: - sanatla insan gene de ilgilenir miydi? |
||
|
||
Bu soruyu okuyunca hemen beraberinde şu sorular geldi aklıma . 1 - Sanat tatmin edici midir ? 2- Bu tatmin diğerlerine yönelik olduğundan bağımsız sanat ne kadar bağımsızdır ? 3- Mesela şu an çalan şarkıda Sepultura Refuse and Resist diyo bu duruma göre sanat ölümlülüğü reddet etkileşime diren mi demek ? 4 - Çağrışımı temel alırsak üretimin temelinde dokunulmamış bir alan var mıdır ? Yoksa her üretilen bir önceki dokunulmuş alanın üzerine mi inşa edilir ? 5 - Her şeye alışana dek aynı kalıpları sürdüren biri için tıkanma noktası nedir ? Yeni bir sanat anlayışı için kritik noktasından bahsediyorum 6- Temel olarak bir üretinin sanat değerini nasıl aldığı bir başka muamma . Yani ona değerini veren bir kısım zümre 10 yıl sonra veya diyelim 50 yıl sonra aynı akımı benimsemeyebilir . 7- Sanat temel olarak büzülmüş ve kabuğuna çekilmiş insanın temel uğraşı mıdır ? 8- Ve bu içe dönüklük sanatsal üretimin merkeziyse varoluş sanatın temel problemidir . Bu durumda sorunsuz bir varoluş için sorunsuz bir evren tasarımı dolayısıyla insansız insan modeli gerekir . Gerçeğin ve bizim temelimiz kusurluluksa sanatın kendisi de estetik bir kusur mudur ? evet şimdlik bu kadar açılım yapabileceğim zira açılırken fazla kaçtım uzuvlarım acı çekiyor
|
||
|
||
| bence sanat insanin tatmin olmayisi yuzunden ortaya cikmamistir.. etrafin yeterince estetik olmayisindan da ortaya cikmamistir... insanin ruhunun cevresini estetik bulmasi ve bu estetigin onun dusunce dunyasinda estetiki degerler yaratmasina yol acmasi nedeniyle, ve sonra gelen estetik birseyler "yaratma" icgudusunun sonucu olarak goruyorum sanati... hayalgucunun o essiz kivrimlarinda ortaya cikan estetik dusunceler ve olgular sanat ile somutlastiriliyor, insan bir seyler "yaratiyor ve uretiyor"... yaraticilik hissi, estetik hissi, kisacasinin insanin ozu sanati dogurandir... |
||
|
||
| Mens... :wacko: Aslında sanat kusursuz olamaz, çünkü kusursuzluğa hep bir adım daha yaklaşan ama her yaklaştığında yaklaşmak istediğinden hep geriye düşen bir yaratığın bocalamasına da ait.Hem kusurluluğa hem de bunun dengesiz çıkışlarına.Aslında onun en değerli yanlarından biri bu bücür yaratığın birden kanatlanabilme yetisinde.Hayatı aşabilme azimnde. Onun orjinalliğini yaratanda tekrarsızlığı değil,eklendiği nefesteki dirilik. Psyche,kısmen katılıyorum sana. Bence... İnsan ; etrafındaki güzelliğe estetiksel bir algılayışla karşılık verdiği için ona katılmak için o bazen insana yetmediği için aslında kendi ona yetemediği için bu güzelliğin kendi ruhundan süzülmesi gerektiği için aşması gerektiği için için ve için ve için sanatla uğraşır.Hatta sanata dolanıp kalır. Çünkü her insan açığa çıkarılması gereken büyüleyici bir potansiyteldir.Kimi cesaret eder,kimi gerçek halkasına takılır. |
||
|
||
Şu aralarda Sisifosu tekrar okuduğum için hemen çağrışım yaptı . Şimdi sanatı Sisifos gibi tasarlayabiliriz o zaman değil mi ? Yani bir tepeye tırmanacakken zirveye geldiği anda tekrar başa dönen . Buradaki tek değişiklik şu galiba . Estetik anlayışındaki paradigma değişiklikleri sanatta tırmanılacak dağın tek olmadığını gösteriyor bize . Üstelik bir dağı tırmanmadan öteki bir dağa yolu gözüküyor insanın .
|
||
|
||
| Belki de her düşüşünde kişi bir daha ki tırmanışının içeriğini arttırıyordur.Belki her seferinde dağ küçülüp insan büyüyordur.Ya da düştüğü yerde açtığı çukur genişliyor bu sefer dağı aşmanın zıt yollarını keşfediyordur. Ve evet,dağ bir tane değil ki...Ne dağlar var daha. Gene de kuyular daha güzel. :rolleyes: |
||
|
||
| sanatın oluşması için veya oluşan objeye sanat eseri denilmesi için kesinlikle insanlarınn belli ihtiyaçlarını(fizyoloşik,sosyolojik,kendini tanımlama kendini tanıtma.)karşılaması gerekir... tabi biraz da yetenek beceri bunlar sanırım kişi kendini tatmine yaklaşabilir yaklaşamaya bşaladığı bu süreçte herkese yeter. helen uygarlığı eski mısır sanırım hala birilerini doyuruyor.... | ||
|
||
| hayır hayatı anlatabilmek için |
||
|
||
| Gene sanatla ilgilenirdi insan, kendini bir sekilde ifade etme etme ihtiyaci gene olurdu. | ||
|
||
Eğer hayat yeterince tatmin edici ve ya estetik olsaydı-değil mi ki :unsure: - sanatla insan gene de ilgilenir miydi? Sanatın sebebini buna indirgemek sanata haksızlık... |
||
|
||
| Her insanın hayatında sanatın ve sporun herhangi bir dalının yer alması gerektiğini düşünüyorum. Sanat hayata yeni bir bakış, bir soluk, ifade zemini sağlar. Sanatsız hayat yetersiz hayattır ama tabiki de hayat yetersiz olduğu için meydana çıkmıştır demek hata olur ve kendini sanata adayan insanlar için bu söylem çok yetersiz ve haksız bi söylem. İnsan başka hangi olguya bu kadar ruhunu katabiliyor ki... | ||
|
||
| aslında çok zor bi soru,herşeyimizle tatmin olsaydık,estetik dertlerimiz olmasaydı,sanat dediğimiz kavram olurmuydu? sanatçı,üretimlerini kendi derdini anlatmak için yapar.bi derdi vardır ve bunu yaparak ifade eder..bu durumda,dertsiz bi hayat mümkünmüdür sorusu ortaya cıkar ki sanırım nolursa olsun,dertler hiç bitmeyecektir..diğer deyişle sanat her şartta varlığını sürdürecektir.. |
||
|
||
aslında çok zor bi soru,herşeyimizle tatmin olsaydık,estetik dertlerimiz olmasaydı,sanat dediğimiz kavram olurmuydu? sanatçı,üretimlerini kendi derdini anlatmak için yapar.bi derdi vardır ve bunu yaparak ifade eder..bu durumda,dertsiz bi hayat mümkünmüdür sorusu ortaya cıkar ki sanırım nolursa olsun,dertler hiç bitmeyecektir..diğer deyişle sanat her şartta varlığını sürdürecektir.. sanat dertlerin yanında mutluluğu da anlatabilir diyerek bir ek yapayım. bu durum sanatın sürekli bir üzüntü havası içerisinde olmadığını belirtir. esas söylemek istediğim ise sanatın hayatın estetik yönleri açığa çıkarmak için çabaladığıdır. hayat aslında estetikten uzak değildir. çoğu zaman insanlar bunu somut biçimde göremezler, ama biryerlerde var olduğunu da hisseder. daha doğrusu var olması gerektiğini hissederler. aradıklarında bulacakları bu estetiğin de ruhlarını ne kadar yücelteceğini içten içe bilirler. bu estetik hayatlarına anlam katacaktır, bunu da bilirler. belki de bunu hayatlarında hiç beklemedikleri bir anda bulmuşlardır bile, ve bir daha karşılaşmak isterler bu estetikle. ve insan hayata dair arayıp da bulduğu estetik yanları somutlaştırmak ister. somut birşeyi kaybetmek, unutmak zordur çünkü. bu somutlaştırma işinin adına da sanat demişler. |
||
|
||
| sanat hayatın kendisidir, doğanın temel unsurlarından biridir. sadece insanlar değil, diğer tüm canlılar, yaşamlarında sıradışı sayılabilecek, estetik gösterilerde bulunabiliyorlar. Ağustosböceğinin saz çalması, yunusların akrobatik hareketler yapması, ateşböceğinin rengarenk ışıklar saçması, ağaçların görsel açıdan kıvrımlar yapması, denizlerin med-cezirleri gibi daha binlerce şey sanat değil midir?... Belkide insan canlıların içinde sanata en yabacı olan varlık oalam mı? ''DOĞA VE İNSAN Siz hiç güneşin doğmadan önceki dağların arasındaki kızıllığını gördünüz mü? Peki gebe dağın güneşi doğuruşunu! Ya sabahın serinliğini kemiklerinizde hissettiniz mi? Söğüt ağaçlarını altında akan derenin sesini duydunuz mu? O ağaçların gölgesini derede gördünüz mü? Tepenin yamaçlarında rüzgâr sesi dinlediniz mi? Rüzgârla çarpışan kavak ağaçlarıyla konuştunuz mu? Dağların doruklarından saldıran kara bulutların gökyüzünü kaplayışını ve karşı dağlardan gelen lacivert bulutlarla çarpışıp, gökyüzüne imza atan sesi duydunuz mu? Yağmurun gökyüzünden inişini seyrettiniz mi? Onun toprağı kabartıp çevreye yaydığı kokuyu aldınız mı? Yağmur suyuyla coşan derenin taşkınlığını gördünüz mü? Söğüt ağaçlarının derede boğuldağına şahit oldunuz mu? Peki yağmur sonrası güneş altındaki dağlara baktınız mı? Ya o dağların böğrüne saplanmış rengarenk “C” ye ilkbahar veya sonbaharda gökyüzünden dökülen inci beyaz boncuklardan kolye yaptınız mı? Gökteki pamukların arasından dökülen konfetileri nefesinizle erittiniz mi? Kenarları olmayan uçsuz bucaksız apak nevresimin üzerine uzandınız mı? Siz hiç güneşin batımına yakın zamanda mastayla ölçtünüz mü, ya güneşin dağa dokunuşunu gördünüz mü? Peki dağın güneşi yuttuğunu, onun utancından kızaran yüzünü seyrettiniz mi? Çoban yıldızının doğuşunu, ayın denizle savaşını ve yıldızın kaçışını! Gece kuşunun kapalı gişe resitalini izlediniz mi? Ya kurbağaların gevezeliklerini? Ateş böceğinin ışığında kitap okudunuz mu? Dalgalarla kayaların bitmez tükenmez kavgasını gördünüz mü?..'' |
||
|
||
| Sanat, insanın ya da hayatın yetersizliğinin bir aracıdır ama o da yeterli değildir...Anlam çabalarımızın, kalıcı olma kaygılarımızın uzantısıdır... | ||